94. bölüm / 102
Lavinia90.Bölüm
Bölümler 102Şu an: 90.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm654 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm190 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime · Okuduğun bölüm
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.894 kelime
- 102 98.Bölüm1.940 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merve’den devam
Şu an sevdiğim adamın yanında oturmuş, bizim için gelen misafirleri izliyordum.
Bir yanım hâlâ kırgın olsa da abimin varlığıyla mutlu oluyordum. Ama içimde, onun da bir şeyleri olduğunu söyleyen garip bir his vardı.
Mehmet bana dönüp gülümsedi.
“Canım, hadi biz de oynayalım.”
Söyledikleriyle bütün düşüncelerim bir anda dağıldı. Ona, “Tamam,” der gibi başımı salladım ve yerimden kalktım.
Mehmet’ten devam
Karşımda sevdiğim kadın, sağımda Fikret, solumda Savaş…
İki dostum da yanımdaydı. Allah’tan başka ne isterdim ki?
Güzelime bakarak gülümsedim. Onu beyazların içinde böyle görmek… Rüyamda görsem, böyle bir manzaraya inanmazdım.
Ama Allah’ın takdiri işte…
Çok şükür. 🙏
Fikret’ten devam
Deli gibi Damla’yı arıyordum ama ne telefonlarımı açıyordu ne de mesajlarıma bakıyordu. Aslında onu şimdiden çok fazla sıkmak istemiyordum ama onu her dakika merak etmeden de duramıyordum. Her saniye yanımda olmasını istiyordum.
Tekrar aradım.
Çalıyordu…
Çalıyordu…
Çalıyordu…
“Alo.”
Tam telefonu kapatacaktım ki o sevdiğim sesi duydum.
“Gülüm.”
“Fikret…”
“Ne yapıyorsun? Seni çok merak ettim. Sabahtan beri sana mesaj attım, aradım ama açmadın.”
“Şey… Özür dilerim.”
Sevdiğimin sesi neşeli değildi. Bir şeyler vardı.
“Yok, gülüm. Ne özrü? Yemek yedin mi?”
Karşı taraftan ses gelmeyince tekrar seslendim.
“Gülüm?”
“Fikret, şu an karnım ağrıyor. Sonra konuşsak olur mu? Pek keyfim yok.”
“Tamam, gülüm. İyiysen sorun yok ama arada bir arasam olur mu? Merak ederim seni.”
“Olur.”
“Seni seviyorum.”
Telefon birden kapanmıştı.
“Galiba kapattığımı sandı.”
İçimde nedense büyük bir huzursuzluk başlamıştı.
Acaba karnı neden ağrıyordu ki? Doktora gitmiş miydi?
“Hayır, bırakmadı da sorayım.”
Hemen elimdeki telefondan Google’ı açıp araştırmaya başladım.
Neden karın ağrısı olur? Ne iyi gelir?
Damla
Hayır… Fikret’e yalan söylemek istemiyordum. Ama o da beni zorlamıştı. Ne diyeyim ki?
İşten ayrıldığım için annem bana bağırdı, çağırdı. Sonra babannem araya girdi. Annemle kavga ettik, ardından babannem annemi evden kovdu. Annem de bizi reddetti…
Bunları nasıl anlatacaktım?
Yastığı alıp kafama bir iki kez vurdum.
İyi olmam lazımdı. En azından babannem için…
Bir de Fikret…
Güzel adam… Nasıl da beni merak etmişti.
Babannem kapının önünde durmuş, bana bakıyordu.
“Arayan kişi Fikret miydi?”
Yüzümü kapattığım yastıktan başımı kaldırıp babanneme baktım.
“Evet.”
“Ona olanları anlatacak mısın?”
Hemen gözlerimi açtım.
“Hayır.”
Babannem yatağımın yanına gelip oturdu.
“Anlatman gerekiyor ama.”
“Benden nefret etmesini istemiyorum.”
Babannem saçlarımı okşayarak konuştu.
“Senden neden nefret etsin, güzel kızım?”
Omuzlarımı büküp başımı eğdim.
“Ne bileyim, babanne…”
Bir an sustuktan sonra içimde tuttuklarımı söylemeye başladım.
“Onun nasıl beni sevdiğini bir görsen… Onun yanında kendimi bir savaşçı gibi hissetmiyorum. Aksine, onun yanında kendimi prenses gibi hissediyorum.”
Lavinia
“Hayır, şu siyah gömlekli savaş değil mi yer altının mafyası”
“Kız öyle söyle şimdi biri duyaçakk”
“Ne be yalan mı hem Merve’nin eski nişanlısı değil mi? Hayır, neden gelmiş ki?”
“Hayır kız, öyle değilmiş. Olaylar farklıymış. Merve seviyormuş ama savaş Merve’den hoşlanmıyormuş.”
“Yaa, zaten savaşa baksanıza. Adam savaş gibi Merve’yi beğenmemesi normal ama artık ben varım.”
Kızların arasından bir gülüşme yükseldi.
Terbiyesizler…
Hayır, bir de Merve’nin yakın arkadaşları olacaklar. Ne kadar pis pis konuşuyorlardı. Sinirlenmiştim. Arkama dönecektim ki Mavi kolumdan tutup konuştu.
“Canım, siz ne zaman evleneceksiniz Savaş Bey’le?”
Bunu Mavi bilerek söylemişti. Hatta öyle yüksek sesle söylemişti ki arkamdaki kızların gülüşmeleri bir anda kesilmişti.
Ben de ona ayak uydurarak konuştum.
“Bilmiyorum ki canım ya. Savaş’a kalsa hemen olsun diyor ama ben biraz bekleyeceğim.”
“Ne beklemesi? Hem ben duydum ki Savaş Bey üç beş milyonluk gelinlik diktirmiş tasarımcılara. Hem de…”
Yok canım, o kadar var mıydı ki?
İç ses: Gelinliği hatırlasana kızım, tabii olur.
Gelinliği hiç sormamıştım ki Savaş’a.
İç ses: O sırada aklın uçmuştu çünkü.
Evet, haklısın.
Bir anda Mavi hafifçe koluma vurdu. Ona, “Ne var?” der gibi bakış attım.
“Canım, Savaş Bey’in yanına gitsene. Sana bakıp duruyor.”
“Ne?”
Mavi’nin baktığı yere doğru baktığımda Savaş’ın gözleriyle karşılaştım.
Sonra dudaklarının kenarları hafifçe kıvrıldı.
İç ses: Bu adamın gülüşüne bayılıyorum.
“Ben de…”
Mavi kaşlarını çatıp bana baktı.
“Ne?”
“Şey… Sana demedim. Ben Savaş’ın yanına gideyim.”
Mavi gülümseyerek başını salladı.
“Tamam, ben de bir Demir Bey’e bakacağım.”
Ona tamam der gibi başımı sallayıp sevdiğim adamın yanına doğru yürümeye başladım.
Mavi
“Ama Demir Bey…”
“Am a’sı, maması yok. Al iki bir şey, çıkalım hemen.”
Şu an Demir Bey karşımdaydı ve ne dediysem onu ikna edememiştim. O yüzden şu an odamda çantamı hazırlıyordum. Demir Bey ise yine koltukta oturuyordu.
Son aldıklarımızı da çantaya koyup odadan çıktım. O sırada Demir Bey, kafasını koltuğun arkasına yaslamış, gözlerini kapatmıştı.
“Demir Bey.”
Ses yoktu.
“Demir Bey, ben hazırım.”
Yine ses yoktu.
“DEMİR BEYYY!”
Bir anda bağırdığım için Demir Bey hemen yerinden kalkmış, silahını da çıkarmıştı.
“Ne oldu? Kim geldi? İyi misin? Bir yerine bir şey mi oldu?”
“Şey… Demir Bey, o kadar seslendim. Uyanmayınca ben de sesli seslendim size.”
Demir Bey, “Ya sabır,” diye diye dışarı çıkmıştı.
Galiba onun sabrını deniyor gibiydim ama ne var canım? Benim suçum mu? Çok seslendim, kendisi duymadı. Suç benim mi?
Ben de Şanslı’nın tasmasını takmaya çalıştım. Biraz zor oldu ama sonunda başardım. Şanslı asla tasma takmazdı, hoşlanmazdı. Ben de ona tasma takmaktan hoşlanmazdım ama bazen gerekiyordu.
Kapıyı arkamdan kapatıp kilitledim. Çünkü kapının kilidi de kırıktı.
Kapının önüne çıktığımda arabasıyla beni bekliyordu. Bu sefer şoför tarafında o vardı. Elinde sigarası, direksiyonun başında beni bekliyordu.
Aslında patronum olmasaydı, onun gibi biriyle aşk yaşardım. Adam çok fena ya…
“Hav hav!”
Şanslı, sanki iç sesimi duymuş gibi bana cevap vermişti.
“Sende bana hak veriyorsun, değil mi?”
Ona bakarak gülümsedim.
“Keşke ona gülümsediğin kadar bir de bana gülümseseydin.”
İstemeden söylediği bu kelimelerle şok olmuştum.
Ne zaman yanıma gelmişti ki?
Elimdeki tasmayı alıp Şanslı’yı arka koltuğa oturttu.
“Atla kızım.”
“Demir Bey, Şanslı erkek, kız değil. Ben de size gülüyorum.”
Demir Bey, Şanslı’yı oturttuktan sonra arabanın kapısını kapatıp bana döndü.
“Ama gerçek değil.”
Bir an düşündüm.
Ben ona sahte mi gülüyordum?
Tamam, bazen yalandan gülüyordum ama Demir Bey bunu nasıl fark etmiş olabilirdi ki?
Bir anda duyduğum korna sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve şoför koltuğunun diğer tarafındaki koltuğa oturdum.
Hiç vakit kaybetmeden Demir Bey arabayı sürmeye başladı.
“Aslında Demir Bey, iyiydim yani. Burada kalırdım, sorun olmazdı.”
Demir Bey, gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
“O yüzden mi uyuyamıyorsun?”
Oha…
Bunu nereden anlamıştı ki?
Bu adam benim eve yoksa kamera mı koymuştu be?
Bölüm etkileşimi
