Lavinia kitap kapağı

80. bölüm / 101

Lavinia

76.bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 76.bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime · Okuduğun bölüm
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Laviniadan devam
Savaş:
“Senin korkun benim geleceğim mi?”
Ona sessizce kafa salladım.
Savaş:
“Bunu değiştirebilirim.”
“Yapamazsın.”
Savaş ne bir mimik ne de bir ses çıkarmıştı. Sadece olduğumuz yerde birbirimizi dinliyorduk.
“Sen bunun içine doğdun. Öyle kolay kolay bırakamazsın, bırakmazlar.”
Savaş yavaş adımlarla bana yaklaştı. Yanıma gelerek kollarımı tuttu ve beni kendisine çekti.
Savaş:
“B
unun kolay olacağını söylemedim ama olacak. Er ya da geç.”
Ve gözümden bir damla yaş döküldü. Savaş elini yanağıma doğru getirerek gözyaşımı sildi. Ardından konuşmaya devam etti.
Savaş:
“Sadece yanımda ol. Yanımda kal.”
Ona sadece kafa sallayıp sarılmıştım. Bunu yapacaktı. Kolay olmayacaktı ama yapacaktı. Eminim.
Savaş
“Bizim için dayan.”
“Bizim için.”
Biraz daha böyle kaldıktan sonra Savaş konuşmaya başladı.
“Beraber uyuyalım.”
Onun kokusu zaten beni uyuşturmuştu bile. Şu an ne derse desin kabul edecek kıvamdaydım.
“Hı hı.”
Savaş beni kendisinden hafifçe ayırarak gülümsedi. Ben de onun gibi gülümsedim.
“Ne oldu?”
Savaş:
“Hemen kabul edeceğini düşünmemiştim.”
Hemen ondan ayrılarak:
“İstersen gideyim ben.”
Savaş tekrardan kollarımı tuttu ve beni kendisine çekti.
Savaş:
“Nazlı yarim.”
İç ses:
Ben burada olabilirim artık.
Savaş:
“Hadi gel.”
Beni yatağa doğru götürdü ve birlikte uzandık. Savaş beni ahtapot misali her yerimden kollarıyla sarmıştı.
Bundan şikâyetçi miyiz?
Tabii ki de hayırrr!
Hatta elimde olsa onu alıp içime bile sokasım geliyor ama koskoca adamı nereye sığdıracağım ki?
Savaştan devam
Şu an kollarımın arasında güzeller güzeli Lavinia’m var. Parmaklarım onun saç tellerinde geziniyordu!
Benim olmayacağını duymak benim için bir ölüm gibiydi ama şu an benim kollarımda, sakince uyuyordu.
Gerçekten günün sonunun böyle biteceğini hiç beklemiyordum. İyi ki de o kadar içmişim kendimi de kaybetmişim. Yoksa Lavinia’nın gerçek hislerinden haberim olmayacaktı.
Bir ara Fikret’e teşekkür etmeliydim. Sonuçta o çağırmasaydı bunların hiçbiri başıma gelmeyecekti. Ama ona da soracağım beni nasıl edaya bırakıp kendisi ortalıkta olmazdı ne bokum şeyler çeviriyorsa hayır konu karı kızda olmaz yine o eiktiğim yere gitmiştir boksa bir gün başına bela alıçaktı ama ne zaman hayır davültüğü adamların yüzü müzü kalmıyor sonrada gidip onları tadavi ettiriyordu deli meli ama adam gibi adamdı istemsizçe yüzüme yine o gülümseme geldi sevdiğime bakarak
Ama asıl işim, bu işlerden nasıl çıkacağım kısmıydı. Sonuçta ortada bir imparatorluk vardı ve o imparatorluğu tek yöneten de bendim.
Zor olacaktı ama yapacaktım.
Kollarımda uyuyan güzele bakarak fısıldadım:
“Bizim için başaracağım. Olmayanı da olduracağım. Yeter ki sen mutlu ol, güzelim.”
Ve yüzümde istemsizce bir gülümseme oluştu.
Benim yatağımda, benim kollarımda ve gerçekten benimleydi.
Peki ben bu hisleri nasıl onunla yaşayabilirdim ki?
Aşk mıydı bu?
Sevgi mi?
Bana nedense ikisi de çok saçma geliyordu. Kime sorsan aşk ya da sevgi derdi zaten. Ama bizimki ne aşktı ne de sevgi.
Bizimki bağdı.
Kaderdi.
Ruhların birleşimiydi.
Ben yavaş yavaş onun yüzünü ezberlemeye başlamıştım. Onu ne kadar izlersem, o kadar her şeyini bilirdim.
O küçük gözleri…
Zar zor belli olan o gamzesi…
Ve sadece sağ tarafında olması…
Her şeyi garipti bu kızın zaten.
Onu o yapanda zaten garip olmasıydı!!
Maviden devam
Ben şu an onun arabasında, eve doğru gidiyordum.
Allah’ım, bu kadar aptal bir kız olmam ya!
Tamam, sakarım. Tamam, unutkanım. Ama şu kulunu bari bu kadar aptal yaratmasaydın, Yarabbim!
Ben şimdi ne yapacağım bu adamla?
Hem sinirli…
Hem zengin…
Hem yakışıklı…
Hem de KATİL!
Acaba onu cazibemle mi kandırsam?
Ya da hani o seksi danslar olur ya… Onlardan birini yapıp kafasını başka şeylere mi yönlendirsem?
Yok be kızım!
O zaman da namusun elden gider vallahi.
Sonuçta engel olunamayacak kadar bir cazibem var benim de .😌
Demir:
“İnmeyi düşünüyor musun?”
“Ne?”
Demir:
“Beş dakika oldu, evin önünde duralı. İn artık.”
Sesi son cümlelerinde yükselmişti. Ben hemen etrafıma bakındım. Evet, gerçekten evimin önündeydik ama ben hiç “o tarafa dön, bu tarafa dön” dememiştim ki!
“Ama Demir Bey, siz benim evimin yolunu nereden biliyordunuz ki?”
Demir bey çök rahat konuşmuştu
“Ben bir kere geldim mi, artık o yolu unutmam.”
“Vay be, Demir Bey! Çok akıllısınız. Ben olsam elli kere kaybolmuştum.”
Demir hafifçe gülerek konuşmaya başladı.
“İşte birimiz akıllı, diğeri de aptal olunca birbirini tamamlıyor.”
Oha!
Bu neydi şimdi?
Resmen bilmece gibi konuşmuştu.
Yoksa…
Bana çıkma teklifi mi etmişti?
Anlamadım da… 🤨
Demir:
“Yani şey demek istedim… Patron-çalışan ilişkisi hep böyledir.”
Haaa, ondan mı dedi öyle?
Benim de aklıma neler neler geldi!
Hemen kendimi toparlayarak:
“Bence de Demir Bey, bir akıllı yeterli.”
Ben ne saçmalıyorum yaa? Kendimi aptal ilan ettim resmen!
“Ben insem çok iyi olacak.”
Demir Bey’e bile bakmadan arabadan inmiştim. Ben tam onun da arabadan inmesini beklerken o, arabasını alıp gitmişti.
Ne yani?
Bana yemek yemeye gelmeyecek miydi?
“Ben boşuna mı o kadar korkutmuşum kendimi?”
Damla dan devam
Biz son cümlelerimizden sonra hiç konuşmadık. Ben kokteylimden içmeye devam ediyordum, o da votka içiyordu. Ara ara alttan alttan ona bakıyordum ama her bakışımda onun gözleriyle kesişiyordum.
Tam “Ne bakıyordun?” diyecektim ki arkamızdan önümüze doğru sahte, çakma bir sarışın geldi. Bana hiç bakmıyordu bile. Memeleri de o kadar büyüktü ki fark etmemek mümkün değildi yani.
Fikret’e bakarak konuştu:
“Merhaba, Fikret’çim.”
Fikret hiçbir şey demedi, sadece kafa salladı.
“Niye geldiğini söylemedin ki?”
Bunu söylerken o kadar cilveli konuşmuştu ki midem bulandı.
Fikret:
“Her geldiğimi sana mı soracağım, Mehtap?”
Bir anda kadın şok olmuş gibi, yalandan gülümseyerek konuştu:
“Hayır canım ama söyleseydin, seni ben karşılardım özel olarak, canım.”
Iyyyyyy!
Bir yerden poşet bulmam gerekiyor.
Fikret:
“Ne istiyorsun, söyle ve git.”
“Hadi gel, bizimkilerin yanına gidelim. Hem onlar da seni çok özlemişler.”
Gösterdiği masaya bakarak içimden geçirdim:
“Oha lan, bu ne biçim memeler?”
Bir anda Fikret’in gülüşünü duydum.
Oha!
Bunu sesli mi söylemiştim?
Kadına bakarak hemen kontrol ettim ama müziğin sesinden, Allah’tan, duymamıştı.
Fikret:
“İstemiyorum, Müzeyyen. Hadi şimdi çık git.”
Müzeyyen mi? Mehtap değil miydi?
Kadın bu sefer yalandan, sahte ve şımarık bir ses tonuyla:
“Tamam, bu seferlik öyle olsun. Ama diğer seferinde affetmem, bak seni…”
Fikret:
“He he. Hadi git.”
Kadın bana bakarak öyle bir bakış attı ki sanki gözleriyle beni öldürecekti.
Ama ne fayda? bunlar bana işlemez.
Kadın tekrar Fikret’e yaklaştı. Kulağına bir şey söylemek için iyice eğildi. Kadının memeleri remen Fikretin ağzına gireçekti o ise hiç geri çekilmemişti.
Pislik… Ne olacak?
Fikret sadece kafa salladı
kadının kıvıra kıvıra gidişini izledim.
Bu ne be böyle?
Buradaki herkes mi böyleydi?
Ben daha fazla dayanamadan konuştum:
“Kadının adını yanlış söyledin.”
Fikret anlamayan gözlerle bana baktı.
Fikret:
“Neee?”
Müziğin sesi o kadar gürdü ki birbirimizin yanında olsak bile doğru düzgün duyamıyorduk. Ona hafifçe yaklaşarak:
“Diyorum ki, kızın ismini yanlış söyledin. Mehtap yerine Müzeyyen dedin, diyorum.”
Fikret:
“Haa, o mu?”
Ona “evet” der gibi kafa salladım. O da bana biraz yaklaşarak:
Fikret:
“Mehtap da değilmiş.”
Oha!
İkisini de mi yanlış söylemiş?
İstemsizce kahkaha attım. Fikret de bana bakıyordu.
Ona biraz daha yaklaşarak:
“Adı neymiş peki?”
Fikret biraz düşündü.
Gerçekten de hemen unutamaz değil mi ama?
Fikret, “Bilmiyorum.” der gibi kollarını kaldırdı. Sonra bana yaklaşarak konuşmaya başladı:
Fikret:
“Meltem’di sanırım… Yoksa Melek mi dedi? Uff, boş ver kızım.”
Bir anda istemsizce sinirlendim.
Kız bu kadar basit olamazdı!
Bir kızın ismini unutmak ha? Çök saygısızcaydı tamam kadın ne kadar benim sinirime gitmiş olsada o bir kadındı ve bende bir kadındım haa ama o kız başka yollardaysa ona birşey diyemem
Benim adımı da unutmuş olmalı!
Pislik herif!
Bir anda ondan iki üç adım geriye doğru uzaklaştım. Fikret’in kaşları bu sefer çatılmıştı.
Uff!
Banane be!
Ne hâle girerse girsin!
Ben de onu boş verip en sevdiğim şarkı çıkınca eşlik etmeye başladım.
“Allah’a, Allah’a, triplere bak…”
Bunu söylerken istemsizce Fikret’e bakarak söylemiştim.
“Ha, sizin o dandik piyasayı patlatırım, emin ol. Yara aldığım kadar yara veririm!”
Fikret de bana bakarak söylemeye başladı:
Fikret:
“Ben olsam düşmanımı seçerek araştırırım.”
Bir anda susmuştum.
O da aynı şekilde susmuştu.
Bana cevap vermesine o kadar şaşırmıştım ki…
Ne yani?
Ona söylediğimi anlamış mıydı ki?
Hako…
Rezil oldum, hako!
Ben tekrardan önüme dönmüştüm ki bizimkiler gelmişti.
Lale:
“Ooo kimler gelmiş bizim masamıza!”
Fikret ayağa kalkarak:
“Lale!”
Bak, istediği kişilerin adını unutmuyormuşsunuz değil mi?
Bir anda birbirlerine sarılıp ayrıldılar.
Lale:
“Savaş abi nerede peki?”
Fikret elini ensesine atarak:
“Onu Eda eve götürdü.”
Lale şaşırarak:
“Eda mı? O ne alaka?”
Fikret:
“Bilmez misin Eda’yı işte… Abinin peşinden koşmayı seviyor. Kusura bakma ama.”
Niye kusura baksın ki zaten?
Lale:
“Ablam, dur dememe rağmen hâlâ Savaş abinin peşinde koşmaya devam ediyor. Niye kusura bakayım ki?”
Fikret kafasını “Ne yaparsın?” der gibi salladı.
Sonra Lale hemen Cenk’in koluna girerek:
“Bu Cenk, sevgilim.”
Fikret elini Cenk’e uzattı.
Fikret:
“Biz zaten tanışıyoruz.”
Cenk:
“Aynen öyle, Lale.”
Birbirlerinin elini sıktılar.
Lale:
“Nereden tanışıyorsunuz ki?”
Cenk hemen Lale’ye dönerek:
“Boş ver, uzun hikâye. Sonra anlatırım sana.”
Lale:
“İyi o zaman.”
Cenk bana dönerek:
“Bizim biraz işimiz çıktı. Sen eve kendin dönebilir misin?”
Ben mi tek başıma bu saatte eve gidecektim?
Hem de bu daracık mini elbiseyle mi?
Lale utana sıkıla konuştu:
“Çok özür dilerim. Çok önemli olmasaydı seni biz bırakırdık.”
“Şey… Sorun değil. Siz gidin işinize, ben hallederim.”
Cenk:
“Tamam o zaman, yarın konuşuruz.”
Tamam der gibi kafa salladım.
Lale:
“Görüşürüz, Fikret.”
Fikret:
“Eyvallah.”
Onlar çıkışa doğru gitmeye başladılar.
Ben de yerime doğru sindim.
Şimdi buradan otobüs geçmez acaba…
Taksi ne kadar tutar ki?
Ha be kızım, ne işin vardı senin burada?
ben sana göstermez miyim, Cenk Efendi!
Bir anda önümde bir el belirdi.
Kafamı kaldırıp baktığımda bizim sürekli gelen müşteri, çocuktu bu. Bir sen eksiktin tam oldu
“Aaa, siz!”
“Merhaba, Damla Hanım.”
O benim adımı hatırladı da ben onun adını hatırlamadım ki!
“Merhaba.”
Hemen kalkıp elini tuttum.
“Sizi burada görmek ne kadar güzel bir şeymiş.”
Bir anda utanmıştım.
“Şey… Teşekkür ederim, siz de öyle.”
“Galiba adımı hatırlayamadınız.”
“Aslında şey…”
Fikret:
“O kadar unutulacak bir ismin varmış ki aklına bile gelmemiş.”
“Sana sormadım Fikret. Sen otur yerine.”
Fikret gülerek yanıma geldi ve elimi onun elinden çekip kendi eline hapsetti.
Fikret:
“Bizim bir kuralımız vardı, Polat. Hatırlar mısın?”
Sonunda ismi aklıma gelmişti ama Fikret söyleyince tabii bir anlamı kalmamıştı.
Polat:
“Ne kuralı?”
Fikret sakin ve bir o kadar da emin bir şekilde:
“O kadar beyne bu kadarı bile fazla değil mi ama?”
Polat:
“Ne diyorsun be sen?”
Polat tam harekete geçiyordu ki çok şükür durdu.
Fikret:
“Burada ilk kim görürse hatunu onundur. O da benim.”
Son kelimeyi bana bakarak söylemişti.
Ne lan ben mal mıyım !!
Polat hafif bir tebessümle konuşmaya başladı:
“O zaman senin kurallarına göre yapalım, Fikret.”
Fikret, sonunun ne olacağını bilmeden gülümsedi.
Şarkı:blok3 allaha Allah
Yazardan “yavaş yavaş hikayemizin sonuna yaklaşıyoruz geri sayımlar başlasın mı artık 🙁🥲”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.528okunma 72beğeni 35yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18