101. bölüm / 101
Lavinia96.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 96.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime · Okuduğun bölüm
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Laviniadan devam
Kaç saat geçti artık saymayı bırakmıştım ama Savaş hâlâ gelmemişti. Acaba arasam mıydım? Ama onu da rahatsız etmek istemiyordum. Sonuçta kendisine mesaj atmıştım ve o da iyi olduğunu, her şeyin yolunda gittiğini söylemişti.
Yine de içim bir türlü rahat etmiyordu. Onu görmeden, sesini duymadan rahatlayamayacak gibiydim.
Daha fazla düşünmemek için Vaveyla uygulamasına girip Tehlikeli Tesadüf kitabını açtım ve okumaya başladım. Sonunda yazar yeni bölüm paylaşmıştı. Merakla okumaya koyuldum.
Bölümün sonuna geldim ama Savaş hâlâ gelmemişti.
Telefonumu kapatıp yatağın üzerine bıraktım ve odanın içinde turlamaya başladım.
İç ses: Biraz abartmıyor musun?
“Ben mi?”
İç ses: Evet, sen! Koskocaman Zeus’tan bahsediyoruz. Ona kimse bir şey yapamaz.
“Biliyorum ama…”
İç ses: Amaları mamaları yok! Adam sana iyi olduğunu söylemiş, daha ne istiyorsun?
“Ya sadece onu özlediysem? Bunun neresi abartı?”
İç sesim tam cevap verecekti ki kapım açıldı ve içeri Savaş girdi.
Savaş, “güzelim,” dedi.
Bir saniye bile düşünmeden ona doğru koştum ve kollarımı boynuna doladım. Yüzümü boynuna gömüp özlediğim o güzel kokuyu içime çektim.
Allah’ım, sonunda gelmişti!
Savaş belimi kavrayıp beni kendine çekti.
Savaş, “Bu eve senin için geliyorum ve geldiğim gibi bana böyle sarılman çok hoşuma gidiyor,” dedi.
Hafifçe geri çekilip yanağından öptüm. Sonra da sanki söylediklerine alınmışım gibi dudaklarımı büzüştürdüm.
“Öpmemi sevmiyor musun?”
Savaş’ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Beni tutan ellerinden birini belimden çekip kendine daha da yaklaştırdı. Boşta kalan eliyle çenemi hafifçe yukarı kaldırarak gözlerimin içine baktı.
Savaş, “Senin öptüğün yerlerde ölüp yeniden diriliyor gibiyim. O konuları açma bile,” dedi.
Daha sözlerini bitirmeden dudaklarıma kapandı.
Gözlerimi kapatıp ona karşılık verdim. O an ne saatlerin önemi vardı ne de beklerken aklımdan geçen düşüncelerin. Bütün endişelerim, bütün özlemim sanki bir anda silinip gitmişti.
İşte mutluluk nedir diye bana sorsalar cevabım Savaş olurdu.
Kısa ve net: Savaş.
Çünkü onun yanında olmak, sanki bütün dünya benimmiş gibi hissettiriyordu. Sanki hiçbir şey bana zarar veremez, hiçbir karanlık beni korkutamazdı. Onun kollarındayken kendimi güvende, değerli ve seviliyor hissediyordum.
Ve bu hissi umarım bütün genç kızlar yaşar. Yaşamalılar da…
Çünkü kadınlar ölmemeli, kadınlar sevilmeli, kadınlara saygı duyulmalı. Hiçbir kadın sevdiği adamın yanında korkuyla yaşamamalı. Hiçbir kadın sevgiyi hak etmek için kendinden vazgeçmek zorunda kalmamalı.
Kadınlar güçlüdür, kadınlar güzeldir, kadınlar değerlidir. Naiflikleriyle, cesaretleriyle, sevgileriyle bu dünyaya renk katarlar.
Ve çocuklar…
Onlar da sevginin, güvenin ve huzurun içinde büyümeyi hak ederler. Hiçbir çocuğun korkuyla tanışmasına gerek yokken hiçbir çocuğun gözyaşlarıyla büyümemesi gerekir.
İyi ki varsınız kadınlar ve çocuklar…
İyi ki bu dünyadasınız.
Ve umarım bir gün herkes, sevilmenin nasıl güzel bir şey olduğunu gerçekten öğrenir.
Damladan devam
Babannem, “İyi, hadi artık susamlarını da attıysan fırına ver kuzum,” dedi.
“Serptim babanem.”
Babannem, “İyi, hadi ben artık geçip oturuyorum. Yoruldum,” dedi.
“Tamam, tamam. Sen geç, ben de o sırada çayı koyarım. Börek pişene kadar o da demlenir.”
Babannem, “Çok iyi olur kuzucuğum. Hem o deliyi de çağır, gelsin,” dedi.
Bir anda şaşkınlıkla ona baktım. Babannem, Fikret’i eve mi çağırıyordu? Hem de kendi isteğiyle!
Hemen elimdeki böreği fırına verip yanına koştum.
“Babannem, iyi misin? Neyin var senin?”
Elimin tersiyle alnına dokunup ateşini kontrol ettim ama normaldi.
“Dur, bir de tansiyonuna bakayım.”
Babannem kaşlarını çatıp bana baktı.
Babannem, “Beni sinirlendirme bak!” diye çıkıştı.
İstemsizce gülmeye başladım.
“Ne bileyim sultanım! Normalde böyle şeyler söylemezsin ya, bünye birden tepki gösterdi.”
Babannem hiçbir şey demeden mutfaktan çıkıp gitmişti bile.
Ben de hemen telefonumu çıkarıp Fikret’e mesaj attım. Normalde onu doğrudan arardım ama dün çok önemli bir iş toplantısı olduğunu, toplantının da geç bitebileceğini söylemişti. Bu yüzden onu rahatsız etmek istemedim.
Alıcı: Adamım ❤️
Uyandıysan hemen gel bize. Babannem senin için en sevdiğin böreği yaptı. 👀
Gönderdiğim mesaja bakarak gülümsedim.
Bu adam, sanki çoktan dünyamın bir parçası olmaya başlamıştı bile. Hem de ne ara, nasıl olduğunu anlayamadan…
Telefonumun ekranına bakarken onu özlediğimi fark ettim. Daha bir gün bile geçmemişti ama şimdiden özlemi içime yerleşmişti.
İnsan birini bu kadar kısa sürede nasıl özleyebilirdi ki?
Daha dün yanımdaydı. Sesini duymuş, gözlerine bakmış, onunla uğraşmıştım. Ama şimdi sanki bütün bunların üzerinden günler geçmiş gibiydi.
Telefonumu göğsüme bastırıp kendi kendime gülümsedim.
“Eyvah Damla, galiba sen fena hâlde yandın.”
Tam o sırada telefonum titredi.
Ekrana öyle hızlı baktım ki az kalsın elimden düşürüyordum.
Adamım❤️
Mesajı açarken yüzümdeki gülümseme daha da büyüdü.
Ne yaptın sen yine? Babannen beni niye çağırıyor?
Dudaklarımı birbirine bastırıp gülmemeye çalıştım.
Demek ki benim gibi o da şaşırmıştı.
Hemen cevap yazdım.
Ne bileyim adamım, belki seni özlemiştir. Hem en sevdiğin böreği yapmış, daha ne istiyorsun?
Mesajı gönderdikten sonra telefonumu elimde tutup beklemeye başladım.
Çok geçmeden yeni bir mesaj geldi.
Sen özledin mi peki?
Bir anda yanaklarımın ısındığını hissettim.
Allah’ım, bu adamın derdi neydi?
Daha demin kendi kendime onu özlediğimi itiraf etmiştim. Şimdi kalkıp bir de bunu yüzüme mi vuracaktı?
Parmaklarım ekranın üzerinde dolaştı. Bir şey yazıp sildim, tekrar yazıp tekrar sildim.
Sonunda kararımı verdim.
Börek soğumadan gel de kendin gör, adamım.
Mesajı gönderip telefonu tezgâha bıraktım. Ardından çaydanlığı hazırlamak için ocağa yöneldim.
Ama ne zaman aklıma Fikret gelse yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyordum.
Galiba babannemin dediği gibi, bu deliyi gerçekten bu adamla evlendim…
Merve’den devam
Evlenmemizin üzerinden daha birkaç gün geçmişti ama MEHMET dışarıda, bir iş toplantısındaydı.
Ece, “Kızım, işleri varmış işte. Önemli olmasa Mehmet abi gitmezdi, değil mi ama?” dedi.
“Ama yine de en azından bir hafta bekleseydi, değil mi?”
Ece ise beni hiç dinlemiyor gibiydi. Elindeki telefonla bir şeyler yapıp duruyordu.
“Ece!”
Bir anda başını kaldırıp bana baktı.
Ece, “Uff, Merve ya! Biz buraya ne için geldik? Hadi gel, biraz eğlenelim. Hem bak, en sevdiğin DJ burada!” dedi.
İstemsizce başımı salladım.
Normalde buraya Mehmet’le gelecektim ama onun acil bir işi çıkınca Ece’yle gelmek zorunda kalmıştım. Ne var ki ilk defa geldiğim bir mekânda eğlenmek içimden gelmiyordu.
Aklım sürekli Mehmet’teydi.
Acaba toplantısı bitmiş miydi? Yemek yemiş miydi? Beni özlemiş miydi?
Ece kolumdan tutup ayağa kalktı.
Ece, “Hadi gel, dans edelim!” dedi.
Başımı iki yana salladım.
“Hayır, sen git. Ben şimdilik oturacağım galiba.”
Ece omuzlarını silkti.
Ece, “Tamam, sen bilirsin,” diyerek kalabalığın arasına karıştı.
O uzaklaşır uzaklaşmaz telefonumu elime aldım. Mehmet’ten bir mesaj var mı diye kontrol ettim ama ekran bomboştu.
İç çekerek kendi kendime söylendim.
“En azından iyi olduğunu yazsaydın…”
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
“Yazsam iyi olacağıma inanacak mıydın?”
Birisi kulağıma doğru eğilip fısıldamıştı. Öyle ani olmuştu ki çığlığı basmak üzereydim. Tam ayağa kalktığım anda beni belimden kavrayıp oturduğum koltuğun diğer tarafına çekti
“AAAA!”
Onu itmek için ellerimi kaldırmıştım ki başımı çevirdiğimde Mehmet’le göz göze geldim.
Bir anlığına yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Ama hemen ardından kendime gelip kaşlarımı çattım.
“Sen manyak mısın? Ne diye arkamdan sinsice gelip beni korkutuyorsun ki?”
Mehmet kaşlarını çatıp bana baktı.
Mehmet, “Birincisi, karıcığım, kocana sinsi deme. İkincisi, seni korkutmak istemedim, sürpriz yapmak istedim. Üçüncüsü de…” dedi.
Kaşlarımı kaldırıp ona baktım.
“Üçüncüsü de?”
Mehmet dudaklarının kenarını yukarı kıvırdı.
Mehmet, “Bu deli adam seni çok öpmek istiyor,” dedi.
İçimden gülmek gelse de ona belli etmemek için düşünüyormuş gibi yaptım.
“Hmm… Bilmiyorum ki. Bir düşüneyim bakalım.”
Mehmet’in yüzündeki gülümseme daha da büyüdü.
Mehmet, “Düşünmek mi? Sen benim karımsın, neyi düşünüyorsun?” dedi.
“Eee, kocam olman her istediğini yapabileceğin anlamına gelmiyor, beyefendi!”
Mehmet cevap vermek yerine belime sarıldı ve beni kendine çekti. Daha ne olduğunu anlayamadan dudakları dudaklarımla buluştu.
İlk şaşkınlığım geçince gözlerimi kapattım ve kollarımı boynuna doladım.
Allah’ım, bu adamı özlemiş miydim ne?
Daha birkaç saat önce yanımdaydı sanki ama şimdi onu görür görmez bütün kırgınlığım uçup gitmişti.
Öpücüğümüz sona erdiğinde alnını alnıma yasladı.
Mehmet, “Özledin mi kocanı?” diye fısıldadı.
Dudaklarımı büzüştürdüm.
“Biraz.”
Mehmet kaşlarını kaldırdı.
“Biraz mı?”
“Evet, biraz.”
Beni belimden kendine daha sıkı çekti.
Mehmet, “O zaman biraz daha öpeyim de özlemin geçsin, karıcığım,” dedi.
“Mehmet!”
Kahkahalarına engel olamıyordu.
“Efendim, karıcığım?”
Gözlerimi devirip göğsüne hafifçe vurdum.
“Sen gerçekten çekilmez bir adamsın!”
Mehmet elimi yakalayıp avucumun içine bir öpücük bıraktı.
“Sen de beni çekmek zorundasın artık. Nikâhı kıydık bir kere!”
İstemeden gülmeye başladım.
Belki de bütün gece beklediğim şey tam olarak buydu. Onun yanımda olması, o kendinden emin gülümsemesi ve beni tek bir cümlesiyle bile güldürebilmesi…
Başımı omzuna yasladım.
“Toplantın bitmiş miydi bari?”
Mehmet saçlarımı okşadı.
“Bitti, aşkım. Ama senin burada olduğunu bildiğim için hiç eve gitmeden buraya geldim.”
Başımı kaldırıp gözlerine baktım.
“Beni görmeye mi geldin?”
Mehmet sanki dünyanın en saçma sorusunu sormuşum gibi yüzüme baktı.
“Hayır, Merve. Buradaki DJ’le toplantım var. Tabii ki seni görmeye geldim, güzelim!”
Gülerek omzuna vurdum.
“Salak!”
Mehmet beni kendine çekip yanağımdan öptü.
“Senin salağın ama.”
“Benim salağım.”
Ve ben, bütün kırgınlıklarıma rağmen, o an dünyanın en mutlu kadını gibi hissettim.
Bölüm etkileşimi
