67. bölüm / 101
Lavinia64.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 64.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime · Okuduğun bölüm
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben istemsizce elimi Savaş’ın saçlarına doğru götürdüm. Sanki kontrolümü kaybetmiştim. Hiçbir şey düşünmüyordum. Sadece onu deliler gibi öpmek, onunla öpüşmek istiyordum.
“Ahhh…”
Dudağımı ısırmıştı ve geri çekildi ama çok da uzaklaşmamıştı. Eli hâlâ belimi tutuyordu.
Savaş:
“ O kutuda ne var?”
“Ne?”
Kaşlarını yine çatmıştı. Belimdeki elini de geri çekmişti.
İç ses:
“Kalsaydı…”
Savaş:
“Demir giderken gördüm. Sana bir kutu verdi. Ne alaka? Nereden tanışıyorsunuz?”
“Bir yerden tanışmıyoruz biz.”
Savaş birden beni tutup kendisine iyice çekti.
Savaş:
“‘Siz’ diye bir şey yok.”
Bunu o kadar net ve ürkütücü bir şekilde söylemişti ki bu sefer gerçekten ben bile korktum.
“Yani, lafın geli…”
Sözüm bitmeden lafa girdi.
Savaş:
“Uzatma.”
“Ben yani… O, benim çalıştığım mağazaya gelmişti. Orada bir iki elbise almıştı. Oradan görmüştüm kendisini. Başka da bir yerde görmedim.”
Savaş:
“Şerefsiz.”
Hiçbir şey demedim. Hâlâ beni bırakmamıştı. Biraz geriye doğru gitmeye çalıştım ama hiçbir şekilde yerimden kıpırdayamıyordum.
Savaş:
“Kıpırdama. Zaten şu an kendimi çok zor tutuyorum. İşleri daha da zora sokma. Çünkü kendimi tutamayabilirim de.”
Bu ne demekti şimdi?
İç ses:
“Libidom yükseliyor demek istedi.”
“Ne, ne, ne, neee?”
Tam geri çekilecektim ki Savaş, tek eliyle tuttuğu belimi şimdi iki eliyle tuttu ve üstüme doğru yayıldı. Ben ne geriye gidebildim ne de kalkabildim. Sadece koltuğun üzerinde uzanmıştık ve elleri hâlâ belimdeydi.
Savaş:
“O kutuda ne vardı peki?”
İç ses:
“Ne kutusu şüan, Zeus? Bırak onu, işimize dönelim ya!”
“Ne saçmalıyorsun ya sen? Sus!”
Bir anda dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve hemen geri çekildi.
İç ses:
“Ben bu harekete var ya, ölürüm yaaa!”
Ben de…
Savaş:
“O güzel, çok konuşan iç sesine ara ver de bana mı cevap versen?”
Ve bir öpücük daha…
“Siz niye beni öpüyorsunuz?”
Savaş, hafif bir sırıtışla:
“Hoşuma ve hoşuna gidiyor?”
Gerçekten şu an onu deliler gibi öpmek istiyorum.
İç ses:
“Ama bu iş hiç iyiye gitmeyecek gibi.”
Bence de. Çok fazla beklemeden istediği cevabı versem daha iyi olacak.
“Daha bakmadım.”
Savaş, kaşlarını hafifçe çatarak:
Savaş:
“Sen de bilmiyorsun yani?”
Ona sadece kafamı evet anlamında salladım. Bu hareketimi gördükten sonra Savaş’ın gözleri tekrar dudaklarıma kaydı. Ardından yeniden gözlerime baktı.
Savaş:
“Şimdilik bu konuyu kapatalım. Ama yarın olunca o kutuyu bana getir ve…”
Bunları bana bakarak söylemişti.
“Ve?”
Savaş, dudaklarını yalayarak:
“Şu an kalkmazsan gerçekten kendimi tutamayabilirim, güzelim.”
İç ses:
“Tutma, isteyen de yok.”
Beni serbest bıraktı. Bu hareketinden sonra hemen onu itip ayağa kalktım. Normalde bana müsaade etmeseydi onu asla ama asla itemezdim.
“Ben çıkayım o zaman.”
Savaş, benim kalktığım yere iyice yayılarak ve sırıtarak konuşmaya başladı.
“İstersen gitme. Başka şeyler de yapabiliriz.”
İç ses:
“Olur, olur.”
“Ne oluru be? Sus!”
Savaş kaşlarını hafifçe çatmış gibi oldu. Ya da ben öyle anladım, bilmiyorum.
“Yani… Size demedim. Ben iç sesime şey dedim.”
Savaş, sırıtmaya devam ederek:
“Onu fark ettim, güzelim.”
İşte “güzelim” deme ya! Bitiyorum orada ben.
İç ses:
“Ben de.”
Savaş yerinden kalkıyor gibi oldu. Ben hemen geri geri gitmeye başladım.
“İyi geceler, Savaş Bey.”
Derken ayağım masaya takıldı. Tam düşecektim ki hemen toparladım kendimi.
Savaş:
“Dikkat et.”
Bunu bana sorar gibi söylemişti.
Ben ise arkamı bile bakmadan koşmaya başladım.
Arkamdan kahkaha sesi geldi ama dönüp oraya bile bakmadım.
Hemen odama geçip kapıyı da kilitledim. Yatağıma doğru yürüyüp kendimi sırtüstü yatağa attım. Aklıma yine onun dudakları ve onun…
İç ses:
“Onun…”
“Şey, şey… Onun kokusu demek istedim.”
İç ses:
“Emin misin? Benim aklıma başka böyle sert…”
“Hayır, hayır!”
Olayları biraz olsun unutmak için duş almam gerekiyordu. Hemen banyoya girip bütün işlerimi hallettikten sonra bornozumla birlikte odama gittim. İç çamaşırımı giydim, altıma bir gecelik şortumu geçirip üstüme bir şey giymedim. Yarım atlet gibiydi zaten.
Tam yatağıma girip onu düşünmeye başlayacaktım ki kapım çalmaya başladı.
Tık tık.
“Allah Allah… Bu saatte kim olabilir ki?”
Bir anda içime bir korku saplandı.
Savaş:
“Benim, Lavi. Savaş.”
Onun burada ne işi var acaba? Eline mi bir şey oldu?
Hemen kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı kilidinden açıp:
“İyi misiniz, Savaş Bey? Eliniz nasıl?”
Savaş, hafifçe sırıttıktan sonra hemen kaşlarını çattı.
Savaş:
“Bana bir şey olmadı. Elim de iyi ama…”
“Ama?”
Savaş:
“Çarşaflar yıkanmış.”
“Çarşaf mı?”
Kafasını evet anlamında salladı.
Ama doğru ya… Bugün Ayşe Sultan bana çarşaf falan vermişti, makineye atayım diye. Onların arasında Savaş Bey’in çarşafları da vardı. Ne çarşafmış arkadaş! Hepsi de aynı renk, siyah. Nereden anlamış olabilirdi ki?
Savaş bir anda elimi tuttu. O önde, ben arkada, beni çekiştirerek yürütüyordu.
“Savaş Bey, nereye gidiyoruz böyle biz?”
Sesimi alçak tutuyordum. Ya gören, duyan olursa diye… Ama Savaş Bey’in sanki böyle bir derdi yokmuş gibi yürümeye devam ediyordu.
“Savaş Bey, size diyorum!”
Savaş birden durup bana döndü.
“O güzel dudaklarına ‘Bey’ hiç yakışmıyor be, güzelim.”
İç ses:
“Tamam, sizi artık biz evlendirelim.”
“Biz nereye gidiyoruz, Savaş Bey?”
Savaş, önüne dönerek elimi tekrar çekmeye başladı.
Savaş:
“Odama.”
“Ne? Ne odası be?”
Bölüm etkileşimi
