Lavinia kitap kapağı

69. bölüm / 101

Lavinia

66.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 66.Bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime · Okuduğun bölüm
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Maviden devam
“Yok ya, niye beni kovsun ki?”
Kalktığım sandalyeye yeniden oturarak Demir Bey’in ne diyeceğini sabırsızlıkla bekledim. Ama o yine sus pus olmuştu.
Abi, sen de beni kov gitsin. Sen de kurtul, ben de kurtulayım.
“Demir Bey, bakın…”
Sözümü bile tamamlamama fırsat vermeden lafa girdi.
Demir: “Akşam çok önemli bir toplantımız var. Savaş’la birlikte katılmamız gerekiyor. Senin de bu toplantıya gelmen gerek.”
“Ama bugün ben izinliydim.”
Onu taklit ederek kaşlarımı kaldırdım.
“Bugün senin yüzünü görmek istemiyorum, izinlisin, demediniz mi?”
Demir Bey’in yüzü bir anda asıldı.
Demir: “Benim söylediklerimi hatırlat diye kim söyledi?”
Bir anda ciddileştim.
“Yanlış anladınız, Demir Bey. Siz hiç sözünüzden dönmezdiniz ya… O yüzden şaşırdım.”
Demir: “Ben de.”
“Efendim?”
Demir: “Yok, bir şey.”
Ne demek istediğini anlamaya çalışırken ayağa kalktı.
“Ben artık gideyim. Akşama da hazır ol. Seni almaya gelirim.”
“Gerek yok. Demir bey”
Demir: “Sana sormadım.”
Kaşlarımı çatıp ona baktım.
Demir: “Hem gideceğimiz yer uzak ve tenha. Tek başına gidemezsin, yani.”
“Anladım, Demir Bey. Nasıl isterseniz o zaman.”
Demir Bey birden ayağa kalkıp beni aşağıdan yukarıya sessizce süzdü. Bakışları üzerimde birkaç saniye dolaştıktan sonra gözlerime çevrildi.
Sonra derin bir nefes aldı.
Demir: “Ben artık gitsem iyi olacak.”
Kapıya doğru birkaç adım attıktan sonra arkasını dönüp bana baktı.
Demir: “Sana da, Şanslı’ya da iyi eğlenceler.”
Bunu söylerken sesinde tuhaf bir ton vardı.
Sanki…
Laviniadan devam
Gözlerimi hiç açmak istemiyordum.
Yatağın kokusu ve beni saran kollar o kadar huzurluydu ki… Sanki kimse gelip beni bu huzurdan koparamazmış gibi hissediyordum.
Keşke hep böyle sarılsa bana.
Çok mu şey istiyorum ki?
İç ses: “Bence sen şu an hemen kalkmazsan ev halkının hepsi seninle beraber huzura gidecek.”
“Ohaaa! Saat kaç olmuş ki?”
Savaş: “Yedi.”
“Ne?”
Savaş, tek kelime bile etmeden başını salladı. Karnımın üzerindeki kollarını da sanki gitmeme izin vermeyecekmiş gibi biraz daha sıkılaştırdı.
“Beni bırak şimdi. Herkes uyanır.”
Savaş’ın sesi uykudan yeni uyanmış gibi kısık ve derindi.
Savaş: “Uyansınlar.”
İç ses: “Bu ses uykuluyken daha mı seksi yaaaaa?”
Evet yani…
Hayır.
Kısmen evet, kısmen hayır.
İç ses: “Kararını mı versen? Cevabın evet olacak çünkü.”
“Ufff, sus be! Benim hemen kalkmam gerek.”
Tam kalkmaya yeltenmiştim ki Savaş’ın sesiyle olduğum yerde kaldım.
Savaş: “Şşşt… Az daha uyu. Daha erken.”
“Savaş Bey, ne erkeni? Kimse görmeden odadan çıkmam lazım. Yoksa—”
Birden Savaş, uzandığı yerde gözlerini açıp bana baktı.
Savaş: “Sen niye hâlâ bana Savaş Bey diyorsun?”
Ne diyeyim?
Maraz Ali mi?
Polat Alemdar mı?
İç ses: “Karşılaştığın kişilerle uyumu tebrik ederim. İlk kez sana katılıyorum.”
“Yaniiii…”
“Anlamadım, Savaş Bey.”
Herhalde düşüncelerimi dışarıya vurmayacaktım.
Savaş bana biraz daha yaklaştı. Yüzü yüzüme o kadar yaklaşmıştı ki nefesini hissedebiliyordum.
Savaş: “Seninle bir anlaşma yapalım.”
“Anlaşma mı?”
Savaş: “Hı hı. Anlaşma.”
“Ne gibi bir anlaşma?”
Savaş’ın yüzünde sanki vatan gülüşü vardı.!
Öyle bir sırıtıyordu ki…
Kesinlikle hayra alamet değildi.
“Ne anlaşması?”
Savaş biraz daha yaklaşıp kaşlarını kaldırdı.
Savaş biraz daha bana yaklaşıp konuşmaya başladı.
Savaş: “Eğer bir daha bana ‘Bey’ diye hitap edersen seni öperim.”
Savaş bunu söylerken gözleri dudaklarıma kaydı.
Benim beynim ise o an tamamen iflas etti.
“Ama Savaş Bey…”
Daha cümlemi tamamlayamadan dudaklarımın üzerinde hafif ve nemli bir dokunuş hissettim.
Savaş beni öpmüştü.
Kısacık…
Ama kalbimin göğsümden fırlamasına yetecek kadar.
İç ses: “Sen Zeusa… Hatta Zeus Bey’e bile ‘Bey’ de bence.”
Ben fırsatçı mıyım ki?
İç ses: “Az önce ne diyordun? ‘Ben istediğim zaman öperim’ diyordun.”
“Yani…”
Ne?
Hayır!
Ben öyle demek istemedim!
Savaş benden biraz uzaklaşıp gözlerimin içine baktı.
Savaş: “Bana Savaş de.”
“Şimdi mi?”
Savaş’ın yüzündeki o kendinden emin gülümseme biraz daha büyüdü.
Savaş: “Evet. Şimdi.”
Tam kelimeler ağzımdan çıkacaktı ki…
Savaş’ın telefonu çalmaya başladı.
İkimiz de aynı anda telefona baktık.
Savaş’ın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
Telefonu eline alıp ekrana bile bakmadan telefonu kapattı
Sonra hiç istifini bozmadan tekrar bana döndü.
Savaş: “Siktir et.”
“Ne?”
Savaş telefonu yatağın üzerine bırakıp yeniden bana yaklaştı.
Savaş: “Devam et, güzelim.”
Tam kelimeler ağzımdan çıkacaktı ki yine telefon çaldı.
Savaş’ın ağzından bir şeyler dökülüyordu ama ne dediğini pek anlayamamıştım. Bu sefer telefonu eline aldığı gibi…
Duvara fırlattı.
Telefonun duvara çarpıp yere düşen sesiyle resmen yerimden sıçradım.
Ben dehşet içinde telefona, sonra Savaş’a baktım.
Savaş ise sanki az önce dünyanın en normal şeyini yapmış gibi bana dönüp gayet sakin bir şekilde konuştu.
Savaş: “Artık kimse bizi rahatsız edemez.”
“…”
Ben hâlâ duvarda parçalanmış telefona bakıyordum.
Nasıl yani?
O telefon…
Son çıkan telefonuydu!
Hiç mi acımadı?
Bu kadar mı önemliydi benim iki kelime söylemem?
İç ses: “Önemliymiş ki cümleni bile kesmesini istemedi. Bu adamın bir kılavuzu yok mu be? Dağıtırdık diğer öküzlere.”
“Sava—”
Tam o sırada kapı birden açıldı.
İkimiz de aynı anda kapıya döndük.
Savaş”yeter ama *mk”
Karşımızda Mehmet Abi vardı.
Mehmet: “Savaş, sabahtan beri seni—”
Lafını bile tamamlayamadı.
Çünkü…
Bizi gördü.
BİZİ GÖRDÜ MEHMET ABİ!
BİZİ!
BENİ!
SAVAŞ’I!
AYNI YATAKTA!
Benim beynim o an resmen bedenimi terk etti.
Mehmet Abi’nin gözleri önce bana, sonra Savaş’a, sonra da Savaş’ın kolunun hâlâ belimin etrafında oluşuna kaydı.
Ben ise kıpırdayamıyordum.
Kıpırdasam daha kötü olacaktı.
Kıpırdamasam da zaten yeterince kötüydü.
Mehmet Abi’nin yüzündeki ifade yavaş yavaş değişmeye başladı.
Önce şaşkınlık…
Sonra şok…
Sonra…
O bakışı biliyordum.
O bakış…
Kesinlikle iyi değildi.
İç ses: “Lavinia…”
Ne var?
İç ses: “Geçmiş olsun.”
Mehmet Abi gözlerini kısıp Savaş’a baktı.
Mehmet: “Savaş…”
Savaş ise hiç istifini bozmadan bana baktı.
Sanki odada Mehmet Abi yokmuş gibi!
Ben gözlerimi kocaman açıp ona baktım.
“Savaş bey…”
Savaş kaşlarını kaldırdı.
Savaş: “Ne?”
Mehmet Abi’nin gözleri bir anda bana döndü.
Ben hemen doğrulmaya çalıştım ama Savaş’ın kolu hâlâ belimdeydi.
O kol…
O kol neden hâlâ oradaydı?!
“Savaş bey kolunuzu çek.”
Savaş sanki ne dediğimi anlamamış gibi bana baktı.
Savaş: “Neden?”
“Nedeni mi var?!”
Mehmet Abi’nin bakışları üzerimizde dolaşırken yüzümün ateş gibi yandığını hissediyordum.
Mehmet: “Ben galiba yanlış zamanda geldim.”
“Hayır!”
Sesim o kadar yüksek çıktı ki ben bile irkildim.
Mehmet Abi kaşlarını kaldırdı.
Mehmet: “Yanlış zamanda gelmedin mi?”
“Hayır! Yani… Evet! Yani hayır! Şey…”
İç ses: “Harika gidiyorsun Lavinia. Biraz daha konuşursan suçunu kendin itiraf edeceksin.”
“Sus!”
Mehmet Abi’nin kaşları daha da çatıldı.
Mehmet: “Kime sus diyorsun?”
“Hiç kimseye!”
Mehmet Abi bir an Savaş’a baktı.
Sonra tekrar bana.
Sonra yine Savaş’a.
Savaş ise…
Savaş resmen keyif alıyordu!
Üstelik yüzündeki o kendinden emin gülümseme de geri gelmişti.
Mehmet: “Savaş, sen…”
Savaş: “Ne?”
Mehmet: “Ben sabahın köründen beri seni arıyorum.”
Savaş omuz silkti.
Savaş: “Fark ettim.”
Mehmet Abi’nin gözleri yerdeki telefona kaydı.
Mehmet: “Telefonunu neden duvara attın?”
Savaş hiç düşünmeden cevap verdi.
Savaş: “Rahatsız ediyordu.”
Mehmet Abi’nin gözleri kocaman açıldı.
Ben ise içimden çığlık atıyordum.
İç ses: “MEHEMT ABİ BİZİ GÖRDÜ LAVİNİA, BU ADAM—”
“Sus!”
Mehmet Abi yine bana döndü.
Mehmet: “Sen neden sürekli kendi kendine konuşuyorsun?”
“Ben konuşmuyorum!”
Mehmet Abi’nin bakışları Savaş’a kaydı.
Savaş da bana bakıyordu.
Sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Savaş: “Konuşuyor.”
Bu adam niye çıkmıyor artık?!
Git artık!
Hatta sen dur, ben direkt öleyim burada!
Lütfen…
Ne olur!
Ben fark ettirmeden Savaş’ın kolunu tuttum ve bir anda kendimi battaniyenin altına atıp Mehmet Abi’den gizledim.
İç ses: “Bu sence biraz geç olmadı mı?”
“Sen sus! Bir de seninle uğraşmak istemiyorum. Hayır, Savaş niye çık demiyor ki? Mal!”
İç ses: “Sensin mal.”
“Şu an gerçekten seninle kavga edecek hâlim yok.”
Battaniyenin altında küçücük bir top hâline gelmiş, dışarıdan gelen sesleri dinlemeye başlamıştım.
Mehmet Abi’nin sesi geldi.
Mehmet: “Ben çıkıyorum. Sen de benimle bir gelsen iyi olur. Önemli.”
İşte!
İşte şimdi gidiyorlardı!
Hadi…
Hadi Savaş!
Bir şey söyle!
Tamam de!
Ok de!
Ne bileyim, “Peki” de!
Adam gitsin!
Ben battaniyenin altında nefesimi tutmuş, Savaş’ın vereceği cevabı bekliyordum.
Ama Savaş’tan çıt yoktu.
Sesler kesilmişti artık.
Biraz daha bekledim.
Ama hiçbir ses yoktu.
Sessizlik…
Sonra Savaş’ın sesi duyuldu.
Savaş: “Orada nefessiz kalmaya devam edecek misin?”
“Mehmet Abi gitti mi?”
Savaş: “Evet.”
“Emin misin?”
Savaş’ın sesinde artık hafif bir bıkkınlık vardı.
Savaş: “Evet.”
Ben de sonunda cesaretimi toplayıp kafamı battaniyenin altından çıkardım.
Ama çıkar çıkmaz…
Savaş dudaklarıma yapıştı.
Ben daha ne olduğunu anlayamadan benden ayrıldı.
Savaş: “Bir.”
“Ne?”
Tekrar eğilip beni öptü.
Savaş: “Bu da iki.”
Gözlerimi kırpıştırarak ona baktım.
“Bunlar neydi?”
Savaş elini dudaklarıma götürüp parmağıyla hafifçe dokundu.
Savaş: “Sana söylemiştim ya… Bana ‘Bey’ dersen, söylediğim her kelime için seni öpeceğim demiştim. Ben sadece sözümü yerine getiriyorum.”
Gözlerim kocaman açıldı.
“Sen gerçekten…”
Cümlemi tamamlamadan hemen yataktan fırladım.
Savaş’ın duygusallığını kullanıp kaçmak için bundan daha iyi bir fırsat bulamazdım.
“Benim hemen gitmem lazım. Kimse öğren—”
Lafımı tamamlayamadan yüzüm düştü.
Bir anda sustum.
Çünkü…
Mehmet Abi gelmişti.
Ve beni görmüştü.
Ben bittim.
Savaş bunu fark etmiş olacak ki hemen yanıma geldi ve ellerimi tuttu.
Savaş: “Merak etme sen. Sen söylemedin. Kimse öğrenmeyecek.”
Umutlu gözlerle ona baktım.
“Gerçekten mi?”
Savaş başını salladı.
Savaş: “Gerçekten.”
Bir an rahatladım.
Ama sonra aklıma Mehmet Abi geldi.
“Ya Mehmet Abi?”
Savaş ellerimi bıraktı.
Sonra bir elini çeneme götürüp yüzümü nazikçe kendisine çevirdi.
Gözlerimin içine baktı.
Savaş: “O da dâhil. Sen merak etme. O da kimseyle konuşmayacak. Hatta bu anı unutacak.”
Yüzündeki ifadeyi görünce istemsizce sustum.
Savaş başparmağıyla yanağıma hafifçe dokundu.
Savaş: “Sen hiç merak etme. O güzel yüzünü düşürme, olur mu?”
O an…
Ne yapacağımı bilemedim.
İçimde bir şey yumuşadı.
Ve hiç düşünmeden Savaş’a sarıldım.
“Teşekkür ederim.”
Savaş bir an afalladı.
Belli ki böyle bir tepki beklemiyordu.
Ama sonra kollarını yavaşça bana doladı.
Beni karşılıksız bırakmadı.
O an…
Bir saniyeliğine her şeyi unuttum.
Mehmet Abi’yi…
Yakalanma korkumu…
Sabahın bu saatinde neden Savaş’ın odasında olduğumu…
Hepsini.
Sadece onun kollarında durdum.
Ama bu anın daha fazla uzamasına izin veremezdim.
Başka birine daha yakalanamazdım …
“Ben gitmeliyim.”
Savaş başını salladı.
Savaş: “Git.”
Kapıya doğru yürüdüm.
Tam çıkacakken arkamdan seslendi.
Savaş: “Lavinia.”
Dönüp ona baktım.
Savaş: “Bir dahaki sefere…”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Ne?”
Savaş’ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
Savaş: “Bana Savaş demeyi bu kadar zorlaştırma.”
Gözlerimi devirdim.
“Sen de bana böyle tuhaf anlaşmalar sunma.”
Savaş kıkırdadı.
Savaş tam kapıya yönelmişken arkasını dönüp bana baktı.
Savaş: “Akşama hazır ol. Seni bir toplantıma götüreceğim. Sonra da başka planlarım var.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Başka planlarınız mı var?”
Savaş’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Savaş: “Seni çok beğeneceğin bir yere götüreceğim.”
Bir anda içime garip bir mutluluk saplandı.
Ne?
Bir sürpriz mi?
Hem de bana mı?
Kalbim heyecanla çarpmaya başladı.
“Ama… Nereye?”
Savaş başını iki yana salladı.
Savaş: “Sürpriz.”
“Hiç ipucu yok mu?”
Savaş: “Yok.”
“Birazcık?”
Savaş: “Hayır.”
“Çok küçük bir ipucu?”
Savaş gülerek başını salladı.
Savaş: “Lavinia, sürpriz yapmanın ne demek olduğunu biliyor musun?”
“Evet.”
Savaş: “O zaman sus ve akşama kadar bekle.”
“Tamam, olur.”
Savaş’ın yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
Savaş: “Güzel. O zaman…”
“Güzel.”
Bir an ikimiz de birbirimize baktık.
Sonra Savaş’ın gözleri hafifçe kısıldı.
Savaş: “Hadi git.”
“Ne?”
Savaş yatağı işaret etti.
Savaş: “Yoksa tekrar yatağa geri dönebiliriz.”
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
“Yok artık!”
Hiç vakit kaybetmeden onun yanından uzaklaştım.
Ama içimde…
Çok güzel bir mutluluk vardı.
Öyle böyle değil.
Resmen içimde kelebekler uçuşuyordu.
Hatta kelebekler yetmiyordu…
Sanki ben de onlarla beraber uçabilirdim.
İç ses: “Lavinia…”
“Ne?”
İç ses: “Sen akşama kadar dayanamazsın.”
“Neden?”
İç ses: “Çünkü daha şimdiden ne giyeceğini düşünmeye başladın.”
“Hayır, başlamadım!”
İç ses: “Başladın.”
“Başlamadım!”
İç ses: “Mavi elbiseyi mi giyeceksin?”
Bir an durdum.
“…”
İç ses: “Yoksa siyah olanı mı?”
“Kes sesini!”
İç ses: “Saçlarını da yaparsın. Hafif bir makyaj…”
“Ben toplantıya gidiyorum!”
İç ses: “Toplantıya mı?”
“Evet!”
İç ses: “Sürpriz yere de gidiyorsun ama.”
“Evet.”
İç ses: “Savaş’la.”
“Evet.”
İç ses: “Baş başa.”
Bir anda sustum.
“…”
İç ses: “Lavinia?”
“Ne var?”
İç ses: “Bence sen şu an toplantıyı falan düşünmüyorsun.”
“Düşünüyorum!”
İç ses: “Hayır.”
“Evet!”
İç ses: “Savaş’ı düşünüyorsun.”
“Sus!”
Ama ne kadar inkâr etsem de…
Dudaklarımın kenarında istemsizce bir gülümseme oluştu.
Akşamı sabırsızlıkla beklemeye başladım.
Çünkü ilk kez…
Savaş’ın benim için hazırladığı bir sürprizi merak ediyordum.
Ve nedense…
İçimdeki o güzel heyecan, akşama kadar geçecek gibi de görünmüyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.716okunma 106beğeni 36yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18