74. bölüm / 101
Lavinia70.bölüm
Bölümler 101Şu an: 70.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime · Okuduğun bölüm
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Laviniadan devam
Ona bakmamaya çalışıyorum ama gözlerim benden inat eder gibi sürekli ona bakıyordu. Ve ne zaman ona baksam, onun da bana baktığını görüyordum.
İç sesim hemen devreye girdi.
İç ses: “Ee, arabayı nasıl kullanıyor?”
“Ne bileyim ben? Şu an onu mu düşünüyorum?”
İç ses: “Bence düşün. Ölüp gittikten sonra hayat olmaz.”
“Olmasın da isteyen yok!”
Savaş, gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
“Hiç sormayacak mısın nereye gidiyoruz diye?”
Bir an sustum.
Aslında hakkaten nereye gidiyorduk biz?
Yollar gittikçe daha tenha, daha karanlık ve daha tekinsiz bir hâl alıyordu. Etrafımızda doğru düzgün bir ışık bile yoktu.
İç sesim fısıldadı.
İç ses: “Bence zeus işi bozdu gibi.”
“Sen bir sussana!”
Savaş kaşlarını kaldırıp bana baktı.
“Benim yanındayken o iç sesine söyle, aramıza girmesin.”
“Tabii tabii. Sanki benim elimde! Her yerden birden çıkıyor, nasıl susturayım?”
Bir anda Savaş kahkaha atmaya başladı.
Şaşkınlıkla ona döndüm.
Savaş, gülmekten kendini zor toparlayarak:
“Bu kadar basitti seni konuşturmak. Her kadın beş dakika susmaz.”
Gözlerimi kocaman açtım.
“Öyle miii, Savaş Bey?”
Savaş’ın gülümsemesi bir anda biraz soldu.
Ben ise kollarımı göğsümde birleştirip ona doğru döndüm.
“Kadınlar derken herhâlde bir yüz… Yok, yok. Bin kadından bahsediyoruz herhâlde.”
“Ne?”
“Yani tecrübeniz var belli ki. Beş dakika susmazmış kadınlar. Nereden biliyorsunuz acaba?”
Savaş’ın yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi.
“Oha be kızım, sakin ol! Şaka yaptım.”
“Ben de şaka yaptım.”
“Senin şakanın içinde niye bin kadın var?”
“Bilmem. Siz daha iyi bilirsiniz.”
“Lavinia.”
“Efendim Savaş Bey?”
“Şu an kıskanıyor musun beni?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Son derece.”
Savaş’ın dudaklarının kenarı yeniden kıvrıldı.
“İyi.”
“İyi ne?”
“Hiç.”
“Ne hiç?”
“Yok bir şey.”
“Ya Savaş Bey, insanı sinir etmeyin!”
Bu sefer Savaş kahkahayı bastı.
Ben ise sinirden camdan dışarı bakmaya başladım.
Savaş, “Sana ben Savaş Beyleri göstermez miyim, Lavinia Hanım,” dedi.
İstemsizce gülümsedim. Benim nedense uykum gelmeye başlamıştı.
“Biz daha gelmedik mi?”
Savaş, “Geldik sayılır,” dedi.
Ona sadece kafa salladım. O sırada bir anda enseme gelmişti.
Savaş, “Uykun mu geldi, güzelim?” diye sordu.
“Biraz.”
Savaş yine bıyık altından gülmüştü.
“Yine ne oldu?”
Savaş omuz silkerek,
“Bir şey yok,” dedi.
“Ama gülümsedin, gördüm.”
Savaş, “Sana ‘güzelim’ dedim, hiç bir şey demedin ya… Ona gülümsedim,” dedi.
Aslında evet, ne ara bu kadar kabullenmiştim onun söylediği bu sözleri? Adam da tabii bunu yanlış anlar.
İç ses: “Boş ver, bir şey de deme. Benim içim gidiyor her seferinde ‘güzelim’ dediğinde.”
Benim de… Ama böyle olmaz. Sonuçta biz neyiz yani? Biz diye de bir şey yok ki.
“Şey, Savaş Bey…”
Savaş bir anda lafımı keserek,
“Bugün beni sakinleştirdin. Sağ ol,” dedi.
Bana teşekkür bile edemiyor, ben hâlâ bir ilişkiden bahsediyorum.
İç ses: “Hemen de yanlış anla!”
Yanlış anlaşılacak bir şey yok. Her şey ortada.
“Önemli değil, Savaş Bey. Ben sadece işimi yaptım.”
Savaş bana ters ters bakarak,
“İş mi?” dedi.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Kaşları çatılmış, gözlerini üzerime dikmişti. Sanki söylediğim iki kelimeyle bütün keyfini kaçırmıştım.
“Evet… yani… sonuçta ben sizin yardımcınızım.”
Savaş’ın yüzündeki ifade daha da değişti. Başını hafifçe yana eğerek bana baktı.
“Yardımcım olduğun için mi beni sakinleştirdin?”
“Evet.”
“Yani başka bir sebebi yok?”
“Ne gibi bir sebebi olacak ki?”
Savaş bir anda arabayı durdurmuştu ve az kalsın arkadaki arabayla kaza yapacaktık.
“Savaş Bey, siz ne yapıyorsunuz?”
Savaş sert ve bir o kadar da net bir şekilde konuşmaya başladı.
“Bak, ben net bir insanım. Karmaşık şeylere de gelemem. Ben seni istiyorum. Biraz sabretseydin, bu amk yerin yerine o ayarladığım yerde olurduk. Ama sen hiç durmadan konuşunca benim de tepeme geldi be!”
Savaş elini cebine atarak bir şey çıkardı. Yeşilimsi bir kutuydu.
“Bu ne?”
İç ses: “Çılkardığı şey , yoksa o yüzük mü?”
Yok canım, ne yüzüğü? Olsa olsa kolye, küpe, bileklik, halhal…
İç ses: “Yuh be, halhal ne alaka?”
Ne bileyim, attım işte.
Savaş kutunun kapağını açınca içinden çok kibar, bir o kadar da lüks bir yüzük çıkardı. Yüzüğe bakınca âşık olmamak elde değildi çünkü bu bir elmastı. Bir ara Damla bana bu yüzüğü göstermişti. Kral ailesi falan, bir şeydi ama bir türlü aklıma gelmiyordu. Neydi, neydi?
“Oppenheimer!”
Savaş hafifçe gülerek,
“Ta kendisi,” dedi.
“Bunun… Yani bu kadar kıymetli bir elmasın şu an sende, hatta şu an burada ne işi var?”
Savaş’ın gülümsemesi iyice genişledi. Biraz daha bana dönerek,
“Ben seni istiyorum, yüzük de seni.”
İç ses: “Yüzüklerin Efendisi, Lavi.”
“Bu… Bu ne demek, Savaş Bey?”
Savaş,
“Bu siktiğim ‘Bey’ kelimesini bırak artık,” dedi.
Maviden devam
Demir, “Neymiş o kadar önemli sorun, söyler misin?” dedi.
Şu an arabanın içinde Demir Bey bana bas bas bağırıyor. Haklı olarak…
“Şey, Demir Bey…”
Demir Bey’in sanki sabrını tüketmiş bulunmaktaydım. Acaba keşke hiç ellemeseydim de birbirlerini yeseler miydi? Şu an bu durumda olmazdım, değil mi? Ama neyse, olan olmuştu.
Demir Bey elini saçlarına atarak tekrardan konuştu.
“Konuş lan!”
“Aa, Demir Bey, ne kadar ayıp! ‘Lan’lı manlı konuşmak size hiç yakışıyor mu ama?”
Demir Bey bana doğru yaklaşarak,
“Bana bak Çilli, sana son şans bu. Önemli konu ne? Ve sakın bana ‘çişim geldi’ diye yalan uydurma. Bu sefer yemez, kızım.”
Bu kadar sert bakmak zorunda mısın ya sen?
Ne var? Seni kavga etme diye araya girdim. İyilik ettim, öküzçüm, patronum!
Bir anda karnımdan bir gürültü geldi.
Haklı olarak hiç doymamıştım ki! Tatlı da gelmedi. Hem ben ne yapayım?
Demir Bey’in gözü bir anda karnıma doğru indi.
Aklıma ilk geleni söyledim.
“Ben acıktım ve açken ben, ben olmuyorum. Değişik piskopat bir kıza dönüşüyorum, Demir Bey’cim.”
Demir Bey kaşlarını kaldırarak,
“Piskopat ha?”
“Evet.”
“Acıktın yani?”
“Evet.”
“Önemli konu buydu, öyle mi?”
Ve yine…
“Evet, Demir Bey.”
Demir Bey direkt direksiyona dönerek elini iki defa direksiyona vurdu.
Demir, “Ne bokuma seni getirdim ki?” dedi.
“Yani…”
Demir, “Kafamı sikeyim,” dedi.
“Yani…”
Ben ne saçmalıyorum ya?
“Şey, Demir Bey, ben öyle demek istemedim. Yani ne derseniz haklısınız… Tabii son cümleniz değil, tabii.”
Hafif bir gülümseme sundum ama bu onu daha da sinirli yaptı gibi. Hemen gitmem lazım.
Kaç Mavi, kaç kızım! Canını seviyorsan kaç!
“Şey, Demir Bey, ben ineyim. Yarın… Tabii beni hâlâ kovmadıysanız, yarın görüşmek üzere. İyi akşamlar.”
Ben tam arabadan iniyordum ki kolumda bir el hissettim.
Demir,
“Bekle,” dedi.
Aha vaka beni direk öldüreçek er tabi bu kadar konuşmaya kim dayanır ben olsam bende dayanmam vala
Bölüm etkileşimi
