52. bölüm / 101
Lavinia49.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 49.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime · Okuduğun bölüm
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
⸻
LAVİNİA’NIN AĞZINDAN
“Ya sen nasıl bir açgözlüsün?” diye bağırdı Damla.
Fikret gözlerini devirdi.
“Bak kızım, ağzını topla diyorum sana. Koymasaydın sen de arka koltuğa.”
“Nasıl ya, nasıl yersin sen onları? Onlar Lavinia’nındı!”
Fikret bir şey daha dese Damla direkt üstüne atlayacak gibiydi. Ne olmuştu bunlara? Damla neden bu kadar sinirliydi?
İç ses: Fikret’in yanında normal değil mi sence?
Bence de.
İç ses: Yakışıklı, Allah var ama çok sinir bozucu.
Bence de.
İç ses: Bana katılmayı bırak da Damla’yı sakinleştir sen.
Bence de.
İç ses: Allah’ım…
İç sesime daha fazla hak vermeden Damla’nın yanına gidip ona sıkıca sarıldım. Çünkü onu çok özlemiştim.
Damla bir an afalladı ama hemen bana sarıldı.
“Çok özledimmm!”
“Ben de seni çööööök!”
Bir süre sarıldıktan sonra beni yukarıdan aşağıya süzdü.
“Kızım, sana ne yapmışlar böyle? Küçücük kalmışsın. Bakmadılar değil mi sana?”
“Biz bu arada hayır kurumu muyuz?” dedi Fikret. “Niye ona bakalım?”
Nedense bu söz canımı acıtmıştı. Sebebini biliyordum ama kabul etmek istemiyordum.
Damla bir adım öne çıktı.
“Bana bak mafya çeyreği, beni sinir etme. Gerçekten kim öldü diye umursamadan üstüne atlarım.”
Fikret buna kahkahayla güldü.
Damla’yla birbirimize baktık.
Sonra Damla sessizce kulağıma eğildi.
“Bu adam deli mi?”
Omuz silktim.
Tam o sırada hiç beklemediğimiz bir şey oldu.
Fikret sırıtarak Damla’ya baktı.
“Senin gibi kızlardan hoşlanmam ben. Genelde sarışınlardan hoşlanırım güzelim… Ama senin için bir istisna yapabilirim.”
Ardından göz kırptı.
Sapık.
Damla’nın gözleri fal taşı gibi açıldı.
“Tutma beni Lavi! Bunu parçalayacağım!”
Kolunu tutmaya çalıştım.
“Tutma, tutma,” dedi Fikret alaycı bir şekilde. “Bırak gelsin. Kimin evinde kime posta koyuyor?”
Bu sefer ben de sinirlenmiştim.
Tam ağzımı açacakken…
“YETER ARTIK!”
Savaş’ın sesi evde yankılandı.
Damla bir anda sustu. Açıkçası ben de korkmuştum. O an herkes donup kalmıştı.
Savaş’ın yüzündeki öfke ilk kez bu kadar net görünüyordu.
Savaş Bey kaşlarını çatarak etrafa baktı.
“Benim evimde neden bu kadar gürültü var?”
Bir anda herkes sustu.
Fikret bile.
“Abi, kusura bakma. Bir daha olmaz.”
Şaşkınca Fikret’e baktım. Gerçekten de Savaş Bey’den çekiniyor gibiydi.
Ben de hemen konuşmaya çalıştım.
“Savaş Bey, kusura bakmayın. Bir daha olmaz.”
Savaş Bey gözlerini birkaç saniye üzerimde tuttu.
“Fikret, odama gel.”
Başka hiçbir şey demeden dönüp gitti.
Fikret de söylenerek peşinden yürüdü.
“Yandık yine…”
Onlar gözden kaybolunca Damla bana döndü.
“Bu adam da kim böyle? Az önce ne yaşadık biz?”
“Bu Savaş Bey işte. Patronum. Babamdan beni alan kişi.”
Damla bir anda iki kolumdan tutup beni sarsmaya başladı.
“Kızım sen deli misin?”
“Ne?”
Anlamayan gözlerle baktım.
“Kızım bu adam tam bir Polat Alemdar!”
İç ses: Çok iyi benzetme ama Maraz Ali birinci sırada.
Şu an seninle bunu tartışmayacağım iç ses.
“Damla iyi misin? O bir mafya babası.”
“Ne olmuş yani? Onu da yeriz.”
“Saçmalama Damla!”
Damla gözlerini devirdi.
“Kızım sen oldum olası hiçbir şeyin farkında değildin. Mert’te de aynı şeyi yaptın zaten.”
Derin bir nefes verdim.
“Uff… Eski konuları mı konuşacağız şimdi?”
“Tamam tamam. Şimdilik kapatıyorum.”
“Oh, şükür.”
Sonra aklıma geldi.
“Sen neden Fikret’le kavga ediyordun?”
Damla’nın yüzü anında değişti.
“Ne mi neden mi?”
“Evet.”
“O çeyrek mafya var ya…”
“Eee?”
“Senin böreklerini yediiii! Hem de peynirli olanları!”
Bir anda dünyam başıma yıkıldı.
Yok. Hayır. Olamazdı.
Benim böreklerim…
“Yalan söylüyorsun değil mi?”
Damla son derece ciddi bir şekilde başını salladı.
“Yoo. Çok ciddiyim. Senin böreklerini yedi.”
Gözlerim büyüdü.
“Ben seni öldürmez miyim Fikooo!”
Damla sahte bir sakinlikle omzuma dokundu.
“Dur sakin ol Lavi, bir şey olmaz.”
“Bana bak Damla, vallahi seni de öldürürüm. Damarıma fazla basma.”
Damla hemen ellerini kaldırdı.
“Ben bir şey yapmadım. Git çeyrek mafyaya ne yapıyorsan yap.”
Tam arkamı dönmüştüm ki tanıdık bir ses duydum.
“Anam anam! Bu güler yüzlü kızımız da kim Lavi kızım?”
Ayşe Sultan’dı.
Damla hemen yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirdi.
“Ben Damla teyzeyim. Lavinia’nın en yakın dostuyum. Tabii Mert’i saymazsak.”
Ayşe Sultan gülmeye başladı.
“Ben de Ayşe. Bu evin temizlikçisiyim. Aynı zamanda Lavinia’nın iş arkadaşı ve teyzesiyim.”
İkimiz de aynı anda gülmeye başladık
İç ses: Komik olan ne?
Sen bir sus ya. Lafa karışmadığın zaman korkuyorum, acaba gittin mi diye.
İç ses: Sen ölmeden ben hiçbir yere gitmem.
İç ses bazen fazla duygusal olabiliyordu.
Ayşe Sultan ellerini çırptı.
“Eee, hadi bakalım. Kahvaltı hazır.”
Hep birlikte mutfağa doğru yürüdük.
Masanın etrafındaki herkes yerini almıştı.
Sadece üç sandalye boştu.
Bizim için ayrılmıştı.
Nedense hoşuma gitmişti. Birilerinin bizi düşünmesi güzel hissettirmişti.
Tam oturacaktık ki Damla’nın bir adım geri çekildiğini fark ettim.
Yanına eğildim.
“Bir sorun mu var?”
Damla da benim gibi sessiz konuştu.
“Lavi…”
“Efendim?”
“Burada çok adam var.”
“Evet?”
“Ve hepsi bize çok kötü bakıyor.”
O sırada gözlerimi kaldırıp masaya baktım.
Gerçekten de birkaç çift göz üzerimizdeydi.
Bir anda yutkundum.
Galiba Damla haklıydı.
Ayşe Sultan elindeki çaydanlığı masaya bırakıp bize gülümsedi.
“Hadi oturun siz. Çaylarınızı da koydum ben.”
“Ayşe Sultan, niye zahmet ettin? Biz alırdık.”
Ayşe Sultan hemen elini salladı.
“Ne zahmeti kızım? Hadi gelin, oturun artık.”
Damla hafifçe boğazını temizledi.
“Ben şey… Zaten kahvaltımı yapmıştım. Size afiyet olsun.”
Bunu söylerken sesi biraz çekingen çıkmıştı.
İç ses: Haklı da. Bu kadar yakışıklının arasında yemek yemek zor tabii.
Şu an buna yorum yapmayacağım.
Ayşe Sultan hemen itiraz etti.
“Hiç öyle şey olur mu kızım? Az da olsa bir şeyler ye.”
Tam o sırada Mehmet Abi ayağa kalktı.
“Hadi gelin kızlar, şöyle oturun. Biz de zaten kalkıyorduk.”
Mert şaşkınlıkla ona döndü.
“Ama abi, biz daha yemedik ki.”
Mehmet Abi hiç duraksamadan onun sözünü kesti.
“Hadi kalkın dedim. Biz doyduk.”
Mert’in yüzündeki şaşkınlığı görünce gülmemek için kendimi zor tuttum.
Ayşe Sultan da durumu anlamış olacak ki hiçbir şey demedi.
İçimde bir his vardı.
Mehmet Abi bunu Damla rahat etsin diye yapmıştı.
Damla da fark etmiş olmalıydı çünkü yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
Biz yerimize otururken Damla sessizce bana döndü.
“Lavi…”
“Hı?”
“Seni böyle mutlu görmek çok güzel.”
Şaşkınca ona baktım.
“Ne demek istiyorsun?”
Damla gülümsedi.
“Seni böyle içten gülerken hiç görmedim.”
Sözleriyle birlikte elimdeki çay bardağına baktım.
Haklıydı galiba.
Çünkü ben de kendimi ilk kez böyle hissediyordum.
İlk kez bir yere aitmişim gibi…
İlk kez yalnız değilmişim gibi…
Bu ev kusursuz değildi.
İçinde mafyalar vardı.
Sinir bozucu Fikret vardı.
Sürekli bağıran insanlar vardı.
Ama yine de…
Burada garip bir sıcaklık vardı.
Aile gibi…
Uzun zamandır özlediğim bir yuva gibi…
O düşünceyle istemsizce gülümsedim.
Tam o sırada masanın diğer ucundan tanıdık bir ses geldi.
“Niye gülümsüyorsun sen?”
Başımı kaldırdım.
Savaş Bey bana bakıyordu.
Ve nedense o anda elimdeki çay boğazıma kaçacak gibi oldu. 😅
Bölüm etkileşimi
