76. bölüm / 101
Lavinia72.bölüm
Bölümler 101Şu an: 72.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm654 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm190 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime · Okuduğun bölüm
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lavinia’dan devam
Aslında her şey ona göre çok basit ve kolaydı. Ama benim hayatımla onunki aynı değildi. Ben sıradan bir hayat yaşamıştım; o ise her gün çatışmaların, silahların ve ölümün gölgesinde nefes alıyordu.
Ya bir gün o kurşun gerçekten ona gelirse?
Ya onu kaybedersem?
O zaman ben ne yapardım?
Titreyen ellerimle yüzüğü avucumun içinde tutarken boğazımdaki düğüm daha da büyüdü.
“Ben… özür dilerim, Savaş. Ama olmaz… Lütfen bu yüzüğü seni gerçekten hak eden birine ver.”
Sözlerim biter bitmez elimi bıraktı.
Parmakları tenimden ayrıldığı an içimde bir şeyler de kopmuştu.
Bana öyle bir baktı ki… O bakışta ne öfke vardı ne de nefret.
Sadece büyük bir hayal kırıklığı…
“Bu kadar kolay mı peki?” dedi kısık ama sert bir sesle.
Kolay mı?
Keşke kolay olsaydı.
Ben bugünün gelmesini o kadar çok istemiştim ki… Defalarca hayalini kurmuştum. Ama o hayalin gerçek olmasındansa, güzel bir hayal olarak kalmasını tercih ederdim.
Çünkü en azından hayaller ölmezdi.
Ben konuşamıyordum.
İç sesim bile susmuştu.
Savaş derin bir nefes aldı.
“Demek senin için vazgeçmek bu kadar kolay…”
Başını iki yana salladı.
“Anladım. En doğru kararı vermişim.”
“Bak Savaş, ben…”
Sözümü bitirmeme bile izin vermedi.
Elindeki yüzük kutusunu sertçe kapattı ve arabanın torpidosuna fırlattı.
Kutunun çıkardığı sert ses arabanın içinde yankılanırken ben irkilerek gözlerimi kapattım.
O kutunun içinde sadece bir yüzük yoktu.
İkimizin de hayalleri vardı.
Savaş direksiyona baktı. Sesi artık buz gibiydi.
“Bundan sonra aramızda sadece patron ve çalışan ilişkisi olacak, Lavinia.”
Kalbime biri bıçak saplamış gibiydi.
Başımı eğdim.
Sadece sessizce başımı sallayabildim.
Çünkü konuşursam ağlayacaktım.
Ve bu kez beni susturacak, gözyaşlarımı silecek ya da “geçti” diyecek kimse olmayacaktı.
Arabanın içinde ağır bir sessizlik çökmüştü.
Motorun sesi bile o sessizliğin altında kayboluyordu.
Savaş hiç bana bakmadan arabayı çalıştırdı.
Ben ise camdan dışarı bakıyordum.
Ama dışarıda ne gördüğümü bile bilmiyordum.
Tek gördüğüm şey, biraz önce kendi ellerimle parçaladığım mutluluğumuzdu.
Savaş’tan devam
Bu kadar basit bitiremezdi.
Ben ilk defa bir kadının karşısında bütün duvarlarımı indirmiş, kalbimi önüne sermiştim.
O ise tek cümleyle beni reddetmişti.
Yan gözle ona baktım.
Başını koltuğa yaslamış, camdan dışarıyı izliyordu.
Yüzüne bakınca ne hissettiğini anlamak imkânsızdı.
Demek bitti…
Tamam.
Şimdilik öyle olsun.
Ama bu hikâyeyi bitirecek kişi o olmayacaktı.
Direksiyonu biraz daha sıkı tuttum.
Çenem öfkeden kasılmıştı.
Belki de ona fazla iyi davranmıştım.
Belki de onu hep koruyup kolladığım için beni kaybetmeyeceğini sanmıştı.
Gaz pedalına biraz daha bastım.
Motorun sesi arabanın içindeki sessizliği bastırmaya yetmiyordu.
Yaklaşık bir saat olmuştu.
Evin önüne geleli dakikalar geçmişti.
Ama ne o arabadan iniyordu…
Ne de ben tek kelime ediyordum.
İkimiz de sessizdik.
İkimiz de inatçıydık.
Bir an istemsizce ona baktım.
Hiç konuşmasa da…
Hiç bana dokunmasa da…
Hiç elimi tutmasa da…
Yanımda olması bile tuhaf bir huzur veriyordu.
Derin bir nefes aldım.
Lanet olsun…
Kokusu…
İşte en çok da o mahvediyordu beni.
Arabanın içine sinen o hafif parfüm kokusu aklımı dağıtıyordu.
Ne kadar kızgın olursam olayım…
Ne kadar kırılmış olursam olayım…
Bir gerçek değişmiyordu.
Bu kadından vazgeçmeye hiç niyetim yoktu.
“Geldik… İn.”
Sesim soğuktu.
Daha fazla aynı arabanın içinde kalırsak kendimi tutamayacağımı biliyordum.
Bir dakika daha kalırsa onu yeniden öpecektim.
Lavinia bana döndü.
“Bak… Beni çok yanlış anladın.”
Bir şeyler anlatma çalışıyordu.
Ama söylediği hiçbir kelime kulağıma ulaşmıyordu.
Bütün dikkatim yüzündeydi.
Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu.
Dudakları ise biraz önce ağlamasını durdurmaya çalışmış gibi hafifçe şişmişti.
Ona bakmaya devam edersem öfkemi unutacağımı biliyordum.
Başımı hafifçe çevirip sert bir sesle konuştum.
“Bu konuyu burada kapat. Konuşmak istemiyorum. Sen cevabını verdin… Bitti.”
Lavinia başını iki yana salladı.
“İşte o kadar kolay değil.”
Tam o sırada telefonum çalmaya başladı.
Ekrana bile bakmadan cebimden çıkarıp aramayı sonlandırdım.
Gözlerimi tekrar ona çevirdim.
“Bak, sen hiç düşünmeden cevap verdin. Bir dakika bile istemedin. Şimdi söyleyeceklerinin hiçbir anlamı yok.”
Lavinia derin bir nefes aldı.
Sanki cesaretini topluyordu.
Bir anda bana doğru eğildi.
Ne olduğunu anlayamadan dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Birkaç saniye…
Sadece birkaç saniye donup kaldım.
Evet…
Bu kez beni öpen Lavinia’ydı.
Onu hiç bekletmeden ben de karşılık verdim.
Ama bu sefer o kadar da yumuşak değildim.
Beni reddetmenin bedelini ödeyecekti.
Bir anda geri çekilmeye çalıştı ama izin vermedim.
Elimi ensesine koyup onu tekrar kendime çektim.
“Geri çekilirsen var ya… Şu an seni doğruca nikâh dairesine götürür, zorla evlendiririm.”
Sesim sertti ama gözlerim ondan bir saniye bile ayrılmıyordu.
Lavinia’nın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Ne?
Bu hoşuna mı gitmişti?
Kaşımı kaldırıp ona baktım.
“Ne gülüyorsun?”
Hiçbir şey demedi.
Sadece gözlerimin içine bakmaya devam etti.
Lanet olsun…
Az önce beni reddeden kadın, şimdi ise bana öyle bakıyordu ki bütün sinirim birbirine karışıyordu.
Mavi’den devam
Tamam…
Şimdi tek yapmam gereken arkamı dönmeden eve doğru koşmaktı.
O bir adım öne gitti…
Ben bir adım geri geldim.
Tamam Mavi…
Hazırsın.
İçimden yavaş yavaş saymaya başladım.
3…
2…
Tam “bir” deyip koşacaktım ki o tanıdık ses bütün planımı mahvetti.
“Maviiii! Kızım, hoş geldin!”
Bir anda Demir Bey durup bana baktı.
Ah be Mustafa Amca…
Tam sırası mıydı benimle konuşmanın?
Ne güzel kaçıyordum ben.
Demir Bey’e sahte bir gülümseme attım, sonra Mustafa Amca’nın lokantasına doğru yürüdüm.
“Hoş buldum Mustafa Amca.”
Mustafa Amca beni baştan aşağı süzdü.
“Ooo… Maşallah kızım. Ne güzel olmuşsun sen böyle.”
İster istemez utandım.
Sonuçta her gün iltifat almıyordum.
“Sağ ol Mustafa…”
Daha cümlemi bitiremeden Demir Bey kolumdan tutup beni kendine çekti.
“Demir Bey! Ne yapıyorsunuz? Durun.”
Zavallı Mustafa Amca ortada öylece kalmıştı.
Tamam, biraz… sapık olabilirdi 🤏 ama bana bugüne kadar bir zararı da olmamıştı.
Demir Bey beni hiç umursamadan yürümeye devam etti.
“Burayı beğenmedim. Başka yere gideceğiz.”
“Neden?”
Lokantadan çıkar çıkmaz kolumu bıraktı.
Sonra bana doğru bir adım yaklaştı.
“Az önce açım demedim mi ben?”
“Evet…”
Elini ensesine attı.
“Kızım… Sen gerçekten emin misin?”
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım.
“Neyden emin olayım Demir Bey?”
Kaşlarını çattı.
“Aç olduğundan.”
Aslında çok açtım.
Ama o yanımda olunca bütün vücut sistemlerim devre dışı kalıyordu.
Sonuçta en ufak şeye sinirlenen, gerektiğinde adamı tek bakışıyla korkutan biriydi.
Bir hata yapsam…
Ya kafamı kestirirse?
Bir anda hayal dünyam çalışmaya başladı.
────────
İki tane kocaman adam kollarımdan tutmuş sürüklüyordu.
Üstlerinde hiçbir şey yoktu, sadece siyah tayta benzeyen birşey giymişlerdi.
Karşımda elinde kocaman bir balta tutan cellât abi bekliyordu.
Etrafta toplanan insanlar bana acıyarak bakıyordu.
“Yazık kıza…”
“Daha çok gençti.”
“Bunu hak etmedi.”
Ben de içimden,
“Ben de hak etmediğimi düşünüyorum!” diye söyleniyordum.
Sonra gözüm en öndeki kocaman tahta oturana takıldı.
Orada kim oturuyordu dersiniz?
Tabii ki Demir Kral!
Bacak bacak üstüne atmış, bana bakıp sinsice gülümsüyordu.
Ben de sinir olup ona dil çıkardım.
Demir Kral’ın gülümsemesi bir anda kayboldu.
Kaşları çatıldı.
Elini havaya kaldırıp işaret etti.
“Atın bunu!”
İki koruma beni resmen havada taşıyıp cellâdın önüne bıraktı.
Cellât baltayı iki eliyle havaya kaldırdı.
Ben gözlerimi sımsıkı kapatıp son kez bağırdım.
“Anneee! Bir daha Demir Bey’e cevap vermeyeceğim!”
Tam balta inecekti ki…
“Mavi!”
Bir anda irkilip gerçek dünyaya döndüm.
Demir Bey tam karşımda durmuş, kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
“Kendine gelsene beee?”
Bölüm etkileşimi
