Lavinia kitap kapağı

76. bölüm / 101

Lavinia

72.bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 72.bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm654 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm190 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime · Okuduğun bölüm
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Lavinia’dan devam
Aslında her şey ona göre çok basit ve kolaydı. Ama benim hayatımla onunki aynı değildi. Ben sıradan bir hayat yaşamıştım; o ise her gün çatışmaların, silahların ve ölümün gölgesinde nefes alıyordu.
Ya bir gün o kurşun gerçekten ona gelirse?
Ya onu kaybedersem?
O zaman ben ne yapardım?
Titreyen ellerimle yüzüğü avucumun içinde tutarken boğazımdaki düğüm daha da büyüdü.
“Ben… özür dilerim, Savaş. Ama olmaz… Lütfen bu yüzüğü seni gerçekten hak eden birine ver.”
Sözlerim biter bitmez elimi bıraktı.
Parmakları tenimden ayrıldığı an içimde bir şeyler de kopmuştu.
Bana öyle bir baktı ki… O bakışta ne öfke vardı ne de nefret.
Sadece büyük bir hayal kırıklığı…
“Bu kadar kolay mı peki?” dedi kısık ama sert bir sesle.
Kolay mı?
Keşke kolay olsaydı.
Ben bugünün gelmesini o kadar çok istemiştim ki… Defalarca hayalini kurmuştum. Ama o hayalin gerçek olmasındansa, güzel bir hayal olarak kalmasını tercih ederdim.
Çünkü en azından hayaller ölmezdi.
Ben konuşamıyordum.
İç sesim bile susmuştu.
Savaş derin bir nefes aldı.
“Demek senin için vazgeçmek bu kadar kolay…”
Başını iki yana salladı.
“Anladım. En doğru kararı vermişim.”
“Bak Savaş, ben…”
Sözümü bitirmeme bile izin vermedi.
Elindeki yüzük kutusunu sertçe kapattı ve arabanın torpidosuna fırlattı.
Kutunun çıkardığı sert ses arabanın içinde yankılanırken ben irkilerek gözlerimi kapattım.
O kutunun içinde sadece bir yüzük yoktu.
İkimizin de hayalleri vardı.
Savaş direksiyona baktı. Sesi artık buz gibiydi.
“Bundan sonra aramızda sadece patron ve çalışan ilişkisi olacak, Lavinia.”
Kalbime biri bıçak saplamış gibiydi.
Başımı eğdim.
Sadece sessizce başımı sallayabildim.
Çünkü konuşursam ağlayacaktım.
Ve bu kez beni susturacak, gözyaşlarımı silecek ya da “geçti” diyecek kimse olmayacaktı.
Arabanın içinde ağır bir sessizlik çökmüştü.
Motorun sesi bile o sessizliğin altında kayboluyordu.
Savaş hiç bana bakmadan arabayı çalıştırdı.
Ben ise camdan dışarı bakıyordum.
Ama dışarıda ne gördüğümü bile bilmiyordum.
Tek gördüğüm şey, biraz önce kendi ellerimle parçaladığım mutluluğumuzdu.
Savaş’tan devam
Bu kadar basit bitiremezdi.
Ben ilk defa bir kadının karşısında bütün duvarlarımı indirmiş, kalbimi önüne sermiştim.
O ise tek cümleyle beni reddetmişti.
Yan gözle ona baktım.
Başını koltuğa yaslamış, camdan dışarıyı izliyordu.
Yüzüne bakınca ne hissettiğini anlamak imkânsızdı.
Demek bitti…
Tamam.
Şimdilik öyle olsun.
Ama bu hikâyeyi bitirecek kişi o olmayacaktı.
Direksiyonu biraz daha sıkı tuttum.
Çenem öfkeden kasılmıştı.
Belki de ona fazla iyi davranmıştım.
Belki de onu hep koruyup kolladığım için beni kaybetmeyeceğini sanmıştı.
Gaz pedalına biraz daha bastım.
Motorun sesi arabanın içindeki sessizliği bastırmaya yetmiyordu.
Yaklaşık bir saat olmuştu.
Evin önüne geleli dakikalar geçmişti.
Ama ne o arabadan iniyordu…
Ne de ben tek kelime ediyordum.
İkimiz de sessizdik.
İkimiz de inatçıydık.
Bir an istemsizce ona baktım.
Hiç konuşmasa da…
Hiç bana dokunmasa da…
Hiç elimi tutmasa da…
Yanımda olması bile tuhaf bir huzur veriyordu.
Derin bir nefes aldım.
Lanet olsun…
Kokusu…
İşte en çok da o mahvediyordu beni.
Arabanın içine sinen o hafif parfüm kokusu aklımı dağıtıyordu.
Ne kadar kızgın olursam olayım…
Ne kadar kırılmış olursam olayım…
Bir gerçek değişmiyordu.
Bu kadından vazgeçmeye hiç niyetim yoktu.
“Geldik… İn.”
Sesim soğuktu.
Daha fazla aynı arabanın içinde kalırsak kendimi tutamayacağımı biliyordum.
Bir dakika daha kalırsa onu yeniden öpecektim.
Lavinia bana döndü.
“Bak… Beni çok yanlış anladın.”
Bir şeyler anlatma çalışıyordu.
Ama söylediği hiçbir kelime kulağıma ulaşmıyordu.
Bütün dikkatim yüzündeydi.
Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu.
Dudakları ise biraz önce ağlamasını durdurmaya çalışmış gibi hafifçe şişmişti.
Ona bakmaya devam edersem öfkemi unutacağımı biliyordum.
Başımı hafifçe çevirip sert bir sesle konuştum.
“Bu konuyu burada kapat. Konuşmak istemiyorum. Sen cevabını verdin… Bitti.”
Lavinia başını iki yana salladı.
“İşte o kadar kolay değil.”
Tam o sırada telefonum çalmaya başladı.
Ekrana bile bakmadan cebimden çıkarıp aramayı sonlandırdım.
Gözlerimi tekrar ona çevirdim.
“Bak, sen hiç düşünmeden cevap verdin. Bir dakika bile istemedin. Şimdi söyleyeceklerinin hiçbir anlamı yok.”
Lavinia derin bir nefes aldı.
Sanki cesaretini topluyordu.
Bir anda bana doğru eğildi.
Ne olduğunu anlayamadan dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Birkaç saniye…
Sadece birkaç saniye donup kaldım.
Evet…
Bu kez beni öpen Lavinia’ydı.
Onu hiç bekletmeden ben de karşılık verdim.
Ama bu sefer o kadar da yumuşak değildim.
Beni reddetmenin bedelini ödeyecekti.
Bir anda geri çekilmeye çalıştı ama izin vermedim.
Elimi ensesine koyup onu tekrar kendime çektim.
“Geri çekilirsen var ya… Şu an seni doğruca nikâh dairesine götürür, zorla evlendiririm.”
Sesim sertti ama gözlerim ondan bir saniye bile ayrılmıyordu.
Lavinia’nın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Ne?
Bu hoşuna mı gitmişti?
Kaşımı kaldırıp ona baktım.
“Ne gülüyorsun?”
Hiçbir şey demedi.
Sadece gözlerimin içine bakmaya devam etti.
Lanet olsun…
Az önce beni reddeden kadın, şimdi ise bana öyle bakıyordu ki bütün sinirim birbirine karışıyordu.
Mavi’den devam
Tamam…
Şimdi tek yapmam gereken arkamı dönmeden eve doğru koşmaktı.
O bir adım öne gitti…
Ben bir adım geri geldim.
Tamam Mavi…
Hazırsın.
İçimden yavaş yavaş saymaya başladım.
3…
2…
Tam “bir” deyip koşacaktım ki o tanıdık ses bütün planımı mahvetti.
“Maviiii! Kızım, hoş geldin!”
Bir anda Demir Bey durup bana baktı.
Ah be Mustafa Amca…
Tam sırası mıydı benimle konuşmanın?
Ne güzel kaçıyordum ben.
Demir Bey’e sahte bir gülümseme attım, sonra Mustafa Amca’nın lokantasına doğru yürüdüm.
“Hoş buldum Mustafa Amca.”
Mustafa Amca beni baştan aşağı süzdü.
“Ooo… Maşallah kızım. Ne güzel olmuşsun sen böyle.”
İster istemez utandım.
Sonuçta her gün iltifat almıyordum.
“Sağ ol Mustafa…”
Daha cümlemi bitiremeden Demir Bey kolumdan tutup beni kendine çekti.
“Demir Bey! Ne yapıyorsunuz? Durun.”
Zavallı Mustafa Amca ortada öylece kalmıştı.
Tamam, biraz… sapık olabilirdi 🤏 ama bana bugüne kadar bir zararı da olmamıştı.
Demir Bey beni hiç umursamadan yürümeye devam etti.
“Burayı beğenmedim. Başka yere gideceğiz.”
“Neden?”
Lokantadan çıkar çıkmaz kolumu bıraktı.
Sonra bana doğru bir adım yaklaştı.
“Az önce açım demedim mi ben?”
“Evet…”
Elini ensesine attı.
“Kızım… Sen gerçekten emin misin?”
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım.
“Neyden emin olayım Demir Bey?”
Kaşlarını çattı.
“Aç olduğundan.”
Aslında çok açtım.
Ama o yanımda olunca bütün vücut sistemlerim devre dışı kalıyordu.
Sonuçta en ufak şeye sinirlenen, gerektiğinde adamı tek bakışıyla korkutan biriydi.
Bir hata yapsam…
Ya kafamı kestirirse?
Bir anda hayal dünyam çalışmaya başladı.
────────
İki tane kocaman adam kollarımdan tutmuş sürüklüyordu.
Üstlerinde hiçbir şey yoktu, sadece siyah tayta benzeyen birşey giymişlerdi.
Karşımda elinde kocaman bir balta tutan cellât abi bekliyordu.
Etrafta toplanan insanlar bana acıyarak bakıyordu.
“Yazık kıza…”
“Daha çok gençti.”
“Bunu hak etmedi.”
Ben de içimden,
“Ben de hak etmediğimi düşünüyorum!” diye söyleniyordum.
Sonra gözüm en öndeki kocaman tahta oturana takıldı.
Orada kim oturuyordu dersiniz?
Tabii ki Demir Kral!
Bacak bacak üstüne atmış, bana bakıp sinsice gülümsüyordu.
Ben de sinir olup ona dil çıkardım.
Demir Kral’ın gülümsemesi bir anda kayboldu.
Kaşları çatıldı.
Elini havaya kaldırıp işaret etti.
“Atın bunu!”
İki koruma beni resmen havada taşıyıp cellâdın önüne bıraktı.
Cellât baltayı iki eliyle havaya kaldırdı.
Ben gözlerimi sımsıkı kapatıp son kez bağırdım.
“Anneee! Bir daha Demir Bey’e cevap vermeyeceğim!”
Tam balta inecekti ki…
“Mavi!”
Bir anda irkilip gerçek dünyaya döndüm.
Demir Bey tam karşımda durmuş, kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
“Kendine gelsene beee?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.434okunma 82beğeni 24yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18