93. bölüm / 101
Lavinia89.bölüm
Bölümler 101Şu an: 89.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime · Okuduğun bölüm
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Maviden devam
“Bu gece de maşallah soğuk, şanslı.”
“Hav hav!”
“Evet, ben de biliyorum. Kasım olduğundan havalar soğudu.”
“Hav hav!”
“Hayır mı? Kapılar açık olduğundan mı soğuk?”
“Hav hav hav hav!”
“Maşallah, sen de her şeyi anla zaten. Şanslı, kalk üstümden de gidip bir tane yorgan getireyim.”
“Hav hav!”
Şanslı üzerimden kalktı.
Ev sahibine şimdilik bir şey söylememiştim. Neyse ki olanlardan haberi yoktu. Ama sabah olunca kesin fark edecekti.
Yorganı da aldığım gibi salona donup koltuğa oturdum. Nedense odama gitmek istemiyordum. Şanslı’ya sarılıp sabahın olmasını dört gözle beklemeye başladım.
Şanslı da yanıma gelip uzandı ve hemen gözlerini kapattı. Galiba o da en az benim kadar yorulmuştu.
Ama ben bir türlü uyuyamıyordum.
Gözlerimi kapatıyor, birkaç saniye sonra tekrar açıyordum.
Bu gece bitmek bilmiyordu.
Damladan devam
“Kalk artık, saat kaç oldu! İşe geç kaldın.”
Annemin sesiydi bu.
Dün gece eve geldiğim gibi uyumuştum. Beni kaldırmak için gelmesi normaldi zaten. Ben ise bütün gece boyunca yataktan bir santim bile kıpırdamamıştım.
“Damla kız, kime diyorum ben? Kalksana!”
Artık sinirlenmeye başlamıştım.
“Gitmiyorum ben işe !”
Bir anda üzerimdeki yorgan çekildi. Hava soğuk olduğundan hemen gözlerimi açtım ve tepemde annemle göz göze geldim.
“Nasıl işe gitmiyorum?”
“Gitmiyorum. Ver yorganı.”
Elindeki yorganı hızla çekip aldım ve başıma kadar çektim. Ama annem buna bile izin vermedi. Tekrar yorganı üzerimden çekip öfkeyle konuştu.
“Ne halt ettin de kovuldun?”
İstemeden güldüm.
Tam o sırada babaannem araya girdi.
“Kızı rahat bırak. Zaten evde hiç kalmıyor, bırak dinlensin. Bir iki gün .”
Annem bir hışımla babaanneme dönüp konuşmaya başladı.
“O zaman bu eve kim para getirecek ha? Kim kirayı verecek? Kim eve ekmek alacak? Ben mi?”
Artık bıkmıştım. Yıllardır babaannem için hep susmuştum ama artık yeterdi.
“Evet! Hepsini de sen yapacaksın. Sen benim annemsin. Gidip kumar oynayıp içki içeceğine git bir iş bul da evi sen geçindir. Benden medet bulma artık. Yeter, yoruldum!”
Annem sağ elini kaldırdığı gibi yüzüme bir tokat attı.
“Damla!”
Babaannemin çığlığı odada yankılandı ama olan olmuştu.
Annem hâlâ öfkeliydi.
“Sen ne nankör bir evlatsın böyle! Bir iki gün çalıştın diye bu havalanmalar ne böyle, ha? Ben senin için neler yaptım, biliyor musun?”
Bugün her şey dokunuyordu artık.
“Bir iki gün mü !! Ne yaptın ya? Ne? Bu lanet dünyaya beni getirmekten başka ne yaptın?”
Bir anda annem üzerime doğru gelmeye başladı. Ama babaannem hemen annemin kolundan tuttuğu gibi onu geriye doğru itti.
Bir an ne olduğunu anlayamadım.
Benim ponçik babaannem beni annemden korumuştu.
“Artık git bu evden! Damla’yı da rahat bırak.”
“Babaanne…”
Babaannem bana döndü. Annemin vurduğu yanağımı eliyle okşadı ve gözlerimin içine bakarak konuştu.
“Artık kimse seni üzemez. Ben yanındayım.”
Annem kapıya doğru yönelirken öfkeyle arkasını döndü.
“Lanet olsun ikinize! Hakkımı size helal etmiyorum. Senin o kokmuş oğlunun da Allah belasını versin!”
Babaannemin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. O sırada dudaklarının arasından tek bir kelime çıktı.
“Amin…”
Bir annenin çaresizliğiydi bu.
Babaanneme hemen sarıldım.
Annem odamdan çıkmıştı. Ardından dış kapının kapanma sesi geldi.
Babaannem hâlâ ağlıyordu.
“Özür dilerim kızım… Özür dilerim.”
Babaannemi hafifçe geri iterek yüzüne baktım.
“Sen niye özür diliyorsun benden, babaannem? Boş ver onları. Sen, ben… Yeteriz bu dünyaya, olmaz mı?”
Ona doğru gülümsedim. İki elimle yanaklarından süzülen yaşları sildim.
Babaannem de bana gülümseyerek konuştu.
“Yeter kuzum… Yeter.”
Laviniadan devam
Şu an düğündeydik. Merve’yle Mehmet abinin dansını izliyorduk. Onlara bakınca yüzümde nedense bir gülümseme oluşmuştu.
Sanki Mehmet abi öz abimmiş de onun düğününü izliyormuşum gibi hissediyordum.
Tam o sırada önüme uzatılan eli fark ettim. Kafamı kaldırdığımda karşımda Savaş vardı.
Ne diyeceğini merak eder gibi ona baktım.
“Benimle dans eder misin, güzel bayan?”
“ Aslında başka bir beyefendiye sözüm vardı.”
Bir anda Savaş’ın yüzündeki gülümseme kayboldu. Yerini çatık kaşlara bırakmıştı.
“Kim lan o adam?”
İstemsizce onun bu haline gülümsedim.
“Senden başkası olmaz.”
Deyip elini tuttum.
Savaş da rahatlamış gibi elimi tuttuğu anda beni kendisine doğru çekti. Ardından kulağıma doğru eğilip alçak bir sesle konuştu.
“Sen benimle dalga mı geçiyorsun?” Maviden devam
Bir sağa, bir sola derken bir türlü uyuyamıyordum. Bir umut Şanslı’ya baktım ama o da ayak ucumda uyuyordu.
“Yok arkadaş, biri gelip beni öldürse sen hiç kıpırdamayacaksın. Öyle yatacak mısın ya?”
Yine uyuyordu. Tekrardan kafamı yastığa koydum, gözlerimi kapattım. Tam uyuyaçaktım ki kapı çaldı.
“Tık tık.”
“Ha siktir.”
Ve tekrardan çaldı.
“Tık tık tık.”
Hemen uzandığım yerden kalkıp Şanslı’yı uyandırdım.
“Şanslı, kalk kızım! Biri beni öldürecek gibi.”
“Hav hav!”
Şanslı hemen uyanmıştı.
“Hişt, sessiz ol.”
“Tık tık tık tık.”
Bu sefer kapıyı biri alacakmış gibi çalıyordu.
“Benim, Mavi. Demir.”
Ne? Demir mi?
“Kim?”
“Demir, Mavi. Demir. Aç kapıyı.”
Sesi benziyor gibiydi ama ya o değilse?
“Nereden bileceğim o olduğuna? Beni inandır.”
“Bu nasıl bir saçma cümle?”
Galiba haklıydı. Demir Bey gibiydi. Beni azarlıyordu.
“Demir Bey’in en sevdiği çalışanı kim?”
“Ben hiç kimseyi sevmiyorum, kardeşim dışında. Şimdi aç kapıyı.”
“Evet, şu an gerçekten Demir Bey olduğuna inandım.”
“Çok şükür! Aç şu kapıyı, yoksa kıracağım!”
“Tamam, tamam Demir Bey, sakin olun.”
Hemen gidip kapıyı açtım. O sırada sonunda Şanslı da uyanmış, yanıma gelmişti.
Demir Bey siyah bir tişörtle önümde duruyordu.
“Demir Bey…”
“Hadi, gidiyoruz.”
“Ne? Nereye?”
“Bizim eve.”
“Bizim?”
“Yani benim evime.”
“Benim işim var Demir Bey, sizin evinizde…”
“Bak, şu an sen de ben de tehlikedeyiz. Sapık, psikopat bir adam hâlâ peşimde ve senin evinde kaldığım için belki de seni sevgilim sanıp senin peşine de düşebilir.”
“Ne? Sevgili mi?”
“O kadar şey söyledim, takıldığın konu bu mu?”
“Hav hav hav hav!”
Hemen Şanslı’ya dönerek,
“Hişt, oğlum, bir şey yok.”
“Köpeğin de bizimle gelebilir.”
“Hav hav hav!”
“Hişt, Şanslı.”
Demir Bey’e tekrardan baktım.
“Onun adı köpek değil, Şanslı.”
“Tamam, her neyse. Hadi, çok vaktimiz yok.”
Bölüm etkileşimi
