79. bölüm / 101
Lavinia75.bölüm
Bölümler 101Şu an: 75.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime · Okuduğun bölüm
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstemsizce gözümden bir damla yaş süzüldü.
Burada olmaz.
Onun yanında asla ağlamamalıydım.
Hemen gözlerimi ondan kaçırdım ve hiçbir şey söylemeden kapıya doğru yürümeye başladım.
Arkamdan Savaş’ın sesi geldi.
“Böyle olmasını sen istedin.”
Olduğum yerde durdum.
Artık dayanamıyordum.
Yeterdi.
Yavaşça yüzümü ona döndüm.
İç sesim: Aç kız ağzını. Daha ne kadar susacaksın?
“Ben mi istedim böyle olmasını?” dedim, sesim titreyerek. “Ha? Ben mi? Ben sadece ileride güzel bir aile olur muyuz diye düşünürken senin bana yaptıklarına bak!”
Savaş bir anda kendine gelmiş gibiydi. Yüzündeki sert ifade biraz olsun yumuşadı.
“Biz seninle bir olalım, en kral aile oluruz.”
Bir an sustum.
Kalbim, istemsizce o cümlenin içinde bir gelecek aradı.
“Ya çocuklarımız olursa?”
Savaş’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Ama o gülümsemenin gerçek olmadığını biliyordum. Kendine gelmesi gerekiyordu.
Tam konuşacaktı ki sözünü kestim.
“Dur. Senin yerine ben cevap vereyim.”
Gözlerimi ondan ayırmadan devam ettim.
“Onlar da senin gibi mi büyüsünler? Bir katil olarak mı?”
Bir anda Savaş’ın bakışları değişti.
Hatta duruşu bile…
Az önceki kendinden emin adam gitmiş, yerine söyleyecek tek bir kelime bulamayan biri gelmişti.
“Ne oldu?” dedim. “Sustun. Bir cevap yok, değil mi?”
Sesim daha da titredi.
“Çünkü cevap da veremezsin.”
Bir adım ona yaklaştım.
“Ben çocuklarımın benim gibi büyümesini istemiyorum. Ya da ileride babasız kalmalarını istemiyorum, Savaş.”
İlk kez ona böyle bağırarak Savaş demiştim.
Ama o…
Ne bana bakıyordu ne de tek bir kelime ediyordu.
Derin bir nefes aldım.
“Seni çok istiyorum.”
Boğazım düğümlendi.
“Ve seni çok seviyorum.”
Bu kez Savaş’ın gözleri benimkileri buldu.
Ama gözlerinde gördüğüm şey, beklediğim mutluluk değildi.
Bir hayal kırıklığı vardı.
Belki de ilk kez, söylediklerimin onu gerçekten yaraladığını anlamıştım.
“Ama bunu yapamam.”
Bir an durdum.
“Özür dilerim.”
Sonrasında yaklaşık beş dakika boyunca hiçbirimiz konuşmadık.
Sadece birbirimize baktık.
Ne o yanıma geldi…
Ne ben ona yaklaştım.
Aramızdaki o birkaç adımlık mesafe, sanki koskoca bir dünyaya dönüşmüştü.
Ve o an bilmiyordum…
Bu sessizlik bir veda mıydı?
Yoksa ikimizin de hayatını değiştirecek her şeyin başlangıcı mı?
Damladan devam
“Sonunda bitti be…”
Cenk derin bir nefes vererek başını geriye attı.
“Sonunda.”
Tam kapıları kapatıp gidecektik ki ileride bize doğru gelen sarışın bir kız dikkatimi çekti. AVM kapanmıştı. Bu kızın burada ne işi vardı ki?
Üstelik direkt bize doğru yürüyordu.
“Bu kız niye bize doğru geliyor?”
Cenk’e kızın geldiği tarafı gösterdim.
“Kim?”
Cenk de kafasını çevirip baktığı anda kız bize el sallamaya başladı.
Cenk’in yüzünde bir gülümseme oluştu.
“Haa, o mu? O benim kız arkadaşım Lale.”
Olduğum yerde kaldım.
“Ciddi misin?”
Cenk omuz silkti ve kıza doğru yürümeye başladı.
Sonra…
Sarılıp öpüştüler.
Iyyyy!
Midem bulandı be!
“Aile var canım burada!”
Hiçbir şey umurlarında değildi. Hemen arkamı döndüm.
İnsan kendi adına utanır mı?
Ben utanırım.
Allahtan mağazada kimse yoktu.
Arkamdan Cenk’in sesi geldi.
“Bitti, bitti. Önünü dönebilirsin.”
Temkinli bir şekilde önüme döndüm.
İkisi de bana doğru geliyordu. Lale ise daha şimdiden elini bana uzatmıştı.
“Merhaba, ben Lale.”
Ben de yüzüme sahte ama bir o kadar kibar bir gülümseme yerleştirdim.
“Merhaba, ben de Damla.”
Lale neşeyle gülümsedi.
“Biliyorum. Cenk sizden çok bahsediyor.”
Ben de ona aynı şekilde gülümsedim.
Aslında kız gerçekten çok tatlıydı.
Sarışındı ama öyle kuaförden çıkmış gibi yapay bir sarışın değil… Bildiğin gerçek sarışındı. Yanakları makyajdan mı bilmiyorum ama pespembeydi. Kirpiklerin de takma kirpik vardı. Kısa boyluydu, (benim gibi)
Bir de öyle güzel giyinmişti ki…
Sanki AVM’ye değil de lüks bir yere gidiyormuş gibiydi . Ve elbisesi o kadar pahalı bir elbiseydi ki ben para sıçıyorum der gibiydi
Cengo, sen bu kızı nasıl tavladın bilmiyorum ama helal olsun be!
Cenk bize bakıp konuştu.
“Biz bir şeyler içmeye gideceğiz. İstersen sen de gel.”
Lale hemen araya girdi.
“Hem yeni açılan yer var ya, oraya gideceğiz. Çok güzel diyorlar. Gel sen de.”
Heee…
Anlaşıldı.
Bu kızın neden böyle giyindiği şimdi ortaya çıktı.
“Yok ya, siz gidin. Hem sizin planınızı bozmayayım.”
Lale kaşlarını kaldırdı.
“Yok be kızım, ne rahatsızlığı? Gel hadi.”
Tam o sırada üstüme baktı.
Benim üzerimde normal bir pantolon ve AVM’de çalışırken giydiğim tişört vardı.
Bu kıyafetlerle hiçbir yere gidemem vallahi.
“Üstüm hiç uygun değil. Yanımda da kıyafet yok sonuçta, işten çıktım.”
Lale kahkaha atarak elini salladı.
“Kız, o mu sorun?”
Omuz silktim.
“Yani…”
“Benim ev hemen AVM’nin yanında. İstersen benim eve gidip sana kıyafet verebilirim. Tabii istersen sen de…”
Son cümleyi biraz daha kısık sesle söylemişti.
Avm nin yanında ki villalar mı kızın evi yuh be ilk kez bir villaya giriçem
Ne bu kız? Melek mi?
“Vallahi olur derimmm!”
İkimiz aynı anda gülmeye başladık.
Cenk ise bize bakıp başını iki yana salladı.
“Çok beklemem bak, kızım seni.”
Lale, Cenk’in kolunu bırakıp benim koluma girdi.
“He canım, he.”
Cenk ellerini iki yana açtı.
“İkiler şimdi üç oldular. Allah’ım benim, nedir bu kızlardan çektiğim Yarabbim?”
Lale ile birbirimize baktık.
Sonra aynı anda kahkahaya boğulduk.
Sesimiz AVM’nin boş koridorlarında yankılanırken Cenk’in yüzündeki ifadeye bakıp daha da çok güldük.
Yaklaşık beş dakika sonra Lale’nin evine gelmiştik.
Ve ben… o kadar pahalı elbiseler denedim ki beni satsanız bu kadar tutmam bir de hepsi hayla etiketliler kız almış ama giymemiş bile kız hakketten para sıçıyor !!!
Üçüncü elbiseyi deniyordum.
Ama Lale hâlâ hiçbirini beğenmiyordu.
“Kızım, şu elbiseyi de denedikten sonra bir daha elbise denemem ona göre!”
Lale ellerini havaya kaldırdı.
“Tamamdır! Ama bu sefer bu elbise olacak.”
Yataktaki elbiseyi gösterdi.
Ben de çaresizce elbiseyi alıp tekrar banyoya gittim.
Birkaç dakika sonra üzerime geçirdim.
Aynada kendime baktığımda bir an duraksadım.
Bu elbise bayağı kısa olmuştu.
Anca kalçalarımı kapatıyordu.
Ama bir o kadarda mükemmeldi sanki o damla gidip yerine başka bir damla gelmişti vay be.
“Acaba abartılı mı oldu?”
Kendi kendime bakarken kapının diğer tarafından Lale’nin sesi geldi.
“Damlaaa! Çık artık!”
Derin bir nefes aldım.
“Geliyorum!”
Ama aynadaki yansımama son bir kez daha baktım.
Ben bununla gerçekten dışarı mı çıkacaktım?
Banyodan çıkar çıkmaz Lale’nin gözleri fal taşı gibi açıldı.
“Oha be! Çok güzel olmuş kızım!”
Ben çekingen bir şekilde elbisenin uçlarını aşağıya doğru çekiştirmeye çalıştım.
Ama Lale hemen elimi tuttu.
“Bir daha böyle yapmaya çalışma lütfen.”
Şaşkın şaşkın ona baktım.
“Niye?”
“Çünkü bir kadın asil bir şekilde hareket eder ve denediği her elbise onu taşır. Damla, unutma bunu.”
Sonra iki elini omuzlarıma koyup beni aynaya doğru çevirdi.
“Şimdi nefes al…”
Derin bir nefes aldım.
“Ver…”
Nefesimi yavaşça bıraktım.
“Şimdi belini dik tut.”
Onun dediklerini uyguladım.
Omuzlarımı geriye attım, başımı biraz kaldırdım ve aynadaki yansımama tekrar baktım.
Bir garip…
Az önce elbiseyi taşıyamayacakmışım gibi hissederken şimdi kendimi biraz daha güzel ve özgüvenli hissediyordum.
Lale arkamdan gülümseyerek başını salladı.
“İşte böyle. Gördün mü? Elbise seni değil, sen elbiseyi taşıyorsun.”
İçimden istemsizce gülümsedim.
Kız resmen özgüven hocası çıktı başıma.
Tam o sırada salondan Cenk’in sesi geldi.
“Hadi be kızlar! Ağaç oldum burada!”
Lale hiç istifini bozmadan bağırdı:
“Tamam aşko! Bitti zaten, geliyoruz!”
Bir anda Lale’ye döndüm.
Aşko mu?
Gerçekten mi?
Lale bana bakıp kaşlarını kaldırdı.
“Ne oldu?”
“Sen az önce Cenk’e aşko mu dedin?”
Lale kahkahayı bastı.
“Evet?”
“Yani… gerçekten mi?”
“Evet kızım, ne var bunda?”
Gözlerimi kıstım.
“Yok bir şey de… Bir insan sevgilisine ‘aşko’ diye seslenince bana biraz garip geliyor.”
Lale omuz silkti.
“Sen daha alışamamışsın.”
Tam o sırada Cenk kapının önünden kafasını uzattı.
“Ben de alışamadım zaten.”
Lale hemen arkasını döndü.
“Sen karışma aşko!”
Cenk derin bir nefes verdi.
Kahkahamı tutamadım.
Lale de bana bakıp güldü.
Ben ise içimden tek bir şey geçiriyordum:
Cengo, geçmiş olsun kardeşim. Bundan sonra hayatın ‘aşko’ diye devam edecek gibi.
Sonunda mekâna gelmiştik.
Ama daha kapıya yaklaşır yaklaşmaz gözlerim kocaman oldu.
İnsanlar resmen sıraya dizilmişti.
Öyle böyle bir sıra değildi bu.
“İsterseniz başka yere gidelim. Baksanıza şu sıraya! Bu sıra bize gelene kadar… Ohaaa, gün biter!”
Lale hafifçe gülerek bana baktı.
“Bizim o sıraya geçmemize gerek yok, kuşum.”
Kaşlarımı çattım.
“Neden?”
Cenk gayet normal bir şey söylüyormuş gibi cevap verdi.
“Burası onların da.”
Bir an öylece kaldım.
“Neee?”
Lale gülerek açıklamaya başladı.
“Yani ortağız. Yarısı babişkonun, yarısı da başka birisinin.”
Bir anda Lale’ye baktım.
Abi kız yürüyen para!
Gözlerim parladı.
“Cengo…”
Cenk arkasını dönüp bana baktı.
“Hı?”
Sesimi biraz alçaltarak konuştum.
“Gel biz bu kızı kaçıralım.”
Bir saniyelik sessizlik oldu.
Sonra ikisi birden kahkahaya boğuldu.
Ben ise ciddi ciddi yüzlerine bakıyordum.
Niye gülüyorlar ki?
Ben gerçekten söylemiştim.
Hem düşünsenize…
Lale kaçırılır.
Sonra fidye isteriz.
Fidyeyi de borçlarıma yatırırım.
Sonra Lale’yi geri getiririz.
Mis gibi plan!
En azından borçlarım kapanırdı.
Ben daha o şeytani düşüncelerimden çıkamamıştım ki onlar çoktan arabadan inmişlerdi.
“Tamam Damla, kendine gel.”
Ben de vakit kaybetmeden arabadan indim.
Ama gözlerim hâlâ Lale’deydi.
Öyle bir bakıyordum ki…
Sanki vahşi bir kurt, avını gözlerine kestirmişti.
Lale bunu fark etmiş olacak ki yavaşça bana döndü.
“Kuşum… Niye öyle bakıyorsun bana? Korkuyorum.”
Oha lan!
Kıza nasıl baktın Damla?
Hemen yüz ifademi değiştirdim.
“Kusura bakma canım,”gözlerim dalmış.”
Lale bir şey demeden içeri doğru yürümeye başladı.
Tam o sırada Cenk yanıma geldi ve Lale’nin duyamayacağı kadar alçak bir sesle konuştu.
“O düşüncelerini hemen yok et ve sevgilimden de uzak dur.”
Tam bir şey diyecektim ki Cenk beni dinlemeden Lale’nin yanına gitti.
Pislik!
Ne olacak yani?
Benim sevgilim zengin olsaydı sen kaçıraydın, ben bir şey der miydim?
Hem ben ortak olurdum.
Yarı yarıya bölüşürdük.
Salak!
Bir de şu çocuğa bak…
İçeri girdiğimizde kapıda bizi korumalardan biri karşıladı.
“Hoş geldiniz, Lale Hanım.”
Lale hiç duraksamadan içeri girdi.
Ben ise arkasından bakakaldım.
Kızdaki egoya bak be!
Demek zenginlik böyle bir şeymiş.
Ama içeri adımımı atar atmaz bütün düşüncelerim dağıldı.
İçerisi inanılmaz kalabalıktı.
Müzik, konuşmalar, kahkahalar…
Her yer insan kaynıyordu.
Bir anda kendimi rahatsız hissetmeye başladım.
Cenk ve Lale’yi takip ederek koltukların olduğu tarafa doğru yürüdük.
Lale ve Cenk yan yana oturdu.
Ben de L şeklindeki koltuğun en ucuna adeta sindim.
Onlar kendi aralarında eğlenirken ben sessizce etrafı izliyordum.
Bir süre sonra kokteyllerimiz yenillendi.
Ben de bardağı elime aldım.
Bir yudum…
Sonra bir yudum daha…
Derken içtikçe içtim.
Lale ile Cenk ise çoktan dans pistine gitmişti.
Ben hâlâ koltuğun köşesinde oturuyordum.
Tam etrafı izlerken yanıma bir adam geldi.
“Merhaba, ben Alp.”
Başımı çevirip baktım.
“Merhaba.”
Alp koltuğu gösterdi.
“Yanınız boşsa oturabilir miyim?”
Tam “hayır” diyecektim ki arkamdan gelen sesle olduğum yerde kaldım.
“Dolu orası, aslan.”
O sesi tanıyordum.
Yavaşça arkamı döndüm.
“Fikret…”
Fikret’in bakışları önce bana, sonra Alp’e kaydı.
Alp birkaç saniye ikimizin arasında bakışlarını gezdirdi.
“Pardon abi.”
Fikret’in yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
“İkile.”
Alp hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp gitti.
Ben ise arkasından baktım.
Adam öyle pısırık birine de benzemiyordu.
Kaslıydı…
Ama içi boştu.
Kas var ama ruh yok gibi.
Sonra tekrar Fikret’e döndüm.
Kaşlarımı kaldırdım.
“Sen ne yaptın şimdi?”
Fikret bana bakmadan yanıma oturdu
“Ne yaptığımı görmedin mi?”
“Gördüm de… Adam sadece oturacaktı.”
Fikret bu kez gözlerini bana çevirdi.
“Sen de herkesin yanına oturmasına izin verme.”
Kaşlarımı çatıp ona baktım.
“Niye?”
Fikret birkaç saniye sustu.
Sonra gayet sakin bir şekilde cevap verdi.
“Çünkü herkes göründüğü gibi değildir.”
“Senin gibi mi”
“Benim gibi”
Bölüm etkileşimi
