46. bölüm / 101
Lavinia43.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 43.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime · Okuduğun bölüm
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hemen kendimi düzelttim. “Yanlış anladınız beni, ben kara delik demek istemedim aslında.”
Savaş elini umursamazca salladı.
“Tamam tamam.”
Elini tekrar yarasına götürdü. Yüzü ifadesizdi ama hareketlerinden canının yandığı belliydi.
Savaş sert bir sesle konuştu.
“Benim viskim kalmamış, depodan gidip getir bana.”
Ama hâlâ eli yarasındaydı. Hiç düşünmeden sordum.
“Acıyor mu?”
Savaş bir anda dikleşti.
“Hayır.”
İçimden göz devirdim. Bu ne ego böyle? Belli ki acıyor ama neden saklama gereği duyuyordu ki?
“Bence doğruyu söyleyin.”
Kaşlarını çatıp bana baktı.
“Yalan mı söylüyorum ben?”
İç sesim hemen araya girdi.
“Gerçekten konuşmayı bilmiyorsun.”
“Yani yalan değil ama… Hani derler ya; erkekler ağlamaz, acı hissetmez, her zaman güçlü olur diye… Ben o sözleri saçma buluyorum.”
Savaş gözlerini kısmış hâlde bana bakıyordu.
“Nasıl olmalı bir erkek?”
Bakışları üzerimde ağırlaşıyordu ama yine de devam ettim.
“Bence bir erkek de ağlar… Canı yanar… Ve bunu çekinmeden söyleyebilir. Sonuçta onun da canı var. Her zaman güçlü olmak zorunda değil—”
Lafım daha bitmeden sözümü kesti.
Savaş’ın sesi bu kez daha sert, daha karanlıktı.
“Bir erkek her zaman güçlü olmak zorunda Lavinia. Bu bir erkek için her zaman birinci adımdır.”
Bir an durdu. Gözlerindeki o karanlık yeniden ortaya çıkmıştı.
“İkinci adımda asla ağlamaz.”
Çenesini sıktı.
“Ve son olarak…”
Bana doğru hafifçe eğildi.
“Üçüncü adımda asla ama asla acısını belli etmez.”
Bunları o kadar ciddi söylemişti ki odanın içindeki hava bile ağırlaşmıştı. Gözlerindeki o karanlık insanın içine işliyordu.
Ve geri yerine oturdu.
Savaş sert bir sesle konuştu.
“Şimdi çık, dediğimi yap. Aynı şeyi iki defa söylemekten hoşlanmam.”
Bu adam gerçekten benim ayarlarımla oynuyordu. Bu ego nereden geliyordu ya? Hiçbir şey demeden odadan çıktım.
İç sesim hemen konuştu.
“Asaletinden, güçlü olmasından, yakışıklı, cesur, kaslı, kara gözlü olmasından ve son olarak Zeus gibi bir adam olmasından. Ben mi egolu olmayayım şimdi?”
“Sen zaten hep onu haklı çıkar.”
Sonunda depoya gelip viskiyi buldum.
“Gel bakalım…”
Şişeye bakıp kaşlarımı çattım.
Bunun hepsini nasıl içecekti ki?
İç ses yine araya girdi.
“Belki acısını azaltır diye içecektir.”
Dudak büktüm.
“Hani adamlar acı hissetmezdi, ne oldu?”
İç ses birkaç saniye sustu.
“Gerçekten bu sefer sana laf bulamadım.”
“Tabii, sen bana nasıl yetişebilirsin ki?”
Depodan çıkıp onun kapısının önüne geldim. Kapıyı hafifçe çaldım.
Savaş’ın içeriden gelen sert sesi duyuldu.
“Gir.”
Hiç vakit kaybetmeden içeri girdim. Ona bakmadan konuşmaya başladım.
“Viskinizi getirdim Savaş Bey, nereye koymamı istersiniz?”
Savaş’ın sesi yine soğuk ve sertti.
“Masaya koy Lavinia.”
Kaşlarımı hafifçe çattım. Ne olmuştu şimdi? Neye sinirlenmişti yine?
“Başka bir isteğiniz yoksa ben—”
Lafımı yine kesti ama bu sefer sesi hiç sakin değildi.
“Benimle konuşurken bana bakarak konuş, Lavinia.”
Şaşkınca başımı kaldırdım. Ne yani, ona bakmadığım için mi bu kadar sinirlenmişti?
İç ses hemen atladı.
“Olabilir… Neden olmasın?”
Gözlerim tişörtündeki kanı fark edince elimle hemen yarasını gösterdim.
“Savaş Bey, yaranız kanıyor.”
Savaş Bey sanki ortada önemli bir şey yokmuş gibi bana bakmaya devam ediyordu.
“Savaş Bey, yaranız kanıyor.”
Savaş soğuk bir sesle konuştu.
“Duydum. Aynı şeyi iki defa söyleme.”
Yerinden kalkıp ilk yardım çantasını aldı ve lavaboya doğru yürüdü. Kaşlarımı çattım. Ne yani, kendi başına mı halledecekti?
İç sesim hemen konuştu.
“Vallahi helal olsun bu adama. Kendi yaranı temizlemek de yürek ister.”
“Uff, ne saçmalıyorsun sen ya?”
Hemen lavabonun kapısına gidip ona seslendim.
“Savaş Bey, Eda Hanım’ı çağırmamı ister misiniz?”
Savaştan ses gelmedi.
“Savaş Beyyy…”
Yine ses yoktu. İçime bir korku düştü. Ya adama bir şey olduysa? Bayıldıysa? Ya da—
İç sesim anında araya girdi.
“Tövbe tövbe, ne ölmesi? Biz daha hiç öpüşmedik.”
“Ne? Ne saçmalıyorsun sen ya?”
Tekrar kapıya vurmaya başladım.
Tam o sırada kapı aniden açıldı. Dengemi kaybedip direkt Savaş’ın üstüne düştüm ama o bir adım bile geri gitmedi. Belimden tutup beni düşmekten son anda kurtardı.
Hemen doğruldum.
“Özür dilerim… Size bir şey oldu sandım. O yüzden öyle vuruyordum kapıya.”
Savaş sadece başını salladı. Yarısı açıktı ve hâlâ kanıyordu. İçimden ofladım. Tabii ki kanayacaktı, adamın üstüne resmen düşmüştüm.
İç sesim yine konuştu.
“O zaman yerde boylu boyunca yatardın canım.”
“Olsun, en azından benim kanayan yerim yok.”
Gözlerimi ondan kaçırıp geri çekildim.
“Hemen gidip Eda Hanım’ı çağırayım.”
Tam dönecekken Savaş’ın sesi duyuldu.
“Bekle.”
Hemen ona döndüm.
“Bir şey mi söyleyecektiniz?”
Savaş gözlerini gözlerime dikti.
“Gel içeri. Yaramı sen pansuman yapacaksın. Eda’ya gerek yok.”
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Bu adam ne diyordu böyle?
“Ben pansuman yapamam Savaş Bey.”
Savaş’ın sesi yine sertleşti.
“Ben sana yapar mısın diye sormadım Lavinia.”
“Ama Savaş Bey…”
Kaşlarını çatıp yarasını gösterdi.
“Biraz daha böyle beklersek kan kaybından öleceğim.”
Gözlerim iyice büyüdü. Yapamam diyorum, adam hâlâ yap diyordu.
İç sesim heyecanla konuştu.
“Keşke ben olsaydım senin yerinde. Bal gibi yapardım.”
“Sen zaten bensin.”
“Evet… O da doğru.”
Savaş lavabonun önüne geçip eliyle beni çağırdı.
Yanına gidince dikkatlice onu dinlemeye başladım.
“Gel. Ben her şeyi hazırladım. Sen sadece temizleyip tentürdiyotu sürüp saracaksın. Hepsi bu.”
Nedensizce ellerim titremeye başlamıştı.
“Şey… Savaş Bey, ben yapmasam? Hemen gidip Eda Hanım’ı çağırayım.”
Tam çıkacakken sesi sert bir şekilde yankılandı.
“Eğer yapmazsan borcunu ikiye katlarım.”
Sesi o kadar gür ve net çıkmıştı ki hiç itiraz etmeden temiz bezi alıp yarasını silmeye başladım.
“Acırsa söyleyin…”
Savaş hiçbir şey söylemedi, sadece bana bakıyordu. Nedense bu durum beni aşırı geriyordu. Ellerim titremeye başlamıştı.
Savaş sakin bir sesle konuştu.
“İyi gidiyorsun. Bak, o kadar da kötü bir şey değilmiş değil mi?”
Ben burada resmen heyecandan ölecek gibi oluyordum, o ise gayet normal bir şey yapıyormuşuz gibi konuşuyordu. Ona öldürücü gözlerle baktım ama o hâlâ aynı sakin ifadeyle bana bakıyordu. Gerçekten psikopat gibiydi.
Hemen gözlerimi tekrar yarasına çevirdim ve dikkatlice sarmaya devam ettim. Sonunda pansuman bitince istemsizce içime bir rahatlama yayıldı.
Tam derin bir nefes alacakken Savaş’ın sesi duyuldu.
“Gülünce daha da güzel oluyorsun.”
Bir anda olduğum yerde donup kaldım.
Ne?
Ne dedi şimdi o?
Bana mı dedi?
Şaşkınca kafamı kaldırıp ona baktım. O zaten başından beri bana bakıyordu. Aramızdaki mesafe o kadar azalmıştı ki neredeyse burun burunaydık.
Kalbim bir anda hızlanırken kapı aniden sertçe açıldı.
Refleksle geri çekilip Savaş’tan uzaklaştım.
Bölüm etkileşimi
