Lavinia kitap kapağı

96. bölüm / 101

Lavinia

92.bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 92.bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime · Okuduğun bölüm
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Maviden devam
Demir Bey’in yanına yavaş adımlarla ilerlemeye başladım. Ancak Demir Bey’in bakışları hâlâ çatıktı ve gözlerini üzerimden ayırmıyordu. Yanına vardığım gibi hemen açıklama yapmaya başladım.
“Demir Bey, siz beni yanlış anladınız. Aslında ben öyle…”
Demir: “Ne saçmalıyorsun yine sen?”
“Şey, ben…”
Demir Bey yine sözümü keserek araya girdi.
Demir: “Ben sana hemen gel dediğim hâlde Ece’yle sohbet mi ediyorsun?”
Ne yani, duymamış mıydı? Az kalsın kendimi ele verecektim.
Demir: “Hey!”
“Şey… Demir Bey, ben sizin durumunuzu sormak için…”
Demir: “Benim için mi?”
“Evet.”
“Yani Demir Bey, sonuçta patronumsunuz ve sizin kişisel asistanınızım. Sormam normal yani.”
Demir: “İş gereği?”
“Evet. Başka ne olabilir ki?”
Demir Bey birkaç saniye yüzüme baktı.
Demir: “Neyse, uzatma. Tamam.”
Arkasını dönüp yürümeye başladı. Nedense bir şeye kızmış gibi gelmişti bana ama neye kızdığını bir türlü anlayamamıştım.
Demir: “Davetiye mi yollayalım, Mavi?”
“Ne?”
Hemen kendimi toparlayıp Demir Bey’in yanına büyük adımlarla gittim ve onu takip etmeye başladım.
Çıkarken yine her yerin gri ve siyah olması iyice metal duygumu tetiklemişti.
“Demir Bey…”
Demir: “Hı?”
“Sizin griye ya da siyaha karşı bir sevginiz mi var?”
Demir Bey aniden durup bana baktı.
“Yani şey… Her yer gri ve siyah. Perdeler bile öyle. Sadece benim odam farklı.”
Demir Bey arkasını dönüp yeniden yürümeye başladı. O sırada konuştu.
Demir: “Aslında bir nedeni yok. Seviyor muyum, sevmiyor muyum onu da bilmiyorum.”
“O zaman neden her şey siyah ve gri?”
Demir: “Bu renkler beni temsil ettiği için öyle.”
“Sizi mi?”
Demir: “Evet.”
Bir anda düşünmeye başladım. Gri ve siyah gerçekten de Demir Bey’i anlatıyor gibiydi. Ben neden daha önce hiç düşünememiştim ki?
Ama ya o oda Merve Hanım’ın odasıysa?
“O zaman benim odam…”
Demir: “Orası da Merve’nin odası.”
“Tahmin etmiştim.”
Demir Bey bir kapının önünde durmuştu. Kapıyı açıp içeri girmiştik bile.
Fakat bu oda hem çok soğuk hem de fazlasıyla karanlıktı. Güneş ışıkları olmasaydı odanın içi neredeyse hiç görünmeyecekti. Sanki sıfırdan karanlığa gömülmüş gibiydi.
Tıpkı Demir Bey gibi…
Hiç çözemediğim, kapkaranlık bir oda misaliydi.
Demir Bey masayı gösterdi.
Demir: “Masanın üstünde bilgisayar var. Onu bana getir.”
“Tabii, Demir Bey.”
Hemen bana gösterdiği masadan bilgisayarı alıp yanına gittim.
Demir Bey yatağa girmiş, üzerine de pikeyi çekiyordu.
Garip…
Hiç böyle pimpirikli bir adam değildi. Belki de “can boğazdan gelir” derler ya… Ama o gece bir şeylerin ters gittiği belliydi.
2015
“Off ya… Gece kaç olmuş? Ben hâlâ o mafya Demir Bey’in dosyalarını hazırlıyorum. Gıcık adam! Neymiş, sabah erkenden odamda olan evraklar çok önemliymiş…”
Söylene söylene sonunda dosyaları bitirmiştim.
“Sonunda beee!”
Elimdeki kol saatine bakınca gözlerim fal taşı gibi açıldı.
“Saat üç mü ya? Hayııır! Hayııır! Bu sefer de eve taksiyle gidemem. Bu ay zaten bütün paramı taksilere harcadım. Sürekli gece geç saatlere kadar çalışıyorum. O yüzden otobüsü kaçırıp taksiyle gitmek zorunda kalıyorum hep. O mafya Demir Bey yüzünden! Gıcık mafya bozuntusu!”
Tam onun odasına doğru bakıp saydırmaya başlamıştım ki ağzımdan yine dökülmeye başladı.
“Gıcık şey… Bir de patron olacak. Olsa olsa odan anca mafya olur.”
“O da oldu zaten.”
Birden arkamdan gelen sesle irkilip hızla arkama döndüm.
“Ömer Bey!”
Ömer Bey’di.
Ama Demir Bey onun omzundaydı. Yarı baygın, yarı uyanık gibiydi. Bir anda gözlerim fal taşı gibi açıldı. Demir Bey’in göğsünün, kalbinin hizasından kan geldiğini gördüm.
“Demir Bey!”
Ömer: “Uzatma. Yardım et bana.”
“Şey… Tamam, tamam.”
Hemen yerimden kalkıp Demir Bey’in sol koluna girdim.
“Demir Bey iyi mi?”
Ömer: “Bilmiyorum.”
“Ona ne oldu?”
Ömer: “Çok soru sorma. Çalışma odasına götürüp yatıralım.”
Sesi çok sert çıkmıştı. Ama yumuşak da değildi.
“Ama hastaneye gitmesi gerekiyor.”
Ömer Bey kaşlarını çatıp bana baktı.
Ömer: “Sabrımı zorlama, asistan. Dediğimi yap.”
“Tamam, Ömer Bey.”
Başka bir diyalog ya da konuşma olmamıştı aramızda. Ama kendimi fazlasıyla gergin hissediyordum.
Tam o sırada Demir Bey’in zayıf sesi duyuldu.
Demir: “Ömer… Hastaneye olmaz.”
Ömer Bey ona baktı.
Ömer: “Biliyorum abi. O yüzden seni şirkete getirdim.”
Demir Bey hiçbir şey demedi.
Ama bakışlarından Ömer’i onayladığı belliydi.
Biz Demir Bey’i odasındaki koltuğa uzatmıştık.
Ömer Bey eline temiz sargı bezlerini alıp bana uzattı.
Ömer: “Al bunu. Yaraya bastır, sakin. Çekme.”
“Ama ben yapamam, Öme—”
Daha sözümü bile bitirmeme izin vermeden sargı bezlerini elime sıkıştırıp odadan çıkmıştı.
Şimdi Demir Bey’le yalnızdım.
Demir Bey boncuk boncuk terlemeye başlamıştı. Hemen elimdekileri alıp yarasına bastırmaya çalıştım ama Demir Bey acıyla inledi.
“Özür dilerim, Demir Bey ama yapmam gerekiyor.”
Demir Bey hiçbir şey söylemeden başını tekrar geriye attı ve gözlerini kapattı.
İstemsizce panikledim.
“Demir Bey… Uyanın. Demir Bey!”
Demir: “Ölmedim daha.”
Onun cılız sesiyle içime biraz olsun rahatlama geldi.
Ama gözlerini kapatmasını istemiyordum.
İlk kez onun o zifiri karanlık gözlerini görmek istiyordum.
“Demir Bey… Gözlerinizi açıp bana bakmaya ne dersiniz?”
Demir Bey hiçbir şey demedi.
“Demir Bey, beni azarlayabilirsiniz.”
Ses yoktu.
“Demir Bey, ben bugün sizin yanlışlıkla kavanozunuzu kırdım.”
Yine ses yoktu.
“Demir Bey, ben var—”
Demir: “Bana masal anlat.”
“Ne?”
Demir Bey’e baktım. Hafifçe gözlerini açmıştı.
Demir: “Bana masal anlat.”
“Ama masal uyumak içindir.”
Demir Bey gözlerini yüzüme çevirdi.
Demir: “Ben de sonsuza kadar uyumak istiyorum.”
Bir anda ellerim titremeye başladı.
Kan hâlâ akıyordu.
Hemen Demir Bey’in kanlı gömleğini çıkarmaya çalıştım. Ellerim hem titriyor hem de korkuyordu.
Ya gözlerimin önünde ölürse?
Ben buna dayanamazdım.
Gömleğinin düğmelerini çözdükten sonra yarayı açığa çıkardım ama kandan neredeyse hiçbir şey göremiyordum. Her yer kan içindeydi ve kan hâlâ durmadan geliyordu.
Hemen ilk yardım çantasından tekrar sargı bezlerini aldım.
“Demir Bey, yaraya tekrar bastıracağım.”
Demir Bey yarı açık gözleriyle sadece başını salladı.
İstemsizce gözümden bir damla yaş süzüldü.
“Size masal anlatacağım ama sakın uyumayın.”
Demir Bey yine sadece başını salladı.
Ben ise hikâyeyi anlatmaya başladım.
“Bir varmış, bir yokmuş… Kocaman dünyada yetim bir kız varmış. Yetim kız daha bebekken, kırkı bile çıkmadan çöpe atılmış. Bebeği istememişler.”
Bir damla yaş daha yanağımdan süzüldü.
Demir Bey’e baktığımda onun da bana baktığını gördüm.
“Atmışlar çöpe. O sırada sabah namazına giden bir hoca, çöpün kenarında ağlayan bir bebek sesi duymuş. Hemen o tarafa doğru gitmiş. Bebeği görünce büyük bir şok geçirmiş. Bebeğin her yeri kıpkırmızıymış, dudakları ise mosmor olmuş.”
Bir an durup nefes aldım.
“Hoca sabah namazını boş verip küçük kızı bulduğu gibi hastaneye götürmüş. Doktorlar, ‘Bu kız yaşamaz,’ demiş hocaya. Hoca da ‘Allah’tan umut kesilmez,’ demiş.”
Demir Bey’in sesi çok zayıf çıkmıştı.
Demir: “Bebek ölmüş mü?”
“Hayır… Ölmemiş.”
Demir Bey hafifçe gülümsedi.
Demir: “Sevindim.”
“Ben de.”
Demir: “Sonra?”
Beni gerçekten bu kadar dikkatli dinleyeceğini hiç sanmıyordum.
Ama belli ki hikâye ilgisini çekmişti.
“Sonra bebek, öyle ya da böyle hayatta kalmayı başarmış. Ama hayat ona ikinci bir şans vermiş. O da bunu çok iyi değerlendirecekmiş.”
Demir Bey gözlerini biraz daha açtı.
Demir: “İkinci yaşam…”
Ben de onun gözlerine bakarak tekrarladım.
“İkinci yaşam.”
Demir Bey birkaç saniye sustu.
Demir: “Her şeye rağmen…”
“Her şeye rağmen.”
“Burada doktor!”
Arkamdan gelen sesle irkildim.
Ömer Bey gelmişti.
Hemen kendimi toparlamaya çalıştım.
Yanında bir doktor vardı. Doktor kolumdan tutup beni kenara çekti.
Doktor: “Kalkabilirsin artık.”
Başımı sallayıp ayağa kalktım.
“Doktor Bey, kanaması hiç durmuyordu. Sürekli kanıyor.”
Doktor sanki beni hiç duymuyormuş gibi Demir Bey’in yarasını inceliyordu.
Doktor: “Bu yara çok derin. Ömer, burada olmaz. Ameliyat olması gerekiyor.”
Demir Bey hemen araya girdi.
Demir: “Hayır. Hastane olmaz.”
Doktor ona döndü.
Doktor: “Ama Demir, böyle olmaz. Kurşun tam kalbinin altına gelmiş. Küçük bir hatada kalbi durabilir.”
Ömer Bey hiç tereddüt etmeden konuştu.
Ömer: “Tamam. İstediğin mazeretleri yaz, ben halledeceğim.”
Doktor: “Ama Ömer…”
Ömer: “Uzatma, Önder. Yaz ne istiyorsan.”
Doktor sadece başını salladı.
Sonra bana bakıp konuştu.
Doktor: “Gel, yaraya bastır.”
Yine mi?
İstemsizce doktorun bıraktığı sargı bezlerinin üzerine bastırdım.
Doktor bir yandan telefonundan bir şeyler yazıyordu.
Ömer Bey Demir’e döndü.
Ömer: “Abi, seni depoya… Hastaneye götüreceğim.”
Demir: “Hastane olmaz dedim, Ömer.”
Demir Bey kalkmaya çalıştı ama hemen önüne geçip ona engel oldum.
“Hayır, Demir Bey. Kalkmayın.”
Demir Bey mecburen tekrar uzandı.
Ömer Bey derin bir nefes aldı.
Ömer: “Bizim başhekim var. Onu ayarlayacağım. Merak etme. Kimse bilmeyecek. Kimse duymayacak.”
Demir Bey hiçbir şey söylemedi.
Ama sessizliği, bunu kabul ettiğini gösteriyor gibiydi.
On dakika geçti, geçmedi…
Ömer Bey yanında sekiz adamla geri geldi. Adamların ellerinde sedyeye benzeyen ince bir şey vardı.
Ben hâlâ elimi Demir Bey’in yarasından çekmemiştim.
Adamlar Demir Bey’i dikkatlice taşıyıp sedyeye yatırdılar.
Benim elim hâlâ yarasındaydı.
Ömer Bey elimi yavaşça çekip kendi elini yaranın üzerine koydu.
Sonra gözlerimin içine baktı.
Ömer: “Böyle bir şey yaşanmadı. Sen de böyle bir şey görmedin.”
“Ben… Şey…”
Doktor araya girdi.
Doktor: “Hadi Ömer, zaman az. Gitmemiz gerekiyor.”
Ömer Bey tekrar bana döndü.
Ömer: “Neyse, uzatma. Dediklerimi duydun, Mavi.”
İlk kez adımı söylemişti.
Ve o kadar ciddiydi ki…
Bir an gerçekten korktum.
Ama ben de gelmek istiyordum.
Demir Bey’i bu hâlde bırakmak istemiyordum.
Yine de hiçbir şey söylemeden, az önce kalktığım yere geri oturdum.
Hiçbir şey söylemeden çıkıp gittiler.
Kapı kapandığında odada yalnız kaldım.
Bir süre öylece oturdum.
Sonra ellerime baktım.
Kanlı ellerime…
Gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
Neden ağladığımı bilmiyordum.
“Ama onun yanında olmak istiyorum. Keşke beni de götürselerdi ya, ne olurdu ki?”
İki gün sonra…
Tam tamına iki gün geçmişti ama hâlâ Demir Bey’den bir haber yoktu. Ara sıra Ömer Bey gelir, yetkili olduğu dosyaları imzalayıp giderdi. Korkudan bugüne kadar hiçbir şey soramamıştım ama bu sefer soracaktım. Korkmanın artık bir faydası olmazdı.
Demir Bey nasıldı? İyi miydi, kötü müydü… Yoksa…
Ölmüş müydü?
“Mavi.”
“Efendim Can?”
“Bana dosya odasından son yaptığımız anlaşmalı dosya var ya, onu bana getirir misin?”
“Tabii, hemen getiriyorum.”
Aslında şu an zaten başka bir işim yoktu. Demir Bey gittiğinden beri işim fazla yoktu. Şikâyetçi miydim?
Tabii ki hayır.
Ama bu kadar da işsizlik olmazdı ya!
Kendi kendime söylene söylene depoya gittim, dosyayı bulup aldım. Geri dönüp Can’a dosyayı verdim ve kendi yerime geçip oturdum.
Ama karşımda…
Yani camın hemen arkasında duran kişi…
Doğru mu görüyordum?
“Demirrrrr Bey!”
Can hemen bana döndü.
“Kızım, ne bağırıyorsun be?”
“Şey… Demir Bey gelmiş!”
“Ee?”
“Ne ‘ee’si?”
Ama doğru ya…
Onlar bilmiyordu. O yüzden benim gibi tepki vermiyorlardı.
Ben hemen yerimden kalkıp Demir Bey’in odasına daldım.
“Demir Bey! Ölmemişsiniz!”
Demir Bey kaşlarını çatıp bana baktı.
“Ne?”
“Yani… Nasılsınız? İyi misiniz? Sizi çok merak ettim. Ölmediğinize de çok sevindim.”
Demir Bey birkaç saniye yüzüme baktı.
“Anladım. Tamam, git. Dünkü toplantıda ne konuşuldu, neler önerildi, hepsini detaylı bir şekilde düzenle, bana getir.”
Bir anda ağzım açık kalmıştı.
Yahu ölümden dönmüşsün!
Daha iki gün önce burada bir seksen uzanmıştın, ölüyordun. Ne ara toparlandın hemen ya?
“Tabii Demir Bey, hemen getiriyorum.”
⸻
Günümüz
“Hey Maviii!”
“Efendim Demir Bey?”
“Sabahından beri sana kaç defa seslendim, farkında mısın?”
“Şey… Özür dilerim.”
Demir Bey kaşlarını çatıp bana baktı.
“Aklında kim varsa at gitsin. Şu an iş yapıyoruz.”
“Şey… Tabii Demir Bey. Özür dilerim.”
Demir Bey yatakta dik bir şekilde oturmuş, dosyaları inceliyor; ben de yanındaki dosyaları düzenliyordum.
Bir anda Demir Bey öksürmeye başladı.
Hemen yerimden kalkıp yatağın ucundaki sürahiden bardağa su doldurdum ve Demir Bey’e uzattım.
Ama artık dayanamıyordum.
“Demir Bey, siz iyi misiniz?”
Demir Bey kaşlarını çatıp bana baktı.
“Bana öyle bakmayın. 2015’te de vurulmuştunuz ama o zaman daha kötü bir yerinizdeydi. O günü çok iyi hatırlıyorum. İki gün geçmişti ve sabah ofise gelip hiçbir şey olmamış gibi esip gürlemiştiniz.”
Demir Bey kaşını kaldırdı.
“Esip gürledim mi?”
“Evet. Şu an tamam, yaralısınız ama çok ciddi olmadığını biliyorum. Başka bir şey mi var?”
Demir Bey’in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Ölüyorum bu sefer, çilli”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

848okunma 44beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18