Lavinia kitap kapağı

66. bölüm / 101

Lavinia

63.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 63.Bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime · Okuduğun bölüm
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Mehmet’ten devam
Merve’nin sözlerini duydukça ona bir kez daha âşık oluyordum. Bu kadın hiçbir şey yapmasa bile ben yine ona âşık oluyordum.
Neyse…
Demir, öfkeyle Savaş’ı işaret etti.
“Lan sen ne diyorsun? Hani bu adamı seviyordun?”
Merve derin bir nefes aldı. Bu kez gözlerini kaçırmadı.
“Ben değil, siz istediniz abi. Ben ne zaman kendi duygularımla yaşamama izin verdiniz? Ben bu hayatta bir kere olsun kendi kararımı verebildim mi?”
Demir konuşacakken Merve sözünü kesti.
“Sus abi! Bu sefer ben konuşacağım, sen beni dinleyeceksin. Ben kendi mesleğimi bile yapamadım. Ben doktor olmak isterken siz gidip beni avukat yaptınız. En basitinden giyeceğim elbiseyi bile ben seçemiyorum. Hep siz ne derseniz onu yaptım. Savaş konusuna gelirsek… Onu hiçbir zaman sevmedim. Ben hep Mehmet’i sevdim. Ama bunu size söyleyecek cesareti hiçbir zaman bulamadım.”
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Hiç düşünmeden Merve’nin kollarından tuttum ve usulca yanıma çektim.
“Duydun Merve’yi. İster kabul et ister etme…”
Demir gözlerini bana dikti.
“Sen beni mi tehdit ediyorsun?”
“Hayır. Ama bu saatten sonra beni Merve’den ayırmaya çalışan hiç kimseyi affetmem. Buna sen de dahilsin.”
Merve titreyen sesiyle konuştu.
“Abi… Lütfen. Beni seviyorsan sevdiğim adama da saygı duy.”
Demir birkaç adım geriye çekildi. Gözleri dolmuştu ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
“Nasıl lan… Nasıl?”
“Abi…”
“Şimdi değil…” dedi elini kaldırıp. “Şimdi konuşma.”
Merve’nin gözyaşları artık durmuyordu.
Savaş araya girdi.
“Sakin olun biraz. Demir, istersen gel konuşalım.”
Demir sert adımlarla Savaş’a doğru yürümeye başladı.
Refleksle Savaş’ın önüne geçmek için hareketlendim. Ama o bana eliyle “Dur.” işareti yaptı.
Demir dişlerini sıkarak konuştu.
“Lan daha ne konuşacağız? Her şey ortada değil mi?”
Savaş sakinliğini bozmadan cevap verdi.
“Belki de böylesi daha iyi. En azından kardeşin onu gerçekten seven biriyle olacak.”
Demir acı bir tebessüm etti.
“Kim lan severek evlendi? Söyle bana… Kim?”
Savaş kısa bir sessizlikten sonra konuştu.
“Onlar evlenebilir.”
Bu cümleden sonra Demir hiçbir şey söylemedi. Arkasını dönüp salondan çıktı.
“Abiiii!”
Merve arkasından seslendi ama Demir durmadı.
Omzuna hafifçe dokundum.
“İstersen biraz bekleyelim. Şu an çok öfkeli. Sakinleşince konuşursun.”
Merve o kıyamadığım ela gözleriyle bana baktı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Sadece başını hafifçe sallayabildi.
“Savaş, biz biraz bahçeye çıkalım.”
Merve’yi işaret ettim. Savaş da anlayışla başını salladı.
Merve’nin elini usulca tuttum. Parmakları buz gibiydi.
“Hadi.”
Demir’den devam
Yok abi… Ben var ya bu kafamı koparasım var.
Nasıl anlamadım ben onu? Nasıl kardeşimin ne istediğini göremedim? Yıllarca aynı evde yaşadık. Bir bakışından ne hissettiğini anlayan ben… Nasıl oldu da onun en büyük sırrını göremedim?
Nasıl görmezden geldim?
Ya babam bu olayı duyarsa? Merve’ye ne yapar?
Öfkeyle hastaneden çıktım. Arabama binip kontağı çevirecektim ki onu gördüm.
Yine kendi kendine konuşuyordu.
İstemsizce dudaklarıma küçük bir gülümseme yayıldı.
“Bu kızın aklı yerinde değil galiba…” diye mırıldandım.
Tam arabayı çalıştıracakken aklıma bir şey geldi.
Emanet.
Arabanın arka koltuğuna uzanıp siyah kutuyu aldım. Sonra kapıyı kapatıp ona doğru yürüdüm.
“Lavinia.”
Bir an irkildi. Sonra hemen kendini toparladı.
“Demir Bey… Buyurun.”
“Beni tanımadığını söylemeyeceksin herhalde.”
“Yok, yok… Tanıdım tabii.”
Kekeliyordu.
Herhalde onu unuttuğumu sanmıştı.
Unutulur muydu?
İlk görüşte aşk diye bir şeye inanmam.
Ama onu ilk gördüğüm an, içimde garip bir his oluşmuştu.
Bu his aşk değildi.
Sevgi de değildi.
Sadece…
Onun benim hayatımda olmasını istiyordum.
Sebebini bilmiyordum.
Belki de ilk defa bana boyun eğmeyen biri olduğu içindi.
Lavinia kaşlarını kaldırdı.
“Bana bunu söylemek için mi geldiniz?”
“Ha… Pardon.”
Elimdeki kutuyu uzattım.
“Sizde bir emanetim vardı.”
“Emanet mi?”
“Evet.”
Kutuyu uzatınca iki adım geri çekildi.
“Bu da ne böyle?”
“O gün siyah bir elbise denemiştin.”
Lavinia kollarını göğsünde bağladı.
“O gün bana zorla denettiğiniz elli tane kıyafetten hangisinden bahsediyorsunuz acaba Demir Bey?”
Haklıydı.
Biraz fazla abartmış olabilirdim.
“Yani… Biraz fazla denetmişim.”
“Biraz mı?”
Başımı kaşıdım.
“Neyse kızım, işte anla Allah Allah… Al, bu senin.”
Kutuyu eline zorla tutuşturdum.
Bir şey söylemesine fırsat vermeden arabama bindim.
Motoru çalıştırıp oradan uzaklaştım.
Gözüm yoldaydı ama aklım yine Merve’deydi.
Zaten hiç çıkmıyordu ki…
Yaklaşık bir senedir bütün hayatım onun etrafında dönüyordu.
Her gün biraz daha içine kapanıyordu.
Gülmeyi unutmuştu.
Ben ise bunun sadece babamın baskısından kaynaklandığını sanıyordum.
Meğer kardeşim her gün sevdiği adamdan biraz daha uzaklaştırılıyormuş.
Bunu nasıl fark edemedim?
Direksiyonu öfkeyle sıktım.
Bir an aklıma o gece geldi.
Hayatımın en korkunç gecesi…
Merve’yi banyoda bulmuştum.
Elindeki ilaç şişesi yere düşmüştü.
Yüzü bembeyazdı.
Beni görünce sadece…
“Abi…” diyebilmişti.
O an dünyam başıma yıkılmıştı.
Allah’tan tam zamanında yetişmiştim.
Hemen hastaneye götürmüştük.
Midesini yıkamışlardı.
Doktor, “Biraz daha geç kalsaydınız sonuç çok farklı olabilirdi.” dediğinde dizlerimin bağı çözülmüştü.
O günden sonra bir an bile onu yalnız bırakmamaya çalıştım.
Ama yine de en önemli şeyi görememiştim.
Kardeşim ölmek istemiyordu…
Sadece yaşadığı hayattan kaçmak istiyordu.
Direksiyona yumruğumu indirdim.
“Affet beni Merve…”
Sesim titredi.
“Bu abin seni koruyamadı.”
Tam o sırada telefonum çalmaya başladı.
Ekrana baktım.
Babam arıyordu.
Derin bir nefes aldım.
İçime kötü bir his çöktü.
“Şüan seni çekemem baba”
Bu kafamı dağıtmam lazımdı.
Arabayı şirketin önüne bıraktıktan sonra ağır adımlarla binaya girdim. Koridorlar bomboştu. Saatime baktığımda gece ikiyi gösteriyordu. Zaten normal olan buydu. Bu saatte şirkette kim olurdu ki? Asıl normal olmayan bendim.
Doğruca odama doğru yürüdüm. Koridorun sonuna geldiğimde odamın ışığının yandığını fark ettim. Kaşlarımı çattım.
Herhâlde çıkarken kapatmayı unutmuşlardır.
Daha fazla üzerinde durmadan kapıyı açıp içeri girdim.
İlk yapmak istediğim şey kendime bir kadeh viski koymaktı. Kapıyı kapatıp bara doğru yönelirken koltuğumda uyuyakalmış birini görünce olduğum yerde durdum.
“Mavi…”
Neden burada uyuyordu?
Bakışlarım hemen koltuğun yanındaki sehpaya kaydı. Üzeri dosyalarla doluydu. O an her şeyi anlamıştım. Son dakikada verdiğim işleri bitirmeden eve gitmemişti.
İstemsizce gülümsedim.
“Sakar makar ama işini de yarım bırakmıyorsun.”
Uyurken yüzü her zamankinden daha sakindi. Loş ışığın altında yanağına düşen minik çiller ilk kez dikkatimi çekmişti.
Çilleri mi vardı bunun?
Biraz daha yaklaşıp dikkatlice bakmaya çalıştım. Tam o sırada kıpırdandı. Uykusunda dengesini kaybedip koltuktan düşecek gibi olunca refleksle uzandım. Son anda ikimiz de dengemizi kaybettik ben onun üstüne düşmüştüm ama diğer elim koltuğu tutmuştu
Bir çift uykulu kahverengi göz bana şaşkınlıkla bakıyordu.
“Demir Bey…”
“Uyurken bile sakar olman gerçekten tuhaf.”
Başını iki yana salladı.
“Yok Demir Bey, ben sakar değilim. Bir anda boşluğuma geldi…”
Konuşmaya devam ediyordu ama ben söylediklerini duymuyordum.
Bu kızın üzerinde nasıl bir parfüm vardı böyle?
Bir anlığına düşüncelerim dağıldı. Hemen kendime gelip seslendim.
“Mavi…”
“Tamam sustum, demir Beyciğim.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Hiç susar mı?”
Elini çekinerek kaldırdı.
“Demir Bey… Bir şey söyleyebilir miyim?”
“Söyleme desem susacak mısın?”
“Duruma göre…”
İstemsizce iç çektim.
“Tamam, söyle.”
Mahcup bir ifadeyle bana baktı.
“Üzerime biraz fazla yaklaştınız. Bizi biri böyle görse dedikodu çıkar.”
Bir an durup gülümsemeye çalıştı.
“Neymiş… Soğuklar prensi Demir, küçük sevimli minnoş…”
“Sus be…”
Dudaklarımın kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.
“Tamam, kalkıyorum.”
Hemen doğruldu. Üzerini düzelttikten sonra masadaki dosyalardan birini alıp bana uzattı.
“İstediğiniz dosya, Demir Bey.”
Dosyayı açıp incelemeye başladım.
“Bir iki yerde yanlış yapmışsın.”
Omuzları anında düştü.
“Ama ben tam on kez kontrol etmiştim.”
Mavi’nin sözel zekâsı gerçekten iyiydi. İnsan ilişkileri, rapor hazırlama, sunum yapma… Hepsinde başarılıydı. Ama konu sayılara gelince işler değişiyordu. Matematikle arası hiçbir zaman iyi olmamıştı.
Benim güçlü olduğum taraf ise tam tersiydi.
Birbirimizin eksiklerini tamamlıyorduk.
Tabii bunu Mavi bilmiyordu.
Onu sırf matematiği kötü diye göndermeyi hiç düşünmemiştim. Çünkü sahip olduğu diğer yetenekler birçok kişide yoktu.
Masama geçip oturdum. O ise hâlâ aynı yerde, başı önde uyuyordu.
Nedense bu hâline gülümsedim.
Gerçekten çok tuhaf bir kızdı.
“Gel buraya.”
Mavi hemen doğruldu ve hızlı adımlarla masama doğru geldi. Her zamanki gibi acele ederken neredeyse tökezliyordu ama son anda dengesini sağlamayı başardı.
Dosyadaki satırı gösterdim.
“Bak, burada sekiz değil altı olacak. Şurada da on yerine dokuz yazman gerekiyor.”
Anlatırken ikimiz de aynı anda dosyaya eğildik.
Bir anlığına burun buruna geldik bu koku istemsizçe onun dudaklarına baktım
Mavi hafifçe irkildi ve hemen bir adım geri çekildi.
Tam yine düşüçekken onu tutup kendime doğru çektim şüan ben baçaklarıma oturmuştu
Savaş’tan
Herkes dağıldıktan sonra ben de odama geçtim.
Kendime bir kadeh viski doldurup sigaramı yaktım. Terasta, geceyi izleyerek yudumluyordum. Kafamı dağıtmaya çalışıyordum ama düşünceler peşimi bırakmıyordu.
Tam o sırada dikkatimi aşağıdaki hareketlilik çekti.
Kaşlarım istemsizce çatıldı.
Demir şerefsiziyle Lavinia ne konuşuyordu?
Ne alaka lan onlar?
Sessizce onları izlemeye devam ettim.
Demir’in elinde siyah bir kutu vardı. Bir şeyler söylüyor, Lavinia ise şaşkın bir ifadeyle onu dinliyordu.
Yaklaşık yarım saat geçmişti.
Sonunda Demir elindeki kutuyu Lavinia’ya verdi ve hiçbir şey söylemeden arabasına binip gitti.
Lavinia ise olduğu yerde kalmış, elindeki kutuya dalgın dalgın bakıyordu.
“Ne oluyor lan burada?”
Öfkeyle elimdeki bardağı sıktığımı fark etmemiştim bile.
Bir anda…
Çat!
Cam elimde parçalandı.
Keskin parçalar avucuma saplanırken sıcak kan parmaklarımın arasından süzülmeye başladı.
Ama umurumda bile değildi.
Hızlı adımlarla odadan çıkıp aşağı indim.
Kapının önüne geldiğimde Lavinia ile burun buruna geldik.
Beni görünce irkildi.
Elindeki kutuyu da refleksle arkasına sakladı.
İçimdeki huzursuzluk daha da büyüdü.
Lavinia çekingen bir sesle konuştu.
“Savaş Bey… Bir şey mi istemiştiniz?”
Sesindeki telaş gözlerinden okunuyordu.
Derin bir nefes aldım.
“Sen nereden geliyorsun?”
Lavinia gözlerini kaçırdı.
“Ben… Şey…”
“Ney?”
Sustum.
Cevap vermesini bekledim.
Bir anda alnında boncuk boncuk terler oluştu.
Neden bana yalan söylemeye çalışıyorsun, Lavinia?
“Çöp atmaya gitmiştim.”
“Ee?”
Sesi iyice kısıldı.
Tam o sırada gözleri elimin üzerine kaydı.
Bir anda gözleri korkuyla büyüdü.
“Savaş Bey… Eliniz kanıyor!”
Refleksle kanayan elimi arkama sakladım.
“Önemli bir şey yok.”
Sonra gözlerimi elindeki kutuya çevirdim.
“Senin elindeki kutu ne?”
Ama beni dinlemiyordu bile.
Bir anda yanıma geldi.
Kanayan elimi iki küçük eli arasına aldı.
Yarası dikkatlice incelerken sesi titriyordu.
“Hemen Ece Hanım’ı aramamız lazım. Savaş Bey, eliniz çok derin kesilmiş.”
Onun bu telaşı istemsizce gülümsememe neden oldu.
“Sakin ol güzelim.”
“İyiyim ben.”
“Olmaz ama… Mikrop kapabilir. Hemen pansuman yapılması gerekiyor.”
“İyi o zaman…”
Gözlerinin içine baktım.
“Sen yap.”
Şaşkınlıkla bana baktı.
“Ben mi?”
“Sen.”
“Ama Savaş Bey… Ben anlamam ki.”
“Anlarsın.”
Başını öne eğdi.
Üzgün gözlerle tekrar elime baktı.
Canımı acıtan elimin içindeki cam parçaları değildi.
Asıl canımı yakan, bana bu kadar endişeyle bakan o kahverengi gözlerdi.
Biraz daha bakarsam kendimi kontrol etmekte zorlanacağımı hissediyordum.
Diğer elimle usulca bileğini tuttum.
“Gel.”
Lavinia şaşkınlıkla peşimden sürüklendi.
“Savaş Bey, nereye gidiyoruz? Önce elinizi pansuman yapmamız gerekiyor.”
Kolunu hafifçe çekmeye çalışıyordu.
“Diyorum ya…”
Başımı ona çevirip gülümsedim.
“Ben de onu yapacağım.”
Bir anda olduğu yerde durdu.
Kaşlarını çatıp bana baktı.
“Ne yapacaksınız?”
Onun o aklında geçenleri keşke yapabilsem ama zamanla oda oluçak
“Pansuman.”
Lavinia’nın omuzları bir anda gevşedi. Derin bir nefes verdi.
“İçimi korkuttunuz.”
Yüzündeki rahatlama ifadesine istemsizce gülümsedim.
Bir de benden gerçekten korkmadığını bilsem…
Bu düşünceyi zihnimden uzaklaştırmaya çalıştım. Elini yeniden tuttum.
“Hadi.”
Sessizce odama doğru yürüdük.
Odaya girer girmez ben koltuğa oturdum. Lavinia ise ben tek kelime etmeden dolaptaki ilk yardım çantasını aldı. Yanıma gelip diz çöktü, çantayı dizlerinin üzerine bıraktı ve dikkatlice açtı.
Pamuk, tentürdiyot ve sargı bezini çıkardıktan sonra yarama eğildi.
Dokunuşları öylesine nazikti ki…
Yarayı temizlerken ara sıra usulca üflüyordu.
“Sızlıyor mu?”
Bir an gözlerine baktım.
“Biraz.”
Kaşlarını üzgünce çattı.
“Üf… Biraz daha sabredin.”
Yarayı yeniden temizledi.
“Az kaldı Savaş Bey. Şimdi şu sargıyı da saracağım, sonra bitecek.”
Başımı hafifçe salladım.
“Bitti”
Gülümsemek söylemişti bunu
“O gülüşünü öpmek isterdim”
Biraz yaklaştım ama geri çekilmedi
Biraz daha biraz daha
“Sikeyim be”
Deyip kafasını tutup kendime doğru çekip dudaklarını öpmeye başladım biraz daha öptükten sonra tam geri çekileçektim ki bana karşılık vermeye başladı ve bu sefer daha sert öpmeye başladım bu günün gelmesini çök beklemiştim rüyamda bile bu anı görüyordum ve şuan da yaşıyorum…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.883okunma 98beğeni 31yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18