Lavinia kitap kapağı

88. bölüm / 101

Lavinia

84.bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 84.bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm654 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm190 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime · Okuduğun bölüm
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.894 kelime

Maviden devam
“Çantamda.”
Demir bir anda kaşlarını çattı.
“Çantan nerede?”
Bir anda ellerime baktım. Yoktu. Koluma baktım, orada da yoktu.
“Çantam yok ki…”
Demir’in kaşları daha da çatıldı.
“Nasıl yok?”
Bir anda gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. Neden ağlıyordum ki ben? Sürekli ağlıyordum zaten.
Demir hemen ses tonunu yumuşattı.
“Tamam, tamam. Ağlama. Bir şey demedim.”
“Hep öyle yapıyorsunuz! Sonra da ‘bir şey demedim’ diyorsun. Sürekli beni azarlıyorsun!”
Demir derin bir nefes aldı.
“O zaman hak ediyorsun.”
“Neeee?”
Ağlamam bir anda daha da şiddetlendi. Hatta ağlama sesim iyice yüksekdi
Demir de yüzünü buruşturdu.
“Tamam be! Sus! Kulağımın dibindesin, sussss!”
“Aaaaaağğğğğğ!”
Bu sefer daha yüksek sesle ağlamaya başladım.
Demir’in gözleri büyüdü.
“Ya tamam, tamam! Bağırma!”
Tam o sırada yan odanın kapısı açıldı ve pijamalarıyla bir adam dışarı çıktı.
“N’oluyor akşam akşam beyefendi? Saat kaç, haberiniz var mı?”
Demir adama ters ters baktı.
“Tamam be, sus! Gir içeri.”
Adam şaşkınlıkla yüzümüze baktı.
“Ben niye susuyorum? Siz bütün öteli ayağa kaldırdınız!”
Demir cevap verecekken tekrar bana döndü. Boynundaki damarlar resmen ortaya çıkmıştı. Gözlerim istemsizce o damara kaydı.
Elimi kaldırıp boynundaki damara hafifçe dokundum.
Sonra parmaklarımı üzerinde gezdirerek fısıldadım.
“Çok güzel…”
Demir bir anda boynunu elimden çekti.
“Kızım, oynayıp durma. Zaten zor tutuyorum kendimi.”
Kaşlarımı çatıp ona baktım.
“Neden kendini zor tutuyorsun ki?”
Demir gözlerini kapatıp başını geriye attı.
“Tövbeeee… Kızım, sen beni günaha sokacaksın!”
Tam o sırada başka bir odadan bir kadın sesi yükseldi.
“Yeter amaaa! Ayıp ya! Uyuyan çocuklarımız var bizim! Bir susun artık! Gidin odanızda fingirdeşin!”
Demir gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Ben ise ağlamayı unutmuş, etrafa bakıyordum.
Yan odadan gelen kadın tekrar bağırdı.
“Bir de gece gece kavga mı ediyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın ama sessiz yapın!”
Demir bana döndü.
Demir“ O zaman başka seçenek kalmadı.”
“Ne kalmadı?”
Demir bana bile bakmadan yürümeye başladı. Ben de kucağında debelenmeye başladım.
“Nereye gidiyoruz?”
Cevap yok.
“O zaman bara mı gidiyoruz?”
Demir, “Hayır.”
Ben de dudaklarımı büzerek,
“Neden amaaa?”
Demir bir anda durup bana baktı, sonra da dudaklarıma. Yüzünde bir gülümseme belirdi.
Demir, “Tamam o zaman, bara değil ama yine dans edebileceğin bir yere götüreceğim seni.”
Ben heyecandan ne yapacağımı şaşırdım ve onun boynuna sarıldım. Sonra hafifçe geri çekilip yanağını öptüm.
“Teşekkür ederim.”
Demir’in bir bakışı vardı ama çözemedim. Sonra bir odaya girmiştik.
“Ama hani dans edecektim? Yalan mı söyledin?”
Demir, “Seni yere bırakacağım.”
Beni yere bıraktı.
Demir, “Ben yalan konuşmam, Mavi.”
Ve Demir ileriye gidip televizyondan bir şeyler yapıp şarkı açmıştı. Sonra bana dönerek,
Demir, “Al, şimdi istediğin kadar dans et.”
Ben de çocuklar gibi yerimde zıpladım ve dans etmeye başladım. Demir’e de ara ara bakınca koltukta oturmuş beni izliyordu.
Onun yanına giderek kolundan tuttum.
“Hadi, sen de gel. Ben tek dans etmekten sıkıldım.”
Demir, “Sen et, ben istemiyorum.”
Ben de kaşlarımı çatarak,
“İstiyorsun.”
Tekrardan denedim ama olmadı.
“Hadi amaaa, Demirrr.”
Sonra tekrardan hızlıca çektim ki Demir kalkmayınca ben onun üstüne düştüm.
Demir kaşlarını çatmıştı ve kızacağını anladığım için hemen dudaklarını öptüm. Tam geri çekilecektim ki Demir bir elini çeneme tutarak kendisine çekti ve öpmeye başladı. Ben de ona karşılık verdim.
Öpüşmeye başladık.
Demir’den devam
Şu an yatağımda uyuyan kızı boğmamak için zor duruyorum. Öpüşürken bir insanın üstüne küsülür mü yaaa? Şu an ne mi yapıyorum? Düş alıyorum
Çünkü üstüm başım hepsi küsmüktü.Ben yıkandıktan sonra banyodan çıkmıştım. Altıma baksırımı ve eşofmanımı giyerken üstümü çıplak bırakmıştım ve yatağa girdim. Yanımda da uyuyan Mavi vardı.
Tam uykuya dalmıştım ki…
Mavi, “Hayır, ben almadım. Ben çalmadım. Hayır.”
Bu kız ne saçmalıyordu böyle be?
Mavi, “Hayır, bırak beni.”
“Mavi.”
Mavi, “Ben almadım, hayır. Hayır.”
Bu sefer sert bir şekilde onu sarsarak uyandırdım. Hafifçe gözlerini açarak,
Mavi, “Demir Bey…”
Kustuğu için biraz rahatlamıştı.
“Sakin ol. Kabus gördün, geçti.”
Bir anda etrafa baktı, sonra da direkt bana sarıldı.
Mavi, “Ben yapmadım gerçekten. Ben almadım. Ben asla ama asla kimsenin malını almam ki ben…”
Onun lafını keserek araya girdim.
“Şşşt, sakin ol. Biliyorum. Kötü bir kabustu, geldi ve geçti.”
Ve ayrıldı. Elleriyle gözlerini sildi. Şu an karşımda sanki dört yaşında bir çocuk vardı.
Mavi, “Ben neredeyim?”
“Benim odamdasın ve şimdi uyu.”
Ve dediğimi yapıp tekrardan yatağa uzandı.
Bu duruma çok şaşırdım. Hem beni tek seferde dinlemişti hem de benim odama dememe rağmen hiçbir şey demeyip geri yatağa yatmıştı.
Garip.
Ben de yanına doğru uzanarak çok yaklaşmadım, benden korkmasın diye.
Mavi, “Sarılabilir miyim?”
Duyduğum cümleyle ona döndüm. O da bana sulu gözlerle bakıyordu. Dudaklarını da ısırıp duruyordu. Bunu sürekli yapıyordu. Ben ilk zamanlar bilerek yaptığını düşünmüştüm ama hayır, onun bir alışkanlığıydı.
“Dudağını ısırmayı bırak.”
Mavi şaşırarak,
“Ben dudaklarımı ısırmıyorum ki.”
Elim kontrolsüz bir şekilde gidip onun ısırdığı alt dudağına gezdirdim. O da sonunda ısırmayı bırakmıştı.
Hiçbir şey demeden elimi dudaklarından çekip belime attım ve kendime çektim.
“Uyu hadi.”
Mavi, “İyi geceler.”
“Sana da.”
Ve tavana diktim gözlerimi.
Bugün neler neler olmuştu?
Ve bu kızı nedense yanımdan ayrılmasını istemiyordum. Hatta bu iş toplantısına da gelmesine gerek bile yoktu ama ben onu yanımda istemiştim.
Mavi kıpırdanmaya başladı ve iyice kendini bana yasladı.
Ona bakınca içimden bir şeylerin var olduğunu biliyordum ama inanmamıştım. Bugün daha iyi anladım.
Ben bu kızı kaybetmeyeceğim.
Bu sefer olmaz.
Ve kollarımı iyice Mavi’ye sardım. Gözlerimi ben de kapattım.
Mavi’den devam
Başım o kadar kötü ağrıyordu ki akşamdan kalan hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Sadece en son Demir Bey beni öpmeden gitmişti ve karnımda nedense bir ağırlık var gibiydi. Ne diye bakınca bir koldu. Tekrardan gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.
Ne?
Ne?
Hemen gözlerimi açıp yataktan doğruldum ve kola tekrardan baktım. Hemen kafamı diğer tarafa çevirdim ki kim olduğunu çözememiştim çünkü kafası diğer taraftaydı.
“Allah’ım, ben ne yaptım?”
Hemen üstüme baktım ki çok şükür aynı elbiselerdi. Hemen yataktan çıkmak için yeltendim ki adamın kolu bu sefer bacağımdaydı. Yavaş yavaş çektim ve sonunda da kurtardım. Hemen yataktan çıkmıştım ve ayakkabılarımı aldığım gibi kapıya yönelip çıkmıştım.
Allah’ım, ben ne yaptım böyle? Bir adamla yattım resmen. Bir adamla! Ben acaba kimdi? Yoksa… Yoksa dün geceki yakışıklı prens olan…
“Ateş’le mi uyudummmm?”
Kızım, sen ne yaptın böyle yaa?
Karşıya baktım ki asansör gidiyordu.
“Lütfen tutun!”
Demiştim, hemen asansöre binmiştim bile. Ben hiç basmadan asansör gidiyordu. Ben akşam ne yaptım diye düşünmeye zorladım kendimi ama yok. Lanet olsun, hiçbir şey aklıma gelmiyordu.
Ne yapmıştım ben o adamla? Aramızda bir şeyler geçti mi ki?
“Kızım, inmeyecek misin?”
“Hı?”
Yaşlı kadın gülerek,
“Aşağıya geldik diyorum.”
“Ha, tamam teyzem. Sağ ol.”
Teyzenin arkasından inerek ben de etrafa bakındım.
“Ben niye aşağıya indim ki? Ben kaçıncı kattaydım ki hem?”
“Merhaba efendim.”
Bu, ilk geldiğimiz otel çalışanıydı.
“Merhaba.”
Garson, “Bunu barda unutmuşsunuz efendim.”
Elindeki şeye bakınca çantamı gördüm.
“Barda mı?”
Garson, “Evet efendim. Geç olduğu için getiremedik. Siz beyefendiyle çıktığınız için sabah veririz dedik.”
Adamın elindeki çantayı aldım.
“Hangi adam?”
Garson şaşkın bir şekilde bana baktı.
“Anlamadım efendim.”
Ben nasıl anlayacağım peki?
“Tamam, teşekkür ederim.”
Tekrardan asansöre binerek kendi katıma çıktım ve odama girdim. Yatağıma uzanarak ben ne bok yediğimi düşünmeye başladım.
Son anda bir şey hatırladım. Barda dans ediyordum ama yine yüzünü hatırlamıyorum yaaa. Kesin Ateş’ti. Yoksa başka kimseyi tanımıyordum ben dans da etmem. Hatta onunla da etmemem gerekirdi. Tek tanıdığım o vardı burada.
Bir anda telefonumun alarmı çalmıştı ve saat yediye geliyordu.
“Oha, çok geç kaldım!”
Hemen duşa girdim. Beş dakika sonra çıktım. Üstümü giyinmeye başladım. Siyah bir tayt, üstüne de uzun bir tişört… Sonuçta eve gidecektim, uçağa binecektim. O kadar süslenmenin bir anlamı yoktu zaten. Olsa da içimden gelmiyordu.
Saçlarımı da açık bıraktım ve hafif bir parlatıcı sürdüm. O sırada gözlerim dudağımdaki hafif morluğa takıldı.
Kesin ısırarak yapmışımdır. Farkında olmadan dudaklarımı ısırıyordum çünkü.
Çantamı de aldıktan sonra odadan çıkmıştım ve asansöre binip aşağı düğmesine bastım. Aşağı indim.
Tam karşımda duran Demir Bey vardı. Elinde de bir fincan vardı. Galiba o da kahve içiyordu.
Ne ara inmişti ki?
Hemen yanına giderek,
“Günaydın, Demir Bey.”
Demir, “Günaydın.”
Ve hiç bana bakmadan ayağa kalkıp çıkışa doğru yürüdük. Çıkışa gelip arabayı bekledik ki yanımıza Ateş gelmişti.
Niye gelmişti? Ne işi vardı?
Hemen beni görmesin diye kafamı diğer tarafa döndürdüm. Ama işe yaramadı
Ateş, “Mavi.”
Başımı hemen Ateş’e doğru çevirdim.
Ne işi vardı ki burada? Her şeyi Demir Bey söyleyeçekti şimdi. Lütfen git ya…
Demir Bey hemen önüme geçti.
Demir, “Lan, sen hangi yüzle benim karşıma çıkıyorsun?”
Ateş, “Bak, özür dilerim. Çok içmiştim.”
Demir, “Götünden içmeyi biliyorsan hiç içme o zaman.”
Ve Ateş bana bakarak konuştu.
“Özür dilerim.”
Bu kadar abartmaya gerek yoktu ki. Sonuçta benden alkolüydüm. Allah’a şükür, bir şey de yapmamıştık. Niye bu kadar üzgündü ki?
Ateş’e tam bir şey diyecektim ki hiç bir şey demeden otele doğru girmişti bile.
Ve bizim araba da gelmişti. Binip uçağa doğru gitmeye başladık.
Acaba Demir Bey’in haberi var mıydı ki?
Uff, utancımdan yerin dibine gireceğim yaa.
Demir, “Gece güzel uyudun mu?”
Ne? Gece mi? Biliyor mu ki?
Ya bilmiyorsa? Ufff…
Demir Bey’e bakınca tabletiyle uğraşıyordu. Galiba bilmiyor gibiydi.
“Evet, evet. Çok iyi uyumuşum, Demir Bey. Hatta bu yaşıma kadar ben böyle uyumamıştım.”
Demir Bey’in gözleri bir ara bana delici bir şekilde baktıktan sonra uçağımıza gelip binmiştik. Yine aynı yerlere oturmuştuk ve hâlâ deli gibi başım ağrıyordu.
“Hoş geldiniz efendim.”
Bu sefer başka bir hostesti.
Demir, “Ağrı kesici getirin.”
Hostes, “Tabii efendim.”
Hemen gidip gelmişti ve ilaçları da Demir Bey’in masasına bırakıp gitmişti.
Dur be, belki ben de isteyecektim.
Demir Bey bana doğru uzattı, suyla beraber.
Oha, nereden biliyordu ki benim başımın ağrıdığını?
Hemen alıp içtim çünkü konuşunca daha çok ağrıyordu başım.
“Teşekkür ederim, Demir Bey.”
Demir Bey tabletten kafasını kaldırarak bana baktı.
Demir, “Dün gece ne oldu?”
Ne mi oldu? Dün gece ne oldu Mavi, sana sordu adam!
Ben de hemen sırıtarak,
“Ne olmuş olabilir, Demir Bey? Şey oldu…”
Demir Bey kaşlarını çatarak,
“Ne oldu?”
“Şey… toplantı bitti.”
Demir, “Eee?”
“İşte, toplantı bitti.”
Demir Bey sanki sinirlenmiş gibiydi.
“Odalarımıza gidip dinlendik. Yani ben gidip dinlendim. Başka bir şey de yapmadım. Kendi odamda kaldım. Başka bir odada kalmadım, hiç kesinlikle.”
Demir Bey iyice kaşlarını çatmıştı.
Kesin anladı yalan söylediğimi. Kesin… Zaten ben yalan söyleyemezdim ki.
Demir, “İyi, odanda da uyuduysan…”
Hemen kafamı salladım.
“Evet, evet. Odamda kalacağım tabii. Başka odada ne işim vardı ki? Hele Ateş’le, değil mi? Ne alaka?”
Demir, “Ateş mi?”
“Ateş mi?”
Kaşlarını iyice çatmıştı. Hatta elindeki tableti bile sıkmaya başladı.
“Özür dilerim, ben… Demir Bey, gerçekten akşam ben odamda kalmadım galiba. Ateş’le kaldım.”
Demir, “Ne saçmalıyorsun?”
“Ben özür dilerim, Demir Bey. Ben dün gece odamda kalmadım.”
Savaş’tan devam
Bugün benim için dönüm noktasıydı. Sağ tarafımda Fikret, sol tarafımda Mehmet ve en sağlam adamlarım vardı. İlk önce bunların bilmesi gerekiyordu, sonra da akşam bütün yeraltı üyeleriyle konuşacaktım.
“Ben bu yeraltı işlerini bırakıyorum artık.”
Fikret, “Ne?”
Onu es geçerek konuşmaya devam ettim.
“Bu şirketle devam edeçeğiz çünkü bu şirketi o parayla değil, kendi alın terimle yaptım. O yüzden bu şirketle devam edeceğim ama diğer işlerde artık ben olmayacağım. Her şeyi bırakıyorum.”
Mehmet, “Onların haberi var mı?”
“Hayır, şu an yok. İlk size söylüyorum. Akşam toplantı ayarla ve bütün üyeleri çağır.”
Mehmet, “Tamam aslanım.”
Fikret, “Abi, emin misin?”
“Benimle bu yolda yürümek istemeyen varsa çekip gidebilir. Çünkü bu işi girdiğimiz gibi kolay bitmez. Herkes beni karşısına alacaktır, arkamdan işler çevireceklerdir ve başım çok ağrıyacak.”
Fikret, “Abi, hiç öyle olur mu? Ben nereye, sen oraya.”
“Eyvallah ama benim için artık sadece bu şirket var. İsteyen şimdiden gitsin.”
Ama kimsede tık yoktu ve iyi bir aile olduğumuzun kanıtıydı.
“Herkes dağılsın. Bu kadar söyleyeceklerim.”
Ve hepsi bir anda gitti ama Fikret’le Mehmet kalmıştı.
Fikret, “Hep o Lavi yüzünden, değil mi?”
“Yenge Fikret.”
Fikret’e öldürücü gözlerle baktım. Fikret de anlamış olacaktı ki,
Fikret, “Pardon abi.”
Mehmet, “Bu en iyisi olmuş aslanım.”
Elini omzuma atarak destek verdi.
Mehmet, “Ben zaten en başından beri bu işi sevmiyordum. Bize göre değildi.”
Evet, Mehmet abi sürekli bu işi bırakıp başka işlere bakalım demesine rağmen onu hiç dinlememiştim. Çünkü babam Murat’ındı. Nasıl elimin tersiyle silebilirdim ki? Ama şu an durumlar farklıydı.
Fikret, “Abi, sen hiç merak etme. Bu şirket de çok iyi para kazandırıyor zaten. O işi bir hobi olarak yapıyorduk.”
Doğru, oradan gelen parayı hiç birimiz ellemiyorduk çünkü bir yerlere bağışlıyorduk.
Fikret’e bakarak,
“Herkese haber ver. Saat dokuzda her zamanki yerde olsunlar.”
Fikret, “Tamam abi, hemen haber veriyorum.”
Deyip çıkmıştı Fikret.
“Dün neler olmuştu bizim bahçede?”
Mehmet hafifçe gülerek konuştu.
“Ne olacak be aslanım? Bizim gençler işte. Fikret’le Damla ilk kavgalarını etmişler.”
“Damla?”
Mehmet, “Ha, o mevzu. Bizim lavinin arkadaşı Damla. Fikret’le sevgiliymişler.”
“Oha lan, ne ara?”
Mehmet, “Ee aslan parçası, yeni gençler bunlar. Bizim gibi aşklarını saklarlar mı? Gidip konuşmuş, kızın da gönlü varmış. He demiş işte.”
“Hayırlısı olsun abi.”
Mehmet, “Âmin.”
“Sizin düğün işleri ne oldu? Bir eksik falan var mı?”
Mehmet, “Yok, yok. Haftaya düğün var zaten. Bu gün de Merve gelinlik bakacak işte. Lavi’yle gidecekmiş.”
Ona evet anlamında kafamı sallamıştım.
Mehmet, “Bil ki o da kendisine bakar ha.”
Onun geldiğini çoktan beliydi ama bir şey demedim. Aklıma gelen soruyu sordum.
“Merve’nin babasını ne yaptınız? Anlaşabildiniz mi?”
Mehmet bir of çekerek konuştu.
“Yok aslan. Adamda keçi inadı var. Sanki telefonlara da bakmıyor. O gün Merve evine gitmiş, almamış bile. Şerefsiz… Kız perişan bir şekilde eve geri döndü.”
“Bu böyle olmayacak. Ben gidip bir konuşayım.”
Mehmet, “Gerek yok, sen gitme. Sen gidersen adam iyice şahlanır aslanım. Boş ver, konuşmasın. Hem o adamın suratına bile bakasım yok. Şerefsiz pislik.”
“Benim de öyle. Demir de onun yanında aynı da neyse.”
Mehmet, “Yok aslan parçası. O kardeşimi korumaktan başka bir şey yapmadı. O başka bir şey. Babasına da hiç çekmemiş.”
“İyi o zaman.”
Sonra Mehmet abi çıkmıştı odadan.
Bu başa kimin geçeceği diye iki kişi vardı ama Mehmet abi bunu istemsizce bana onaylamıştı ve kimin başa geçeceğini biliyordum artık. Benim gibi o da bu işlerde iyiydi ve en iyisi başa onun geçmesi, en doğrusu buydu. Biri daha vardı ama Mehmet abiden sonra onun olması daha iyi değildi.
Aklıma Lavi geldi ve mesaj atmaya karar verdim.
Ölüm çiçeğim“çıktınız mı evden?”
Sonra da telefonu kenara bırakıp çalışmaya başladım.
Lavinia’dan devam
Şu an Merve hazırlanıp evden çıkıyorduk ve kapının önünde arabayı bekliyorduk.
Merve, “Beni kırmadığın için teşekkür ederim.”
“Rica ederim. Hem demek sen de benim arkadaşımı kabul ettiğin için teşekkür ederim.”
Merve “ne demek canım ne kadar çök insan o kadar fikir değil mi ama”
İkimiz de aynı anda birbirimize bakıp gülümsedik. O sırada arkamdan biri gelerek bana sarıldı.
Damla, “Benimle başka kime gülüyorsun sen?”
Arkama baktığım gibi Damla’yı gördüm. Evet, akşam olaylardan sonra burada kalmıştı. Benim odamda birlikte uyumuştuk.
“Sen benimle konuşma.”
Sana dudaklarını büzerek,
“Ama biz o konuyu konuşmuştuk, yavru kuşum.”
“Olabilir ama ben senin en iyi dostundum.”
Damla hemen karşıma geçerek,
“Hâlâ öylesin.”
Ve bir anda ona sarıldım. Ona sarılmayı çok özlemiştim çünkü.
Damla hemen benden ayrılarak,
“Hem sen de o kadar masum değilsin. Savaş’la olan ilişkini bana anlatmamıştın.”
“Anlatmaya gerek var mıydı? Sen zaten her şeyi anlamıştın.”
Damla, “Evet, o konuda haklı olabilirsin.”
İkimiz de aynı anda güldük. Varlığını unuttuğum Merve’ye hemen dönerek Damla’yla tanıştırdım.
Ve üçümüz şu an onun arabasında şarkı açarak söylemeye başladık.
BLOK3
Damla, “Dalıyor gözlerim, kanıyor yaralarım.”
Merve, “Ben delirmişim, bir sen diye.”
“Sebebi gözlerin, tüm bu acıların. Çok dua ettim geçer diye.”
Hep bir ağızdan,
“Sebebi yar, yine yar, yine yar, yine…”
diye devam ettik.
Hayatımda bu kadar eğleneceğim, hele ki Merve’yle, hiç aklıma gelmezdi.
Damla, “Kız Merve, sen de bizim gibiymişsin ya.”
Merve arabayı kullanıyordu, Damla’ya yan gözlerle bakarak.
Damla, “Deliiii!”
Üçümüz tekrardan hep bir ağızdan güldük. Sonra o şarkı, bu şarkı derken BLOK3’ün tüm şarkılarını bitirmiştik.
Sonunda Merve park yerini bulduktan sonra gelinlikçiye girmiştik. Damla da Merve de bakmaya başladılar. Ben ise oturmuş, onlara bakıyordum.
Merve bana bakarak kaşlarını çattı.
Merve, “Sana da lazım olacak. Sen niye bakmıyorsun?”
Ben de utana sıkıla cevap verdim.
“Şey… benim gelinliğim var zaten.”
Damla, “Ne?”
Merve, “Ne?”
İkisi bir anda aynı şeyi söylemişti. Ben de omuz silkerek anlattım her şeyi.
Damla”vay be sen savaşa bak ben öküz hoduk donuz falan diyordum ama adamın dibiymiş”
Merve”savaşın vardır böyle düşünmeli şeyleri ama bu kadarını bende beklemezdim “
Bende omuz silktim Onlar da o sırada bir iki gelinlik beğenmiş, denemişlerdi bile ama bir türlü Merve beğenmiyordu.
Kaç tane gelinlikçi gezmemize rağmen Merve beğenmiyordu. Sonunda pes edip yemek yemeğe gitmiştik.
Telefonuma bir baktım ki mafyadan:
7 çağrı 📞11 mesaj 💬
“Oha, yuh! Bunu nasıl fark edemedim? Telefonu nasıl sessize almışım ki?”
Mesajlar:
“Çıktın mı evden?”
“Neredesin?”
“Neden cevap vermiyorsun?”
“Lavinia.”
“Hemen konum at.”
Ve bunun gibi bir sürü mesaj vardı.
Hemen onu aradım ama açmamıştı. Hatta yüzüme kapatmıştı galiba. Çok kızmıştı. Haklıydı da.
Tam o sırada yanıma biri oturmuştu. Hemen yanına baktım ki Savaş.
Savaş, “Neden telefonuma bakmıyorsun, güzelim?”
“Şey… özür dilerim. Telefonum sesizdeymiş.”
Savaş kaşlarını çatarak,
“Sesizdeymiş, öyle mi?”
Evet anlamında kafamı sallamıştım. Savaş kafasını kızlara doğru döndürdü. O sırada ben de baktım ki Mehmet abi ve Fikret de vardı.
Bunlar ne ara gelmişti ya?
Savaş, “Ben Lavi’yi almaya geldim. Siz onsuz devam edin.”
Damla, “Ne?”
“Ne?”
Savaş kolumu tuttuğu gibi kaldırdı beni.
Savaş, “Hadi, gidiyoruz.”
“Nereye?”
Savaş, “Yolda anlatırım.”
Damla, “Lavi…”
Damla’ya acıyan gözlerle baktım ama o tam tersi bana gülerek el sallamıştı. Sonra da Fikret’e gidip sarılmıştı.
Pis alçak, ne olacak?
“Savaş, yaptığın çok ayıp ama.”
Savaş, “Sen telefonunu açsaydın böyle olmayacaktı ve…”
“Ve?”
Savaş bana dönerek dudaklarıma hafif bir öpücük bıraktı.
Savaş, “İyi de oldu ama bir daha öyle yapma, lütfen. Az kalsın başına bir şey geldi sandım.”
“Özür dilerim, bir daha yapmayacağım.”
Savaş’ın yüzünde bir gülümseme belirdi ve kulağıma doğru yaklaşıp konuştu.
Savaş, “Daha fazla bence burada durmayalım. Yoksa seni burada herkesin içinde öpeceğim.”
Ben de sırıtarak,
“Zaten öptün.”
Savaş, “Öyle öpme mi olur, güzelim?”
“Nasıl öpülürmüş?”
Savaş bunu çok ciddiye alarak,
Savaş, “Gel, bak göstereyim sana nasıl öpülürmüş.”
Ben de şaşırarak cevap verdim.
“Sakin, burada öpme Savaş. Herkes zaten bize bakıyor.”
Savaş, “Bunu sen istedin, güzelim. Baksınlar da.”
Ve Savaş benden uzaklaşıp bağırmaya başladı.
Savaş, “Bu kızı çok seviyorum!”
“Savaş, tamam sus lütfen!”
Savaş, “LAVİNİA, SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUMM!”
Hemen Savaş’ın ağzını kapattım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.059okunma 76beğeni 29yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18