Lavinia kitap kapağı

64. bölüm / 101

Lavinia

61.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 61.Bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime · Okuduğun bölüm
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Bir anda yataktan doğruldum. Kimse beni burada böyle göremezdi. Hemen yataktan çıkıp üstümü başımı düzelttim, ardından yatağı toparladıktan sonra yavaş adımlarla kapıya doğru yürüdüm.
İç ses: “Niye yavaş yürüyorsun ki?”
“Ya biri beni duyarsa?”
İç ses: “Odada kimse yok, farkında mısın?”
“Ya dışarıdan duyulursa?”
İç ses: “Sence Zeus’un odasında ses yalıtımı yok mudur?”
Bir anda durup düşündüm.
“Bir insanın odasında neden ses yalıtımı olsun ki?”
İç ses: “Sence?”
“Oha… Yuh!”
İç ses: “Hemen aklına saçma şeyler gelmesin. Belki iş konuşmaları falan yapıyordur.”
“Odasında mı?”
İç ses: “Tabii tabii… Sen öyle inan.”
“Uff, bana ne be! Beni ilgilendirmez zaten. Ne yapıyorsa yapsın.”
İç ses: “He he… Ben de inandım.”
Tam kapıyı açıp çıkıyordum ki Ayşe Sultan’ı görür görmez kapıyı hızla tekrar kapattım.
“Allah’ım… Ben bu odadan nasıl çıkacağım ya?”
Bir iki dakika daha bekledikten sonra yeniden kapıyı araladım. Etrafı dikkatlice kolaçan ettim. Acaba biri var mıydı? Çok şükür kimse görünmüyordu.
Hemen odadan çıkıp koşar adımlarla kendi odama doğru ilerledim. Tam içeri girecektim ki…
Fikret: “Ooo… Kimler uyanmış.”
Uff… Umarım beni görmemiştir.
Fikret: “Sen hâlâ üstünü değiştirmemişsin, Kezban. Hastaneden çıkan insan önce üstünü değiştirir, sonra da güzelce duş alır. Bunları bilmiyorsan öğreteyim.”
“Bana bak, beni daha fazla sinirlendirme de git işine.”
Fikret yüzünde sinir bozucu bir gülümsemeyle bana baktı.
Fikret: “Benim işim sensin, Kezban.”
Onunla daha fazla uğraşmamak için hiçbir şey söylemeden odama girdim. Kapıyı kapatır kapatmaz derin bir nefes verdim.
Gerçekten banyoya girip uzun bir duş almam gerekiyordu.
Banyoya geçip aynanın karşısına dikildim. Kendime dikkatlice baktım. Nedense bugün yüzümde hafif bir canlılık vardı. Göz altlarımdaki morluklar da sanki biraz olsun azalmış gibiydi.
İç ses: “Tabii… Zeus’un yanında uyursan böyle olur.”
“Biz birlikte uyumadık.”
Kendi kendime mırıldandım.
“…Yani, herhalde.”
İstemsizce elim tişörtüme gitti. Kumaşı parmaklarımın arasında tutup burnuma yaklaştırdım. Üzerinde hâlâ onun kokusu kalmış gibiydi.
Garip olan ise bu kokunun beni huzursuz etmesi gerekirken tam tersine içimi sakinleştirmesiydi.
“Neden…” diye fısıldadım kendi kendime.
“Neden bu kadar rahatlatıyor ki beni?”
Savaş’tan Devam (Gece)
Fikret: “Patron…”
Fikret: “Patron…”
Bir anda Fikret’in susmak bilmeyen sesi kulağımda yankılanmaya başladı. Gözlerimi araladım. Lavin uyanmasın diye sesimi alçaltarak konuştum.
“Ne var lan? Patron, patron…”
Fikret utana sıkıla bir şeyler gevelemeye başladı. Söylediklerinden hiçbir şey anlaşılmıyordu. Sinirlerim yavaş yavaş bozuluyordu.
“Doğru düzgün konuş.”
Fikret: “Patron… Benim uykum gelmeye başladı da… Allah korusun, direksiyon başında uyuyakalırım.”
Derin bir nefes verdim.
“Tamam, kes uzatma. Sür eve.”
Fikret hafifçe gülümsedi.
Fikret: “Tamam, patron.”
Başımı tekrar koltuğa yasladım. Bu sessiz anın tadını çıkarmaya çalışıyordum.
Bu kez gözlerimi kapatmadım.
Bakışlarım Lavin’e kaydı.
Saçları omzuna dağılmıştı. Yüzüne düşen birkaç tutam saç bile onu daha güzel gösteriyordu. Hafifçe büzülen kaşlarından yine huzurlu bir rüya görmediği belliydi.
Rüyalarında bile rahat bırakmıyorlardı onu…
İçimden sessizce söz verdim.
“Ama bugünden sonra… Kimse seni üzemeyecek.”
Fikret: “Patron… Geldik.”
Gözlerimi devirerek başımı ona çevirdim.
“Bir gün hatırlat da oğlum… Senin şu sesini keseceğim.”
Fikret korkmuş gibi başını eğdi.
Fikret: “Sen nasıl istersen, patron.”
Arabadan dikkatlice indim. Lavin’i hafifçe omzuma yaslayarak kapının önüne kadar geldim. Kapıyı açtıktan sonra onu yavaşça kucağıma aldım.
O kadar hafifti ki…
Sanki kucağımda yirmi beş yaşında bir kadın değil de küçücük bir çocuk vardı.
Fikret şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
“Ne var?”
Fikret: “Yok… Yok bir şey, patron.”
“Olmasın da.”
Hiçbir şey söylemeden yürümeye devam ettim. Tam kapıyı ayağımla açacakken Fikret benden önce davranıp kapıyı sessizce açtı.
Başımı bile çevirmeden içeri girdim.
İlk başta onu kendi odasına bırakmayı düşündüm.
Ama birkaç saniye sonra bundan vazgeçtim.
Doğruca kendi odama çıktım.
Onu büyük bir dikkatle yatağın üzerine yatırdım. Bir an sanki uyanacakmış gibi kıpırdandı. Nefesimi tuttum.
Ama tekrar derin bir uykuya daldı.
İçimden rahat bir nefes verdim.
Yatağın kenarına oturup yüzünü izledim.
“Ne oluyor oğlum sana böyle?” diye kendi kendime fısıldadım.
“Sen… Bir gün böyle birine bağlanacak adam mıydın?”
Dudaklarımda istemsiz bir tebessüm oluştu.
Garipti…
Ama bu halimi seviyordum.
Hem de düşündüğümden çok daha fazla.
Onu sevdiğim için pişman olmayacağımı da ilk kez bu kadar net hissediyordum.
Bir süre daha baksaydım uykusunu bölecektim.
Sessizce banyoya geçtim. Hızlı bir duş aldıktan sonra üzerime sadece rahat bir şort giydim ve tekrar odaya döndüm.
Yatağa uzanıp onu usulca kolumun altına almayı düşünüyordum ki buna gerek kalmadı.
Uykusunda farkında bile olmadan bana doğru sokulmuştu.
Kollarını hafifçe üzerime dolamış, adeta küçük bir ahtapot gibi bana tutunmuştu.
İçimde sıcacık bir his yayıldı.
Ben de onu ürkütmemeye dikkat ederek yavaşça kendime çektim.
Alnımı saçlarına yasladım.
“İyi geceler, güzelim…” diye fısıldadım.
Keşke elimden gelseydi de seni bütün kötülüklerden saklayabilseydim.
(Sabah – Savaş)
Ben uyanmıştım ama Lavin hâlâ deliksiz uyuyordu. Usulca eğilip alnına küçük bir öpücük kondurdum.
Keşke dudaklarına kondurabilseydim…
Ama o izin vermedikçe bunu asla yapmazdım. En azından uyanık olması gerekiyordu.
Uzun zamandır ilk defa bu kadar rahat uyumuştum. Benim için bu resmen mucizeydi. Bazen bir hafta boyunca doğru düzgün uyuyamadığım olurdu. En sonunda yorgunluktan bayılır gibi uyurdum.
Ama bugün…
Ne yorgundum ne de uykusuz.
Sanırım bunun sebebi Lavin’di.
Onun o uyuşturucu gibi kokusu… Aklımı hâlâ başımdan alıyordu.
Tam bunları düşünürken hafif hafif sayıklamaya başladı. Dün gece de birkaç kez aynı şekilde beni uyandırmıştı.
Hemen elini tuttum ve sakin bir sesle konuştum.
“Tamam… Geçti güzelim. Ben buradayım.”
Lavin: “Anne… Anne… Hayır… Hayır…”
Kalbim istemsizce sıkıştı.
“Şşt… Tamam. Hepsi geçti.”
Bir süre daha fısıltıyla bir şeyler mırıldandı, sonra yeniden derin uykusuna daldı.
Annesine ne olmuştu acaba?
Bugünkü ilk işim Lavin’in annesi hakkında araştırma yapmak olacaktı.
Komodinin üzerindeki saate baktım.
Saat sekize geliyordu.
Bir saat sonra çok önemli bir toplantım vardı.
Önemli olmasaydı…
Saatlerce burada kalır, Lavin’in benim kollarımın arasında uyanışını izlerdim.
Şimdi değil belki… Ama bir gün her sabah böyle uyanacağız.
Bundan emindim.
Yatağı hafifçe terk edip banyoya girdim. Duşumu aldım, hazırlanıp işlerimi bitirdim.
Tam giyinme odasına geçecektim ki vazgeçtim.
Biraz daha onu izlemek istedim.
Bu yüzden kıyafetlerimi odada giymeye karar verdim.
Gömleğimin düğmelerini iliklerken yataktan hafif bir kıpırtı geldi.
Sanırım Lavin uyanıyordu.
Gözlerimi ona çevirdim.
Uykulu hâliyle kendi kendine anlaşılmaz şeyler mırıldanıyordu.
İstemsizce gülümsedim.
Nasıl oluyor da bu kadar tatlı olabiliyorsun?
Artık çıkmam gerekiyordu.
Kapıya doğru ilerledim ama tam çıkacakken aklıma bir şey geldi.
Koridordaki görevliye seslendim.
“Çarşafları ve yastık kılıflarını değiştirmeyin.”
Görevli şaşkınlıkla bana baktı.
“Emredersiniz, patron.”
Kapıyı kapatırken kendi kendime söylendim.
“Bugün de onun kokusuyla uyuyacağım.”
Sonra bir an durup kendi kendime güldüm.
“Olum… Kendine gel.”
“Sen piskopat mısın?”
“Yoksa yavaş yavaş delirmeye mi başladın?”
Ama ne kadar inkâr etsem de…
O kokudan vazgeçmeye hiç niyetim yoktu.
Ayşe: “Savaş, oğlum.”
“Günaydın, Ayşe Sultan.”
Ayşe: “Günaydın da sen bugün geç kalmışsın.”
Hiç yataktan çıkasım yoktu ki…
Ayşe Sultan’a sadece başımı sallamakla yetindim. Tam merdivenlere doğru gidecektim ki arkamı döndüğümde onun benim odama doğru yürüdüğünü gördüm.
“Ayşe Sultan!”
Bir anda bağırınca olduğu yerde irkildi.
Ayşe: “Ne oldu oğlum? İyi misin?”
“İyiyim… Ama bugün kimse benim odama girmeyecek.”
Ayşe: “Neden…”
Devam edecekti ki gözlerimdeki kararlılığı görünce sustu.
Ayşe: “Peki oğlum… Sen nasıl istersen.”
“İyi.”
Ayşe: “Gel, kahvaltı hazır.”
“Yok. Zaten geç kaldım.”
Ayşe: “Sen bilirsin o vakit.”
Başımı hafifçe sallayıp merdivenlere yöneldim. Ayşe Sultan da arkamdan geliyordu. Ayak seslerinden anlamıştım.
Tam dış kapıya çıkarken Fikret beni karşıladı.
Fikret: “Günaydın, patron.”
“Şirkete gidiyoruz.”
Fikret: “Tamam, patron.”
“Mehmet nerede?”
Mehmet: “Buradayım, aslanım.”
“Abi, bugün şirkete Demir gelecek. Sen ortamı ayarla.”
Mehmet: “Hayırdır?”
“Bir mesele var. Bugün tamamen bitireceğiz.”
Mehmet: “Eyvallah.”
Tam arabaya binecektim ki Mehmet abinin sesiyle durdum.
Mehmet: “Merve nasıl olmuş?”
Bunu neden sorduğunu anlamayacak kadar saf değildim. Mehmet abinin Merve’den hoşlandığını uzun zamandır biliyordum.
“Bilmiyorum ama o da bugün toplantıda olacak.”
Mehmet abi istemsizce gülümsedi.
Acaba ben de Lavin’i düşünürken dışarıdan böyle aptal mı görünüyordum?
Fikret: “Mehmet abi, sana ne Merve’den ya?”
Fikret’in aklı her zamanki gibi sadece yemekteydi. Böyle şeyleri anlayacak biri değildi. Eminim aramızda evlenmeyecek tek kişi oydu. Onu mutlu eden tek şey yemekti.
“Boş boş konuşma da kapımı aç.”
Fikret: “Tabii, patron.”
⸻
Toplantının başlamasına beş dakika vardı.
Buna rağmen herkes çoktan masadaki yerini almıştı.
Odada çıt çıkmıyordu.
Masanın başında ben oturuyordum. Sağ tarafımda Mehmet abi, onun yanında Fikret vardı.
Karşımızda ise Demir ve yanında Merve oturuyordu.
Fikret’in umurunda bile değildi.
O, önündeki ikramlarla meşguldü.
Mehmet abiye baktığımda ise gözlerini Merve’den bir an olsun ayıramıyordu.
Bunu Demir fark etse şu an burada kavga bile çıkardı.
Ve bu sefer…
Belki de haklı olurdu.
Beni yaraladığı için ona kızgın değildim.
Hatta yaptığı şeyi hak ettiğimi bile düşünüyordum.
Her ne kadar Merve’ye hiçbir zaman umut vermemiş olsam da adımızın aynı cümlede geçmesi bile Demir’i öfkelendirmeye yetmişti.
Sessizliği ilk bozan Demir oldu.
Demir: “Ben bu meseleyi artık çözmek istiyorum, Karahan.”
“Ben de aynı şeyi istiyorum, Barutçu.”
Demir: “Artık kız kardeşimin adı kirlendi. Bunu nasıl temizlemeyi düşünüyorsun, Karahan?”
İşte…
Asıl konuya gelmiştik.
Bu meseleyi günlerce düşünmüştüm.
Hiç sevmediği biriyle evlenmek…
Bu, ikimizin de hayatını mahvedebilirdi.
Ama Merve’nin adının bu şekilde anılmasına da göz yumamazdım.
Bu işin tek bir çıkış yolu vardı.
Derin bir nefes aldım.
Herkes gözlerini bana çevirmişti.
Vereceğim cevap, o odadaki herkesin hayatını değiştirecekti.
Benim bile bazi şeyler zamana bırakmak gerekiyor iyi de olsa kötüde olsa….
“İsterseniz bu konuyu akşam, benim evimde yiyeceğimiz yemekte konuşalım, Barutçu.”
Demir kaşlarını çattı.
Demir: “Hayırdır, Karahan? Bizi mi oyalıyorsun sen?”
Bu sefer gerçekten sinirlenmiştim.
Benim de bir sabrım vardı.
“Ben senin gibi miyim lan? Arkadan adam göndereyim.”
Demir bir anda ayağa kalkacak gibi oldu.
Demir: “Bana bak…”
Tam devam edecekti ki Mehmet abi araya girdi.
Mehmet: “Sizi sadece misafirimiz olarak davet ettik, Demir Bey. Lütfen başka bir anlam çıkarmayın. Eğer size karşı kötü bir niyetimiz olsaydı, şu an burada oturuyor olmazdınız.”
İşte…
Akıllıca söylenmiş bir cümle buydu.
Merve de sessizliği bozdu.
Merve: “Abi, lütfen sakin olur musun? Mehmet haklı.”
O an fark ettim.
Mehmet abiyle Merve bir anlığına göz göze geldiler.
İkisinin bakışlarında garip bir şey vardı.
Ama üzerinde durmadım.
Şimdi bunun sırası değildi.
Demir derin bir nefes verdi.
Demir: “Öyle olsun bakalım.”
Mehmet: “O zaman akşam saat sekizde görüşürüz.”
Demir: “İnşallah.”
Tam o sırada Fikret ağzındaki böreği çiğnerken konuştu.
Fikret: “Ne oldu? Gidiyor musunuz?”
İstemsizce ayağa kalktım.
“Evet. Toplantı bitti. Akşam bizde görüşürüz.”
Kimsenin konuşmasına fırsat vermeden toplantı odasından çıktım.
O ortam bile artık midemi bulandırıyordu.
Şu an tek ihtiyacım olan şey…
Onun sesini duymaktı.
Hiç vakit kaybetmeden Lavin’i aradım.
Telefon uzun uzun çaldı.
Ama açmadı.
Bir kez daha…
Bir kez daha…
Beşinci kez aradığımda da sonuç değişmemişti.
Telefonu hâlâ açmıyordu.
Nedense bu durum beni gereğinden fazla sinirlendirmişti.
Hemen Ayşe Sultan’ı aradım.
Telefonu ilk çalışta açtı.
Ayşe Sultan: “Efendim oğlum.”
Lafı uzatmadan konuya girdim.
“Bu akşam misafirimiz var. Ona göre yemek hazırlayın.”
Ayşe Sultan: “Tabii oğlum. Kaç kişi gelecek?”
“İki kişi.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Demir’le Merve.”
Ayşe Sultan şaşkınlıkla konuştu.
Ayşe Sultan: “Ne? Demir bey de mi geliyor?”
“Evet.”
Daha fazla açıklama yapmak istemiyordum.
Telefonu kapattım.
Başımı koltuğa yaslayıp gözlerimi kapattım.
“Sadece bu çözümü var başkada yok yapmak Zorundasın savaş her iki taraf içinde en iyi bu”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.872okunma 83beğeni 46yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18