62. bölüm / 101
Lavinia59.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 59.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime · Okuduğun bölüm
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben onun dediklerini hâlâ idrak edemezken, bir anda kolumdan tutup beni çekmeye çalıştı.
Savaş: “Gidiyoruz.”
Artık ne konuşuyor ne de tepki veriyordum.
Tamam… Dediklerinin hepsi doğruydu.
İç ses: “Ama bu kadar da acımasız olamaz, değil mi?”
Neden? Yalan mıydı? Hayır… Hepsi doğruydu.
Tam gidiyorduk ki bir anda durdum. çunku biride beni durdurmuştu
Savaş Bey de “Ne oluyor?” der gibi bana döndü. Ben de Merakla arkamı döndüğümde gördüğüm kişi cenkti.
“Cenk…”
İstemsizce ismi dudaklarımdan döküldü. Hem onu çok özlemiştim hem de karşımda görünce şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim.
Cenk: “Kızın kolunu bırak. Ondan özür dile, hem de hemen.”
Bir anda kolumdaki acı daha da arttı. Savaş Bey’e baktığımda kaşları olabildiğince çatılmıştı.
Hiç vakit kaybetmeden araya girmek istedim.
İç ses: “Bence hiç karışma. Bırak Zeusu biraz dövsün de aklı başına gelsin, öküzün.”
İç sesimin dediğini yapmayı çok isterdim ama cenkle Savaş Bey birbirlerine hiç denk değillerdi.
Savaş Bey neredeyse iki metre boyundaydı. Cenk ise en fazla bir yetmiş. Savaş Bey’in kas olmayan yeri yoktu, Mert’in ise sadece kolları biraz yapılıydı.
Allah’ım ben ne düşünüyorum böyle?
İç ses, senin yüzünden kafam iyice allak bullak oldu.
Yani anlayacağınız, bu kavgadan dayak yiyecek olan kesinlikle Savaş Bey değildi.
İç ses: “Bu konuda sana katılıyorum.”
Kendime gelir gelmez elimi Savaş Bey’in elinden çekmeye çalıştım. Ama o kadar sıkı tutuyordu ki kolum sızlamaya başlamıştı.
Yüzüne baktığımda bunu fark etmiş olmalıydı. Önce bana, sonra tuttuğu koluma baktı.
Parmakları anında gevşedi ve kolumu bıraktı.
Yüzündeki o sert ifade de bir anlığına kaybolmuş gibiydi…
Ya da bana öyle gelmişti.
Bilmiyorum…
Cenk “Lavi, iyi misin?”
Bir anda Mert beni kendine çekip sıkıca sarıldı. Bir anlığına şaşırmadım desem yalan olurdu.
Cenk“Seni çok özledim.”
Hiç vakit kaybetmeden ben de ona sarıldım. Çünkü buna ihtiyacım vardı. En azından şu an beni gerçekten seven birinin varlığı, içimdeki fırtınayı biraz olsun dindirmişti.gerçekte kardeşim gibi mert onu gördüğümde yada damlayı gördüğümde içimde sıkıntılar az da olsa uçup gidiyor du aile olmak bu demekti çünkü yani heralde bu duygu bilemem ama öyle olduğunu düşünüyorum.
Bir süre sonra birbirimizden ayrıldık.
“İyiyim ben.”
Cenk: “Niye mesajlarıma bakmıyorsun? Sana bir şey mi yaptılar?”
Tam cevap verecektim ki…
Savaş: “Sana ne lan? Sen kim oluyorsun? Hadi yürü.”
Yine koluma uzanmıştı. Tam tutacakken bir adım geri çekildim.
Savaş Bey bu hareketimi hiç beklememiş olacak ki kısa bir an şaşırdı. Ama hemen kendini toparladı.
“Savaş Bey… Beş dakika izin verir misiniz? En azından babama gittiğimi söyleyeyim.”
Hiçbir şey söylemedi. Sadece belli belirsiz başını salladı.
Ben de cenki kolundan tutup peşimden sürükledim. Sonuçta onun da hastanelik olmasını istemiyordum.
Savaş Bey’den biraz uzaklaşınca Mert beni sorulara boğdu. Ama hiçbirine cevap vermedim.
Çünkü artık kimseye yalan söylemek istemiyordum.
Bu yaşıma kadar sevdiklerime hiç yalan söylememiştim. Bundan sonra da öyle olmasını istiyordum.
Babamın yanına geldim.
Babam: “Yine niye geldin lan?”
“Ben gidiyorum, bir…”
Lafımı bile bitirmeme izin vermedi.
Babam: “Yürü git! Senden gelen hiçbir şeyi istemiyorum. Bir daha da gelme.”
İstemsizce gözümden bir damla yaş süzüldü.
Cenk: “Levent Amca, biraz sakin olur musunuz?”
Babam: “Sana ne?”
Cenk: “Ya sabır…”
Tam o sırada Damla’nın sesi koridorda yankılandı.
Damla: “Bana bak baba bozuntusu! Bu ikisine, hatta bu dünyadaki kaç tane insan varsa hepsinin boku ağzına dolsun! Amin!”
Cenk“Âmin.”
Fikret: “Âmin, âmin.”
Bir anda hepimiz Fikret’e döndük.
Bu ne ara gelmişti?
Fikret de tüm bakışların üzerine çevrildiğini görünce hemen açıklama yaptı.
Fikret: “Şey… Damo öyle beddua edince ‘âmin’ diyesim geldi sadece.”
Damla: “Ama bunun boku olmasın allahım”
Fikret: “Niyeymiş o?”
Damla: “Ya senin bokundan biri yedikten sonra bir de zehirlenirse onunla mı uğraşacağım? Zaten seni sevmiyorum. Sadece Lavi için katlanıyorum.”
Fikret: “Ne demek istiyorsun sen? Benim bokumda zehir mi var lan?”
Damla: “Bana bak! Benimle ‘lan’lı konuşma. Gelirsem oraya bütün bardaklarını kafanda parçalarım.”
Fikret bir an kahkaha attı. Sonra kendini toparlayıp sırıttı.
Fikret: “Gel hadi. Yapmazsan kadın değilsin.”
Bu tartışma daha da uzayacak gibiydi ki Cenk araya girdi.
Cenk: “Sen de kimsin?”
Bunu doğrudan Fikret’e bakarak söylemişti.
Fikret’in yüzündeki gülümseme hafifçe silindi.
Fikret: “Sana kim lazım, aslanım?”
Artık daha fazla dayanamayacağımı hissediyordum.
Damla’ya koşup sıkıca sarıldım ve kulağına fısıldadım.
“Kendine de cenke de iyi bak. Babama da bir şey olursa beni ara.”
Damla: “Tamam, merak etme.”
Sonra cenke de sarıldım.
Tam ondan ayrılacakken biri beni aniden kendine çekti.
Yeter ama!
Ben eşya mıyım? Biri oraya, biri buraya çekip duruyor.
Savaş: “Yeter. Bu kadar. Gidiyoruz.”
Bu sefer kolumdan değil, elimden tutmuştu.
Cenk“Bana bak! Lavi’ye böyle davranamazsın.”
Savaş Bey hafifçe sırıttı.
Savaş: “Bu seni hiç ilgilendirmez.”
Cenkbir adım daha ona yaklaştı.
Cenk: “Çok da ilgilendirir. Hemen Lavinia’nın elini bırak.”
Savaş Bey’in yüzündeki ifade bir anda sertleşti.
Koridordaki hava bir anda buz kesmişti.
“Bu kadar gerginlik fazla değil mi?”
İç ses: “Eee, ne demişler… Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır canım.”
“Yine ne saçmalıyorsun sen? Herhâlde Savaş Bey’i duymadın. Ben onun için ne ölümsüzüm ne de para… Giderim sadece.”
Fikret, “Abi, ben hallederim,” dedi.
Cenk alaycı bir gülümsemeyle, “Kim kimi hallediyormuş be?” diye karşılık verdi.
Savaş Bey tek kelime etmemesine rağmen Fikret bir adım geri çekildi. O sırada elimi de bıraktı.
Savaş soğuk bir sesle konuştu.
“Bir… Ben kimseden emir almam.”
Bir adım daha yaklaştı.
“İki… Kime, nasıl davranacağımı kimseye sormam.”
Bir anlık sessizlik oldu. Kimse nefes bile almıyordu.
Savaş Bey sözünü bitirmek yerine Mert’e iyice yaklaştı ve hiç beklenmedik bir anda sert bir kafa attı.
Cenk acıyla yere savruldu.
“Bu da üç… Kimse benim işime burnunu sokmaz.”
“Cenk!”
Damla da aynı anda bağırdı.
“Cenk!”
Tam onun yanına koşacakken Fikret kolundan yakaladı.
“Bekle.”
“Bırak beni!”
Damla çırpınmasına rağmen Fikret bırakmadı. Daha sıkı tutup kendine çekti.
“Dur be kızım. Adamlar kendi aralarında hallediyor. Abinin kurallarını duymadın mı?”
“Mikrop! O kurallar var ya…”
Damla küfür edecekken Fikret hemen sözünü kesti.
“Sus be! Hastane burası.”
Ben de cenkin yanına gidecektim ki…
Savaş Bey’in sert sesi yankılandı.
“Yeter. Bu iş fazla uzadı.”
Ne olduğunu anlayamadan yerden yükseldim. Beni omzuna almıştı.
“Savaş Bey! Ne yapıyorsunuz? Beni hemen yere bırakın!”
“Sessiz ol.”
“O zaman beni indirin.”
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Bana şart koşma güzelim… Yenilirsin.”
“Bu adam gerçekten manyak,” diye geçirdim içimden. Az önce Mert’e kafa atmıştı, şimdi de beni omzuna alıp gidiyordu. Son kez arkama baktığımda Damla’nın cenkin burnuna tampon yaptığını gördüm. Fikret de sonunda onu bırakmıştı.
Ben ne kadar çırpınsam da beni yere indirmiyordu. Gerçekten bu adamdan nefret ediyordum. Her şey onun için bu kadar kolay mıydı? Önce öp, sonra aşağıla, ardından en yakınlarıma zarar ver… Ne olursa olsun, kim olursa olsun, benim aileme kimse zarar veremezdi.
İç ses: “Sakin ol. Cenkte de sabrını zorladı.”
“Ne sabrı? O sadece bana kötü davranmamasını söyledi.”
Bir anda durdu. Sessizce beni omzundan indirip yere bıraktı.
Bu kez gerçekten çok sinirlenmiştim. Ama ne bağırdım ne de tek kelime ettim. Çünkü ben onun gibi değildim. Eğer birine kırılırsam ya da küsersem, diğerleri gibi kavga çıkarmam, sesimi yükseltmem. Ben susarım… Ve giderim. Gidemiyorsam da varlığımı geri çekerim. Aynı evde, aynı odada olsam bile bir hayalet gibi yaşarım.
Bölüm etkileşimi
