97. bölüm / 101
Lavinia93.bölüm
Bölümler 101Şu an: 93.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime · Okuduğun bölüm
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Maviden devam
Hemen Demir Bey’in yanına gidip oturdum ve elini tuttum.
“Demir Bey, gerçekten mi?”
Demir Bey önce tuttuğum elime, sonra da yüzüme baktı.
“O gün size ‘Öldünüz sandım,’ demiştim ya…”
Demir Bey’e baktığımda gülümsediğini gördüm. Onu ilk kez böyle görüyordum. İstemsizce gözlerimden bir damla yaş süzüldü.
“Ama ben onu öylesine söylemiştim. Gerçekten olmasını istemem ki!”
Demir Bey’in yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Tuttuğum elini geri çekti, ardından gözyaşlarımı sildi.
Demir: “Hişt, şaka yaptım.”
“Şaka mı?”
Demir Bey yalnızca başını salladı. Ancak eli hâlâ yüzümdeydi ve yanağımı hafif hafif okşuyordu. Bense kendimi tutamayıp daha çok ağlamaya başladım.
“Ama siz benimle neden dalga geçiyorsunuz ki? Ben size inandım ya, siz…”
Ağlayışım giderek şiddetlendi.
Demir: “Tamam, Çilli. Şaka yapmıştım. Ağlanacak bir şey yok.”
“Olmaz olur mu? Siz benim için bir patron değilsiniz ki!”
Demir: “Değil miyim?”
“Hayır, siz benim için bir patron değilsiniz. Siz benim için…”
Bir anda sustum.
Ben ne diyorum ya? Ne saçmalıyorsun, Mavi?
“Yani…”
Demir: “Yani?”
“Siz… Çalıştığım yerdeki arkadaşlarımın hepsi benim için çok önemli. O yüzden siz de benim için önemlisiniz.”
Demir Bey kaşlarını çattı.
“Hepsi bu mu yani?”
Elini yüzümden çekti.
“Anladım.”
Tam o sırada kapı çaldı.
Hemen oturduğum yerden kalktım. Ancak içimde sanki bir alev yanıyordu. Kalbim tuhaf tuhaf atıyordu.
Ne oluyor bana böyle ya?
Ömer: “Abi, bizim depo…”
Ömer Bey, beni fark etmemişti. Başını kaldırıp beni gördüğü anda sustu.
Ömer: “Sen de mi buradasın?”
Hemen kendimi toparladım.
“Evet, Ömer Bey. Ben… Yani, Demir Bey bugün evden çalışacakmış. O yüzden…”
Demir: “Kimseye açıklama yapmana gerek yok.”
Ardından Ömer Bey’e döndü.
“Hayırdır, Ömer?”
Ömer: “Abi, istersen sonra konuşalım. Sen dinlen.”
Demir: “Tamam, çık.”
Ömer Bey hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Hayır, bu adama neden bu kadar terslendi ki? Sanki ben çıkabilirdim mesela!
Demir Bey’in sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.
“Daha orada dikilecek misin?”
“Ha?”
Demir: “Çalışalım diyorum. Hadi!”
“Tabii, Demir Bey.”
Bu adam neye sinirlendi yine? Psikopat, ne olacak!
⸻
Aradan iki saat geçmişti ama ben hâlâ üzerimdeki etekle rahat edemiyordum. Etek o kadar sıkıyordu ki durmadan kıpırdanıp duruyordum.
Bir elimle eteğimi aşağıya doğru çekiştirdim. Sonra biraz daha rahat oturabilmek için bacaklarımı hareket ettirdim.
Demir Bey ise yan gözlerle beni izliyordu.
Sonunda dayanamadı ve elindeki kalemi masaya bıraktı.
Demir: “Ama yeter artık! Git, üstünü değiştir de gel. Dikkatimi dağıtıyorsun!”
Şaşkınlıkla başımı kaldırıp ona baktım.
“Ne? Ben ne yaptım ki?”
Demir Bey gözlerini devirerek arkasına yaslandı.
Demir: “Masanın başında iki saattir bir sağa, bir sola kıpırdanıp duruyorsun. Bir eteğini çekiştiriyorsun, bir bacağını oynatıyorsun. Nasıl çalışmamı bekliyorsun?”
Allah Allah! Sanki bilerek yapıyorum!
“İyi de Demir Bey, bu etek çok dar. Rahat oturamıyorum ki!”
Demir: “E o zaman değiştir dedim ya!”
“Tamam, değiştiririm. Kızmanıza gerek yok!”
Demir Bey yeniden önündeki evraklara döndü.
Demir: “Bir de cevap veriyor!”
İçimden derin bir nefes aldım.
Sabır Ya Rabbi, sabır! Adam bir iyi oluyor, bir kötü. Az önce elimi tutup gözyaşlarımı siliyordu, şimdi de beni kapının önüne koyacak neredeyse!
Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Tam çıkacakken arkamdan sesini duydum.
Demir: “Mavi!”
Hemen arkamı döndüm.
“Efendim, Demir Bey?”
Demir Bey gözlerini bilgisayarından ayırmadan konuştu.
Demir: “Üstünü değiştirince geri gel. İşimiz bitmedi.”
İçimden gözlerimi devirdim.
Merak etme patron bey, kaçmıyorum ya!
“Tamam, Demir Bey.”
Kapıdan çıkarken kendi kendime mırıldandım.
“Bir de dikkatini dağıtıyormuşum! Sanki ben bayılıyorum burada oturmaya!”
Söylene söylene odama çıktım. Küçük çantamı alıp yatağımın ucuna bıraktım. O sırada Şanslı hâlâ mışıl mışıl uyuyordu.
“Keşke yanında olsaydım.”
Çantamdan gri eşofmanımı ve üzerine giymek için ince askılı bir tişört aldım. Ardından hiç vakit kaybetmeden banyoya girip üzerimi değiştirdim. Banyodan çıktığımda aynada kendime baktım. Çillerim yine biraz fazla belli oluyordu. Hemen pudramı alıp yüzüme sürdüm.
Şanslı hâlâ uyuyordu. Çıkardığım eşyaları tekrar çantama yerleştirip odamdan çıktım. Koridorda ilerlerken saçlarımı alçak bir at kuyruğu yaptım.
Sonunda Demir Bey’in odasına gelmiştim.
Derin bir nefes alıp verdim.
“Hazırım.”
Kapıyı çaldım.
Ses yoktu.
Bir kez daha çaldım.
Yine ses yoktu.
“Yoksa bu adama bir şey mi oldu?”
Bu kez kapıyı daha şiddetli çaldım ama yine cevap alamadım.
“Demir Bey, ben giriyorum!”
Deyip içeri daldım. Ancak Demir Bey yatakta yoktu.
“Demir Bey?”
Ses yoktu.
“Demir Bey!”
Birden banyodan su sesleri gelmeye başladı. Ama Demir Bey duş alamazdı ki! Daha yeni dikişleri atılmıştı.
“Demir Bey, duş mu alıyorsunuz?”
Demir: “Ömer, sen misin?”
Mehmet Bey mi? Ne alaka? Bir kere benim sesim erkek sesi miydi, yoksa Ömer Bey’in sesi kız sesi miydi?
Demir: “Ömer, gel buraya! Seni ben çağırtırdım zaten. Gel, kafamı yıka.”
“Şey, Demir Bey… Ben Mavi.”
Demir Bey bir anda duraksadı ama ardından konuşmaya devam etti.
Demir: “Ömer’i çağır.”
Net, soğuk ve buz gibi… Tam bir psikopat!
“Tabii, Demir Bey. Siz sakin olun, dikişleriniz patlayabilir.”
Hemen dışarı çıktım. Amacım Ömer Bey’i bulmaktı ki tam o sırada Demir Bey’in odasının kapısı çalındı.
“Buyurun!”
Ben niye buyurun dedim ki şimdi?
“Merhaba, Mavi Hanım.”
“Merhaba, Ayşe abla.”
Ayşe abla, buranın çalışanlarından biriydi.
Ayşe: “Mavi Hanım, Ömer Bey evden çıkmış. Demir Bey onu çağırmıştı ama…”
“Ama Demir Bey’in saçını yıkaması gerekiyordu.”
Ayşe: “Sen Demir Bey’e söyler misin?”
“Şey… Tabii.”
Ayşe abla başka bir şey söylemeden odadan çıktı.
Ben şimdi neyin içine düşmüştüm böyle?
Tekrar banyoya doğru ilerleyip Demir Bey’e seslendim.
“Demir Bey, Ömer Bey dışarı çıkmış. Yani şu an evde değil.”
Cevap gelmedi.
“Demir Bey?”
Demir: “O zaman sen gel. Başıma suyu tut, sadece.”
“Ben mi?”
Demir: “Evet, sen! Hemen gel. Biraz daha böyle beklersem dikiş diye bir şey kalmayacak.”
“Tamam, Demir Bey. Durun, hemen geliyorum.”
Banyoya girip duş kabinini açtım ve…
Allah’ım!
Karşımda Demir Bey’in çıplak sırtı, geniş omuzları ve kaslı kolları vardı.
Ben galiba kalpten gidecektim!
Demir Bey saçlarını çoktan ıslatmıştı. Daha fazla öylece duramayarak elindeki duş başlığını aldım.
“Müsaadenizle, Demir Bey.”
Demir Bey hiçbir şey söylemeden duş başlığını bana verdi. Bir elimle suyu tutarken diğer elimle saçlarındaki köpüğü durulamaya başladım.
Saçları o kadar yumuşaktı ki…
Bir erkeğin saçı gerçekten böyle yumuşak olabilir miydi? Benim saçımdan bile daha yumuşaktı!
“Yumuşak…”
Demir: “Ne?”
“Hiç, hiç!”
Demir Bey daha fazla üstelemeden sustu.
Sonunda saçlarındaki bütün köpük gitmişti. Suyu kapatıp duş başlığını yerine koydum. Tam yanındaki havluyu alacaktım ki ayağım kaydı.
Her şey bir anda oldu.
Tam yere düşecekken Demir Bey beni yakaladı.
Bir anda kendimi onun kollarında bulmuştum. Saçlarından akan sular yüzüme damlıyordu.
Demir: “Dikkat et.”
Saçından akan su damlalarından biri gözüme kaçtı. Elimi kaldırıp gözümü silmek üzereydim ki Demir Bey benden daha hızlı davrandı. Diğer eliyle gözümü nazikçe sildi.
Olduğum yerde kalakalmıştım.
Demir Bey’in yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesimi tutmuş gibiydim.
Demir: “Çillerini neden kapatıyorsun?”
“Sevmiyorum.”
Demir: “Ben seviyorum.”
“Ha?”
Demir: “Yani… Şey oluyor.”
Bir anda kendime gelip dikeldim.
“Şey… Teşekkür ederim.”
Demir Bey beni bırakmıştı. Ardından elini ensesine atarak konuştu.
Demir: “Üstün ıslanmış.”
Üzerime baktım ve…
Lanet olsun! Göğüs uçlarım belli oluyordu. İçime de bir şey giymemiştim.
Aferin sana, akıllı Mavi!
Hemen kollarımı göğsüme siper ettim.
Demir: “Bekle, sen burada. Ben geliyorum.”
Utancımdan tek kelime bile edememiştim. Ama gerçekten, şu an burada ölebilirdim!
Demir Bey gider gitmez ellerimi göğsümden çektim.
Hayır, ben şimdi nasıl çıkacaktım dışarıya? Evde bir sürü güvenlik görevlisi vardı. Ya biri beni bu hâlde görürse?
Tam o sırada banyonun kapısı çalındı. Hemen ellerimi yeniden göğsüme siper ettim.
Kapı açıldı ve içeri Demir Bey girdi.
Demir: “Al, bunu giy.”
Elindekine baktım. Siyah bir tişört vardı. Uzatınca hemen aldım.
“Teşekkür ederim.”
Başka bir şey söylemeden banyodan çıktı.
Elimdeki tişörte bakarak istemsizce gülümsedim. Ardından tişörtü burnuma yaklaştırdım.
Çok güzel kokuyordu.
Gerçekten, bu koku insanı korkusundan bile âşık ederdi!
Bir anda kendime geldim.
Ne oluyor? Ne aşkı, ne meşki?
Ufff! Saçma sapan şeyler düşünme be kızım!
Hemen üzerimi değiştirdim. Tişört bana bayağı bol gelmişti. Aynanın karşısına geçip kendime baktım.
“Eee, 1,60’lık kızdan 2 metre boyundaki adamın kıyafeti böyle görünmesi normal.”
Kendi kendime söylenerek banyodan çıktım.
Demir Bey bu kez odadaki koltuğa uzanmış, başını geriye yaslamış ve gözlerini kapatmıştı.
Bir anda panikledim.
“Demir Bey, uyudunuz mu?”
Demir Bey hemen gözlerini açtı. Beni tam karşısında görünce şaşırmıştı.
Demir: “Bir insan gözlerini kapatınca böyle seslenilmez.”
Ardından tekrar gözlerini kapattı.
Ben ise yerimde duramıyordum. Hemen yanına gidip kolundan tuttum ve onu kaldırmaya çalıştım.
“Hayır, Demir Bey! Bugün uyuyamazsınız.”
Demir Bey gözlerini bile açmadan konuştu.
Demir: “Neden?”
“Çünkü doktor kız söyledi.”
Demir Bey gözlerini açıp bana baktı.
Demir: “Ece mi?”
Zaten ismini unutma sen! Maşallah sana!
“Bilmiyorum, Demir Bey. Adını unuttum.”
Bunu söyledikten sonra Demir Bey’in bacaklarını aşağıya doğru ittim.
“Maşallah, ismini unutmamışsınız.”
Demir Bey’e yan gözle baktım. O da çatık kaşlarıyla bana bakıyordu.
Ben ne halt ediyordum böyle?
Hemen oturduğum yerden kalkmaya çalıştım ama Demir Bey kolumdan tuttuğu gibi beni yeniden yerime oturttu. Sonra bana doğru eğilerek konuştu.
Demir: “Şu an beni kıskanmıyorsun, değil mi, çilli?”
Bak yine çilli!
Bu adam acaba ne zaman ismimi söyleyecekti?
“Hayır, Demir Bey. Ne kıskanması? Yanlış anladınız sanırım.”
Demir Bey biraz daha yaklaştı. Öyle ki artık burunlarımız neredeyse birbirine değiyordu.
Demir: “Şu an seni öpsem ne tepki verirdin?”
Bunu yalnızca benim duyabileceğim kadar alçak bir sesle söylemişti.
Ama onun kokusu bile şimdiden aklımı başımdan almaya yetiyordu.
Demir: “Pembemsi dudaklarını öpmek istiyorum, çilli.”
“Ama Demir Bey…”
Daha sözümü bitiremeden Demir Bey dudaklarıma kapandı.
Bölüm etkileşimi
