Lavinia kitap kapağı

72. bölüm / 101

Lavinia

68.bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 68.bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime · Okuduğun bölüm
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Acaba ne toplantısıydı? Benim bildiğime göre böyle bir toplantı yoktu. Demir Bey yanlış mı biliyordu ki? Ama çok kesin konuşmuştu.
“Neyse,” deyip son küpemi de taktıktan sonra küçük aynadan kendime baktım.
İyi olmuştu işte.
Üzerimde pembe, kısa ama şık bir elbise vardı. Aslında Demir Bey bütün çalışanlara çek vermişti. Ben de “Ne gerek var ki?” diye düşünmüştüm ama sonra…
Gördüğüm anda vurulduğum, kendime çok yakıştırdığım o elbise vardı ya…
Çok pahalıydı diye bir türlü alamamıştım. Ama çeki aldığım gibi gidip o elbiseyi satın almıştım.
İyi ki de almışım!
Yoksa bugün ne giyecektim acaba?
Gerçi biraz fazla mı abartılı olmuştu?
Ama canım, ilk kez lüks bir mekânda yemek yiyecektim. Biraz abartı olsun, ne olacak?
Kendi kendime gülümseyerek Şanslı’ya döndüm.
“Nasıl olmuşum, prensim?”
“Hav hav hav!”
“Bunu beğendiğini düşünüyorum.”
“Hav!”
Tam o sırada dışarıdan bir korna sesi geldi.
Herhalde Demir Bey’di.
Hemen çantamı alıp evden çıktım. Ve evet…
Demir Bey’in arabasıydı.
Onu daha fazla bekletmeden hemen arka koltuğa yöneldim ama o sırada önde oturduğunu fark ettim. Ben de mecburen ön koltuğa geçtim.
Oturur oturmaz eteğimi düzeltmeye başladım.
Kısa olduğu için istemsizce yukarı doğru çekilmişti ve şimdi daha da kısa görünüyordu.
Acaba bunu giymesem miydi?
İlk kez kısa bir elbise giyiyordum ve bu galiba son olacaktı.
Tam kendi kendime söylenirken Demir Bey konuşmaya başladı.
Demir:
“Orada ne olursa olsun araya girme.”
Bunları söylerken bana bile bakmıyordu.
Bir anda donup kaldım.
Ne oluyordu yahu?
Ben niye araya gireyim ki?
Zaten kimsenin konuşmasına karışacak hâlim yoktu.
Demir:
“Bak.”
İlk kez bana gerçekten baktı.
Ve…
Bir anda sustu.
“Bir şey mi oldu, Demir Bey?”
Demir Bey beni aşağıdan yukarıya doğru süzdü ama tek kelime etmedi.
Gözleri bir anda eteğime kayınca istemsizce çantamı kucağıma alıp bacaklarımı örtmeye çalıştım.
Ama nafileydi.
Bu hareketimi fark etmişti.
Hemen gözlerini üzerimden çekip arabayı çalıştırdı.
“Demir Bey, bir şey diyordunuz.”
Demir Bey yan gözlerle bana baktı.
Nedense bir anda kasıldığını hissediyordum. Kaşları bana baktıkça çatılıyordu.
Acaba yüzümde bir şey mi vardı?
Yoksa elbisem mi kötü olmuştu?
Ya ne güzel gidip takım elbiselerinden birini giyseydin!
Şimdi adamı da utandıracağım.
Demir:
“Bu, sıradan bir iş yemeği değil. Aile içinde konuşulacak bazı meseleler var.”
Bir an ona baktım.
Aile içi mi?
Aile içiyse beni niye götürüyordu?
Ben ne alaka?
Demir:
“Onun için sen çok muhabbete girmezsen daha iyi olur.”
Kaşlarımı çattım.
“Demir Bey, aile içiyse benim gelmem biraz garip olmaz mı?”
Demir Bey’in eli direksiyonda bir an duraksadı.
Sonra yüzünü bana çevirdi.
Bu kez bakışlarında o alıştığım sertlik yoktu.
Sanki söyleyeceği şeyi nasıl anlatacağını düşünüyordu.
“Garip olan ne?”
“Eee… Ailenizle konuşacaksınız. Ben neden orada olacağım?”
Demir Bey tekrar yola baktı.
“Çünkü…”
Sustu.
Ben merakla ona döndüm.
“Çünkü ne?”
Demir Bey derin bir nefes aldı.
Demir, sanki söyledikleri gayet normalmiş gibi sakince konuştu.
“Orada kız kardeşim de olacak, o yüzden.”
“Merve Hanım mı?”
Demir Bey sadece kafasını salladı.
Ama ben hâlâ hiçbir şey anlamamıştım. Bunun benimle ne alakası vardı ki? Uff… Keşke gelmeseydim. Acaba şimdi söylesem mi?
Bir süre düşündükten sonra dayanamayarak ona döndüm.
“Şey… Demir Bey, acaba ben gelmesem mi? Yani sonuçta bu bir aile toplantısı.”
Demir Bey, gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
“Sana fikrini sormadım. Orada konuşma yeter.”
Yine öküzlüğü üstündeydi patronumun!
İçimden derin bir nefes aldım. Tamam, mavi… Sakin ol. Bir gün şu adamın şu tavırlarına alışacaksın. Gerçi… O günün geleceğinden pek emin değildim.
Bir anda Demir Bey ceketini çıkarmaya başladı.
Ben de şaşkın şaşkın ona baktım.
Herhâlde sıcaktan bunaldı, diye düşündüm.
Ama bir saniye sonra ceketini üzerime doğru fırlattı.
Evet.
Bildiğiniz fırlattı!
Şaşkınlıkla ceketi tuttum.
“Bu ne?”
Demir Bey, yüzünde en ufak bir ifade olmadan konuştu.
“Bacaklarını ört. Dikkatimi dağıtıyorsun.”
Ben mi?
Ne alaka ya?!
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Sonra gözlerimi devirip ceketi hemen bacaklarımın üzerine serdim.
“Teşekkür ederim.”
Demir Bey hiçbir şey söylemedi. Sadece kafasını salladı.
Sonra ne o bana baktı ne de ben ona.
Arabanın içinde garip bir sessizlik oluşmuştu.
Yaklaşık yarım saat böyle geçti.
Sonunda araba yavaşlayarak durdu.
Demir Bey arabadan indi. Ben de hemen ardından indim.
Birlikte restorana doğru yürümeye başladık.
Ben hâlâ kafamda aynı soruyla ilerliyordum.
Bu aile toplantısında benim ne işim vardı ki?
Biz içeri girdiğimiz anda restoranın tam ortasında duran uzun masayı gördüm.
Masanın başında ise…
Savaş Karahan!
Bu adamın burada ne işi vardı ki?!
Savaş Karahan bizim şirketin baş düşmanlarından biri değil miydi?
Yanında hiç tanımadığım bir kadın oturuyordu. Ama kadın o kadar güzeldi ki… Gerçekten anlatamam. Güzelliği karşısında birkaç saniye öylece kaldım.
Kadının tam karşısında Merve Hanım, onun yanında ise Savaş Karahan’ın sağ kolu Mehmet abi oturuyordu.
Ben ise hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Burada ne oluyordu böyle?!
İstemsizce Demir Bey’in kolunu tuttum.
O da benim hareketimle bana döndü.
“Demir Bey… Savaş Karahan Bey burada.”
Demir Bey sanki dünyanın en normal şeyinden bahsediyormuş gibi cevap verdi.
“Evet.”
“Evet mi?”
Başka hiçbir şey söylemedi.
Ben daha ne olduğunu anlayamadan kolumdan tuttu ve beni resmen çekiştire çekiştire masaya doğru sürüklemeye başladı.
“Demir Bey, bir dakika—”
Ama dinlemedi bile.
Masaya yaklaştıkça bedenimi buz gibi bir soğukluk kapladı.
Çünkü biz yaklaştıkça masadaki herkes bize bakmaya başlamıştı.
Yanlarına vardığımızda ise herkes ayağa kalkmıştı.
Herkes…
Sadece Savaş Karahan ve yanındaki o güzel kadın ayağa kalkmamıştı.
Demir Bey de inat mı ediyordu nedir bilmiyorum, gidip tam Savaş Karahan’ın önünde durdu.
Savaş Bey, bu hareket karşısında zoraki bir şekilde ayağa kalktı.
Ardından yanındaki kadın da ayağa kalktı.
Ben ise kadına bakakalmıştım.
Çünkü…
Gerçekten çok güzeldi.
Ama nedense yüzüne baktıkça içimde garip bir şeyler oluyordu.
Gözleri…
Bakışları…
Saçları…
İstemsizce ablamı hatırlatmıştı bana.
O kadar çok benziyordu ki…
Bir anda gözlerim dolmaya başladı.
Kadın bunu fark etmiş olacak ki hemen bana doğru yaklaştı.
“İyi misiniz?”
Kendini topla Mavi.
Şimdi değil.
Hemen gözlerimi kırpıştırdım.
“Şey… Pardon. Dalmışım.”
Kadın gülümsedi.
“Sorun değil. Ben Lavinia.”
Lavinia…
Aaa.
Kendi gibi ismi de güzeldi.
Tıpkı ablamınki gibi…
“Ben de Mavi.”
Tam o sırada Demir Bey’in sesi duyuldu.
“Artık oturalım.”
Bu adam gerçekten çok caniydi!
Lavinia, Demir Bey’e öyle bir bakış attı ki…
Sanki eline fırsat geçse onu oracıkta öldürecekti.
Ben de hemen Lavinia’nın boş olan yanındaki sandalyeye oturmak için hamle yaptım.
Ama ben oturamadan Demir Bey gelip benim oturacağım sandalyeye oturdu.
Ben öylece kaldım.
Garip…
Neyse.
Hemen yanındaki sandalyeye geçip oturdum.
Ama o sırada Savaş Bey’in gözlerinde gördüğüm o alevler yok mu?
Yoksa…
Yoksa burada bir aşk üçgeni mi vardı?!
İnanamıyorum!
İki düşman patron aynı kıza mı âşıktı?!
Aman Allah’ım!
Tam bu sırada Merve Hanım’ın sesiyle düşüncelerim bölündü.
“Senin burada ne işin var, Mavi?”
Haklıydı aslında.
Benim de hâlâ burada ne işim olduğunu bilmiyordum.
Ama Merve Hanım’a baktığımda bir an şaşırdım.
Güzeller güzeli Merve Hanım gitmiş…
Yerine resmen bir cadı gelmişti!
O kadar sinirli görünüyordu ki bana bakarken gözlerinden ateş çıkıyordu.
Ben tam açıklama yapacaktım ki Demir Bey benden önce konuştu.
“Ben istedim.”
Merve Hanım hemen abisine döndü.
“Ama abi…”
Tam o sırada Mehmet abi araya girdi.
“Hoş geldin, Mavi.”
Mehmet abiyi ben çok önceden tanıyordum.
Ben stajımı Savaş Karahan’ın şirketinde yapmıştım.
Aslında orada kalmayı çok istemiştim.
Ama benim geçmişimi ve kim olduğumu öğrenmelerini istemediğim için başka bir şirkete başvurmuştum.
Oradan ayrılırken de çok üzülmüştüm.
Savaş Bey’le hiç tanışmamıştık ama onun bana çok iyiliği dokunmuştu.
Mehmet abi ise bana her zaman çok iyi davranmıştı.
“Sağ ol abi. Siz de hoş geldiniz.”
Mehmet abi sadece kafasını salladı.
Bir anda herkes susmuştu.
Nedense ortamda buz gibi soğuk rüzgârlar esiyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Ben de ne yapacağımı bilemez hâlde etrafıma bakıyordum.
Sonunda Savaş Bey, eliyle garsonlara bir işaret verdi.
Garsonlar hemen menüleri dağıtmaya başladı.
Ben de önüme bırakılan menüyü elime aldım.
Ama…
Menü İngilizceydi.
İngilizceyi ben nereden bilecektim?!
Mal gibi menüye bakıp duruyordum.
Sonra etrafıma baktım.
Anlaşılan benim gibi bir kişi daha İngilizce bilmiyordu.
Lavinia da elindeki menüye boş boş bakıyordu.
Tam o sırada göz göze geldik.
İkimiz de istemsizce aynı anda gülümsedik.
Ama o an Savaş Bey’in Lavinia’ya baktığını gördüm.
Sonra Lavinia’nın bana baktığını fark etti.
Ve…
Savaş Bey’in bakışları bir anda bana döndü.
Eyvah!
Hemen başımı önüme eğip menüye baktım.
Hiçbir şey anlamasam bile fark etmezdi.
Çünkü Savaş Karahan’la göz göze gelmektense…
Çiğ tavuk bile yerim!
O kadar net!
Savaş Bey tek eliyle garsona işaret etti.
Garson hemen yanımıza geldi.
“Karar verdiniz mi efendim?”
Savaş Bey, yanındaki Lavinia’yı işaret ederek konuştu.
“Hanımefendiye Beef Wellington.”
Allah’ım!
Onu düşünmesi…
Ne sevip ne sevmediğini bilmesi…
Hem de hiç sormadan!
Allah’ım, bana da böyle birisini nasip et Yarabbim!
Ben daha içimden dua etmeye devam ederken Savaş Bey siparişini vermeye devam etti.
“Bana da Beef and Ale Pie. İçecek olarak da bana ve hanımefendiye Nyetimber 1086 Prestige Cuvée getirin.”
Garson hemen başını salladı.
“Tabii efendim.”
Sıra Demir Bey’e gelmişti.
“Sunday Roast. Yanında da viski olsun.”
“Tabii efendim.”
Ardından Merve Hanım siparişini verdi.
“Shepherd’s Pie olsun. Yanında da su.”
“Tabii efendim.”
Son olarak Mehmet abiye döndü.
“Fish and Chips olsun. Yanında da benim için su.”
“Tabii efendim.”
Garson siparişleri aldıktan sonra uzaklaşmak üzereydi ki Merve Hanım bir anda Mehmet abiye dönüp konuşmaya başladı.
“Alışkanlıklarından vazgeçmiyorum diyorsun hâlâ, öyle mi?”
Mehmet abi hafifçe gülümsedi.
“Sevdiğim şeyleri tekrar tekrar yapmak hoşuma gidiyor.”
OHA!
OHA OHA!
Buralar aşk koktu be!
Ben gözlerimi ikisinin arasında gezdirirken içimden bağırıyordum resmen.
Yoksa…
Yoksa burada bir şeyler mi vardı?!
Ben daha kendi kendime aşk dedektifliği yapmaya devam ederken garson en sonunda bana döndü.
“Peki ya siz, hanımefendi?”
Eyvah!
Ben nereden bileyim neyin ne olduğunu?!
Menü İngilizceydi!
Ben daha menüde ne yazdığını bile bilmiyordum ki!
“Şey… Ben…”
Tam o sırada Mehmet abi imdadıma yetişti.
“Yardım etmemi ister misin?”
Bir anda kurtarıcım ortaya çıkmıştı!
“ aslında çok—”
Ama cümlemi tamamlayamadan Demir Bey araya girdi.
“Hanımefendiye benimkinden aynısı.”
Bir anda sustum.
Demir Bey bana baktı.
“Ne içersin?”
Şaşkınlıkla ona baktım.
Çünkü…
Bu hareketi hiç beklemiyordum.
Demir Bey’in bana yardım etmesi de neydi şimdi?
“Şey… Şu olabilir.”
Elimle menüde rastgele bir yeri gösterdim.
Demir Bey hiç sorgulamadan garsona döndü.
“Duydun.”
Garson hemen başını salladı.
“Evet efendim. Hemen hazırlatıyoruz.”
Ben ise öylece Demir Bey’e bakıyordum.
Bu adam…
Az önce gerçekten benim için sipariş mi vermişti?
Yoksa ben mi yanlış anlamıştım?
Neyse Mavi…
Yine herkes sus pus olmuştu.
Tam beş dakika geçmişti ama hâlâ kimse konuşmuyordu.
Acaba sessizliği kim bozacaktı?
Ben ise masanın altında ayağımı hafifçe oynatıyordum.
Ayağımdaki topuklu ayakkabı nedense ayağımı acıtmaya başlamıştı.
Aslında dar değildi.
Evden çıkarken de hiç sıkmıyordu.
Eee, ne oluyordu şimdi bu ayakkabılara?!
Ben tam izin isteyip tuvalete gitmeyi düşünüyordum ki yemekler gelmeye başladı.
Bir anda herkesin yanında bir garson belirdi.
Vay be…
Zengin olmak bunu gerektiriyordu galiba.
Baksanıza şu servislere…
Konuşmalara…
Her şey ayrı bir havalıydı.
Ben ise önümdeki yemeğe bakıyordum.
Hakkını yemeyeyim, gerçekten güzel görünüyordu.
Ama bir sorun vardı.
Ben bununla doymazdım ki!
Hatta hiç doymazdım!
İçimden tabağa bakarak söylendim.
Bu ne be böyle?!
Umarım tatlı da yerlerdi.
Belki o çok gelirdi.
Neyse…
Herkes yemeğine başlamıştı.
Ben de ne yapacağımı bilemeden etrafıma bakıyordum.
Sonra gözüm Demir Bey’e kaydı.
Nasıl yiyordu acaba?
O da çatal ve bıçak kullanıyordu.
Ben hemen onun ellerine baktım.
Çatalı nasıl tutuyor?
Bıçağı nasıl kullanıyor?
Allah’ım, bu ne zor işti böyle?!
Demir Bey’in çatalı nasıl tuttuğuna bakarak ben de aynısını yapmaya başladım.
O nasıl yiyorsa ben de öyle yiyecektim.
Ne yapayım?
Bilmediğim şeyi bakarak öğreniyordum işte!
Bir süre sonra yemeğin tadına baktım.
Aslında…
Fena değildi.
Hatta güzeldi.
Tam o sırada önümdeki bardağa baktım.
İçinde kırmızı bir sıvı vardı.
Herhâlde kırmızı şaraptı.
Ben de herkesin yaptığını yaparak bardağı elime aldım.
Bir yudum içtim.
Ve…
İçmez olaydım!
Bu neydi böyle?!
Çok acıydı!
Yüzümü buruşturarak bardağı hemen masaya bıraktım.
Bu ne be böyle?!
Sanki ağzımın içini yakmıştı!
Hemen su bardağına uzanıp arka arkaya su içmeye başladım.
Bir yudum…
İki yudum…
Üç yudum!
Sanki biraz önce zehir içmişim gibi suya saldırıyordum.
Ben böyle uğraşırken karşımdaki Demir Bey’in bana baktığını fark etmedim bile.
Ama…
Masadaki bir çift göz bu hâlimi çoktan fark etmişti.
İstemsizce gözlerim Demir Bey’in gözleriyle birleşti.
Tam o sırada Mehmet abi konuştu.
“Demir, bak… Yedik, içtik. Artık konuşsak mı?”
Demir Bey de başını hafifçe salladı.
“Bence de. Artık bu konunun sonuca bağlanması lazım.”
Herhâlde burası bayağı karışacak gibiydi.
Merve Hanım bir anda konuşmaya başladı.
“Abi… Ben Mehmet’i seviyorum. Lütfen böyle davranma bize.”
OHA!
Merve Hanım Mehmet abiyi mi seviyordu?!
Ben şok!
Demir Bey’in yüzü bir anda ciddileşti.
“Babama ne demeyi düşünüyorsun?”
Merve Hanım’ın yüzü düştü.
“Bilmiyorum.”
Mehmet abi hemen araya girdi.
“Bunu biz ikimiz konuşamayız. Sen orası için merak etme. Şu an lütfen onun yanında ol. Şu an en çok sana ihtiyacı var.”
Bayağı iyi konuştun be Mehmet abi!
Adam resmen kalpten konuşmuştu.
Ama Demir Bey yine Demir Bey’liğini yaptı.
“Bana değil, sana ihtiyacı var.”
Gıcık!
Ne olacaktı?
Kalpsiz!
Merve Hanım abisine döndü.
“Abi, bak… Lütfen. Seni kaybetmek istemiyorum. Ya senden bu zamana kadar ne istedim? Hiçbir şey. Şu an senden sadece bir şans istiyorum. Lütfen.”
Demir Bey’in yüzündeki sert ifade biraz olsun yumuşadı.
İstemsizce de olsa başını salladı.
Çünkü…
Bazı aşkların önünde kimse duramazdı.
Ben onların gözlerinde bunu görebiliyordum.
Merve Hanım’ın gözleri parladı.
“Abii!”
Hemen oturduğu yerden kalkıp abisine sarılmak için hamle yaptı.
Demir Bey de ayağa kalkıp kardeşine sarıldı.
Ayyy…
Bu tatlılığa bağlanması çok güzel bir şeydi!
Bir süre sonra ayrıldılar.
Merve Hanım bu sefer Mehmet abiye sarılmak için hamle yaptı.
Ama Demir Bey hemen araya girdi.
“O kadar da değil.”
Merve Hanım bir anda durdu.
Mehmet abiyle göz göze geldiler.
İkisi de gülmeye başladı.
Ben de istemsizce gülümsedim.
Sonunda herkes tekrar yerine oturdu.
Demir Bey, Merve Hanım’a döndü.
“Babamı sen bana bırak. Ben konuşurum.”
Merve Hanım biraz endişeli bir şekilde konuştu.
“Babam çok kızacak ama…”
Tam o sırada Savaş Bey söze girdi.
“Siz onu bana bırakın. Murat’la ben konuşurum.”
Demir Bey hemen Savaş Bey’e döndü.
“Sana ne oluyor lan?”
Savaş Bey’in yüzü bir anda değişti.
“Bak kelimelerine dikkat et. Yoksa kafan yerinde—”
Savaş Bey’in cümlesi yarıda kaldı.
Ben de istemsizce ona doğru dondum gerçekten ne olmuş olabilir ki bir anda sustu ya
Ceset görmüştür yada hortlak ama bir dakika onlar ceset görse şaşırmaz ki sonuçta cesetleri yapanlar onlar istemsizçe gözüm onun eline kaydı.
Lavinia…
Lavinia, Savaş Bey’in elini tutuyordu.
Savaş Karahan’ın elini…
Bir kadın mı durdurmuştu?
Şaşkınlıkla Lavinia’ya baktım.
Sonra tekrar Savaş Bey’e…
Demir Bey ise hiçbir şeyden habersiz Savaş Bey’i kışkırtmaya devam ediyordu.

“Devam etsene, Savaş Karahan. Ne oldu? Korktun mu?”
Allah’ım!
Bu adam gerçekten kavga çıkarmaya çalışıyordu!
Ben ise daha fazla dayanamadım.
İçimden bir ses, Mavi, şimdi müdahale etmezsen birazdan burada cinayet işlenecek, diyordu.
Ben de hiç düşünmeden araya girdim.
“Demir Bey…”
Demir Bey kaşlarını çatarak bana döndü.
“Ne?”
“Benim tuvalete gitmem gerekiyor.”
…
Sessizlik.
Herkes bana baktı.
Ben de o an ne yaptığımı fark ettim.
Ben bunu gerçekten herkesin içinde, hem de yüksek sesle mi söylemiştim?!
Ya ben ne yaptım?!
Ortamı yumuşatmak için kendimi resmen ortaya mı attım?!
Bir an yerin dibine girmek istedim.
Demir Bey kaşlarını kaldırdı.
“Ne?”
Rezilsin mavi rezillll

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.584okunma 74beğeni 28yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18