56. bölüm / 101
Lavinia53.Bölüm
Bölümler 101Şu an: 53.Bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm327 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm194 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime · Okuduğun bölüm
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Size bir şey olursa beni yine birilerine verir babam.”
Savaş Bey’in yüzündeki gülümseme kaybolmuş, yerini çatılmış kaşları almıştı.
Savaş: “Seni benden kimse alamaz.”
Bu da neydi böyle?
Savaş: “Yani bana bir şey olsa bile korkma. Baban o kadar karaktersiz olabilir ama bu evin sokağına bile girmeye cesaret edemez.”
Bir anda içime nedensiz bir huzursuzluk çöktü.
“Ben artık çıkabilir miyim?”
Bunu nedense çok soğuk bir şekilde söylemiştim.
Savaş: “Bana bir şeyler hazırla.”
Bu saatte mi?
İç ses: “Adam istediği saatte yemek yer, sana ne?”
“Tabii Savaş Bey. Ne istersiniz?”
Savaş: “Ekmek arası bir şeyler yap.”
“Tabii.”
Bu adamı öldürebilir miyim ya? Ne güzel gidip uyuyacaktım.
Savaş: “Çık.”
Bunu galiba bana demişti.
Hiçbir şey söylemeden odasından çıktım. Hemen mutfağa gidip ona en güzel yaptığım sandviçlerden birini hazırladım. Dolabı açıp gerekli şeyleri aldım ve hazırlamaya başladım. Yanına da ekstradan meyve suyu koydum.
Acaba sever miydi?
Onun elinde sürekli ya viski ya da çay görüyordum. Nasıl o kasları yapmayı başarmıştı, hiçbir fikrim yoktu.
İç ses: “Onlar doğuştan öyle doğar.”
“Savaş Bey’i bebek olarak hayal edip bir de üstüne kaslı olduğunu düşününce çok komik oluyor.”
Savaş: “Sen niye beni hayal ediyorsun ki?”
Bu ses…
Allah kahretsin iç ses! Yine mi dışarıdan konuştum?
Hemen mutfağın kapısına baktım.
Savaş Bey oradaydı.
Kollarını göğsünde bağlamış, mutfağın kapısına yaslanmıştı.
Bu sefer çıplak değildi. Üzerinde siyah bir atlet vardı.
Bu adam gerçekten beni bir gün kalpten götürecekti.
“Savaş Bey…”
Savaş: “Lavinia, soruma cevap vermedin.”
“Ben mi?”
Savaş Bey bana doğru yürümeye başladı. Aynı anda başını aşağı yukarı sallıyordu.
“Aslında o Savaş, bu Savaş değil, Savaş Bey.”
Yanıma kadar gelmişti.
Aramızda sadece mutfak masası vardı.
Ne dediğimi anlamamış olacak ki kaşlarını çatmıştı.
Savaş: “O ne demek? Nasıl o Savaş, bu Savaş değil?”
İç ses: “Zeus’un kafasını bozdun.”
“Yani Savaş Bey, demek istediğim o hayal ettiğim kişi siz değilsiniz.”
Savaş Bey bana öldürecekmiş gibi bakıyordu.
Savaş: “Ne yani? Sen başka bir adamı mı hayal ediyorsun?”
“Evet.”
Savaş: “Evet mi?”
Niye bunu ikinci kez soruyordu ki? Onun olmasını mı isterdi?
İç ses: “Bence olabilir kızım. Yoksa o da mı…”
“Uf, sus bir! Lafta mı karışacaksın?”
Savaş Bey aniden aramızdaki masayı çekip yanıma geldi.
Hatta neredeyse burun burunaydık.
Ne olmuştu bu adama?
Beni öldürecek miydi?
Savaş: “Sana kaç defa söyledim, benim yanımda o iç sesinle konuşma diye.”
“Ama Savaş Bey…”
Savaş: “O hayal ettiğin adam kim? Sevgilin mi?”
“Ne? Hayır, hayır. Sevgilim değil.”
Savaş: “O zaman kim? Niye elin adamını hayal ediyorsun hem de bu saatte?”
Savaş Bey’i biraz olsun geri itmeye çalıştım ama nafileydi. Adam o kadar sinirli bir şekilde bana bakıyordu ki aramızdan bir sinek geçse ona bile izin vermeyecek gibiydi.
“Savaş Bey…” dedim.
Bir an duraksadım. Az önce bahsettiğim kişi aslında okuduğum bir roman karakteriydi. Aklıma gelince istemsizce dışımdan söyleyivermiştim.
Savaş kaşlarını çattı.
“Roman karakteri mi?”
“Evet.”
Yüzümde hafif bir gülümseme oluşmuştu ama Savaş Bey’in suratında en ufak bir değişiklik yoktu. Hâlâ o sert ve sinirli ifadeyle bana bakıyordu.
“Bir daha öyle birilerini hayal etmeyeceksin.”
Bu da neydi şimdi?
“Anlamadım, Savaş Bey.”
“Anladın sen. Bir daha benim evimde elin adamlarını hayal etmeyeceksin.”
İç ses: Bu adam da deli çıktı.
Ne oldu, hani Zeus’tu?
İç ses: Hâlâ öyle canım.
Savaş Bey masadaki sandviçi gördüğü gibi aldı ve yemeye başladı. Bir ısırık, iki ısırık, üç ısırık…
Maşallah, bayağı da açmış.
Ardından meyve suyundan koca bir yudum aldı.
Ayy, benim de canım çekti ya… Nasıl da yiyor. İnsan bir “Yer misin?” diye sorar, değil mi ama?
“Beğendiniz mi, Savaş Bey?”
“Eh işte.”
Eh işte mi?
Adam sandviçi bitirmişti bile!
Yuh yani…
Savaş Bey hiçbir şey söylemeden çıkıp gitti. Öküz! İnsan bir “Ellerine sağlık” der.
Ben de ortalığı topladıktan sonra odama çıktım. Yatağa uzandığım gibi uykuya daldım.
O gece o kadar iyi uyumuştum ki alarm çalmadan uyandım. Saate baktığımda aslında çok da erken olmadığını gördüm.
Bir duş alsam tam zamanında aşağıda olurum.
diye düşündüm ve banyoya girdim. Tabii duşa girmeden önce odamın kapısını kilitlemeyi de unutmadım.
Duşumu alıp üstümü giydikten sonra aynanın karşısına geçtim.
Kot pantolon ve beyaz dar bir tişört giymiştim. Aslında fena görünmüyordum. Saçlarımı da kurutsaydım daha iyi olurdu ama saate bakınca çok geç kalacağımı düşündüm. Bu yüzden saçları olduğu gibi bırakmıştım.
Yine de yüzümde eksik olan bir şey varmış gibi hissediyordum.
Güneş kremimi sürdükten sonra hafif bir parlatıcı uyguladım.
“Tamam, bu kadar.”
İç ses: Bari biraz allık falan sür.
“Niye ki?”
İç ses: Çünkü ruh gibisin. Bu ne böyle? Ceset gibi görünüyorsun.
“Bir kere cesetler konuşmaz, yürümez. Ben hem konuşuyorum hem de yürüyorum. Aramızda hiçbir benzerlik yok.”
İç ses: Aslında var.
“Ne?”
İç ses: Beyin. İkinizde de yok çünkü.
“Uff! Sus artık. Seninle gereksiz muhabbetler yapacak vaktim yok. İşim var.”
Kendime son bir kez baktıktan sonra görünüşüme onay verip odadan çıktım.
Tam merdivenlere yönelmiştim ki Savaş Bey de elindeki dosyayla aşağı iniyordu. Üstünde her zaman ki gibi bir takım elbise vardı ve siyahtı hep aynı !
Beni görmesin diye hızlıca inmeye çalıştım ama…
“Bekle.”
Savaş Bey’in sesiyle olduğum yerde durdum.
Neden şimdi beni durdurmuştu ki?
Ona dönüp gülümsedim.
“Günaydın, Savaş Bey.”
Ama adamın yüzüne baktığım anda yine o asık suratla karşılaştım.
Bu adam sürekli sinirli mi geziyor acaba?
Savaş Bey eliyle saçlarımı işaret etti.
“Git saçını kurut.”
“Gerek yok, Savaş Bey. Kendi kendine kurur.”
Tam gitmek üzereydim ki birden kolumdan tuttu.
Şaşkınlıkla ona baktım.
Savaş Bey beni kendine doğru çekti.
Kalbim bir anlığına hızlandı.
Yüzü yüzüme yaklaşırken nefesimi tuttum. Ardından kulağıma doğru eğildi.
“Bir erkeğin karşısına bu şekilde çıkıyorsan…”
Sesi tehlikeli bir şekilde alçalmıştı.
“…altındaki sütyenin rengini bile tahmin edebileceğimi biliyor olmalısın.”
Söylediği sözlerle olduğum yerde donup kaldım.
Nalet olsun!
Bunu nasıl düşünememiştim? Islak tişörtüm yüzünden iç çamaşırım belli oluyordu…
Bölüm etkileşimi
