Lavinia kitap kapağı

63. bölüm / 101

Lavinia

60.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Yağmur Çimen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 101Şu an: 60.Bölüm
  1. 1 🦋🦋34 kelime
  2. 2 1 bölüm327 kelime
  3. 3 2 bölüm743 kelime
  4. 4 3 bölüm142 kelime
  5. 5 4 bölüm194 kelime
  6. 6 5 bölüm228 kelime
  7. 7 6 . Bölüm376 kelime
  8. 8 7 . Bölüm453 kelime
  9. 9 8 . Bölüm448 kelime
  10. 10 9.bölüm215 kelime
  11. 11 10.bölüm431 kelime
  12. 12 11.Bölüm436 kelime
  13. 13 12. Bölüm441 kelime
  14. 14 13.Bölüm358 kelime
  15. 15 14.bölüm465 kelime
  16. 16 15.bölüm210 kelime
  17. 17 16. Bölüm234 kelime
  18. 18 17.bölüm248 kelime
  19. 19 18.bölüm171 kelime
  20. 20 19.Bölüm239 kelime
  21. 21 20.Bölüm247 kelime
  22. 22 21.Bölüm304 kelime
  23. 23 22.bölüm525 kelime
  24. 24 23.Bölüm169 kelime
  25. 25 24.Bölüm400 kelime
  26. 26 25.Bölüm352 kelime
  27. 27 🦋🦋🦋22 kelime
  28. 28 26.Bölüm190 kelime
  29. 29 27.Bölüm304 kelime
  30. 30 28.Bölüm223 kelime
  31. 31 29.bölüm214 kelime
  32. 32 30.Bölüm465 kelime
  33. 33 31.Bölüm279 kelime
  34. 34 Kitap hakında26 kelime
  35. 35 32.Bölüm339 kelime
  36. 36 33.bölüm235 kelime
  37. 37 34.Bölüm348 kelime
  38. 38 35.Bölümm365 kelime
  39. 39 36.Bölüm640 kelime
  40. 40 37.Bölüm517 kelime
  41. 41 38.Bölüm267 kelime
  42. 42 39.Bölüm618 kelime
  43. 43 40.Bölüm702 kelime
  44. 44 41.Bölüm714 kelime
  45. 45 42.Bölüm814 kelime
  46. 46 43.Bölüm962 kelime
  47. 47 44.Bölüm777 kelime
  48. 48 45.Bölüm937 kelime
  49. 49 46.Bölüm1.101 kelime
  50. 50 47.bölüm867 kelime
  51. 51 48.Bölüm1.333 kelime
  52. 52 49.Bölüm1.039 kelime
  53. 53 50.Bölüm1.716 kelime
  54. 54 51.Bölüm1.268 kelime
  55. 55 52.Bölüm1.339 kelime
  56. 56 53.Bölüm918 kelime
  57. 57 54.Bölüm1.284 kelime
  58. 58 55.Bölüm1.451 kelime
  59. 59 56.Bölüm1.667 kelime
  60. 60 57.bölüm842 kelime
  61. 61 58.bölüm1.492 kelime
  62. 62 59.Bölüm1.124 kelime
  63. 63 60.Bölüm1.331 kelime · Okuduğun bölüm
  64. 64 61.Bölüm1.746 kelime
  65. 65 62.Bölüm2.260 kelime
  66. 66 63.Bölüm1.830 kelime
  67. 67 64.Bölüm775 kelime
  68. 68 65.Bölüm2.335 kelime
  69. 69 66.Bölüm1.901 kelime
  70. 70 67.bölüm1.962 kelime
  71. 71 68.bölüm2.398 kelime
  72. 72 69.bölüm1.070 kelime
  73. 73 70.bölüm999 kelime
  74. 74 71.bölüm870 kelime
  75. 75 72.bölüm1.110 kelime
  76. 76 73.bölüm1.494 kelime
  77. 77 74.bölüm1.129 kelime
  78. 78 75.bölüm1.754 kelime
  79. 79 76.bölüm1.683 kelime
  80. 80 77.bölüm2.366 kelime
  81. 81 78.Bölüm2.161 kelime
  82. 82 79.Bölüm1.439 kelime
  83. 83 80.bölüm2.683 kelime
  84. 84 81.bölüm2.156 kelime
  85. 85 82.bölüm2.701 kelime
  86. 86 83.bölüm1.718 kelime
  87. 87 84.bölüm2.915 kelime
  88. 88 85.bölüm1.297 kelime
  89. 89 86.Bölüm2.202 kelime
  90. 90 87.Bölüm2.450 kelime
  91. 91 88.bölüm1.271 kelime
  92. 92 89.bölüm907 kelime
  93. 93 90.Bölüm991 kelime
  94. 94 91.bölüm2.097 kelime
  95. 95 92.bölüm1.824 kelime
  96. 96 93.bölüm1.468 kelime
  97. 97 94.bölüm2.273 kelime
  98. 98 95.bölüm2.884 kelime
  99. 99 96.Bölüm1.625 kelime
  100. 100 96.Bölüm1.377 kelime
  101. 101 97.bölüm2.893 kelime

Sonunda hastaneden çıktık. Ben bir şey söylemeden beni aşağı indirmişti. Hemen ondan uzaklaştım. Zaten ne kadar uzaklaşabilirdim ki? Bir metre… İki metre… Daha fazlasına izin yoktu.
İç ses: “Keşke kaçıp gidebilseydim.”
“Keşke…”
Savaş aniden bana döndü.
“Ne?”
Bir anda irkildim. Yine düşüncelerimi sesli söylemiştim.
Ona baktım. Ne ara sigarasını yakmıştı? Derin bir nefes çekip dumanı yavaşça havaya bıraktı.
“Ben şimdi buradan gitseydim… Babamı vurur muydun?”
Savaş hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
Tek bir kelime…
Hiç tereddüt etmemişti bile.
Lanet olsun… Hayatımdan da, böyle insanlardan da nefret ediyorum.
Savaş gözlerini üzerimden ayırmadan tekrar konuştu.
“Gitmek mi istiyorsun?”
İstemek mi?
İstemekten çok daha fazlasını istiyordum. Özgür olmayı… Kimsenin gölgesinde yaşamamayı… Birileri için sürekli çabalamayı bırakmayı istiyordum. Sadece ben olduğum için sevildiğim bir hayat istiyordum.
Çok mu şey istiyordum?
İç ses: “Sakin ol… Burada ağlama.”
İç sesimin yankısıyla kendime geldim. Hemen dik durmaya çalıştım. Ne kadar başarılı olmuştum bilmiyorum ama başımı kaldırdığımda onun bana baktığını gördüm.
Benden bir cevap bekliyordu.
Ama bu, Savaş Bey’le son gerçek konuşmamdı.
Olmaması gerektiği kadar yakınlaşmıştık. Artık beni de diğer kızlardan biri gibi gördüğüne emindim. Kullanıp bir kenara atacağı kişilerden biri…
Ve bunu başarmıştı.
Şimdiye kadar kendimi hiç bu kadar derin bir çukurun içinde hissetmemiştim.
Annem için… Beni dünyaya getirdiği için… Hep güçlü olmaya çalıştım. Bana edilen hakaretlere sustum. Yediğim dayaklara bile göz yumdum.
Ama onun yaptıkları…
Bilmiyorum.
Bu kez taşıması çok daha ağırdı.
Savaş: “Gel, araba geldi.”
Onun sesiyle kendime geldim. Önümde duran siyah bir Audi vardı. İçinde de Fikret oturuyordu. Bir anlığına belimde bir el hissettim. Hemen geri çekildim.
Ona doğru dönerek,
“Sakın bir daha bana dokunma.”
Savaş’tan devam
Bu da neydi böyle? Ben onun iyiliği için öyle davrandım, o bana bir de trip mi atıyor? Başka biri olsaydı benim için can atardı. Bir de buna bak… Ama işte ben de bunun böyle olmasını istiyorum. Benim gibi dik, sert ve başarması imkânsız…
Lavi arka koltuğa oturmuştu bile. Ben hâlâ onun gidişine takılmıştım. Acaba çok sert mi çıkıştım?
Ben de arabaya binmek için hareketlendim ama bu sefer yanına değil, ön koltuğa oturdum. Onu daha fazla sinirlendirmek istemedim. Aslında sinirlenince daha da seksi oluyor ama bana sinirlenmesi beni deli ediyor.
Fikret: “Abi…”
Fikret: “Abi!”
Bir anda koluma dokundu.
“Ne var?”
Fikret: “Abi, bir saattir sesleniyorum.”
Ona o kadar sert baktım ki Fikret hemen gözlerini benden çekti. Bir yandan da arabadan sürekli “dın dın dın” diye ses geliyordu.
“Bu siktiğimin arabasının sesini kesin.”
Fikret çekine çekine bana dönerek,
“Abi, emniyet kemerini takman lazım.”
Ona o kadar dalmışım ki kemerimi bile takmayı unutmuşum. Kemerimi takınca ses kesildi. Bir anda arkama yaslanıp derin bir nefes aldım. Onun kokusu beni gerçekten rahatlatıyordu. Sanki bir uyuşturucu almışsın da devamını almazsan ölecekmişsin gibi… Ben bu zamana kadar nasıl yaşamışım ki?
Bir anda Fikret’in camı açtığını fark ettim ve sinirlendim.
“Sana kim dedi lan camı aç diye?”
Fikret: “Abi, sen hep camı açtırırdın diye düşündüm.”
“Sikerim senin düşünmeni lan, pezevenk.”
Tam devam edecektim ki arabadaki ön camdan arkadaki güzelimi gördüm. Uyuya kalmıştı. Nedense bu görüntü çok hoşuma gitmişti. Bir anda onu benim yatağımda, benim tişörtümle hayal ettim. İçimdeki kıpırtı daha da artmıştı. Artık bu duyguyla baş edemiyordum. Her gece onu hayal ederek uyumak bile beni doyurmuyordu. Ondan daha fazlasını istiyordum.
“Sağa çek hemen.”
Nefes almam gerekiyordu. Yoksa kendimi daha fazla tutamayacaktım.
Fikret: “Abi, bir şey mi oldu?”
Ona bu sefer de sertçe baktım. Daha fazla ikiletmeden arabayı yolun kenarına çekti.
Ben kendimi hemen dışarıya attım. Soğuk rüzgâr o kadar iyi gelmişti ki bana. Ama içimdeki dürtü bir türlü durmuyordu. Onu bu kadar istemem doğru muydu? Bu kadar kısa sürede beni kendisine çekmesi…
Bir anlığına kafasını cama yaslayan o güzele baktım. O kadar saf, o kadar masumdu ki… O şerefsiz olacak babasının söylediklerini hak etmiyordu. Ona yapılan hakaretlere dayanamadım. Alıp onu biraz dışarı çıkarmak istemiştim ya da eve götürmek istemiştim ama o şerefsiz Mert bozuntusu engel olana kadar…
Ona o kadar ağır sözler söylemek ya da onu incitmek istemiyordum. Ama babasının sözleri yerine benim sözlerimi duymasının canını daha az acıtacağını düşünmüştüm.
Ama bu sefer de bana küsmüştü.
Bana küstüğü için bana karşı bir duygu beslemesi, nedense bu bile beni çok mutlu etmişti.
Sonuçta nefret de bir duygudur, değil mi?
“Abi, iyi misin?”
Fikret’in sesiyle başımı çevirdim. Ne ara arabadan inip yanıma gelmişti?
Kaşlarım çatıldı.
Bu iyi değildi.
Ben, karıncanın yürürken çıkardığı sesi bile fark eden adamdım. Şimdi ise Fikret’in ne geldiğini duymuştum ne de geldiğini görmüştüm.
Demek ki aklımın tamamı ondandı.
Kendine gel, Savaş. Hem de hemen.
“Abi…”
“Ne lan? Abi abi ne?”
Sesim gereğinden sert çıkmıştı.
Fikret bir an duraksadı.
“Yok… Bir şey abi.”
İçimdeki öfkeye anlam veremiyordum. Neden bu kadar sinirlenmiştim ki?
“Söyle.”
Fikret boğazını temizledi.
“Şey abi… Lavi’ye bakıp gülümsüyordun ya… Ondan merak ettim.”
Gözlerim bir anda buz kesti.
“Şey etme.”
Bir adım ona doğru attım.
Fikret ise hiç düşünmeden bir adım geri çekildi.
“Abi…”
Bir adım daha yaklaştım.
“Bir daha ona ‘Lavi’ diye seslenirsen…”
Sözlerimin devamını özellikle yavaş söyledim.
“…ses tellerini kullanamaz hâle gelirsin, aslanım.”
Fikret hemen başını salladı
“Emredersin abi.”
Kafamla arabayı işaret ettim.
“Git.”
Hiç itiraz etmeden arkasını dönüp arabaya bindi.
Ben ise cebimden bir sigara daha çıkardım. Titreyen parmaklarım arasında çakmağı yaktım. İlk nefesi ciğerlerime çekerken soğuk hava yüzüme vuruyordu ama içimdeki yangını söndürmeye yetmiyordu.
Sigara bitince ağır adımlarla arka kapıyı açtım.
Lavinia hâlâ uyuyordu.
Yüzüne düşen birkaç tutam saçı dikkatlice kulağının arkasına bıraktım. Sonra başını incitmemeye çalışarak usulca omzuma yasladım.
O an içimdeki bütün gürültü sustu.
Sadece nefes alışını duyuyordum.
Sadece onun kokusunu hissediyordum.
Ön koltuktaki Fikret dikiz aynasından bize bakıp duruyordu.
Başka biri olsaydı şimdiye çoktan canından bezdirmiştim.
Ama Fikret başkaydı.
Yıllardır yanımdaydı. Sağ kolumdu. Kardeşimden ayırmadığım tek adamdı.
Yine de beni bu hâlde görmesine alışık değildi.
Ben de onu tamamen görmezden gelip gözlerimi kapattım.
Omzumdaki sıcaklık, yıllardır hissetmediğim kadar huzur veriyordu.
“Abi…”
Cevap vermedim.
“Abi…”
“Hı…”
“Biz geldik.”
Gözlerimi açmaya bile gerek duymadım.
“Ben dur diyene kadar durma.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Arabayı sür. Gez.”
“Tabii abi.”
Motor yeniden çalıştı.
Keşke bu yol hiç bitmese diye geçirdim içimden.
Keşke zaman burada dursa…
Omzumdaki sıcaklık hiç eksilmese.
Onun nefesi…
Onun kokusu…
Ve Lavinia…
Benim ölüm çiçeğim…
Lavinia
O kadar iyi uyumuştum ki… Sanki günlerdir değil, yıllardır üzerimde taşıdığım bütün yorgunluk bir gecede kaybolmuştu.
Gözlerimi açmaya bile kıyamıyordum. Yatağın yumuşaklığına biraz daha gömüldüm. Üzerimdeki yorgan sıcacıktı.
Derin bir nefes aldım.
Bir dakika…
Bu koku…
Çok tanıdıktı.
Bir kez daha içime çektim.
Hayır…
Bu…
Savaş Bey’in kokusuydu.
Bir anda gözlerimi açtım.
“NEEE!”
Çığlığım bütün odada yankılandı.
Karşımda, gömleğinin düğmelerini ilikleyen Savaş Bey bana şaşkın şaşkın bakıyordu.
Refleksle yorganı çeneme kadar çektim.
“Ben… Ben burada ne yapıyorum?”
İç ses
“Kız… yoksa yoksa seks mi yaptınız .”
“Ne hayır hayır!”
İç ses “En son arabadaydın.”
“Evet…”
İç ses”Sonra uyudun.”
“Evet…”
İç ses”Demek ki biri seni buraya getirdi.”
“…”
İç ses”E o biri de karşında duruyor.”
“Savaş bey…?”
İç ses”savaş bey falan kalmadı ortada “
Savaş kaşını kaldırdı.
“Sabah sabah yine kiminle tartışıyorsun?”
“Hiç!”
“Hiç dediğin kesin yine iç sesin.”
Cevap vermedim.
Aklımda tek bir soru vardı.
“Şey…”
Savaş bana döndü.
“Ne?”
“Dün gece…”
Söz boğazımda düğümlendi.
“Dün gece ben… Buraya nasıl geldim?”
Savaş sakince saatini taktı.
“Arabada uyuyakaldın.”
“Sonra?”
“Seni uyandırmaya çalıştım.”
“Neden uyandırmadın?”
“Uyanmadın.”
Gözlerim büyüdü.
“Sonra seni misafir odasına çıkaracaktım.”
“Misafir odası mı?”
“Orası temizlikteydi.”
Başımı iki elimin arasına aldım.
“Yani…”
“Yani seni buraya yatırdım.”
Derin bir nefes verdim.
“Benim odama niye çıkarmadınız ki”
Cevap vermemişti içimdekini fazla saklamadan
“Başka…”
Savaş beni izliyordu.
“Başka hiçbir şey olmadı.”
Omuzlarımdan büyük bir yük kalktı.
“Çok şükür…”
Tam rahatladığımı düşünürken Savaş kapıya yöneldi.
“Bir de…”
Başımı kaldırdım.
“N-ne?”
“Bütün gece yorganı üstünden attın.”
“…”
“Üç kere gelip üstünü örttüm.”
Utançtan kulaklarıma kadar kızardığımı hissediyordum.
İç ses
“Of… Adam sadece üşüme diye üstünü örtmüş.”
“Sus…”
İç ses
“Biraz da teşekkür et istersen.”
İstemeye istemeye Savaş’a baktım.
“Şey…”
“Hı?”
“Te… Teşekkür ederim.”
Savaş dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle başını salladı.
“Rica ederim.”
Kapıyı açarken son kez durdu.
“Bu gün benim çarşaflarımı yatık yüzlerimi değiştirmeyin”
Ne alaka ya
Kapı kapanınca yatağa geri oturdum.
İç ses
“Tamam, panik bitti.”
“Ben bir daha onun arabasında uyumam.”
İç ses
“Ondan emin misin?”
Yastığı alıp yüzüme bastırdım.
“Kes sesini…”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.874okunma 83beğeni 32yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18