73. bölüm / 101
Lavinia69.bölüm
Bölümler 101Şu an: 69.bölüm
- 1 🦋🦋34 kelime
- 2 1 bölüm654 kelime
- 3 2 bölüm743 kelime
- 4 3 bölüm142 kelime
- 5 4 bölüm190 kelime
- 6 5 bölüm228 kelime
- 7 6 . Bölüm376 kelime
- 8 7 . Bölüm453 kelime
- 9 8 . Bölüm448 kelime
- 10 9.bölüm215 kelime
- 11 10.bölüm431 kelime
- 12 11.Bölüm436 kelime
- 13 12. Bölüm441 kelime
- 14 13.Bölüm358 kelime
- 15 14.bölüm465 kelime
- 16 15.bölüm210 kelime
- 17 16. Bölüm234 kelime
- 18 17.bölüm248 kelime
- 19 18.bölüm171 kelime
- 20 19.Bölüm239 kelime
- 21 20.Bölüm247 kelime
- 22 21.Bölüm304 kelime
- 23 22.bölüm525 kelime
- 24 23.Bölüm169 kelime
- 25 24.Bölüm400 kelime
- 26 25.Bölüm352 kelime
- 27 🦋🦋🦋22 kelime
- 28 26.Bölüm190 kelime
- 29 27.Bölüm304 kelime
- 30 28.Bölüm223 kelime
- 31 29.bölüm214 kelime
- 32 30.Bölüm465 kelime
- 33 31.Bölüm279 kelime
- 34 Kitap hakında26 kelime
- 35 32.Bölüm339 kelime
- 36 33.bölüm235 kelime
- 37 34.Bölüm348 kelime
- 38 35.Bölümm365 kelime
- 39 36.Bölüm640 kelime
- 40 37.Bölüm517 kelime
- 41 38.Bölüm267 kelime
- 42 39.Bölüm618 kelime
- 43 40.Bölüm702 kelime
- 44 41.Bölüm714 kelime
- 45 42.Bölüm814 kelime
- 46 43.Bölüm962 kelime
- 47 44.Bölüm777 kelime
- 48 45.Bölüm937 kelime
- 49 46.Bölüm1.101 kelime
- 50 47.bölüm867 kelime
- 51 48.Bölüm1.333 kelime
- 52 49.Bölüm1.039 kelime
- 53 50.Bölüm1.716 kelime
- 54 51.Bölüm1.268 kelime
- 55 52.Bölüm1.339 kelime
- 56 53.Bölüm918 kelime
- 57 54.Bölüm1.284 kelime
- 58 55.Bölüm1.451 kelime
- 59 56.Bölüm1.667 kelime
- 60 57.bölüm842 kelime
- 61 58.bölüm1.492 kelime
- 62 59.Bölüm1.124 kelime
- 63 60.Bölüm1.331 kelime
- 64 61.Bölüm1.746 kelime
- 65 62.Bölüm2.260 kelime
- 66 63.Bölüm1.830 kelime
- 67 64.Bölüm775 kelime
- 68 65.Bölüm2.335 kelime
- 69 66.Bölüm1.901 kelime
- 70 67.bölüm1.962 kelime
- 71 68.bölüm2.398 kelime
- 72 69.bölüm1.070 kelime · Okuduğun bölüm
- 73 70.bölüm999 kelime
- 74 71.bölüm870 kelime
- 75 72.bölüm1.110 kelime
- 76 73.bölüm1.494 kelime
- 77 74.bölüm1.129 kelime
- 78 75.bölüm1.754 kelime
- 79 76.bölüm1.683 kelime
- 80 77.bölüm2.366 kelime
- 81 78.Bölüm2.161 kelime
- 82 79.Bölüm1.439 kelime
- 83 80.bölüm2.683 kelime
- 84 81.bölüm2.156 kelime
- 85 82.bölüm2.701 kelime
- 86 83.bölüm1.718 kelime
- 87 84.bölüm2.915 kelime
- 88 85.bölüm1.297 kelime
- 89 86.Bölüm2.202 kelime
- 90 87.Bölüm2.450 kelime
- 91 88.bölüm1.271 kelime
- 92 89.bölüm907 kelime
- 93 90.Bölüm991 kelime
- 94 91.bölüm2.097 kelime
- 95 92.bölüm1.824 kelime
- 96 93.bölüm1.468 kelime
- 97 94.bölüm2.273 kelime
- 98 95.bölüm2.884 kelime
- 99 96.Bölüm1.625 kelime
- 100 96.Bölüm1.377 kelime
- 101 97.bölüm2.893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Laviniadan devam
Sonunda ortalık biraz olsun gevşemişti.
Ama yazık Mavi’ye…
Kızcağız rezil olmuştu.
Ama ne yapsın?
Herhâlde o da benim gibi ortalık karışacak diye kendisini feda etmişti.
İç ses: “Başka yalan mı yoktu? Herkesin içinde de öyle söylenmez be!”
Sen ne anlarsın?
Sen anca öyle yadırga!
Ben artık ortalık daha fazla gerilmeden kalksak iyi olur diye düşündüm.
Savaş Bey’e hafifçe yaklaştım.
“Biz artık kalksak olur mu?”
Savaş”olur”
doğrudan Mehmet abiye döndü.
“Mehmet, biz kalkıyoruz. Artık burada işimiz kalmadı.”
Sonra Merve Hanım’a baktı.
“Sen merak etme. Ben Murat’la konuşurum. İşi tatlıya bağlarız.”
Merve Hanım’ın yüzü biraz olsun rahatladı.
“Sağ ol, Savaş. Bu iyiliğini hiçbir zaman unutmayacağım.”
Savaş Bey hiçbir şey söylemeden sadece başını salladı.
Mehmet abi de ayağa kalktı.
“Tamam aslanım. Sağ ol.”
Savaş yerinden kalktığı gibi bana doğru yöneldi.
Sonra sandalyemi geriye doğru çekerek kalkmama yardım etti.
Bu adama ne olmuştu böyle?
Sonra ayağa kalktığım anda kolunu bana doğru uzattı.
Ben de hiç tereddüt etmeden koluna girdim.
Birlikte çıkışa doğru yürümeye başladık.
Tam kapıya yaklaşmıştık ki Savaş durdu.
“Sen çıkışa doğru yürü ben bir iki dakikalık işim var hemen yetişirim sana “
“Peki.”
Savaş tekrar masaya doğru giderken ben çıkışa doğru yürümeye başladım.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
“Kutuya baktın mı?”
Bu tabii ki Demir Bey’in o gıcık sesiydi.
Başımı çevirip sesin geldiği yöne baktım.
Demir Bey de bana doğru yürüyordu.
Birkaç adım sonra durdu.
Aramızda yaklaşık beş adım vardı.
“Hayır, daha bakamadım.”
Demir Bey yüzünü düşürmüş gibi yaptı.
“Keşke baksaydın. Belki bu elbise yerine onu giyerdin.”
Bir dakika!
Sen kim oluyorsun da benim ne giyeceğime karışıyorsun?!
“Bu sizi ilgilendirmez, Demir Bey.”
Tam arkamı dönüp gidecektim ki Demir Bey kolumu tuttu.
“Bir dakika, lütfen.”
Kolumu çekmeye çalıştım.
Tam elimi onun elinden kurtaracaktım ki…
Savaş Bey’in sesi restoranı adeta inletti.
“O kolu bırak!”
Demir Bey de ben de aynı anda sesin geldiği yöne döndük.
Savaş Bey bize doğru bakıyordu.
Ama öyle bir bakışı vardı ki…
Ben onu ilk defa böyle görüyordum.
İç ses: “Aha! Şimdi kavga çıkacak!”
Bu sefer haklı olabilirsin.
Savaş Bey hızla yanımıza geldi.
Elimi Demir Bey’in elinden kurtardı ve beni hemen arkasına aldı.
Sonra Demir Bey’e doğru eğilerek dişlerinin arasından tısladı.
“Sakın bir daha Lavinia’nın etrafında, çevresinde görmeyeyim seni, Demir.”
Demir Bey de geri adım atacak gibi değildi.
“Görsen ne olur be Savaş, ha?”
Savaş Bey’in çenesi gerildi.
Bir an elini kaldırdı.
Ben resmen donup kaldım.
Savaş Bey, Demir Bey’e vuracaktı!
Tam o sırada Mavi’nin sesi duyuldu.
“Demir Bey!”
Mavi hemen araya girmişti.
Çok şükür!
“Demir Bey, benim çok acil bir işim çıktı. Gidebilir miyiz?”
İç ses: “Ben bu kızı yiyeceğim vallahi! Ne kadar tatlı ve minnoş, değil mi?”
Gerçekten de öyleydi.
Hele o pembe elbisesiyle…
Çok tatlı olmuştu.
Ben Savaş Bey’e ve Demir Bey’e baktım.
İkisi de öfkeden burunlarından soluyordu.
Ben hemen Savaş Bey’in koluna girdim.
“Hadi, çıkalım buradan.”
Savaş Bey’e bakarken Demir Bey’in gözlerinin ellerime kaydığını gördüm.
Ellerini sıkıyordu.
Ama daha ben ne olduğunu anlamadan Mavi hemen Demir Bey’in yanına geldi ve onun koluna girdi.
“Şey… Demir Bey, gidebilir miyiz?
Yazarın gözünden
Bir an ikisine baktım.
Savaş Bey’in kolunda Lavinia…
Demir Bey’in kolunda Mavi…
Ve ikisi de birbirine düşman!
Allah’ım…
Bu gece daha ne kadar karışabilirdi ki?!
Ve ikisi de birbirlerine öyle kötü bakıyorlardı ki… Kızlar burada olmasaydı, birazdan bu odadan birinin cesedi çıkabilirdi.
Demir, burnundan soluyarak yanında duran minyon ama bir o kadar da seksi kıza döndü.
Demir: “Burada kavga ediyorum, görüyorsun değil mi?”
Mavi, hem heyecanlı hem de panik içindeydi. Demir’in öfkeli bakışları karşısında aklına gelen ilk şeyi söyleyiverdi.
Mavi: “Biliyorum ama benim konum sizden önemli.”
Bunu Demir’e söylemişti ama ortamda bir kişi daha vardı.
Savaş Karahan.
Mavi, söylediği sözün yanlış anlaşılabileceğini fark edince hemen Savaş’a döndü.
Mavi: “Sizden değil tabii, Savaş Bey.”
Bunu aslında hiç düşünmeden söylemişti ama… Doğrusu da buydu.
Demir’in kaşları çatıldı.
Demir: “Sen ne diyorsun be?”
Lavinia hemen araya girdi. Yoksa bu küçük kızın başı gerçekten belaya girebilirdi.
Mavi’ye bakıp başıyla kapıyı işaret etti.
Lavinia: “Çok geçmiş olsun. Siz de daha fazla beklemeyin, Demir Bey. İyi akşamlar.”
Bunu söyledikten sonra Savaş’ın elini tuttuğu gibi onu kapıya doğru sürüklemeye başladı.
Savaş ise hâlâ arkasına, Demir’e bakıyordu.
Savaş: “Ne diye o şerefsize iyi akşamlar diyorsun sen?”
Lavinia bir an durdu.
Lavinia artık gerçekten dayanamıyordu.
İçinde tuttuğu ne varsa hepsi bir anda dilinin ucuna kadar gelmişti. Yıllardır Savaş’ın bu hâllerine katlanıyordu ama artık susmak, susmak, susmak nereye kadardı?
Bir anda arkasını dönüp Savaş’a baktı.
Lavinia: “İyi o zaman! Git kavgana devam et! Ya sen onu öldür ya da o seni öldürsün! Merve de, Mehmet abi de arkanızdan birinize don getirir, diğerine de mezarına su döker artık!”
Lavinia, ağzından çıkan cümlelere kendisi bile inanamıyordu.
Ben az önce gerçekten ne söyledim?
Ama ne yapsındı?
Şimdiye kadar susabilmiş olması bile onun için büyük bir mucizeydi.
Savaş ise Lavinia’nın aksine hiç rahatsız olmuş gibi görünmüyordu.
Hatta…
Bu hâli fazlasıyla hoşuna gitmişti.
Karşısında duran hırçın, sinirli ve bir o kadar da seksi kadına bakarken dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Lavinia onun gülümsediğini görünce daha da sinirlendi.
Lavinia: “Sen neye sırıtıyorsun?”
Savaş başını hafifçe yana eğdi.
Savaş: “Hiç.”
Lavinia: “Hiç değil! Sen benimle dalga geçiyorsun!”
Savaş: “Yok canım.”
Lavinia: “Savaş!”
Savaş’ın gülümsemesi biraz daha büyüdü.
Savaş: “Ne var?”
Lavinia iki elini beline koydu.
Lavinia: “Ben burada senin iyiliğin için sinir krizi geçiriyorum, sen hâlâ gülüyorsun!”
Savaş birkaç saniye onu izledi.
Sonra gayet sakin bir şekilde konuştu.
Savaş: “Sen böyle sinirlenince daha güzel oluyorsun.”
Lavinia’nın ağzı bir karış açık kaldı.
Lavinia tam bir şey söyleyecekti ki arkadan Vale gelmişti.
Vale: “Efendim, arabanız beş dakika önce geldi.”
Savaş, Lavinia’ya bakarken konuştu.
Savaş: “Eyvallah koçum. Al sen bunu, biz daha buradayız gibi.”
Lavinia şu anki hâlini o kadar sevmişti ki bir an bozulmasın diye dua ediyordu. Ama sevdiğinin o kızgın suratına da alışkın değildi sonuçta. Ona kızıyordu, başka birisine değil.
Yavaş hareketlerle sevdiğinin belini tuttu ve onu kendine yapıştırdı.
Savaş: “İstersen bu kızgınlığını arabada devam ettir ya da burada da sabahlayabiliriz. Benim için sorun değil, yavrum. Ama sürprizimi de kaçırmanı istemem.”
Lavinia bir anda yumuşamıştı.
Aslında sürprize ya da eşyaya değil, onun söylediği “yavrum” kelimesine takılmıştı.
Savaş’ın bunu tekrar söylemesi için nelerini vermezdi.
Ama Savaş biraz daha yaklaşıp niyeti bozunca, tam dudaklarından öpecekken Lavinia hemen ondan ayrılıp arabaya binmişti.
Savaş ise arkasından sadece sırıtmıştı.
Ve dudaklarından o küçük, sihirli cümleler döküldü.
Savaş: “Kaç, kaçtığın yere kadar. Ama bu gece hiç bir yere kaçamayacaksın. Eninde sonunda benim olacaksın, güzelim.”
Savaş bu sefer gerçekten niyeti iyice bozmuştu.
Bu gece artık Lavinia için bambaşka bir gece olacaktı.
Hem Savaş için…
Hem de Lavi için.
Bölüm etkileşimi
