80. bölüm · Aynı Göğün Altında
Yeni Bir Dostluğun Temeli
Teneffüs zili çaldığında sınıfın o gergin havası yerini
hafif bir gürültüye bıraktı. Herkes bahçeye çıkarken
Tayfun yerinden kalkmadı. Bakışları hala sırasının
üzerindeki ahşap izlerdeydi. Baran, arkadaşlarıyla
kapıya doğru yönelmişken Tayfun’un yanından geçerken
duraksadı.
Tayfun, titreyen elleriyle defterinden kopardığı küçük bir
kâğıt parçasını katlayıp Baran’ın önündeki sıraya
yavaşça bıraktı. Hiçbir şey söylemeden başını öne eğdi.
Kâğıttaki İtiraf
Baran, kaşlarını çatarak kâğıdı aldı ve ağır ağır açtı.
Sınıfın geri kalanı kapıdan çıkmıştı, sadece ikisi
kalmıştı. Kâğıtta sadece birkaç kelime yazıyordu:
"Beni o gece o cehennemden çekip alan abin ve Azat’tı.
Ama beni o sınıfta ayağa kaldıran senin o sert bakışındı.
Eyvallah Baran... Hakkını helal et."
Baran kâğıdı okuduktan sonra derin bir nefes aldı.
Kâğıdı buruşturup cebine attı ve Tayfun’un yanındaki
boş sıraya, sanki yıllardır oraya oturuyormuş gibi
yerleşti.
"Mardin'de Kimse Yalnız Kalmaz"
Baran: (Sesindeki o eski öfke gitmiş, yerine Mardin’in o
mert ve koruyucu tonu gelmişti)
"Bak İstanbullu... Biz burada adamı önce bir tartarız.
Yanlışını gördük, eyvallah dedik, yumruğumuzu da
sakınmadık. Ama düştüğünü gördüğümüzde de elinden
tutmasını biliriz. O gece olanlar... O şerefsizin
yaptıkları... Onlar geride kaldı. Mardin'de kimse sahipsiz,
kimse yalnız kalmaz."
Tayfun: (Gözleri dolarak Baran’a baktı)
"Ben hiç böyle bir dostluk görmedim Baran. Bizim
oralarda herkes birbirinin kuyusunu kazar. Babam bile
beni paramla severdi."
Baran: (Elini Tayfun’un omzuna sertçe, dostça vurarak)
"Senin baban Hakkı Bey olabilir ama senin kardeşlerin
artık bu sınıfta. Azat benim canımdır, Savaş abim zaten
senin hayatını kurtardı. Bundan sonra biri sana yan
bakarsa, karşısında beni bulur. Anladın mı?"
Yeni Bir Dostluğun Temeli
Tayfun, hayatında ilk kez birine bu kadar güvenerek
gülümsedi. O an aralarındaki o zengin-fakir, şehirli-köylü
ayrımı tamamen yok oldu. İki yaralı genç, lisenin o
güneş sızan sınıfında birbirlerine sığındılar.
Tayfun: "Sağ ol Baran... Gerçekten sağ ol."
Baran: (Ayağa kalkıp Tayfun’u da kaldırdı)
"Hadi, amma duygusallaştın. Kantine iniyoruz, birer çay
içiyoruz. Hem bizimkilere de söyleyeceklerim var;
Tayfun artık bizimle. İtirazı olan varsa gelsin benimle
konuşsun!"
Sınıfın Yeni Kaderi
, Tayfun ve Baran omuz omuza sınıftan çıktılar.
Bahçedeki öğrenciler, bu imkansız dostluğun
yürüyüşünü izlerken büyük bir şaşkınlık içindeydi. Derin
Öğretmen ise pencereden bu manzarayı izleyip derin
bir nefes aldı.
Mardin Lisesi’nde artık hiçbir şey eskisi gibi
olmayacaktı. Tayfun artık yalnız değildi; arkasında
Mardin’in en sert ama en mert yüreği, Baran vardı. Peki
bu dostluk, Hakkı Bey’in karanlık dünyasına karşı
durabilecek miydi?
