143. bölüm · Aynı Göğün Altında
Edebiyatın Şifası: Vefa ve Dostluk
Mardin Lisesi’nin o taş koridorlarında yankılanan adım
seslerim, bu sabah her zamankinden daha güçlü ve
emin çıkıyordu. Azat Ağa’nın kapıma bıraktığı o sıcak
ekmeğin kokusu hala üzerimde, kekiğin şifası ise
damarlarımdaydı. Sınıfın kapısına geldiğimde derin bir
nefes aldım; sanki ilk kez derse giriyormuşum gibi bir
heyecan vardı içimde.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde, o tanıdık tebeşir kokusu ve
otuz çift göz beni karşıladı.
Sınıfta Bayram Havası
Burak (Kendi Ağzından):
"İçeri girdiğim an bir sessizlik oldu, sonra bir anda alkış
sesleri yükseldi. Fırat en arkadan ıslık çaldı, Ada ise
gözleri parlayarak ayağa kalktı. Hastalığım boyunca
hepsinin aklının bende olduğunu biliyordum. Masama
doğru yürürken, üzerindeki o küçük notları, çiçekleri ve
bir paket çikolatayı gördüm. Mardin’in bu çocukları,
kalplerini masama bırakmışlardı sanki."
Fırat:
"Hocam! Vallahi buralar sessiz kaldı sizsiz. Azat Ağa
bizi 'Hocanız dinleniyor, sakın rahatsız etmeyin' diye sıkı
sıkı tembihledi ama biz yine de her gün kapınıza gelip
dönmek istedik."
Burak: (Gülümseyerek çantamı masaya bıraktım)
"Sağ ol Fırat, sağ olun çocuklar. Azat Ağa haklıymış,
biraz dinlenmek iyi geldi ama sizin bu enerjinizi hiçbir
ilaç veremezdi bana. Şimdi, nerede kalmıştık?"
Edebiyatın Şifası: Vefa ve Dostluk
Burak (Kendi Ağzından):
"Tahtaya bu sefer büyük harflerle 'VEFA' yazdım.
Tebeşirin tahtadaki o gıcırtısı bile özlediğim bir melodi
gibiydi. Dönüp sınıfa baktım; hepsi pür dikkat beni
dinliyordu. Bugün sadece müfredatı değil, hayatın bana
son birkaç günde öğrettiği o büyük dersi anlatacaktım
onlara."
Burak:
"Çocuklar, edebiyat sadece kafiyeli sözler söylemek
değildir. Edebiyat, birinin kapısına bir dal kekik
bırakmaktır. Edebiyat, arkadaşın düştüğünde onu
yerden kaldırmaktır. Bugün konumuz şiir ama biz önce
o şiiri yazan duyguları konuşacağız."
Ada:
"Hocam, Azat Ağa sizin için çok endişelendi. Okula her
gelişinde ilk sizi sordu. Biz de onun o sert duruşunun
altında böyle bir sevgi olduğunu yeni gördük."
Burak (Kendi Ağzından):
"Ada’nın bu tespitiyle sınıfın havası iyice yumuşadı. Ders
anlatırken pencereden dışarı baktım; Azat Ağa’nın
arabasının okulun bahçesinden ağır ağır çıktığını
gördüm. Beni emin ellere, çocuklarıma teslim etmiş
, kendi dünyasına dönüyordu. İçimde bir huzur,
boğazımda o kekiğin ferahlığı vardı."
Burak:
"Hadi bakalım, defterleri açın. Bugün size, insanın
insanla iyileştiği o kadim hikayelerden birini
okuyacağım..."
