117. bölüm · Aynı Göğün Altında
Sınıfın Ortasındaki Edebiyat Çemberi
Mardin Lisesi 11-A sınıfındaki bu edebi kuşatma, sınıfın
en kuytu köşesinde, en arka sırada oturan ve neredeyse
sesini kimsenin duymadığı Fırat’ı bile harekete
geçirmişti. Fırat, her zamanki mahcup tavrıyla
sırasından kalktı. Elinde, Deniz Karaca’nın belki de en
ağır, en sarsıcı ve okuyanın ruhunu darmadağın eden o
meşhur eseri vardı: "Gözyaşlarının Bedeli".
Fırat, kitabın kapağındaki o kurumuş toprak ve üzerine
düşen tek bir damla figürüne bakarken, kendi iç
dünyasındaki o dilsiz acıları bu satırlarda bulmuş
gibiydi. Ada, Mine, Defne, Umut ve Efe'nin oluşturduğu
o kalabalık gruba doğru, sanki görünmez bir bağla
çekiliyormuş gibi yaklaştı.
Sınıfın En Sessiz Sesinden Bir İtiraf
Fırat, masanın kenarında durup kızlara ve arkadaşlarına
baktığında, sesi fısıltıdan hallice ama derinden
geliyordu.
Fırat: "Ben... Ben de bunu okuyorum. 'Gözyaşlarının
Bedeli'. Deniz Karaca’nın bu kitabını okumadan,
diğerlerini tam anlayamazsınız gibi geliyor bana."
Mine: (Şaşkınlıkla gözlüklerini düzeltti)
"Fırat! Senin de
mi Karaca okuduğunu bilmiyorduk. Bu kitap... Yazarın
en ağır bedelleri anlattığı, her kelimesi kanayan kitabıdır.
'Ödenmeyen her gözyaşı, bir gün kalbinizde bir taşa
dönüşür' dediği o yeri okudun mu?"
Fırat: (Başını yavaşça sallayarak)
"Okudum Mine. 'Gözyaşı dökmek zayıflık değil, ruhun
borcunu ödemesidir' diyor. Okurken göğsümün
ortasında bir sızı hissettim. Kalbim... Sanki bir kuş
kanat çırpıyormuş ama kafesi çok darmış gibi, öyle hızlı
ve sert çarpmaya başladı ki, yerimde duramadım."
"Bedeli Ödenmiş Hayatlar"
Ada: (Fırat’ın elindeki kitaba bakarken gözleri doldu)
"Peki Fırat, sence bu yazar kimin gözyaşlarının bedelini
ödüyor? Kendi hatalarının mı, yoksa başkasının
günahlarının mı?"
Fırat:
"Bence yazar, çok sevdiği birinin yaptığı bir hatanın
bedelini tek başına üstlenmiş. O yüzden bu kadar yalnız
, o yüzden bu kadar 'kayıp'. Egemen gibi parlayanların
arkasında, her zaman böyle bedel ödeyen birileri vardır
belki de."
Efe:
"Vay be... Fırat, sen sustun sustun ama tam kalbinden
vurdun meseleyi. Bu Deniz Karaca hepimizi bir
yerimizden yakaladı."
Sınıfın Ortasındaki Edebiyat Çemberi
Altı arkadaş; Ada, Mine, Defne, Umut, Efe ve Fırat... Her
biri elinde farklı bir Deniz Karaca kitabıyla, sınıfın tam
ortasında görünmez bir kale kurmuşlardı. Dışarıdaki
dünya; Ufuk’un öfkesi, Merve’nin gizemli suskunluğu ve
Mardin’in sert rüzgarları, bu altı kitabın yarattığı o büyü
kalkanını aşamıyordu.
Peki Fırat’ın "Gözyaşlarının Bedeli" kitabında altını
çizdiği o gizli cümle, aslında Egemen Soydan’ın
hayatındaki en büyük sırrı mı ele veriyordu? Ve Deniz
Karaca, Mardin’deki bu altı gencin kalbini aynı ritimde
çarptırmayı daha ne kadar sürdürecekti?
