105. bölüm · Aynı Göğün Altında
"Unutulmuş Bir Ritmin Geri Dönüşü"
Burak Öğretmen, mahcubiyet ve o tarif edilemez telaş
içinde konaktan ayrılırken, arkasında bıraktığı sessizlik
Mardin’in taş duvarlarına çarparak büyüdü. Terasta,
Mezopotamya ovasının sonsuz karanlığına karşı tek
başıma kalmıştım. Omuzumdaki o hafif sızı, sürdüğü
kremin serinliğiyle yatışmıştı ama göğsümün içindeki o
fırtına dinmek bilmiyordu.
Yıllardır bu konakta, bu topraklarda bir kaya gibi dimdik
, sarsılmaz durmuştum. Ama şimdi...
Azat Ağa'nın Dilinden: "Unutulmuş Bir Ritmin Dönüşü"
Azat Ağa:
"Burak gittikten sonra öylece oturdum. Elinin titreyişi
hâlâ omuzumda bir iz gibi duruyordu. Parmak uçları
tenime değdiğinde, sanki damarlarımdaki kanın yönü
değişti. Ben ki Azat Ağa... Nice çatışmalardan, nice
aşiret kavgalarından, nice kayıplardan geçmişim; kalbim
bir kale gibi kapalıydı dünyaya. Kimse o surları aşamaz
, kimse o kapıyı çalamaz sanırdım.
Ama o an... O sıcak çayın yakışından daha şiddetli bir
yangın hissettim içimde. Kalbim, tozlu raflara
kaldırılmış, yıllardır yorulmuş eski bir saat gibiydi;
paslanmış zembereği bir dokunuşla boşaldı.
Göğsümün kafesinde öyle bir hızla çarpmaya başladı ki,
sanki tüm Mardin duyacak, bin yıllık taşlar bu atışla
sarsılacak sandım.
"Bir Sakarlık Değil, Bir Uyanış"
Azat Ağa (Devamla):
"Nefesim kesildi bir an. Şehmus Ağa'nın oğlu, bu
heybetli konağın efendisi olarak değil de, sadece bir
'insan' olarak hissettim kendimi. Omuzumdaki o kremin
kokusuna karışan Burak’ın o telaşlı, o samimi endişesi..
. Kalbim, o çocuksu korkuyla atan kalbine cevap verdi
sanki.
Yıllar sonra... Belki de onca ağır sorumluluğun, törenin
ve sertliğin altında unuttuğum o duyguyu hatırladım.
Kalbim hızla çarpıyordu ve bu kez korkudan ya da
öfkeden değil; hayata, bir dokunuşa, bir bakışa dair o
yasak ama yakıcı heyecandan dolayıydı.
Kendi kendime fısıldadım: 'Azat... Sen bu ateşe
dayanabilir misin? Kalbinin bu hızına hükmedebilir
misin?'"
Taş Konağın Yankısı
Azat Ağa, terasın korkuluklarına tutunarak ovaya doğru
baktı. Omuzundaki sızı geçmişti ama kalbindeki o yeni
ve hızlı ritim, Mardin'in sessiz gecesinde yankılanmaya
devam ediyordu.
Burak Öğretmen evine giderken bu sarsıntıyı hissetmiş
miydi? Azat Ağa, bu saatten sonra kalbinin bu deli gibi
atışını törenin ve sessizliğin arkasına saklayabilecek
miydi?
