43. bölüm · Aynı Göğün Altında

Kendi kaderi'nin mahkumu

Berfin Nayci

Bölümler
1 Sıcak sarı bir haber 2 Uzak şehir mardin 3 Hazır bavul 4 Veda 5 Öfkeli avukat cihat 6 Hukuk ve Öğretmen 7 Köy meydanın 'da iki yabacı 8 Küçük ev 9 Bir anne'nin endişesi 10 İstanbullu öğretmen 11 Büyük hayaller 12 Renkli kalemler ve Büyük hayaller 13 Bir Şiir Gibi Mardin 14 Tanışma 15 Tarih ve Edebiyatın buluşması 16 Şiir ve Müzik 17 Renkli Dünya 18 Ortak bir gelecek 19 Kelimelerden daha ağır sözler 20 Kalem ve Töre 21 Küçük cesur aslan 22 Dinmeyen öfke 23 Mahsun bir çocuğun göz yaşları 24 Paylaşılamayan hayaller 25 Düşüncenin ağırlığı 26 Soykanların sofrası'da 27 Şenlenen sofra 28 Şahmeranı'n Bilgeliği ve Sadekatı 29 Çoçukların neşeli kahkahları 30 İlk deneyim ney 31 Çalınan bir çoçocuğun geçmişi 32 Parçalanan ruh 33 Güvenli kollar 34 Şehmuz ağa'nın gölgesi 35 Zalimliğin nişanı 36 Bir anne'nin feryadı 37 Bayram sabahı 38 Derin bir sessizlik 39 Barış ve Merhamet 40 Davet 41 Yıkım ve Sessizlik 42 Kendi kaderi'nin mahkumu 43 Kanun ve töre 44 Soğuk yanlızlık 45 Küçük dedektifcikler 46 Çoçukların meraklı bakışları 47 Beklenmedik süpriz 48 Mistik Kaan 49 Mardinde büyüleyici bir akşam 50 Kranlık Dünya 51 Konağın Avlusunda Endişeli Bekleyiş 52 Soğuk Ev 53 Bulanmış zihin 54 Yorgun bir sessizlik 55 Gecenin serinliği 56 Mahvedilen çoçukluk 57 Ay ışığı altında 58 Kalbin çekim yasası 59 Sahadaki Maçtan Kalpteki Maça 60 Aşk Trafiği 61 Müstesna Bir Uyarı ve Taktir 62 Sımıftaki İlk Sessizlik ve Tanışma 63 Sınıftaki Büyük Saygısızlık 64 Sınır Tanımayan Saygısızlık 65 Sabrın sonu 66 Saygısızlığın lüzmü 67 Sınıfta'ki Kaos 68 Hüzün ve Öfke 69 Küstah Dönüş 70 Sınıfta'ki Barut Fıçısı 71 Kırılma Anı 72 Yaralı bir aslan 73 İlk Yumruk ve Büyük Kavga 74 Sınıfın Ortasında Meydan Savaşı 75 Umursamazlığın Zirvesi 76 Felaketin Habercisi 77 Sınıfta'ki Sarhoş Sessizlik 78 Sınıftaki Büyük Sessizlim ve İtraf 79 Yeni Bir Dostluğun Temeli 80 Sınıftaki Yeni Bir Nefes 81 İstanbul'un parlak yıldızı "Egemen Soydan" 82 Sokaklarda Egemen Fırtınası 83 Kilibin Başkangıcı:Karanlık Bir Masa 84 Kilibin Atmosferi: Akıl Haatanesindeki Yanlızlık 85 Sahnede Bir Dev: Egemen Soydan 86 Göz Göze Gelen İki Yanlız Ruh 87 Öğretmenler Odasında Tanışma Merasimi 88 Sanat ve Ruh 89 Ada ve Dijital İzler 90 Duygusal Tepkimeler 91 Aşkın Fizik Yasassı 92 Mezopotamya'ya Karşı Akşam Yemeği 93 Geceye Düşen Işık 94 Yarım Kalan Şarkı 95 İmkansız aşk Ada ve Egemen 96 Sınıfta "Fırtına" Berkay Etkisi 97 Yeni Dengeler 98 Sınıfta "Sportif" Bir Rüzgar 99 Bilgi ve Duygu Savaşı 100 Sınıfta Buz Kesen Bşr Atmosfer 101 İsyanın Rengi Siyah 102 Karanlık İkizler 103 Kazanın Sıcağı ve Panik 104 "Unutulmuş Bir Ritmin Geri Dönüşü" 105 "Sıcak Bir Nefes Kesilen Soluk" 106 Koku ve Hafıza 107 Kapanan Telefon Açılan Yaralar 108 Hayalin Getirdiği Çarpıntı 109 Bir Romanın İçinde Kaybolmak 110 Sayfaların Arasındaki Sır 111 Kalp Atışlarının Senfonisi 112 İki Okur,Bir Ortak Ruh 113 Üç Kalbin Ortak Ritmi 114 Nefretin İçindeki Gizli Sevgi 115 Kelimelerin Sessiz Gücü 116 Sınıfın Ortasındaki Edebiyat Çemberi 117 Karaca Okurları 118 Taş Konağın Tozlu Rafları 119 Karaca'nın İzindekiler 120 Masal Hanımı'nın Kalp Çarpıntısı 121 Sırların Arasındaki Bakışma 122 İtrafların Başlangıcı 123 İmza Masasında Bir Rüya: Masal ve Deniz 124 Yasak Sayfaların Arasında 125 Nefretin Altındaki Eski Yaralar 126 Tebeşir Tozu ve Panik 127 Endişe 128 Başucundaki Sessiz Yemin 129 Sessiz Bir İtiraf ve Minnet 130 Geceye Doğru Birleşen Yollar 131 Yarım Kalan Cümleler 132 Mendiller Arasındaki Savaş 133 Şifalı Bir Tehdit 134 Bir Anne Kalbinin Sızısı 135 Buharın Ardındaki Sırlar 136 Mardin’de Sakin Bir Kış Gecesi 137 Okula Doğru Yeni Bir Sayfa 138 Edebiyatın Şifası: Vefa ve Dostluk 139 Dehşet ve Merak 140 Kaza mı, İnfaz mı? 141 Mucizevi Kurtuluş 142 En Yakınındaki Düşman 143 Canlı Yayında Bir Ağabeyin İsyanı 144 Ritmin Mardin Yankısı 145 BEŞLİ GRUP: MEZOPOTAMYA’NIN KALBİNDE!" 146 Karanlığın Ortasında 147 Misafirperverliğin Zirvesi 148 Beklenmedik Bir Yakınlık 149 İçimdeki Fırtına 150 Sınıftaki Gizemli Esinti 151 Yaman Ağa’nın Bakışlarındaki Ateş 152 Notlar ve Tarihler Arasında 153 Küller ve Notlar 154 Aşkın Dili ve Gücü 155 Bir Sahada Başlayan Aşkın Finali 156 Gecenin Karanlık Yüzü 157 Şefkat ve Öfke Arasında 158 Yaman Ağa’nın İtirafı ve Gerçek Düşman 159 Mühürlenen Gece 160 Hamit Ağa’nın Kaderine Doğru 161 Gecenin Sonu: Kan ve Yemin 162 Güvenin Sıcaklığı

Azat Ağa ve Boran Ağa, Cihat’ın o nefes kesen

karanlığından çıkıp Şehmuz Ağa’nın güneşli, cıvıl cıvıl

avlusuna adım attıklarında üzerlerindeki o ağır yükü

kapıda bırakmaya çalıştılar. Ancak ikisinin de yüzündeki

sert ifade, içerde gördükleri o vicdansızlığın izlerini

taşıyordu.

Avluda herkes; Zümrüt Hanım, Burak Hoca, Zehra ve

küçük Kerem merakla onlara bakıyordu. Şehmuz Ağa,

sedirinde tesbihini çekerek oğlunun ve yeğeninin

gelişini izledi. Onların boş ellerle ve çatık kaşlarla

gelişinden mevzuyu çoktan anlamıştı.

Şehmuz Ağa:

"Geldiniz demek..." dedi Şehmuz Ağa, sesini yormadan.

"Gördünüz mü o karanlık yüzü? Uzattığımız el havada

mı kaldı evlatlar?"

Azat Ağa:

Azat, babasının yanına varıp ceketini yan tarafa bıraktı.

Sesi öfkeden hala titriyordu. "Geldik baba, geldik ama

keşke gitmeseydik. O adam zıvanadan çıkmış. Kendi

anasına, Aslı Hanım’a zorla yemek yedirmeye kalkıyor,

bağırıp çağırıyor... Biz kapıdan girince de 'Defolun, gidin

evimden!' diye gürledi. Senin sofranı da, bizim

barışımızı da elinin tersiyle itti."

Boran Ağa:

Boran, avludaki çeşmeye gidip ellerini buz gibi suyla

yıkadı, sanki o evin kirini üzerinden atmak istiyordu.

"Ağabeyim haklı ağam. Cihat artık insanlıktan çıkmış. O

ev bir konak değil, bir mezar olmuş resmen. Kendi

öfkesinde boğuluyor. Bize 'Sizin o sahte merhametinize

ihtiyacım yok' dedi."

Burak Hoca:

Burak, Kerem’in elini sıkıca tutuyordu; çocuğun bu

konuşmaları duyup korkmasını istemiyordu ama Kerem

zaten annesinin dizine yaslanmış, güvende hissetmenin

huzuruyla etrafı izliyordu. "Şehmuz Ağa," dedi Burak,

"Bazen birine ışık tutmak istersiniz ama o karanlığa o

kadar alışmıştır ki ışık gözünü yakar. Cihat Bey şu an o

durumda."

Şehmuz Ağa:

Şehmuz Ağa, derin bir iç çekti. Gözlerini ovaya, uzaklara

dikti. "Zorla güzellik olmaz evlatlar. Biz kapıyı açtık,

buyur ettik. O kapıyı kendi elleriyle üzerine kilitledi.

Bundan gayrı Cihat kendi kaderinin mahkumudur. Bizim

soframızın bereketi, gönlü açık olanadır."

Zümrüt Hanım araya girerek gerginliği dağıtmak istedi:

"Hadi, boş verin o bedbahtı artık. Bayramın tadını

kaçırmasın. Sofraya oturalım, çocuklar acıktı.

Bereketimizle, neşemizle kutlayalım günümüzü."

Kerem, o sırada elindeki sarı boyayla boyadığı kağıdı

havaya kaldırdı. "Bakın!" dedi neşeyle. "Güneş yaptım

, herkesin üzerine doğuyor!"

Azat Ağa, küçük Kerem’in bu masumiyetine bakıp

gülümsedi. Cihat’ın o karanlık dünyası artık bu avlunun

dışındaydı. Şehmuz Ağa’nın konağında kaşık sesleri,

çocuk gülüşleri ve samimi sohbetler yükselirken;

Mardin’in rüzgarı, kötülüğün kokusunu bu evden

sonsuza dek uzaklaştırıyordu.