146. bölüm · Aynı Göğün Altında
Mucizevi Kurtuluş
Haberin devamındaki bu gelişme, sınıftaki o ağır havayı
biraz olsun dağıtmıştı. Kızlar, spikerin ağzından çıkan
"ameliyattan çıktı" kelimesiyle derin birer nefes aldılar. O
büyük trajedinin ortasında gelen bu küçük umut ışığı,
öğretmenler odasından sınıflara kadar herkesi bir
nebze rahatlatmıştı.
Haber Bülteni: Mucizevi Kurtuluş
Kadın Spiker: "Ve beklenen iyi haber nihayet geldi...
Beşinci kattan düşerek tüm Türkiye’yi yasa boğan ünlü
sanatçı Egemen Soydan, saatler süren kritik
ameliyatın ardından sağ salim çıktı. Doktorlar,
sanatçının hayati tehlikeyi atlattığını ancak
vücudundaki çok sayıda kırık nedeniyle tedavi
sürecinin çok zorlu geçeceğini belirtti. Maalesef
sevenlerini üzecek bir diğer detay ise, Egemen
Soydan’ın ses tellerinde ve akciğerlerinde oluşan hasar
sebebiyle uzun bir süre, belki de yıllarca şarkı
söyleyemeyecek olması..."
Sınıftaki Karmaşık Duygular
Ada (Kendinden):
"Yaşadığına sevinsek mi, o güzel sesini bir daha
duyamayacağımıza üzülsek mi bilemedik. Egemen
Soydan demek, o ses demekti. Mine gözyaşlarını sildi
ama yüzünde hala bir hüzün vardı. 'Sesini kaybetmiş
Ada, bu bir şarkıcı için ölmekten beter değil mi?' diye
fısıldadı."
Mine:
"En azından nefes alıyor... O düşüşten sağ çıkması bile
bir mucize. Ama o videodaki o görüntü... O ses...
'Noluyo lan burada' deyişi hala kulağımda. Sanki o
saniyeden sonra her şey sessizliğe gömüldü."
Defne:
"Belki de konuşmaya başladığında her şeyi anlatır. Kim
vardı o odada? Onu kim itti ya da ne korkuttu da o
boşluğa düştü? Artık tek şarkısı, o geceki sırrı anlatmak
olacak."
Burak Öğretmen’in Dilinden: Sessizliğin Bedeli
Burak (Kendi Ağzından):
"Ameliyatın iyi geçmesine ben de sevindim; bir canın
kurtulması her şeyden önemliydi. Ama bir sanatçının
sesini kaybetmesi... Edebiyatta 'lal olmak' deriz biz
buna. Trajik bir sonun, yarım kalmış bir başlangıcı gibi.
Sınıfa döndüğümde çocukların yüzündeki o 'şükür'
ifadesini gördüm. Mardin’in sert rüzgarı pencereleri
döverken, İstanbul’daki o sessizliğin buradaki yankısını
düşünüyordum."
Burak:
"Bakın çocuklar, hayat bize her an her şeyi verebilir ama
her an her şeyi de alabilir. Egemen Soydan artık şarkı
söyleyemeyecek olabilir ama o artık yaşayan bir hikaye.
Önemli olan o hikayenin nasıl devam edeceği."
Burak (Kendi Ağzından):
"Ders bittiğinde çantamı topladım. Sınıftan çıkarken
aklımda tek bir soru vardı: Egemen o gece gördüğü şeyi
anlatabilecek miydi? Yoksa o ses kaybı, sadece fiziksel
bir hasar mıydı, yoksa anlatılmaması gereken bir sırrın
bedeli mi? Okulun bahçesine çıktığımda Azat Ağa’yı
gördüm; telefonla konuşurken kaşları çatıktı.
'Yaşıyormuş ha?' dedi bana bakarak. 'Yaşıyor Azat Ağa,'
dedim. 'Ama artık susacak.'"
Azat Ağa: (Derin bir nefes alarak)
"Bazen susmak, konuşmaktan daha zordur öğretmen.
Hele ki gördüğün şey seni beşinci kattan aşağı attıracak
kadar ağırsa..."
