109. bölüm · Aynı Göğün Altında
Hayalin Getirdiği Çarpıntı
Mardin’in o dar, taş sokaklarına akşamın serinliği
çökerken, ben de kendi küçük ve sade kalemime
çekilmiştim. Evim küçük olsa da kitaplarımın yarattığı o
uçsuz bucaksız dünya bana yetiyordu. Elime aldığım
kitap, son günlerde İstanbul’dan buraya kadar ünü
ulaşan, edebiyat dünyasının parlayan yıldızı Deniz
Karaca’nın son eseriydi: "Yalancı Bir Bahar".
Kitabın kapağını araladığım an, sanki odamın kokusu
değişti. Her satırda, her betimlemede ruhumun en
derinlerine dokunan bir şeyler vardı.
"Yalancı Bir Bahar" ve Ruhumun Yankısı
Masal (Kendinden):
"Kitabın sayfalarını çevirdikçe, Deniz Karaca’nın
kelimeleri etrafımda bir koza örmeye başladı. 'Aşk,
mevsimi şaşırmış bir tomurcuğun soğukta açma
çabasıdır' diyordu bir cümlesinde. Gözlerimi kapattım.
İstanbul’un o puslu havasını, Galata’nın rüzgarını ve o
satırları yazan adamın zihnini hayal ettim.
Deniz Karaca... Kimdi bu adam? Nasıl olabiliyordu da
benim hiç kuramadığım cümleleri, kalbimdeki o isimsiz
sızıları bu kadar net anlatabiliyordu? Kitabı göğsüme
bastırdım. O an, zihnimde bir silüet belirdi; elinde
kalemi, hafif çatık kaşları ve derin bakışlarıyla kağıda
hayat veren o gizemli yazar..."
"Hayalin Getirdiği Çarpıntı"
Masal (Kendinden):
"Onu hayal etmek, sesini satırların arasından duymaya
çalışmak bir anda nefesimi kesti. Bir yazarın ruhuna, hiç
görmeden bu kadar aşık olunabilir miydi? Kalbim...
Sanki bir kuş kanat çırpıyormuş gibi, göğüs kafesimi
zorlamaya başladı. Güm güm...
Mardin’in sessizliğinde kendi kalp atışlarımı duymak
beni ürküttü. Yanaklarımın ısındığını, ellerimin kitabın
kapağında terlediğini fark ettim. Deniz Karaca’nın o
vakur ve entelektüel duruşu, hayalimde canlandıkça
kalbimin ritmi iyice kontrolden çıkıyordu. Hiç
tanımadığım birine, sadece kelimeleri üzerinden bu
kadar yakın hissetmek... Bu gerçekten yalancı bir bahar
mıydı, yoksa kalbimin gerçek uyanışı mı?"
Kelimelerin Büyüsü
Masal, kitabın arasına kurutulmuş bir gül bırakıp ışığı
söndürdü. Ama zihnindeki o Deniz Karaca hayali ve
kalbindeki o hızlı tempo, uykusunu çoktan kaçırmıştı.
Peki İstanbul’un en ünlü yazarı Deniz Karaca,
Mardin’deki bu masum öğretmenin kalbini bu kadar
derinden sarstığından haberdar mıydı? Ve bir gün
yolları, o "Yalancı Bir Bahar"ın satırlarından çıkıp
Mardin’in gerçek sokaklarında kesişecek miydi?
