131. bölüm · Aynı Göğün Altında
Başucundaki Sessiz Yemin
Hastanenin beyaz, soğuk koridorlarında yankılanan
ayak seslerim, kucağımdaki o genç adamın zayıf nefes
alışlarına karışıyordu. Ben, Azat Ağa; bunca yıl bu
topraklarda çok yük taşıdım, çok fırtına göğüsledim
ama bu genç öğretmenin kollarımda kuş gibi hafiflemiş
bedeni, benim o taş kalbimi ilk kez böylesine yerinden
oynattı.
Doktorlar Burak’ı elimden alıp o beyaz odaya
soktuklarında, kapının önünde bir ileri bir geri yürürken
ömrümden ömür gittiğini hissettim.
Azat Ağa’nın Dilinden: Kapıdaki Bekleyiş
Azat Ağa (Kendi Ağzından):
"Elimdeki tebeşir tozlarına baktım... O bembeyaz lekeler,
az önce sınıfta hayat dersi veren o adamın son izleriydi.
İçimdeki bu sızı neydi? Ben ki fermanıyla dağları
deviren Azat’tım; şimdi bir doktorun ağzından çıkacak
iki kelimeye muhtaç kalmıştım. Kalbim, sanki o sedyede
yatan benmişim gibi düzensiz çarpıyordu.
Korkuyordum... İlk kez birini kaybetme ihtimali, töreden
de, topraktan da daha ağır gelmişti."
Doktorun Teşhisi ve Sarsılan Gurur
Bir süre sonra doktor odadan çıktı, maskesini indirirken
yüzünde yorgun bir ifade vardı. Yanına nasıl vardığımı,
yakasına nasıl yapışmadığımı ben bile bilmiyorum.
Doktor: "Sakin olun Azat Bey. Burak Bey’in hayati bir
tehlikesi yok. Ama vücudu artık alarm vermiş. Aşırı
stres, uykusuzluk ve zihinsel yorgunluk birleşince bünye
iflas etmiş. Beyni resmen şalterleri indirmiş."
Azat Ağa (Kendi Ağzından):
"Stres mi? Sadece bir kelime... Ama o kelimenin altında
ne kadar yük olduğunu bir ben, bir de o odada solgun
yatan Burak biliyordu. 'Stresten' dedi doktor... Benim
tanıdığım Burak, bu okulun çocukları için, bu şehrin
geleceği için canını dişine takan bir adamdı. Kim bilir
içine neler attı, hangi dertleri kendine dert edindi de bu
hale geldi? Onu koruyamadım diye kendime
kızıyordum."
Başucundaki Sessiz Yemin
Doktor gittikten sonra usulca odaya girdim. Burak,
bembeyaz çarşafların içinde daha da küçülmüş gibiydi.
Yanındaki sandalyeye çöktüm, o heybetli cüssem o
odaya sığmadı sanki.
Azat Ağa: (Burak’ın elini, sanki kırılacak bir camı tutar gibi tutarak fısıldadı)
"Kalk be öğretmen... Kalk ki yine o çocuklara hayallerini
anlat. Söz veriyorum, seni o stresin içine sokan ne
varsa, kim varsa karşısında beni bulacak. Azat Ağa’nın
koruması altındasın artık... Kimse senin o temiz zihnin
i yoramayacak."
Gece Yarısı ve Sırlar
Azat Ağa (Kendi Ağzından):
"Ona bakarken, içimdeki o sert kayaların birer birer kum
olup döküldüğünü hissettim. Bu sadece bir öğretmeni
kurtarmak değildi; bu, Mardin’in en karanlık gecesinde,
sönmek üzere olan bir mumu ellerimle rüzgardan
korumaktı. Burak iyileşecekti... İyileşmeliydi. Çünkü o
uyanmazsa, bu şehirdeki masallar eksik kalacaktı."
0
