101. bölüm · Aynı Göğün Altında
Sınıfta Buz Kesen Bşr Atmosfer
Mardin Lisesi’nin o sabahki huzuru, demir kapının
sertçe çarpılması ve koridorda yankılanan ağır bot
sesleriyle bıçak gibi kesildi. 11-A sınıfının eşiğinde,
etrafa yaydığı o tekinsiz enerjiyle Ufuk belirdi.
Üzerinde okul üniforması yerine siyah, hafif yırtık bir
tişört vardı. Boynundaki kalın gümüş zincir kolye her
adımında tişörtüne çarpıyor, sağ bileğini saran o siyah
yılan dövmesi sanki canlıymış gibi parlıyordu. Ufuk,
sınıfa girdiği an kural tanımazlığını ilan etmişti bile.
Sınıfta Buz Kesen Bir Atmosfer
Ufuk, kimseye selam vermeden, en arka köşede cam
kenarındaki boş sıraya doğru yürüdü. Çantasını sıranın
üzerine fırlatır gibi bıraktı ve sandalyeye yayılarak
oturdu. Sınıfın neşe kaynağı Mert ve Berkay bile bu sert
duruş karşısında bir an duraksadılar.
Mert: (Alçak sesle Berkay’a) "Oğlum, bu arkadaş sanki
disiplin kurulundan kaçmış da gelmiş gibi bakıyor. Şaka
yapsak 'error' verir miyiz dersin?"
Berkay: "Valla Mert, baksana çocukta 'kural' kelimesinin
'k'si bile yok. Disiplin cezalarının koleksiyonunu yapmış sanki."
Ufuk: (Mert ve Berkay'ın fısıldaşmalarını duyup buz gibi bir sesle)
"Kendi aranızda masal anlatmayı bitirdiyseniz, önünüze
dönün. Ben buraya arkadaş edinmeye değil, bu sıkıcı
yılı bitirmeye geldim."
Atakan ve Ufuk: İki Gücün Çarpışması
Sınıfın sportif ve disiplinli ismi Atakan, Ufuk’un bu kural
tanımaz tavrından rahatsız olup yerinden doğruldu.
Atakan: "Selam Ufuk. Burası Mardin Lisesi, burada
kurallar sadece kağıt üzerinde değildir. Aramıza uyum
sağlarsan herkes için daha kolay olur."
Ufuk: (Dudak bükerek dövmeli bileğini kaşıdı)
"Kurallar, onları koyanların korkaklığından doğar Atakan.
Ben korkak değilim, kuralların da canı cehenneme.
Kimse bana ne yapacağımı söyleyemez."
Ada ve Ufuk: Karanlık Bir Benzerlik mi?
Ada, Ufuk’un o soğuk ve mesafeli duruşunda garip bir
benzerlik yakaladı. Kendi içindeki o Egemen Soydan
aşkının yarattığı yalnızlık ile Ufuk’un bu dünyadan
kaçma çabası sanki bir yerde kesişiyordu.
Aleyna bile o iddialı tarzıyla Ufuk’un yanından geçerken
sakızını çiğnemeyi unuttu; Ufuk’un etrafındaki o tehlikeli
aura, Aleyna’nın alışık olduğu popülerlik dünyasından
çok uzaktı.
Mine (Zeki): (Ufuk’un yanındaki sıraya yavaşça yaklaşıp)
"Bakıyorum da Nihilizm'i sadece kitaplarda değil,
hayatında da yaşıyorsun Ufuk. Hiçbir kurala
inanmamak, seni özgür mü kılar yoksa daha büyük bir
boşluğa mı sürükler?"
Ufuk: (Mine'ye sertçe bakarak) "Boşlukta düşmek, bir
kafesin içinde uçmaktan iyidir gözlüklü. Çok konuşma
da kitabını oku."
Ders zili çaldığında Kuzey Bey (Coğrafya) içeri girdi ve
Ufuk’un kılık kıyafetini görünce kaşlarını çattı.
Kuzey Bey: "Evladım, o kolye ve dövme... Ayrıca
üzerindeki kıyafet okul yönetmeliğine aykırı. Hemen
müdürün yanına git!"
Ufuk: (Yavaşça ayağa kalktı, çantasını omzuna taktı)
"Zaten burası nefesimi kesmişti. Bayılıyorsunuz
insanları kutulara koymaya..." diyerek kapıyı çarptı ve
çıktı.
Ufuk’un gelişi sınıfta büyük bir fırtınanın habercisiydi.
Ada, Ufuk’un o asyalı yılan dövmesinin aslında ne
anlama geldiğini merak ederken; Egemen Soydan’ın
kaza yaptığı set alanında Ufuk’u görenler olduğu fısıltısı
sınıfa yayılmaya başladı.
Peki Ufuk, Egemen’in o karanlık geçmişinden bir parça
mı taşıyordu? Ve bu kural tanımaz çocuk, Ada’nın
kalbindeki Egemen fırtınasını dindirecek miydi yoksa
daha da mı büyütecekti?
