127. bölüm · Aynı Göğün Altında
Tebeşir Tozu ve Panik
Sahnede ufak bir odak kayması olmuş, hemen lisenin o
tebeşir kokulu koridorlarına ve dersin tam ortasına
dönüyoruz. Öğretmen Burak, lise son sınıf öğrencilerinin
meraklı bakışları altında tahtada edebiyatın
derinliklerini anlatırken, Mardin’in sıcağı sınıfın
pencerelerinden içeri süzülüyordu.
Lise Sınıfı: Edebiyat ve Hayat Dersi
Burak (Kendi Ağzından):
"Elimde tebeşir, tahtaya Deniz Karaca’nın son kitabından
bir alıntı yazıyordum. Sınıfta çıt çıkmıyordu; Ada, Mine,
Defne, Umut, Efe ve Fırat sanki ağzımdan çıkacak her
kelimeyi kalplerine not ediyorlardı. Ama içimde bir
saattir geçmeyen, mide boşluğumdan yukarı tırmanan o
tuhaf sızı... Gittikçe ağırlaşıyordu."
Burak: "Çocuklar... Yazarlar bazen kendi hayatlarını
değil, yaşayamadıkları hayatların yasını tutarlar. İşte bu
yüzden trajediler bu kadar gerçektir."
Ada: "Hocam, yani Deniz Karaca aslında 'Yasak
Topraklarda Aşk'ı yazarken kendinden mi kaçıyor?"
Burak: (Gülümsemeye çalışarak)
"Belki de Ada... İnsan bazen en çok kendinden kaçarken
en iyi hikayeleri yaz—"
Dünyanın Döndüğü O Saniye
Burak (Kendi Ağzından):
"Cümlem yarım kaldı. Bir anda tahtadaki beyaz harfler
dans etmeye, sıralar birbirine girmeye başladı. Sınıfın
tavanı sanki üzerime çöküyordu. Kulaklarımda uğultulu
bir rüzgar sesi belirdi. Dünyanın ekseni kaydı, zemin
ayaklarımın altından çekildi. Gözlerim kararmaya,
görüntüler silikleşmeye başladı."
Mine: "Hocam! İyi misiniz? Yüzünüz bembeyaz oldu!"
Burak (Kendi Ağzından):
"Cevap veremedim. Elimdeki tebeşir yere düşüp un ufak
olurken, ben de boşluğa doğru devrildim. Ama sert
zemine çarpmadım. O sırada sınıfa bir evrak
imzalatmak için giren ya da belki de koridordan
geçerken o anı fark eden Azat Ağa, devasa bir refleksle
beni yakaladı."
Azat Ağa’nın Kollarında Sessizlik
Sınıfta bir anda çığlıklar ve sandalyelerin sürüklenme
sesi yankılandı. Azat Ağa, öğrencilerin şaşkın bakışları
arasında Burak Öğretmen’i yere düşmeden, o güçlü
kollarıyla kavradı.
Azat Ağa: (Sesi endişeyle gürleyerek) "Burak! Kendine
gel evlat! Çekilin kenara, nefes alsın! Çabuk su getirin
, idareye haber verin!"
Azat Ağa, kucağında kendinden geçmiş, başı omzuna
düşmüş bu genç öğretmene bakarken; o her zamanki
sert, ulaşılmaz "ağa" maskesi ilk kez düştü. Gözlerinde
saf bir korku ve derin bir sahiplenme vardı.
Tebeşir Tozu ve Panik
Ada ve arkadaşları, hayatlarında ilk kez Azat Ağa’yı bu
kadar insani, bu kadar telaşlı görüyorlardı. Burak
Öğretmen’in solgun yüzü, Azat Ağa’nın siyah ceketiyle
tezat oluşturuyordu.
