148. bölüm · Aynı Göğün Altında
Canlı Yayında Bir Ağabeyin İsyanı
Hastanenin önündeki o mahşeri kalabalık, kameraların
ışıkları ve hayranların duaları arasında asıl büyük sürpriz
yaşandı. Ekranın bir köşesinde "Özel Haber" yazısı
belirdi ve spikerin yanındaki o vakur, siyahlar içindeki
adamı görünce tüm Türkiye sustu. Bu adam, aylardır
gizemli kitaplarıyla gündemden düşmeyen, Burak
Öğretmen’in sınıfta her satırını ezberlettiği ünlü yazar
Deniz Karaca’dan başkası değildi.
Ama asıl bomba haber başkaydı:
Deniz Karaca, Egemen
Soydan’ın öz ağabeyiydi.
Canlı Yayında Bir Ağabeyin İsyanı
Kadın Spiker: "Evet sayın seyirciler, şu an yanımızda
çok özel bir konuğumuz var. Edebiyat dünyasının
gizemli ismi Deniz Karaca... Kendisi bugün sadece bir
yazar olarak değil, Egemen Soydan’ın ağabeyi olarak
burada. Deniz Bey, kardeşinizin durumu ve yaşanan bu
ihanet hakkında neler söyleyeceksiniz?"
Deniz Karaca: (Sesi derin, yorgun ama bir o kadar da
keskin) "Egemen benim sadece kardeşim değil, bu
hayattaki en kıymetli emanetimdi. Biz o parıltılı
sahnelerin arkasında, birbirimizin yaralarını sararak
büyüdük. Bugün burada durup o 'Yılmaz' denilen şahsın
adını ağzıma alarak kirletmeyeceğim. İhanet, sinsi bir
yılandır; en sıcak bulduğu koyunda uyur."
Deniz Karaca: (Doğrudan kameraya, sanki birine mesaj
verir gibi bakarak) "Kardeşim bugün sesini kaybetmiş
olabilir ama onun suskunluğu, benim kalemimin
çığlığı olacak. Onu o boşluğa iten elleri, o karanlık
odayı kimlerin kurguladığını biliyorum. Kimse
sanmasın ki bu hesap mahşere kalacak. Bizim
lügatimizde 'vefa' kanla yazılır, ihanet ise unutulmakla
cezalandırılır."
Sınıftaki Büyük Sarsıntı: Kitaplar ve Gerçekler
Ada (Kendinden):
"Sınıfta kimseden çıt çıkmıyordu. 'Hocam!' diye inledi
Mine. 'Deniz Karaca... Egemen’in ağabeyiymiş!' Elimdeki
Yasak Topraklar kitabına baktım. Kitaptaki o 'Kardeş
Payı' bölümü... Meğer kurgu değil, bir hayatın ta
kendisiymiş. Burak Hoca’ya baktım; o an yüzündeki
ifadeyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Sanki dünya
bir kez daha ters dönmüştü onun için."
Burak (Kendi Ağzından):
"Ekrandaki Deniz Karaca’nın o delici bakışları... Sanki
Mardin’deki bu sınıfa, tam benim gözlerimin içine
bakıyordu. 'Vefa kanla yazılır' demişti... O an, aylardır
okuduğum o satırların neden bu kadar canımı yaktığını
anladım. Egemen’in sesi gitmişti ama ağabeyinin
kalemi artık bir kılıç gibi çekilmişti. Bu işin ucu sadece
İstanbul’da kalmayacaktı, hissediyordum."
Deniz Karaca (Ekranda devam ederek): "Buradan,
sesimin ulaştığı her yere, özellikle de uzaklarda bizi
izleyen o dostlara selam olsun. Egemen ayağa
kalkacak. Ve o gün, gerçek hikaye asıl şimdi başlıyor
diyeceğiz."
Burak (Kendi Ağzından):
"Yayını kapattıklarında sınıfta ağır bir sessizlik hakim
oldu. Pencereden dışarı baktığımda, Azat Ağa’nın
okulun bahçesinde durduğunu, telefonunu kulağına
bastırarak Deniz Karaca’nın konuşmasını dinlediğini
gördüm. Azat Ağa başını kaldırıp benim pencereme
baktı. Göz göze geldik. O bakışta bir uyarı vardı: Fırtına
yaklaşıyor öğretmen, gardını al."
