163. bölüm · Aynı Göğün Altında
Yaman Ağa’nın İtirafı ve Gerçek Düşman
Azat Ağa, konağın alt katındaki loş çalışma odasında,
öfkesinden deliye dönmüş bir halde Yaman’ı bekliyordu.
Duvarlardaki tüfekler, masanın üzerindeki gümüş
işlemeli hançer, odadaki her şey Azat’ın gazabıyla
titriyordu sanki. Kapı sertçe açıldı, Yaman Ağa içeri
girdi. Gözlerinde her zamanki o dik başlılık vardı ama
Azat’ın bakışlarındaki o "yok edici" ifadeyi görünce o da
duraksadı.
Azat Ağa (Kendi Ağzından):
Kanın Sorgusu
"Yaman içeri girdiğinde masanın arkasından fırladım.
Tek bir hamlede yakasına yapıştım, onu duvara öyle bir
çarptım ki odadaki tablolar sarsıldı. Gözlerimin içine
bakmasını istedim; o ihaneti, o pusuyu onun gözlerinde
aradım."
Azat Ağa: (Kükreyerek)
"Sen mi yaptın Yaman? O öğretmene, benim
mahallemde, benim emanetime pusu kurmak senin
fikrin miydi? Konuş! Eğer o masumun saçına değen el
senden emir aldıysa, kuzen demem senin canını
buracıkta alırım!"
Yaman Ağa: (Nefes nefese, ama geri adım atmadan)
"Dur hele Azat! Ne diyorsun sen? Ben Başak’ın
peşindeyim, biliyorsun. Öğretmenle, senin adamınla ne
işim olur benim? Benim savaşım mertçedir, yolda adam
kaçırmak benim harcım değil!"
Yaman Ağa’nın İtirafı ve Gerçek Düşman
"Yaman’ın gözlerindeki o şaşkınlık ve öfke gerçekti.
Yakasını bıraktım ama hırsım geçmemişti. Yaman
üzerini düzeltti, sesi bu kez daha alçak ama daha ciddi
çıktı."
Yaman Ağa:
"Beni suçlayacağına etrafına bak Azat. O siyah araba, o
maskeli itler... Onlar tanıdık. Bu işin arkasında ne ben
varım, ne de bizim kanımızdan biri. Bu pusu, yıllardır
pusuda bekleyen o eski yılanın işi: Hamit Ağa."
Azat Ağa: "Hamit mi? O köstebek hala yaşıyor mu?"
Yaman Ağa:
"Yaşıyor ve bilmediğin bir şey var. Hamit, Burak
Öğretmen’in Mardin’e gelişini en başından beri takip
ediyordu. Senin ona olan zaafını biliyor. Seni vurmak
için en zayıf noktanı, o şeftali kokulu emanetini seçti.
Haberin yok mu, Hamit’in adamları sınırda görülmüş!"
İntikam Yemini
"İsmim Azat ise, bu gece Mardin’de güneşin doğuşu
Hamit Ağa için olmayacaktı. Burak’ın saçlarını çeken o
elin hesabı, Hamit’in tüm sülalesinden sorulacaktı.
Burak’ı hedef almak, Azat Ağa’yı doğrudan ateşe
atmaktı."
Azat Ağa: (Yaman’a dönerek)
"Eğer yalan söylüyorsan Yaman, sonun olur. Ama
doğruysa... Hazırlan. Bu gece Hamit’in inini başına
yıkacağız. O öğretmenin döktüğü her damla gözyaşı için
Hamit’in topraklarını kanla sulayacağım."
Yaman Ağa:
"Ben hazırım Azat. Başak’ın hatırına, o okulun huzurunu
bozan kim varsa karşısındayım. Haydi, gidelim!"
Burak yukarıda, Azat’ın ceketine sarılmış halde
korkuyla uyumaya çalışırken; aşağıda iki ağa, ortak bir
düşmana karşı ant içiyordu. Hamit Ağa, Azat Ağa’nın
"can suyuna" dokunarak aslında kendi sonunu
imzalamıştı.
Peki Hamit Ağa, Burak’ı neden hedef seçmişti?
Burak’ın ailesiyle Hamit Ağa arasında, öğretmenin bile
bilmediği geçmişe dayanan bir kan davası mı vardı?
