116. bölüm · Aynı Göğün Altında
Kelimelerin Sessiz Gücü
Mardin Lisesi 11-A sınıfındaki o küçük kitap kulübü, her
teneffüs biraz daha büyüyor, her yeni kitapla atmosfer
daha da yoğunlaşıyordu. Sınıfın sporcu ve hareketli
isimlerinden Efe, beklenmedik bir şekilde sırasından
doğruldu. Elinde, Deniz Karaca’nın belki de en çok
satan, okuyan herkesin ruhunda bir iz bırakan o
meşhur eseri vardı: "Kırık Kalp".
Efe, kitabın kapağındaki parçalanmış saat figürüne
bakarken, o her zamanki neşeli halinden sıyrılmış, daha
düşünceli bir tavır takınmıştı. Ada, Mine, Defne ve
Umut'un oluşturduğu o heyecanlı çemberin yanına
biraz çekinerek yaklaştı.
"Kırık Kalp" ve Beklenmedik Bir Okur
Efe, elindeki kitabı masanın üzerine usulca bıraktığında
kızlar şaşkınlıkla ona döndü.
Efe: (Hafifçe boğazını temizleyerek)
"Şey... Bölüyorum ama bende de bu var. 'Kırık Kalp'.
Annem İstanbul'dan göndermişti, 'Biraz ruhun dinlensin'
diye. Başta önyargılıydım ama Deniz Karaca gerçekten
başka bir şey anlatıyor."
Mine: (Gözlüklerini heyecanla düzeltti)
"Efe! Sen ve Deniz Karaca mı? 'Kırık Kalp', yazarın en
duygusal, en savunmasız olduğu kitaptır. 'Kalp bir kez
kırıldı mı, artık her atışı bir sızıdır' dediği o bölümü
geçtin mi?"
Efe:
"Tam oradayım Mine. 'Kırık bir kalbi onarmak, denizin
ortasında fırtınada kumdan kale yapmaya benzer' diyor.
Okurken bir an nefesim kesildi. Kalbim sanki o
kıkırdayan çocuk kalbi değil de, bin yıllık bir yorgunluk
taşıyormuş gibi hızla çarpmaya başladı."
Beş Kalp, Tek Bir Yazar
Defne:
"Görüyor musunuz kızlar? Efe bile bu büyüye kapıldıysa,
Deniz Karaca gerçekten hepimizin ortak acısına
dokunuyor demektir."
Ada: (Efe’nin kitabına hüzünle bakarak)
"Peki Efe, sence o kalp neden kırılmış? Kitapta bir ipucu
var mı? Kim kırmış bu yazarın kalbini?"
Efe: (Kitabın sayfalarını rastgele karıştırırken)
"Bence bu yazarın kalbini tek bir kişi kırmamış Ada. Onu
en çok sevdikleri yarı yolda bırakmış. Sanki bir kardeşi,
bir dostu ya da çok güvendiği biri ona sırtını dönmüş
gibi bir hava var. O yüzden bu kadar 'kırık' hissediyor."
Sınıfın Arka Sıralarında Sessiz İsyan
Arka sırada Ufuk ve Merve, artık sınıfa yayılan bu Deniz
Karaca "salgınından" iyice sıkılmışlardı. Ufuk,
bileğindeki yılan dövmesini sırasının kenarına sertçe
vurdu.
Ufuk: (Alaycı bir sesle)
"Vay vay vay... Efe Bey de mi 'kırık kalpler' korosuna
katıldı? Ne o Efe, maçlarda attığın goller kalbini tamir
etmeye yetmedi mi?"
Efe: (Ufuk’a sert ama kontrollü bir bakış atarak)
"Bazen gol atmak yetmiyor Ufuk. Bazen o kalbin neden
sustuğunu anlamak için birinin kelimelerine ihtiyaç
duyuyorsun. Sen de bir denesen, belki o yılan
dövmesinin altındaki sızıyı anlarsın."
Kelimelerin Sessiz Gücü
Beş arkadaş, masanın etrafında farklı Deniz Karaca
kitaplarıyla birleşmişlerdi. Ada, Mine, Defne, Umut ve
Efe... Her biri farklı bir kitaptaydı ama hepsinin kalbi
aynı yazarın, aynı gizemli adamın ritmiyle çarpıyordu.
Peki Efe’nin "Kırık Kalp" kitabında bulduğu o gizli not
, aslında Deniz Karaca’nın kardeşi Egemen Soydan’a
yazdığı bir veda mektubu olabilir miydi? Ve sınıfın bu
edebiyat tutkusu, Ufuk ve Merve’nin o ördüğü sert
duvarları çatlatmaya yetecek miydi?
