56. bölüm · Aynı Göğün Altında
Gecenin serinliği
Gecenin serinliği açık pencereden içeri süzülürken,
yatağın kenarında bekleyen Boran Ağa, Cihat’ın
kıpırdandığını fark etti. Cihat, ağırlaşmış göz kapaklarını
zorlukla araladı. Başındaki zonklama, akşamın tüm
karmaşasını bir sis perdesi gibi örtmüştü.
Cihat:
Doğrulmaya çalıştı ama baş dönmesiyle tekrar yastığa
düştü. Elini alnına götürdü, bakışları bulanıktı. Yanı
başında dikilen heybetli karaltıyı fark edince buz kesti.
"Boran?.." dedi sesi çatallı ve kısık çıkarak. "Senin...
senin burada ne işin var?"
Etrafına bakındı; yerdeki yırtılmış dosyalar, devrilmiş içki kadehi ve darmadağın oda... Hafızası parça parça geri geliyordu ama aradaki boşluklar onu korkutuyordu.
Cihat:
"Ne oldu bana? Neden buradasın? En son... en son
adliyedeydim sanıyordum," dedi, sesi titreyerek. Boran’ın
gömleğinin açık duran düğmelerini ve darmadağın
halini görünce yutkunamadı. "Boran, cevap ver! Ne oldu
bu odaya? Ben... ben ne yaptım?"
Boran Ağa:
Boran, kollarını göğsünde birleştirmiş, ifadesiz ama
derin bir bakışla ona bakıyordu. Adım atıp yatağın
ucuna oturdu. Sesi, az önceki fırtınadan eser
kalmamışçasına sakindi.
"Kendini kaybettin Cihat," dedi Boran, tane tane
konuşarak. "Haftalardır bu eve kapatmışsın kendini.
İçerisi savaş alanı gibiydi. Geldiğimde masaya
kapandın, ağlıyordun. Sonra... sonra alkolün de etkisiyle
ne yaptığını, ne dediğini bilmez hale geldin."
Cihat:
Cihat’ın yüzü bembeyaz oldu. Boran’ın gömleğine,
omuzlarındaki kırışıklıklara baktıkça zihninde hayal
meyal görüntüler belirmeye başladı: Boran’a sarılışı, o
kontrolsüz gülüşleri, o yakınlaşma... Dehşet içinde
elleriyle yüzünü kapattı.
"Hayır... Hayır, yapmış olamam," diye inledi Cihat. "Ben...
ben öyle biri değilim. Ben her şeyi kuralına göre..."
Boran Ağa:
"Kuralların seni buraya, bu yalnızlığa gömdü Cihat,"
diyerek sözünü kesti Boran. "Bana sarıldın, ağladın. Bir
çocuk gibi sığındın. Sarhoştun, ne yaptığını bilmiyordun
ama içindeki o koca boşluğu gördüm ben. O mühürlü
dosyaların arkasına sakladığın o korkak çocuğu
gördüm."
Cihat:
Cihat başını kaldırıp Boran’ın gözlerinin içine baktı.
Utançtan yerin dibine girmek istiyordu ama Boran’ın
sesindeki o garip merhamet onu daha çok sarsmıştı.
"Beni neden bırakıp gitmedin? Neden beni bu
rezilliğimle baş başa bırakmadın Boran Ağa? Bu senin
için en büyük koz olmaz mıydı?"
Boran Ağa:
Boran ayağa kalktı, üzerini düzeltti. Kapıya doğru bir
adım attı ama durup arkasına baktı. "Ben düşmanımı
ayaktayken yenerim Cihat, yerdeyken değil. Hele ki o
düşman kendi evinde kendi ruhunu yakmışsa, ona bir
tekme de ben vurmam. Şimdi dinlen. Yarın uyandığında
bu geceyi bir kabus sayarsın... Ama unutma; o cübbenin
altındaki insanı ben gördüm. Artık bana yalan
söyleyemezsin."
Boran odadan çıkarken, Cihat yatağın içinde öylece
kalakaldı. Mardin’in sessizliği odaya geri dönerken,
Cihat hayatında ilk kez "mükemmel" olmamanın verdiği
o ağır ve yakıcı gerçekle yüzleşiyordu.
