86. bölüm · Aynı Göğün Altında
Sahnede Bir Dev: Egemen Soydan
Mardin’in tarihi Kalesi’nin eteklerinde, Mezopotamya
ovasına nazır devasa bir konser alanı kurulmuştu.
Binlerce genç, saatler öncesinden alanı doldurmuş,
ellerinde pankartlarla Egemen Soydan’ın sahneye
çıkmasını bekliyordu. Mardin’in o kadim taş duvarları,
bu gece bin yıllık dengbejlerin değil, modern bir
efsanenin sesiyle sarsılmaya hazırlanıyordu.
Işıklar bir anda söndüğünde, dev ekranlarda Egemen’in
o meşhur akıl hastanesi klibindeki ayna parçaları
belirdi. Derin bir sessizliğin ardından, baslar yer
yerinden oynatacak bir şiddetle patladı.
Sahnede Bir Dev: Egemen Soydan
Egemen, sahnenin ortasından dumanlar arasından
yükseldiğinde Mardin Lisesi’nin kızları başta olmak
üzere binlerce gençten kulakları sağır eden bir çığlık
koptu. Üzerinde klibindeki o asi, siyah deri ceketi,
boynunda ise şarkısında bahsettiği o "karanlık gölgeleri"
simgeleyen zincirleri vardı.
Egemen: (Mikrofonu kavrayarak, tüm gücüyle bağırdı)
"MARDİN! Hazır mısın benimle deli olmaya?"
İlk notayla birlikte o meşhur rap şarkısı başladı. Egemen
sahnede bir uçtan bir uca koştururken, binlerce genç
tek bir ağızdan ona eşlik ediyordu.
Gençler Korosu:
"Zarlar atıldı, oyun başladı! / Bu sokaklar benim, kralı dışladı!"
Duygusal Fırtına: "Tell Me, Is Death A Salvation?"
Konserin ortasında ışıklar loşlaştı ve Egemen, sahnenin
önündeki yüksek bir tabureye oturdu. O meşhur
İngilizce şarkısının melodisi duyulduğunda, alan bir
anda binlerce telefonun ışığıyla aydınlandı. Mardin’in
karanlık göğü, yıldızlardan çok bu ışıklarla parlıyordu.
Egemen: (Gözlerini kapatarak, o hüzünlü sesiyle
başladı)
"I woke up in a dark room, but there was no one..."
Kızlar gözyaşları içinde çığlık atarken, şarkının her
kelimesini kalplerinde hissediyorlardı. Egemen’in o
"ölmek istiyorum" dediği nakaratta, sanki Mardin’in tüm
hüznü o alanda toplanmıştı.
Sahne Arkasında Baran ve Tayfun
Baran ve Tayfun, Savaş Komiser’in sağladığı özel izinle
sahnenin hemen yan tarafındaki VIP bölümünden
konseri izliyorlardı. Baran, hayatında ilk kez böyle bir
kitleyi bir arada görüyordu.
Baran: (Tayfun’un kulağına bağırarak)
"Oğlum bu ne! Bütün Mardin burada! Bu çocuk resmen
hipnotize etmiş herkesi. Bak bizim Mert’e, heyecandan
bayılacak şimdi!"
Tayfun: (Gözlerini sahnedeki Egemen’den ayırmadan)
"Işıklar çok parlak Baran... Ama Egemen’in gözlerindeki
o karanlığı görüyor musun? O şarkıları söylerken
gerçekten acı çekiyor. Bu sadece bir konser değil, bu
onun feryadı."
Muhteşem Final ve Patlama
Konserin sonuna doğru, o meşhur aksiyon klibindeki
patlama sahnesi canlı olarak canlandırıldı. Sahnenin
dört bir yanından alevler yükselirken Egemen, en sevilen
şarkısının nakaratını haykırıyordu. Konfetiler yağmur
gibi gençlerin üzerine yağarken, Egemen elindeki kırmızı
gülü seyircilere doğru fırlattı.
Egemen: "Teşekkürler Mardin! Asla yarım kalmayın!"
. Gençler hala onun adını haykırırken; Ada, kalabalığın
en arkasında, gözlerinde kimsenin anlam veremediği
bir ifadeyle Egemen’in boş bıraktığı sahneye bakıyordu.
Acaba Egemen ve Ada arasındaki o gizli bağ neydi? Ve
konser bittiğinde, Egemen’in kalacağı o otel odasına
kim gizlice girecekti?
