156. bölüm · Aynı Göğün Altında
Yaman Ağa’nın Bakışlarındaki Ateş
Okulun o yüksek tavanlı koridorlarından çıkıp bahçeye
adım attığımda, akşamın serinliği yüzüme vurdu. Tam
kapının önünde, okulun disiplini ve zekasıyla tanınan
Matematik öğretmeni Başak Hanım ile karşılaştım.
Başak, her zamanki gibi ciddi ama zarif duruşuyla
elindeki dosyaları düzeltiyordu.
Okul Bahçesinde Beklenmedik Karşılaşma
Burak (Kendi Ağzından):
"Başak Hanım ile selamlaştık. 'Zor bir gündü değil mi
Burak Bey?' dedi, yorgun bir gülümsemeyle. Tam ona
akşamki olaylardan, su kesintisinden bahsedecekken
okulun demir kapısının önünde toz duman birbirine
karıştı. Siyah, heybetli bir araç sert bir frenle durdu.
İçinden çıkan adamı gördüğümde damarlarımdaki kanın
çekildiğini hissettim."
Gelen, Azat Ağa’nın kuzeni, sertliği ve başına
buyrukluğuyla nam salmış olan Yaman Ağa’ydı. Azat
Ağa’nın o sakin gücünün aksine, Yaman Ağa hırçın bir
fırtına gibiydi.
Yaman Ağa’nın Bakışlarındaki Ateş
Burak (Kendi Ağzından):
"Yaman Ağa, ağır adımlarla bize doğru yürüdü. Gözleri
beni resmen teğet geçti; dünyadaki tek varlık oymuş
gibi doğrudan Başak Hanım’a kilitlendi. O an anladım...
Mardin’in bu sert adamının kalbi, Matematik
öğretmeninin o soğuk mantığına esir düşmüştü. Başak
Hanım’ın ise dosyaları tutan elleri hafifçe titredi ama
geri adım atmadı."
Yaman Ağa: (Sesi, bir aslanın hırıltısı kadar derinden
geliyordu)
"Başak Hanım... Çıkış saatiniz gelmiş. Yolun tehlikeli
olduğunu, bu saatte buralarda tek yürünmeyeceğini kaç
kere söyleyeceğim size?"
Başak Hanım: (Sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak)
"Yaman Bey, ben kendi yolumu kendim çizebilirim.
Matematiksel olarak konuşursak, güvenliğim için sizin
korumanıza ihtiyacım yok."
Yaman Ağa: (Hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme daha çok bir meydan okumaydı)
"Matematik her zaman doğruyu söylemez Başak.
Bazen denklemi ben kurarım, sonucu da ben belirlerim.
Hadi, araba bekliyor."
Arada Kalan Bir Öğretmen
Burak (Kendi Ağzından):
"İkisinin arasındaki o elektrik, okulun taş duvarlarını bile
çatlatacak kadar güçlüydü. Yaman Ağa’nın Başak’a olan
o saplantılı sevdası, okulun koridorlarında dolaşan
dedikodulardan çok daha gerçekti. Azat Ağa’nın bana
olan o korumacı yaklaşımı ne kadar 'ihlamur ve şeftali'
kokuluysa, Yaman’ın Başak’a olan ilgisi o kadar 'barut ve
toprak' kokuyordu."
Burak: "Yaman Bey, biz de tam Başak Hanım ile sınav
sonuçlarını konuşuyorduk..."
Yaman Ağa: (Bana dönüp, gözlerini kısarak)
"Konuşmanız bittiyse Burak Öğretmen, müsaade et de
emanetimi evine bırakayım. Senin de Azat abimin
yanında yerin hazır, gecikme."
Burak (Kendi Ağzından):
"Başak Hanım bana 'yardım et' der gibi değil de, 'bu
benim kaderim' der gibi baktı ve Yaman Ağa’nın açtığı
kapıya doğru ilerledi. Araba hızla uzaklaşırken
arkalarında bıraktıkları toz bulutu benim ciğerlerime
doldu. Mardin’de sadece ben değil, bütün öğretmenler
bir ağanın gölgesinde yaşıyordu sanki."
