150. bölüm · Aynı Göğün Altında
BEŞLİ GRUP: MEZOPOTAMYA’NIN KALBİNDE!"
Mısır’ın kum fırtınası dindi, piramitlerin gölgesi çekildi
ve o beklenen büyük an geldi çattı. Mardin’in kadim
sokakları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte daha önce hiç
tanık olmadığı bir hareketliliğe uyandı. Şehrin girişindeki
dev afişlerde tek bir yazı vardı: "BEŞLİ GRUP:
MEZOPOTAMYA’NIN KALBİNDE!"
Mardin Kalesi’nin eteğindeki o devasa meydan, binlerce
gencin çığlıklarıyla sarsılıyordu.
Konser Öncesi Kuliste Heyecan
Burak (Kendi Ağzından):
"Okuldan izin koparan tüm öğrencilerim gibi ben de
oradayım. Ama benim yerim protokol değil, o tozlu
sahnenin hemen yanı... Azat Ağa yanımda, kollarını
kavuşturmuş, sahneyi kuran ekibi bir şahin gibi izliyor.
'Öğretmen,' dedi bana dönerek. 'Bu ses Mardin’in
taşlarını yerinden oynatacak, hazır mısın?'"
Ve Sahne: Mardin Sallanıyor!
Işıklar bir anda söndü. Mardin’in o zifiri karanlığında
sadece kalenin ışıkları ve binlerce telefonun ekranı
parlıyordu. Birden, o tanıdık Mısır ezgileri modern bir rap
altyapısıyla birleşip hoparlörlerden patladı.
Sahnenin ortasındaki dev kapak açıldı ve Egemen,
Ozan, Uğur, Emirhan ve Aslan aynı anda havaya
fırlayarak sahneye indiler!
Egemen: (Mikrofonu kavrayıp Mardin semalarına haykırarak) "MARDİİİN! SESİMİ ÖZLEDİNİZ Mİ?"
Meydan resmen yıkıldı. Kızların çığlıkları rüzgarı
bastırdı.
Beşli Grubun Efsanevi Performansı
Ada (Kendinden):
"Gözlerime inanamıyordum! Klibi bin kere izlemiştik
ama canlı kanlı karşımdalardı. Ozan, o heybetli
duruşuyla rapine girdiğinde yer sarsıldı. Uğur, o
klibindeki yakışıklılığından bin kat daha karizmatik bir
şekilde sahnede süzülüyordu; her hareketi bir sanat
eseri gibiydi. Emirhan ve Aslan, sanki birer gölge gibi
senkronize bir şekilde dans ederken, grubun o müthiş
enerjisi tüm meydanı sardı."
Mine: (Yanımda zıplayarak)
"Uğur bana baktı! Ada, yemin ederim Uğur buraya doğru
gülümsedi! Ölsem de gam yemem artık!"
Defne:
"Bakın, o kaligrafi hareketini yapıyorlar! Klipteki gibi!"
Beşli grup, sahnenin ortasında kenetlendi. Işıklar altına
büründüklerinde, o kusursuz dans koreografileriyle
Mardin’in o sert zemininde adeta uçuyorlardı.
Burak (Kendi Ağzından):
"Şarkının nakaratında Egemen sahnenin en önüne geldi.
Gözleri kalabalığı tararken bir an için bizim olduğumuz
tarafa, bana ve Azat Ağa’ya baktı. Başını hafifçe eğip
selam verdi. O ses, beş ay önce 'Noluyor lan burada'
diye acıyla haykıran o adamın değil; hayata yeniden
tutunmuş bir savaşçının sesiydi. Mısır’ın gizemi,
Mardin’in asaletine karışmıştı."
Azat Ağa: (Tespihini cebine koyup, sahnedeki o muazzam enerjiyi takdirle izleyerek)
"Güzel ses öğretmen... Bu çocuklar buraya sadece
şarkı söylemeye gelmemiş. Bir devri kapatıp, yenisini
açmaya gelmişler."
