89. bölüm · Aynı Göğün Altında
Sanat ve Ruh
Mardin Lisesi’nin o yüksek tavanlı, her köşesi tarih
kokan resim atölyesinde heyecanlı bir bekleyiş vardı.
11-A sınıfı, yeni öğretmenleri Masal Hanım ile ilk
dersleri için masaların etrafına toplanmıştı. Masal
Öğretmen, üzerinde boya lekeleri olan beyaz önlüğü ve
elinde tuttuğu kömür kalemle içeri girdiğinde, sınıfa
taze bir enerji yayıldı.
Gözleri pırıl pırıl parlıyordu. İlk durağı, her zamanki gibi
en arka sırada, mesafeli duruşuyla oturan Ada oldu.
İlk Karşılaşma: Sanat ve Ruh
Masal Öğretmen: (Zarif bir gülümsemeyle)
"Merhaba gençler! Ben Masal. Bugün burada sadece
resim yapmayacağız; bugün burayı bir hayal odasına
çevireceğiz. Kimin elinde hangi renk saklı, onu
bulacağız."
Sınıfın en fırlaması Mert, hemen atıldı:
"Hocam, valla benim elimde sadece Egemen Soydan’ın
klip renkleri var! Onu çizebilir miyiz?"
Masal Öğretmen: (Hafifçe gülerek Mert’in yanına gitti)
"Sen Mert olmalısın... Enerjin odanın her yerinde.
Egemen’in klibindeki o karanlık mavileri çizmek zordur
Mert, önce o hüznü hissetmek gerekir. Ama çizeriz,
neden olmasın?"
Tayfun ve Baran ile Tanışma
Masal Hanım, Tayfun ve Baran’ın oturduğu masaya
doğru yürüdü. Tayfun’un yüzündeki o durulmuş ifade ve
Baran’ın sert ama dürüst bakışları dikkatinden kaçmadı.
Masal Öğretmen: "Siz... Sanki bir fırtınadan çıkmış da
durulmuş gibisiniz. Tayfun, senin bakışlarında
İstanbul’un puslu sabahları var. Baran, senin duruşun
ise tam bir Mezopotamya kalesi... Sizinle çok derin
tablolar çıkaracağız, hissediyorum."
Baran: (Hafifçe mahcup, başını kaşıyarak)
"Hocam biz pek anlamayız boyadan mboyadan ama...
Sizin hatırınıza bir şeyler karalarız elbet."
Ada’nın Gizli Dünyası
Masal Öğretmen son olarak Ada’nın yanına geldi. Ada,
önündeki boş kağıda dalgın dalgın bakıyordu. Konser
gecesinden beri aklı hala o sahnede, Egemen’in
gözlerindeydi.
Masal Öğretmen: (Eğilip Ada’nın kulağına fısıldar gibi)
"Senin kağıdın neden bu kadar beyaz Ada? Yoksa
içindeki renkleri kimse görmesin diye mi saklıyorsun?
Gözlerinde bir yangın var sanki... Aşk mı, yoksa kaçtığın
bir geçmiş mi?"
Ada, bir an irkilerek Masal Öğretmen’e baktı. İlk kez biri
ruhunu bu kadar net okumuştu.
Ada: "Sadece... Sadece ne çizeceğimi bilmiyorum
hocam."
Masal Öğretmen: (Elini Ada’nın omzuna koyarak)
"O zaman bugün serbestiz. Kalbiniz neyi fısıldıyorsa onu
dökün kağıda. Ben buradayım, sizin masalınızı
dinlemeye geldim."
Atölyede İlk Çizgiler
Atölyeye hafif bir klasik müzik yayıldı. Masal Öğretmen
masaların arasında dolaşırken; Tayfun ailesini
simgeleyen bir ev figürü, Baran Mardin Kalesi’ni, Mert
ise Egemen’in o meşhur arabasını çizmeye çalışıyordu.
Ancak Ada... Ada’nın elindeki kalem, istemsizce bir
silüet çizmeye başladı. Dağınık saçlar, hüzünlü gözler
ve elinde solan bir gül... Ada, farkında olmadan
Egemen Soydan’ı resmediyordu.
, Masal Öğretmen Ada’nın çizimine bakıp gülümsedi.
Masal Öğretmen: "Güzel bir tercih Ada... Ama dikkat et
, bazı resimler canlandığında can yakabilir."
Peki Masal Öğretmen, Egemen Soydan’ın o gizemli
hayatı hakkında ne biliyordu? Ve Ada’nın bu resmi,
sınıfta nasıl bir yankı uyandıracaktı?
