96. bölüm · Aynı Göğün Altında
İmkansız aşk Ada ve Egemen
Mardin Lisesi’nin o meşhur taş avlusunda, Levent Bey
ve Arzu Hanım’ın düğün yorgunluğu henüz üzerlerinden
atılmamışken, okulun kadrosuna taze bir kan daha
katıldı. Rehberlik Servisi'ne destek olarak atanan Cansu
Hanım, elinde renkli dosyaları, modern gözlükleri ve
yüzünden eksik etmediği güven veren gülümsemesiyle
okul kapısından içeri girdi.
Rehberlik odasında Levent Bey ile yan yana çalışacak
olan Cansu Hanım, kısa sürede tüm öğretmenlerle
tanışmak için öğretmenler odasına geçti.
Öğretmenler Odasında "Psikolojik" Karşılama
Cansu Hanım: "Merhabalar herkese! Ben Cansu. Levent
Hocamın yükünü biraz hafifletmeye, gençlerimizin o
karmaşık dünyalarına bir fener tutmaya geldim.
Mardin’in bu mistik havasında ruhlara dokunmak benim
için büyük bir heyecan."
Levent Bey: (Gülümseyerek) "Hoş geldiniz Cansu
Hanım. Tam vaktinde geldiniz; malum bizim çocuklar şu
sıralar hem sınav stresi hem de şehirdeki o 'pop yıldızı'
fırtınasıyla biraz savrulmuş durumdalar."
Burak Bey (Edebiyat): "Hoş geldiniz hocam. Biz
kelimelerle pansuman yapıyoruz ama sizin o
profesyonel dokunuşunuz kalplerdeki kırıkları onarmak
için şart."
Sibel Hanım (Bilişim): "Cansu Hocam, dijital bağımlılık
ve siber zorbalık konularında sizinle çok sık
paslaşacağız sanırım. Hoş geldiniz.
Cansu Hanım, ayağının tozuyla 11-A sınıfına ilk
ziyaretini gerçekleştirdi. Sınıf, Egemen Soydan’ın
setindeki kazayı konuşurken içeri giren bu yeni
öğretmeni merakla süzmeye başladı.
Cansu Hanım: "Arkadaşlar merhaba! Ben yeni rehber
öğretmeniniz Cansu. Bugün burada ders işlemeyeceğiz.
Sadece şunu bilmenizi istiyorum; bu oda, bu masalar
sadece ders için değil. Eğer içinizde bir fırtına
kopuyorsa, anlatamadığınız bir sızınız varsa, ben
dinlemek için buradayım."
Mert: (Hemen atılarak) "Hocam, bizim sınıfta fırtına
eksik olmaz! Özellikle Ada arkadaşımız son günlerde
biraz 'bulutlu' geziyor, bir el atsanız mı acaba?"
Sınıfta hafif bir gülüşme olurken Ada, Mert’e sert bir
bakış fırlatıp önüne döndü. Cansu Hanım, Ada’nın o
kaçamak ve hüzünlü bakışlarını hemen not etti.
Ada ile İlk Temas
Cansu Hanım, ders çıkışında koridorda Ada’yı durdurdu
. Ada’nın omuzları çökmüş, aklı hala set kazasında
yaralanan Egemen’deydi.
Cansu Hanım: "Ada... İsmine yakışır şekilde, etrafın
sularla çevrili bir yalnızlıkta mısın, yoksa sadece kıyıya
vurmak mı istemiyorsun? Gözlerindeki o endişe, bir
kaza haberinden mi yoksa kalbindeki o gizli sızıdan
mı?"
Ada, Cansu Hanım’ın bu kadar çabuk ve derinden
sormasıyla duraksadı.
Ada: "Ben... Ben sadece yorgunum hocam. Şehir çok
gürültülü, insanlar çok telaşlı."
Cansu Hanım: "Bazen o gürültü, içimizdeki sesi
bastırmak içindir Ada. Eğer o ses seni yoruyorsa,
rehberlik odasının kapısı her zaman açık. Kimseyi
yargılamak için değil, seni anlamak için oradayım."
109. Bölümün bu yeni başlangıcında, Cansu Hanım’ın
gelişi okulda yeni bir "itiraf" dönemini başlatacaktı.
Tayfun ve Baran, Cansu Hanım sayesinde öfkelerini
kontrol etmeyi öğrenirken; Ada, kalbindeki o devasa
"Egemen" sırrını ilk kez birine açmaya karar verecekti.
Peki Cansu Hanım, Ada’nın bu imkansız aşkını
duyduğunda ona nasıl bir yol haritası çizecekti? Ve
Egemen’in hastaneye kaldırılma haberi okula
ulaştığında, Cansu Hanım bu kriz anını nasıl
yönetecekti?
