7. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar7. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 7. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ardına kadar açılan gözlerimle babama bakarken sol tarafımdan gelen hareketlilik ile Alex'in de burada olduğunu yeni fark ettim. Gözlerimi sıkıca yumdum, dişlerimi istemsizce alt dudağıma geçirdim. "Çıkabilirsiniz." Gözlerimi açmadan onlara sırtımı döndüm. Dişlerimi sertçe alt dudağıma geçirdim. Neyin içine düşmüştüm ben?
Kucağımda ki Canavar ile kendimi nasıl odadan dışarı attığımı bilmiyorum. Hızlı adımlarla odama gitmek ve içimdeki dürtünün verdiği huzursuzlukla ondan kaçmak istiyordum. Bir an önce odama kaçmalı, kendimi yorganımın altına saklamalıydım.
"Benden kaçıyorsun malyshka?" Arkamdan gelen alaylı ses tonu ile adımlarım anında durdu. Yavaşça topuklarımın üzerinde ona doğru döndüm. "Senden kaçmak için bir sebebim olduğunu bilmiyordum kotik?" Verdiğim cevapla dudağının bir kenarı seğirdi. Anlık olarak gülümsediğini düşünsem de bana bakan buz gibi gözleri anında bu düşüncemi yerle bir etmeye yetmişti.
"Beni takip et." Bir anda bana arkasını dönüp yürümeye başlaması ile dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. "Odama gidiyorum."
Dediğim şeyi duyduğuna eminim. Bu yüzden hızlı hareket etmem gerekiyordu. Arkamdan gelen ayak seslerinin benim adımlarımla birlikte hızlanması ve gittikçe yaklaşması ile mümkünmüş gibi daha da hızlandım.
Merdivenlerin tam önüne gelmiş adımı atmak üzereyken kolumdan yakalandım. Kucağımda ki Canavar'ın düşmemesi için kendimi dengemi sağlayamamıştım. Arkamı dönerken burkulan ayağım ve bozulan dengem yüzünden yeri boylamak üzerekeyken son anda belime dolanan kol sayesinde kurtuldum.
Yaklar yakalamaz saniyeler içersinde beni ayağa kaldırarak dengemi yeniden kazanmama yardımcı oldu. Omuzlarımdan tutarak yüzüme doğru eğildiğini yanağıma çarpan sıcak nefesinden anlayabiliyordum. Ancak henüz düşmek üzere olmamın şokunu atlatamadığım için gözlerimi açamamıştım. Kucağımda ki Canavar'ın bir anda canlanıp tırnaklarını bileğime geçirmesiyle dudaklarımın arasından acı bir çığlık kaçtı. Hızlıca kollarımı açarak Canavar'ın atlamasına izin verdim. "Monstr."
Koşarak koridorda ilerleyen Canavar'ın arkasından bakan Alex'i fırsat bilerek arkamı dönmüştüm ki bir anda önümü kesmesiyle irkildim. Ondan bir türlü kurtulamıyordum! Dudaklarımın arasından engel olamadığım bir inleme kaçtı. "Odama gitmeliyim."
Çatılan kaşlarıyla buz mavisi gözleri kısıldı. Sebebini çözmeye çalışıyordu. "Benden kaçıyorsun malyshka." Sanki yaptığım şey bu değilmiş gibi dudaklarımın arasından şaşkınlık nidaları döküldü. "Senden kaçmıyorum!"
Tek kaşı sorgulayıcı bir tavırla havalandığında az önce Canavar'ın tırnaklarını geçirdiği bileğimi görebilmesi için göz hizasına kaldırdım. "Krem sürmen gerekiyor. İzi kalmamalı."
Bakması için uzattığım bileğimi yarama değmeyecek şekilde kavradı. Kendisiyle beraber beni de peşinde sürükleyerek merdivenlerden çıkmaya başladı. Ona neyin peşinde olduğunu sormak için dudaklarımı aralasam da anında bu düşüncemden vazgeçerek dudaklarımı sertçe birbirine bastırdım. Alex odamın tam önünde durduğunda kaşlarım çatılmıştı. Odamın yerini nereden biliyordu?
Kapıyı aralayarak önce kendisi girdi ardından bırakmadığı bileğimle beni de peşinden soktu. Odama girer girmez kararan hava yüzünden hiçbir şey görmez olmuştum. Bir anda odanın içinin aydınlanması ile gözlerim acımıştı. Yüzümü buruşturarak etrafa alık alık bakarken Alex kolumu bırakarak benden uzaklaştı. Banyoma girdiğini görünce hiçbir şey demeden yatağıma oturdum, bacaklarımla bağdaş kurarak onu beklemeye başladım. Geri geldiğinde ona kafamın içerisinde dönüp duran cevapsız sorularımı soracaktım.
Elinde birkaç malzeme ile banyodan çıktığında sesli bir nefes verdim. Elindekileri yatağın üzerine bıraktı, kucağımda duran bileğimi kavradığı gibi kendine çekti. Yatağın kenarına oturdu, bileğimi incitmemeye dikkat ederek dizinin üstüne koydu. "Odamın yerini nereden biliyorsun?"
Başını kaldırmadı. Getirdiği malzemeler arasından bir pamuk çıkardı ve bileğimde ki kurumuş kanları yavaş yavaş silmeye başladı. "Gün içerisinde evi gezmek için çok vaktim oldu." Elindeki pamuğu geri yatağın üzerine bıraktı. Bu seferde yaramın üzerine sürmek için krem aldı. "Neden kabul ettin?" Neyden bahsettiğimi biliyordu. Bileğimde ki kremi yayan işaret parmağı yavaşladı. Sessiz kalmasıyla birlikte istemsizce nefesimi tutmuştum. "İhtiyacım vardı."
Tek kaşım aldığım cevap üzerine istemsizce havalandı. Neye, diye sormak istedim. Hatta daha fazlasını sormak istedim. Ama soramadım. Sebebini bilmediğim şeyler bana engel oluyordu. Getirdiklerinin arasından yara bandını buldu, paketini açtı. Dikkatle bileğime yapıştırırken gözlerim istemsizce yüzüne doğru kaydı. Pürüzsüzdü. Ama nasıl? Gördüğüme eminim. Orada bir yara izi vardı. Kulak memesinin hizasından çenesine kadar gelen büyük bir kesik iziydi.
İşini bitirdiğinin farkında değildim. Mavi gözlerinin yüzümde dolaştığını fark edince irkildim. Parmaklarımı yara bandı ile kapatılmış olan yaraya dokundum. "Teşekkür ederim."
Buz mavisi gözlerini benden çekmesiyle dudaklarımın arasından rahat bir nefes verdim. Gözlerini oturduğu yerden odamın içerisinde gezdirdi. Bir ara gözlerinin odamın köşesinde duran tartıya takıldığını fark ettim. Yalnızca içimden anlamaması için dua etmekten başka bir şey gelmedi. "Neden kaçtın?"
Sorusunu takip eden gözleri ile sertçe yutkundum. "Anlamadım?"
"Neden evden kaçtın?" Tane tane kelimelerinin üzerine bastı. Baş parmağımın tırnağı ile avuç içime hayali çizgiler çizmeye başladım. "Ben..."
Nasıl diyecektim? Babamla yaptığım konuşmaya şahit olmuştu zaten. Benden daha ne duymak istiyor olabilirdi ki? "Biliyorsun." Gözleri kısıldı, başını olumsuz anlamda iki yana salladı. "Hayır, bilmiyorum."
Cevap vermek istemiyordum. Hatta bir daha bu konu haklında konuşmak bile istemiyordum. "Söylemeyeceğim." Yatağın üzerinde kayarak bana doğru yaklaştı. Aramızda yeteri kadar mesafe vardı ancak yine de beni huzursuz etmeye yetmişti. "Neden? Neyden korkuyorsun?" Sertçe yutkundum.
"Artık korumamsın. Özel hayatımla ilgili bir şey bilemene gerek yok." Dilini damağına vurarak cıkladı. "İşte burada yanılıyorsun malyshka. Asıl bu yüzden özel hayatınla ilgili her şeyi bilmeliyim." Gözleri mümkünmüş gibi daha da kısıldı, buz mavisi gözleri tehlikeli bir ifadeyle yüzümde dolaştı. "Hem de her şeyi."
Tırnağımla avuç içimi oynamaya devam ederken gözlerimi gözlerine sabitledim. "Ne duymak istiyorsun?"
"Vazgeçtim," dilini üst dudağında ağır ağır gezdirdi. "Neden kaçtığını artık duymak istemiyorum." Bu sefer şüpheyle kaşlarını çatan taraf ben olmuştum. Oturduğu yerden ayaklandı, üzerinde ki gömleğin yakalarını düzeltti. "Küçük bir kız çocuğunun evden kaçma sebebi tabi ki eğlenceden başka ne olabilir ki?" İşte şimdi sinirlenmiştim. Kendimi zapt etmeye çalışırken işittiğim bu cümleler beni deli etmeye yetmişti.
Hızla oturduğum yerden kalktım. "Sensin küçük! Kimin ne yaşadığını bilmeden o dilini uzatma!" Çıkmak için kapıya uzanan eli hava da kaldı. Başını yavaşça omzunun üzerinden bana çevirdi. Hava da kalan eli yumruk oldu, saniyeler içersinde indi. "Ben eğlence arayan küçük bir kız çocuğu değilim. Hiçbir zaman da olmadım, olamadım. Bende isterdim. Sırf eğlencesine evden kaçmayı. Özgürce sokaklarda dolanabilmeyi." Büyük bir adım atarak aramızda ki mesafeyi olabildiğince aza indirdim. İşaret parmağımı tehditkar bir ifadeyle ona doğrulttum. "Sakın. Sakın bilmediğin şey hakkında yorum yapmaya kalkma."
Sertçe yutkunarak boğazıma oturan yumrudan kurtulmaya çalıştım. Beceremedim. Diğer şeylerde olduğu gibi bunu da beceremedim. Olmadı. Titremeye başlayan elimi havaya kaldırarak odamın kapısını işaret ettim. "Şimdi beni yalnız bırak." Gözleri anlık olarak titreyen elime kaydı. Hiçbir şey demedi. Gözleri anlamsız ve soğuk bakıyordu. Neden bana böyle davranıyordu? Ondan korumam olmasını ben istemedim. O gece beni kurtarmasını ya da beni evine götürmesini istemedim. Beni korumasını da istemedim. Yaptıkları için ona minnettardım. Ama sonucunda bana böyle davranabilme hakkına sahip olduğu anlamına gelmiyordu.
Saniyeler içerisinde odamdan çıktığın da olduğum yerde oturdum. Sırtımı yatağa vererek oturdum. Başımı, karnıma kadar çektiğim dizlerimin arasına gömdüm. Düşündüm. Ne kadar süre oldu bilmiyorum. O gittikten sonra bir daha oradan kalkmadım. Başına gelen şeylerin, neden bu tarz muamelelere maruz kaldığımı düşündüm. Suçum neydi? Neden her şey annem öldükten sonra değişmişti. Annenim ölümünün sorumlusu babamın ta kendisiyle neden bütün bedelleri ben ödüyordum?
"Akasiya?" Kapının arkasından gelen ince ses ile oturduğum yerde irkildim. Sofia ona cevap vermeme zaman dahi tanımadan içeriye daldı. Beni yatağımın yanına oturmuş bir halde bulunca biçimli kaşları çatıldı ancak bir şey demedi. İnce ve uzun ellerini karnının üzerinde birleştirdi. Üstten bana dik dik baktı. "Victor Bey bu akşam yemeğinde ona eşlik etmeni istedi." Dudağımın bir kenarı alayla havalandı. "Cezamın bu kadar çabuk biteceğini söyleselerdi inanmazdım."
"Akasiya." Sofia'nın uyarı dolu ses tonu umurumda bile değildi. Oturduğum yerden zorlukla ayaklandım. Ayaklarım uyuşmuştu. Dolabıma ilerlemek üzere harekete geçtiğimde Sofia önüme geçerek benden önce davrandı. Olduğum yerde kaldım. Omuzlarım düşerken beklemeye koyuldum.
Eline aldığı inci beyazı uzun elbiseyi yatağımın üzerine bıraktı. Ardından ayakkabılarımın olduğu yerden aynı renkte olan bir topuklu çıkartarak yatağımın ayak ucuna bıraktı. "Giyin," sesli bir nefes vermekten başka bir şey yapamadım.
Dediğine uydum. Üzerimdekileri çıkararak yatağın üzerine bıraktım. Sofia'nın seçtiği elbiseyi ve ayakkabıları giyindikleri sonra Sofia demeden makyaj masajına geçtim. Aynadan arkamda dikilen Sofia'ya bakındım. Mavi gözleri dağılmış olan sarı saçlarıma tiksintiyle bakıyordu. Nazik olmayan hareketler ile önce saçlarımı taradı. Ardından taradığı saçlarımı tepeden çok sıkı bir at kuyruğu yaptı. Saç diplerim felaket bir şekilde sızlıyor canım çok acıyordu.
Dudaklarıma şeftali tonlarında mat bir ruj geçti. Ardından kirpiklerimi siyah bir rimelle kıvırdıktan sonra yanaklarıma çok fazla olmayacak şekilde allıkla renklendirdi. Ayna da ki son halime bakarken Sofia hiçbir şey demeden odadan çıkıp gitti. Sesli bir nefes vererek toparlanmaya çalıştım. İşe yaramadı.
Kendimi yorgun ve halsiz hissediyordum. Buna rağmen kalktım. Odamdan çıkaran merdivenleri indim ve salona geçtim. Normalde akşam yemeklerinde babamın inmesini beklerken yalnız olurdum. Ancak Alex ile bundan sonra yalnız olmayacağım anlamına geliyordu. Tam karşımda büyük camın önünde, elleri önünde bağlı, başı dik, gözleri karşıya bakacak şekilde duruyordu. Sessizce öne doğru eğildim. Sağ kolumun dirseğini masaya dayayarak avuç içimi alnıma yasladım. Babamın gelmesini beklerken gözümü kapattım.
Merdivenlerde işittiğim tok adım sesleri ile anında gözlerim aralandı. Salona attığı adım sesi ile sandalyemi geriye itekleyerek atağa kalktım. Başımı karşıta çevirerek ona bakmadım. "Afiyet olsun." Eliyle oturmam için işaret ettikten sonra sandalyeme geri oturdum.
Bir anda ortaya çıkan Sofia önümde ki boş tabağı alarak bana mutfakta hazırladığı tabağı önüme bıraktı. Parmaklarımın arasında bulunan bıçağın sağını sinirle sıktım. Sabret Akasya. Zamanla bundan da kurtulacaksın. Bulacaksın yolunu. Bu evden de, bu kurallardan da kurtulacaksın. Kuracaksın bileğinde ki paslanmış prangaları. Sadece sabretmen gerekiyor.
Yaklaşık on dakika kadar yemek sessiz geçti. Yavaş yavaş önüme konan tabaktan bir şeyler yemeye çalıştım. Babamının tabağı etle doluyken benim tabağım ise sebze ile doluydu. Sadece küçük parmak kadar et parçası vardı. Çatalımla aldığım marulu dudaklarıma götürürken babamın ayağa kalkması üzerine bende ayağa kalkmak zorunda kaldım. "Yarın saat on iki de Alex seni Hardin'in şirketine götürecek. Orada ne yapman gerektiği hakkında seni bilgilendirirler."
Başka bir şey demeden salondan çıktı. Bir anda bacaklarımdan çekilen güç ile sandalyeye düştüm. Elimin masaya çarpması ile az önce kullandığım bıçak gürültüyle yeri boylamıştı. Yüzümü ellerimin arasına gömerek ağlamaya başladım. Bir süre hiç durmadan ağladım. Bütün çığlıklarımı haykırışlarımı ellerimin arasına hapsettim.
Parmaklarımla sertçe yanağımda ki yaşları sildim. Başımı kaldırıp karşımda duran Alex'e baktım. Gözlerini kapıya dikmiş bütün sertliği ile duruyordu. Ayağa kalktım. Bana bakmamaya devam ediyordu ama şu an düşündüğüm şey bu değildi. "Olmayan hayatıma hoş geldin Alex." İlk defa ona adıyla hitap edişimdi bu. Hızla ona arkamı dönerek salondan çıktım.
Koşarak merdivenleri tırmandım, güç bela kendimi odama atabildim. Arkamdan kapıyı kapattıktan sonra akmak için sabırsızlanan göz yaşlarımı yeniden serbest bıraktım. Elime aldığım pijamalarım ile ilk iş olarak banyoya geçtim. Kendimi soğuk suyun altına attım. Uzun bir süre suyun altından çıkmadım.
En son banyodan çıktığımda parmaklarımın ucu buruşuktu. Bayağı bir zaman harcamıştım. Kuruladığım saçlarımı örmeye devam ederken banyodan çıktım, ışığını kapattım. Yatmadan önce birkaç sayfa da olsa kitap okumak için yatağıma yöneldiğim sırada bir tabak fark ettim. Adımlarım anlık olarak duraksadı.
Yatağa yaklaşınca eğilerek tabağı elime aldım. Tabağın tamamı etle doldurulmuştu. Tabağın altında bir çıkıntı fark ederek havaya kaldırdım. Altında ikiye katlanmış bir şekilde duran kağıdı çektim. Bir elimle tabağı tutarken diğeriyle de kağıdı açtım.
Hayat ölerek yaşanır
Bölüm etkileşimi
