16. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar16. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 16. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözümü açtığımda beni ilk karşılayan yüz bu sefer İnci'nin yüzüydü. Onun yüzünü görerek uyanmanın verdiği mutlulukla yatakta oturdum. İnci dün akşam Çınar ile konuştuktan sonraailesinden izin alarak geceyi burada benim yanımda geçirmişti. Uzun zaman sonra da olsa kendimi çok iyi hissetmiştim. "Günaydın!" Ondan beklenmedik bir performans sergilemesiyle
gülmek ile ağlamak arasındaki o minicik çizgide sıkışıp kaldım. "Günaydın." Onun aksine ben sabahları bu kadar hızlı ayılamıyordum. Tam İnci bir şeyler söylemek için dudaklarını aralamıştı ki kapının arkasından Sofia'nın tiz sesi yükseldi.
"Akasiya! Saat sekiz olmak üzere!" Kucağımdaki yastığı yüzüme bastırmamla beraber İnci gülmeye başladı. Sofia bugün sabırsız gününde olmalı ki pat diye kapıyı açtı. İnci'yi fark edince ellerini önünde birleştirdi. "Size de günaydın İnci Hanım." İnci minik bir tebessümle başını salladı. "Sana da günaydın Sofia." Onların bu nezaketi midemi bulandırmıştı. Neden ben de aynı
muameleye layık görülmüyordum? Elimdeki yastığı arka tarafa attım. Ayaklarımı yataktan aşağı sarkıtarak terliklerimi giyindim. "Elinizi yüzünüzü yıkadıktan sonra sizi burada tartı için bekliyor olacağım." Tepki vermeyeye çalışarak sert adımlarla banyoya
girdim.
Aradan geçen birkaç dakikanın ardından banyodan çıkmıştım. İnci hala yatağımda oturuyordu, Sofia ise hemen onun yanında elleri önünde bağlı olacak şekilde ayakta bekliyordu. Banyodan çıkmamla birlikte Sofia anında harekete geçti. Tartınıyı bu sefer makyaj masamın hemen yanına hazırlamıştı. Eliyle çıkmamı
işaret ettikten sonra durdum. Bu sefer kıyafetlerimi çıkartmamı istememişti? Galiba İnci odada olduğu için kurallarını biraz gevşetiyordu. Düşünmeyi bir kenara bırakarak tartıya çıktım veSofia herhangi bir şey söylemeden kafamı tam karşıya bakacak
şekilde ayarladım. "İnebilirsiniz." Sofia'dan herhangi ters bir tepki gelmediğine göre kilom olması gerektiği gibiydi. Yine de kafamı eğip tartının ekranında yazan sayıya bakmadım. "Kıyafetleriniz hazır. Lütfen oyalanmadan kahvaltı sofrasında olun." Bu ikimiz için sadece minik bir uyarıydı. Sofia odadan çıkarak arkasından kapıyı kapattığı anda kendimi sırt üstü dağınık yatağıma bıraktım. "Kaç defa bu ana şahit olursam olayım alışamıyorum." İnci'nin ses tonu dediklerini destekler nitelikteydi.
Elimi çenemin altına yaslayarak dirseğimin üstünde yükseldim. "Ben bile senelerdir alışamıyorum." İkimizde birkaç saniye boyunca sessizce odanın bir köşesinde bulunan tartıya öylece baktık. Tartıya doğru dalmış bir haldeyken omzuma yediğim minik
bir yumrukla uzandığım yerde korkuyla sıçradım. "Sabah sabah enerjimizi düşürmeye hiç gerek yok. Kalk hadi." Kolumdan tutarak beni çekiştirmesi üzerine yataktan kalktık. Sofia çoktan benim kıyafetlerimi ayarlamıştı. Bugünün kıyafeti dizimin altına kadar uzanan gök mavisi uzun kollu bir elbiseydi. Ayakkabılarım beyazdı ve en şaşırtıcı yanı ise
düşük topuklu olmasıydı. Her ne kadar şaşırsamda hoşuma da gitmişti. Ben hazırlanırken İnci'de uzun bir süre kıyafet dolabımı karıştırmış ardından kendisi için siyah salaş uzun bir elbise seçmişti. Beraber son hazırlıkları tamamladıktan sonra zaman
kaybetmeden kahvaltıya indik. Salona girdiğimizde kahvaltı masasında yalnızca Çınar vardı.
Onun da bir elinde sabah kahvesi diğer elinde tableti
bulunuyordu. Ayak seslerimizi duymasıyla başını tabletinden kaldırıp önce bana ardından İnci'ye baktı. "Günaydın hanımlar." İnci ona kocaman gülümseyerek el salladı. "Günaydın Çınar." Ben masadaki her zamanki yerime otururken hemen sağ tarafımdaki
boş sandalyeye İnci yerleşti. Salonun bahçeye açılan kapısından içeriye bir karaltınının süzülmesiyle İnci'yle ikimizin bakışları anında o tarafa döndü. Çınar, tekrardan tabletine gömülmüştü. İçeriye giren Alex bize küçük bir baş selamı verdikten sonra
kapının hemen birkaç adım önünde durdu.
Ayakları omzu genişliği kadar açık, elleri arkasında bağlı ve bakışları dimdik karşıya bakacak şekilde bir pozisyon aldı. Bir anda karnımın bir dirsek tarafından dürtülmesiyle bakışlarımı ondan ayırdım. Dirseğin sahibi olan İnci'ye döndüm. Göz kırparak
gülümsediğinde ise yalnızca göz devirdim.
Salonun girişinde tok adım seslerinin yankılanmasının hemen ardından babam giriş yaptı. Üçümüzde oturduğumuz yerden ayağa kalktık. Babam masanın başına geçti ardından eliyle oturmamızı işaret etti. Onunla beraber bizde oturduk. Babamın
gelmesiyle Sofia hemen kahvaltı sunumuna geçti.
Hepimiz oldukça sessizdik. İnci ile ben hareket dahi etmeden tabakları koyan Sofia'yı seyrediyorduk. Çınar elindeki tableti çoktan bir kenara bırakmış aynı bizim gibi sessizce duruyordu.
Yavaşça yutkundum. Sofia tabağımı önüme koyduktan sonra ben de yemeye başladım. Aradan yaklaşık on beş dakika geçmişti ki babam çatalını boşalan tabağına koydu. Bu kalkacağına dair verdiği bir işaretti. Ayağa kalkıp gitmesini beklerken bir anda dönüp Çınar'a karşı konuşması beni gafil avlamıştı. "Kahvaltını ettikten sonra odama gel, senin şu işi konuşalım."
Çınar karşılık olarak yalnızca başını aşağı yukarı sallayarak onayladı. Ardından babam ayağa kalktı. Onunla beraber üçümüzde ayağa kalktık. Babam bize bakmadan hızlı adımlarla salondan çıktı. Geri yerime oturduktan sonra tabağımda kalan kahvaltılıklara baktım. Artık iştahım kalmamıştı.
Babamın çıkmasıyla Sofia salona girdi. "Alex, Victor Bey'in emri ile arabayı hazırlaman isteniyor." Emri algılayan Alex hafifçe başını salladıktan sonra büyük adımlarla salondan çıktı. Sofia salondan ayrılmak yerine birkaç adım daha atarak masaya yaklaştı. "Akasiya..." gözleri Çınar'ın oturduğu tarafa döndü. Hafifçe boğazını temizledi.
İstemsizce kaşlarım havalandı. Bu kadının benimle derdi neydi? Bana rahat rahat ismimle hitap ediyordu ama başkalarının yanında tamamıyla değişiyordu. Bana özel bir tavır olmalıydı. "Hanım," diye devam edince. Dudaklarım alayla kıvrıldı. "Babanız arabayı sizin için hazırlatıyor. Kahvaltınızı yaptıktan sonra lütfen
geç kalmadan arabayla gideceğiniz yere varın." Dudaklarım nedenini sormak için aralanmıştı ancak Sofia ona soru sormama fırsat bile vermeden arkasını döndüğü salondan çıktı. Dudaklarımın arasından şaşkınlık nidası dökülüverdi. Önüme döndüğümde İnci ile Çınar'ın dikkatle bana baktığını fark ettim. "Bu kadını hiç sevmiyorum." İnci'nin yorumu üzerine Çınar başını sallayarak ona katıldığını gösterdi. "O neydi be öyle? Akasiya Hanim lütfen geç kalmayiniz." Kelimeleri değiştirerek Sofia'yı taklit etmesiyle Çınar ile gülmeye başladık. İnci'nin de bize katılmasıyla birkaç saniye boyunca buna
güldük. Hepimizin buna ihtiyacı vardı. Elimi hava da rastgele salladım. "Bir süre sonra sen de alışırsın. Daha yeni başlıyoruz."
İnci son zamanlarda benim evimde daha fazla vakit geçirmeye başladığından tam olarak neyin ne olduğunun farkında değildi. Ama tepkilerinden ne düşündüğünü gayet iyi anlayabiliyordum.
Zamanında ona telefonda bazı şeyler anlatırdım ve o da bunun saçma olduğunu düşünerek inanmazdı. Artık bunları kendi gözleriyle gördüğü için inkar dahi edemiyordu. Bu da biraz beni içten içe keyiflendiriyordu. Çınar ellerini hafifçe masaya vurarak
ayaklandı. Masasın sesiyle düşüncelerimin arasından sıyrılarak Çınar'a baktım. Kahvaltıdan önce masaya bıraktığı tabletini eline aldı, sandalyesini düzelttikten sonra durdu ve bize baktı. "Ben şimdi
dayımın yanına gidiyorum. Ve siz ikiniz her nereye gidiyorsanız yaramazlık yapmayın." İçinden çıkan bu koruyucu tavır karşısında gülümsedim. "Aman! En fazla ne olabilir sanki." Çınar, İnci'ye ters ters baktı.
İşaret parmağını havaya kaldırarak İnci'ye minik bir uyarı verdikten sonra sert adımlarla salonu terk etti. İnci ile ikizmiş baş başa kalmıştı. Omzumun üzerinden başımı çevirip ona baktım. "Sence nereye gidiyoruz dersin?" Sorusu üzerine dudaklarımı büzdüm. "Bilemiyorum, sadece birkaç
tahminim var. Ama umarım düşündüğüm şey değildir."
Bölüm etkileşimi
