27. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar27. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 27. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Neredeyse dudaklarımın arasından bir çığlık kopmak üzereydi ki son anda dudaklarımı sertçe birbirine bastırarak buna engel oldum. Kapım kırılmıştı. Menteşelerinden ayrılmış ve yamulmuş bir halde duvara doğru savruldu. Kapının artık tamamen açılmasıyla birlikte geriye doğru birkaç büyük adımla geriledim. Kapı açılır açılmaz odama onlarca adam doluşuvermişti. Hepsi takım elbiseli ve silahlı olan korumalardı. Çoğu babamın geri kalanı ise Hardin’in korumaları olmalıydı. Gelenlerin en önde ise babam ile Hardin bulunuyordu.
İstemsizce elimde tuttuğum çantayı sıkıca kavradım. Sanki bir şeylere tutunmaya ihtiyacım varmış gibi hissediyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. İşler çığrından çıkmıştı. Artık benim kontrolümde değildi. Bu saatten sonra neler olacağını ise kesinlikle kestiremiyordum. Gözlerim babam ile Hardin’in arkasında kalan Çınar’a takıldı. Onun da elinde diğer adamlar gibi silah vardı. Hızla karşımdaki manzarayı anlamlandırmaya çalıştım. Babam ve Hardin dışındaki bütün herkes bana ve Alex’e karşı silah doğrultuyorlardı.
Ama ben gözlerimi Çınar’dan ayıramıyordum. Gözünü kırpmadan, eli titremeden bize silah doğrultuyordu. Bu ne anlama geliyordu? En başından beri her şeyi benimle beraber planlayan oydu. Yoksa babama her şeyi anlatmış mıydı? Beni ele mi vermişti? Hayır… Çınar bunu yapmaz. Çınar bana asla ihanet etmez. Öyle değil mi? Biz beraber büyüdük, beraber el ele her şeyin üstesinden geldik. Tıpkı bugün yaptığımız gibi. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Bunun düşüncesi bile mahvolmama yetiyordu.
Benim bakışlarım her ne kadar Çınar’da olsa da o bana bakmıyordu. Gözleri hemen arkamda kalan Alex’in üzerindeydi. Bu odaya adım attığı andan itibaren dönüp bakmamıştı. Sertçe yutkunma ihtiyacı hissettim. “Bunu yapacağını tahmin etmeliydim.” Bu cümlenin sahibi babamdı. Gözleri direkt olarak arkamda kalan Alex’e bakıyordu. Yine her zamanki gibi beni görmüyordu. Beni yok sayıyordu. Aslında şaşırmamam gerekirdi. Bunu bana yapışı ilk değildi. Yıllardır aynı tavırlarına maruz kalsam da kabullenemiyordum bir türlü . Belki de kabul etmek, inanmak istemiyordum.
“Bu senin aptallığın.” Alex’in yüz ifadesini göremiyordum ancak ses tonu onun duygu durumunu açıkça ele veriyordu. Çok rahat ve aynı zamanda alaycıydı. Tanıdığım Alex’e oldukça zıt bir ses tonuydu. “Oyunun sonuna geldik. Buradan çıkış yok.” Bu sefer konuşan kişi ise Hardin’di. “Bu geceyi mahvetmek için bayağı uğraşmış olmalısın. Ama bak, yapamadın.”
Yüzü sinirden kıpkırmızıydı. Ellerini her iki yanında yumruk haline getirmişti. Her an Alex’e saldırmaya hazır duruyordu. Nedense Alex’ten ayrı bir nefret ediyordu. Ona tahammül dahi edemiyordu. Onu böyle görmek aslında ne kadar tatmin edici bir durum olsa da şu anda içerisinde bulunduğum durumdan dolayı pek de öyle sayılmazdı. Başka bir zamanda olsaydı keyifle onun bu sinirli hallederini izleyebilirdim.
Alex’in kahkahası ile olduğum yerde irkildim. İlk defa onun bu kadar yüksek sesle güldüğünü işitiyordum. Bu durum yalnızca beni dumura uğratmamıştı. Karşımda duran babamın kaşları çatılmıştı. Hardin’in ise sinirden alnındaki damarı belirmişti. İkisi de git gide daha da sinirleniyordu anlaşılan.
“Aslına bakarsan bu gecenin yıldızı biricik nişanlın,” babam ve Hardin’in bakışları bu cümle üzerine bana döndü. Yavaşça gözlerimi yumdum. İşler beklediğimden daha da beter olmak üzereydi. Artık bütün oklar bana dönmüştü. “Her şeyi o kadar güzel ayarlamış ki. İnsan izlerken hayran kalıyor, değil mi?” Her bir cümleyi o kadar rahat bir tavırla söylemişti ki… yavaşça gözlerimi araladım. Sanki arkamdaki adam Alex değilde bir başkasıydı. Konuşma şekli, tavırları onu yansıtmıyordu. Belki de burada yanılan bendim. Belki de onu hiçbir zaman tam olarak tanımamıştım. Yalnızca yüzündeki maskeyi görmüştüm. İçimde kabarmaya başlayan öfkemi bastırmak için mücadele ediyordum.
“Nasıl ama? Beğendiniz mi? Bence çok güzel bir geceydi. Aslında böyle nişan düğün gibi etkinlikler pek dikkatimi çekmezdi ta ki, bugüne kadar. Akasya bana aslında ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterdi.” Git gide nefes alış-verişlerim hızlanmaya başlamıştı. Sakin olmalıyım. Sakin olmak zorundayım. Eğer sakin olmazsam, odaklanamam. Odaklanamazsam düzgün düşünemem. O yüzden sakin ol Akasya. Onlara hiçbir şey belli etmemeliydim. Özellikle de babama. Herhangi bir açık verip, zayıflığımı gözler önüne seremezdim.
“Yalan söylüyorsun! Bizi birbirimize düşman etmek için iftira atıyorsun!” Hardin’in bağırışı kulakları çınlatan türdendi. Yüzümü buruşturmamak için son anda kendimi tutabildim. “Bak işte, senin sorunun da bu. İnsanları gereksiz küçük görüyorsun.” Alex’in cümlesi üzerine Hardin’in çalışanlarına olan yaklaşımı canlandı gözümde. Haklıydı. İnsanları fazlasıyla küçümsüyordu.
“Alamayacaksın, hedefin her ne ise onu gerçekleştiremeyeceksin. Anladın mı beni? Bütün bunları sen yaptın, sen organize ettin. Şimdi de Akasya’yı buna ortak etmeye çalışıyorsun. Akasya böyle bir şey yapmaz, yapamaz.” Son kelimesiyle birlikte bütün uzuvlarımın gerildiğin hissettim. Gözlerimİ, Hardin’in yüzüne diktim. Beni küçümsüyordu. Kendince beni aşağılıyordu, beni beceriksiz ve aptal göstermeye çalışıyordu. “Ben yaptım, onun dediği her şey doğru.” Artık son noktama kadar gelmiştim. En başından beri sessiz kaldığım da yetmişti. Bu zamana kadar bana sorulamadan benim adıma konuşulanlar beni doyurmuştu. Bıkmıştım artık.
Hardin’in benim hakkında savurduğu son cümlesi ise benim için bardağı taşıran son damla olmuştu. Dudaklarımın arasından dökülen itirafla birlikte babam ve Hardin şaşkınlıkla bana döndü. Benim sıramdı. Ben konuşacaktım. “Sana en son ne dediğimi hatırlıyor musun?” Hardin’in kaşları çatıldı. Tuvaletin önünde yaptığımız küçük konuşmayı hatırladığını tahmin edebiliyorum. “Ne demiştim? Bu bir oyun, sonunda kazanmak da var kaybetmek de. Ama sonunda ağlamak yok demiştim değil mi? Bence şimdi bu cümleler anlam buluyor.”
Ağzını bile açamadı. Omzunun üzerinden yanında duran babama baktı. Topu ona atıyordu bu zamana kadar yaptığı gibi. “Sana söylemiştim baba. Beni görmeni istemiştim. Ama sen bana sırtını döndün. Sen beni kimsesiz bıraktın! Daha dün tanıdığın bir adamla birlikte para için benim hayatımı bana zindan etmeye çalıştın!” Cümlemi bitirmemle birlikte Alex’in alkışını işittim. Yavaş yavaş alkışı kulağıma yakından gelmeye başladı. Önce alkışı ardından kendisini daha yakından gördüm. Artık hemen dibimdeydi.
“Ne duygusal ama. Eğer bir kalbim olsaydı bu beni çok acıtırdı.” Çatılmış kaşlarımla birlikte sorgulayıcı bir tavırla ona döndüm. Onun bakışları her ne kadar bana dönük olmasa da ona baktığımın farkındaydı. Her zaman olduğu gibi. En azından bunu hala anlayabiliyorum. “Akasya’ya söylemek istediğin bir şey var mı babası? Mesela bir gerçek gibi?” Başını hafifçe yana yatırmış hala babama bakıyordu. Duyduklarımın şaşkınlığı ile karşımda duran babama dönüp baktım. Bana bakmıyordu. Çatılmış kaşları, kısılmış gözleri ve gerilmiş yüz hatları ile tamamen Alex’e odaklanmış bir haldeydi.
“Buradan sağ çıkamayacak birisine göre oldukça cüretkarsın.”
Açık açık olmasa da onu tehdit ediyordu. Gözlerimi hızla tekrar odamda gezdirdim. Bir yolu olmalıydı. Ama bulunduğum durumu oldukça mantıklı bir şekilde değerlendirirsem varacağım sonuç arkamı döndüğüm an sırtıma yiyeceğim kurşunun gerçeği olurdu. Babamın bana acımayacağını biliyordum. Bir yanım bunu çoktan kabullenmişti.
“Doğru diyorsun,” Alex hiç acele etmeden elini havaya kaldırdı. Gözlerini bir an bile babamdan ayırmıyordu. Sanki bir şekilde kendi aralarında hesaplaşıyorlarmış gibi bir halleri vardı. Ardından parmaklarını şıkları. İşte ne olduysa bu hareketten sonra oldu. Çınar dışında odada bulunan bütün korumalar bir anda bize doğrulttukları silahları Hardin ve babama yönelttiler. Çınar onların arkasında yani görüş alanlarının dışında kalıyordu. Elindeki silahı yavaşça indirdi ve kılıfına soktu. Bunu yaparken de oldukça rahat oluşu gözümden kaçmamıştı.
Bir diğer gözümden kaçmayan ayrıntı ise korumaların Çınar’a silah doğrultmaması olmuştu. Gözlerimi ağır ağır kıstım. Babam ve Hardin şimdi delirmiş gibiydi. Onları böyle görmek biraz keyiflenmemi sağlamıştı, yalan yok. Alex, kollarını rahat bir tavırla göğsünde bağladı. “Nasıl? Güzel bir sürpriz olduğunu kabul edin,” işaret parmağını havaya kaldırarak konuşmasına devam etti. “Ama bir sürprizim daha var.” Başını omzunun üzerinden bana çevirdiğinde ona dönüp bakmadım.
Onun bana dönmesi üzerine babam ve Hardin’in bakışları da bana dönmüştü. “Akasya’nın bir seçim yapmasını istiyorum.”
Bölüm etkileşimi
