29. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar29. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 29. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Araba karanlık ve dar bir sokağa giriş yaptığında yavaşladık. Dip dibe evlerin olduğu bu sokak biraz ürkütücü gözüküyordu. Sokakta tek bir insan bile yoktu. Önünden geçtiğimiz evleri incelemeden edemedim. Çoğunun ışığı yanıyordu. En fazla üç kattan oluşan evler oldukça eski ve yıkık gözüküyordu dışarıdan. “Neden buradayız?” İlk konuşan taraf olarak aramızda yer edinen tuhaf sessizlikten sıyrılamamızı sağladım.
Buraya gelme sebebimizi doğal olarak merak ediyordum. Birisine mi gelmiştik? Ya da bir şey için? “Anlatacağım.” Yine tek kelimelik Duygusuz cevaplara geri dönmüştük. “Bu tavrın yalnız bana özel herhalde?” Dalga geçer bir tonda sordum. Mavi gözleri anlık olarak yüzüme kaydı. “Anlamadım?” Bu sefer ses tonunda yakaladığım o duygu gerçekten de beni anlamadığını işaret ediyordu.
Oturduğum koltukta ona doğru hafifçe yana doğru döndüm, kollarımı göğsümün üstünde kavuşturarak bağladım. “Diyorum ki, başkalarına gelince dilin maşallah bülbül gibi şakıyor ama bana gelince tek kelimelik soğuk cevaplar.” Cümlem biter bitmez pişman olmuştum. Kaşlarım istemsizce çatılırken bedenim gerildi. Bana neydi ki? Nasıl cevap verirse verirdi. Kimin umurundaydı?
Bir anda oturuş şeklimi düzlettim. Biraz ona sırtımı dönecek şekilde cama döndüm. Aptallık etmiştim. Yine. Neden dilimi tutamamıştım ki? “Küstün mü malyshka?” Dudaklarımın arasıdnan şaşkınlık nidası olarak bir ‘hah’ döküldü. Başımı omzumun üzerinden çevrip ona bir bakış attım. “Ne alakası var?” Geri önüme döndüm. Onun bakışlarını görmek istemiyordum.
“Çocukluk ediyorsun.” Bu sefer kaşlarım şaşkınlıkla havalansa da ona doğru dönüp bakmadım. Hem ona hem de kendime kızgındım. Ama en çok da kendime kızgındım. Bana bu kadar soğuk davranması için hiçbir sebebi yoktu.
Arabanın durması işime gelmişti. Nerede olduğumuza bile bakmadan kapı koluna yapıştım. Tam inmek üzereyken durdum. Başımı omzumun üzerinden çevirdim, ona baktım. Ona doğru döndüğümü fark edince kafasını bana doğru çevirdi. “Ne var biliyor musun? Nasıl davranmak istiyorsan öyle davran.” Bana yanıt vermek adına herhangi bir girişimde bulunmadı. Aniden bedenimi sarmalayan bir başka sinir dalgası ile arabanın kapısını açtığım gibi kendimi dışarıya attım. Beklenmedik bir şekilde yüzüme çarpan şerrin hafa ile istemsizce titredim.
Anlık bir karar ile arabadan inmiştim ama küçücük bir sorun vardı. O da bundan sonrasında nereye gideceğimi bilememekti. Bir evin önünde duruyorduk ama burası bana oldukça yabancı bir yerdi. Geçtiğimiz çoğu dar ve ısısız sokaklara oldukça benziyordu. Başımı kaldırıp önünde durduğumuz eve baktım. Tek bir ışık dahi yanmıyordu. Bütün pencereler sıkıca örtülmüştü.
Ben karşımda duran evi incelemekle meşgulken arkamda kalan arabanın ışıklarının kapanması ile sokak neredeyse tamamen karanlığa gömülmüştü. Çok geçmeden, arabanın kapısının açıldığını işittim.
Tam o sırada beklenmedik bir şekilde sokağın girişinde bir ışık belirdi. Gözlerimi pür dikkat o ışığa doğru diktim. Yalnızca birkaç saniyenin ardından siyah arabayı fark ettim. Araba oldukça yabancıydı. Merakla kaşlarımı çattığım sırada Alex’in varlığı yanımda belirdi. Oldukça sıradan ve rahat bir şekilde karşıdan bize doğru gelen arabaya bakıyordu. Onun rahatlığımdan anladığım üzere tam da beklediği bir durumdu.
Gelen arabanın onun planının bir parçası olduğunu anlayınca istemsizce daha da meraklandım. Araba önümüzde durduğumda farları yüzünden gözlerimi kısmak zorunda kalmasam da yine de şoför koltuğunda oturan kişiyi görmeye çalıştım. Ancak boşuna uğraşmıştım. Arabanın farları kapandığı sırada şoför koltuğunda oturan kişi arabadan indiği gibi bize sırtını döndü ve arka kapıya ilerledi.
Karanlık yüzünden hala kim olduğunu tam olarak seçemiyordum. Arka kapının açılması ile kulaklarıma bir çığlık doldu. “Yardım edin! Adam kaçırıyorlar!” Bu ses oldukça tanıdık bir isme aitti. Yardım çığlıklarını işitir işitmez hızla arabaya doğru atılmam bir oldu. “İnci!” Benim bağırmamla arkası dönük olan kişi bir anda bana doğru döndü. “Marco?” Gözlerim şaşkınlıkla bir yanımda duran Marco’ya bir de arabanın içinden çıkan İnci’ye kaydı.
İnci ile göz göze geldiğimiz anda onun yüzüne yerleşen o rahatlama ve hala yerinde duran korku ve panik ifadelerinin görmek canımı yakmıştı. “Akasya…” Arabadan çıkmak için hareketlense de pek de beceremedi. İyice arabaya doğru yaklaştım ve kollarımı ona doğru uzattım. Bu arabada neler olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu ama arkadaşımın yüzünde gördüğüm ifade beni delirtmeye yetmişti. Zaten bu gece hepimiz için zor bir geceyken İnci için daha da zor bir hale gelmesi isteyeceğim en son şeydi.
Öyle ki, kollarımı ona sarmalar sarmalamaz bana boynuma atladı, kollarını sıkıca bana sarıp bu sefer daha sesli bir şekilde ağlamaya başladı. Sinirle gözlerimi sıkıca yumdum. “Çok…korktum.” Bir elim hala ona sarılı bir haldeyken diğer elimle de şefkatle saçlarını okşamaya başladım. “Geçti. Yok bir şey.”
O sakinleşesiye kadar sessizce bekledim. O kollarını çözüp benden ayrılasıysa kadar tek bir adım dahi geriye gitmedim. Gocunmadan dakikalar boyunca onun sakinleşmesini ekledim. Ve en nihayetinde İnci’nin ağlamakları kesilmiş, hıçkırıkları da azalmıştı. Kollarını benden çözdü ve yavaşça geriye çekilerek benden uzaklaştı.
Yeniden göz göze geldiğimizde ona güven vermek istercesine kocaman gülümsedim. Gözleri hızla yüzümde gezinmeye başladı bu sefer. “Sen iyi misin? Bir şeyin yok değil mi?” Gülümsemeye devam ederek başımı iki yana salladım. “Ben gayet iyiyim, korkulacak hiçbir durum yok.” Elinin tersi ile yanağına doğru süzülen gözyaşını silerken bir anda gözleri yüzümden ayrıldı. Arkamda bir noktada takılı kaldılar, daha saniye olmadan kaşları sinirle çatıldı.
Eğildiğim yerden yavaşça doğruldum ve sağa doğru kayarak arkamda kalan Marco’yu açığa çıkardım. “S-sen miydin?” Sesindeki hayal kırıklığını çok kolay sezmiştim. Biraz daha gerileyerek arkamda kalan kaldırıma çıktım. Bakışlarım sessiz kalan Marco’ya kaydı. İnci’nin sorusuna cevap vermedi. Tam olarak ne sorduğuna dair hiçbir fikrim yoktu ama Marco’nun sessizliğine rağmen İnci cevabını almış olacak ki daha az önce dinen gözyaşları yeniden belirmişti. Ama tek bir farkla: bu sefer dudaklarında yer edinen minik bir gülümse vardı.
Sol tarafımda hareket eden gölgeyi fark edince istemsizce kafamı o tarafa doğru çevirirken buldum kendimi. Anlık olarak Alex ile göz göze geldik. Saniyesinde kafasını çevirdi, büyük adımlarla evin kapısına ulaştı ve elindeki anahtarları yuvasına sokarak çevirdi. Evin kapısını açtıktan sonra bir kere bile dönüp bakmadan eve girdi. Gözlerim arkasında açık bıraktığı kapıda takılı kalmıştı.
“Gidelim Akasya.” İnci’nin seslenemesi ile bulunduğum andan koparak yeniden odağımı İnci’ye verdim. Gözleri hala doluydu. Ağlamamak için savaştığını görmek beni daha fazla yaralıyordu. Minik bir gülümseme eşliğinde elimi ona uzattım. Ayağındaki topuklular ile arabadan inmesi biraz zaman almıştı. Ama en nihayetinde ayağa kalkmıştı. Kol kola ayakta dururken bakışlarının bana döndüğünü hissettim. “Neredeyiz biz?” Bakışlarım hala Alex’in ardından açık bıraktığı kapıdaydı. “Bilmiyorum ama öğreneceğiz.”
Alex bir şeylerin peşindeydi. Ve bunun ne olduğunu öğrenmeden buradan ayrılmak gibi bir planım da yoktu.
Bölüm etkileşimi
