26. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar26. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 26. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karşımda tüm ciddiyeti ve sarsılmaz duruşuyla dikilen adama baktım. Şaka yapıyor olmalıydı, değil mi? Kendi etrafımda dönerek hazırladığım çantaya bakındım. Balkon kapısının yanına bırakmıştım en son ama yoktu. Kalbim hızla atmaya başladı. “Bunu mu arıyorsun?” Sesi, odadaki sessizliği bir bıçak gibi kesti. Hızla başımı çevirip ona baktım. Sırt çantamı havaya kaldırmış bir vaziyette tutuyordu. “Benim o.” Sesim kararlı çıkmaya çalışsa da öfkeyle titredi. Çantayı almak için uzansam da başarılı olamadım.
Çantayı kolay bir şekilde arkasına çekti. “Açıkçası akıllıca bir plan,” dedi, gözlerinde alaycıl bir parıltıyla. “Ama bana sorarsan pek de uzun vadeli değil.” Sinirle dişlerimi sıktım.içimdeki öfke her an patlamaya hazırdı. Ona doğru bir hamle yaptım ama başarılı olamadım. Bulunduğumuz şu durumda karşımda durmuş ukala ukala konuşuyordu. Sinirle ona doğru atıldım. Yine şansımı denemek istemiştim ama yine başarısız olmuştum. “Çantamı bana ver.” Sinirlerimi hoplatmıştı. “Biraz asileşmişiz son zamanlarda.” Dudağının kenarı muzip bir tavırla yukarıya doğru kıvrıldı. Bu tavrı beni daha da çıldırtıyordu.
Sinirle ellerimi saçlarımın arasına daldırdım. “Ne istiyorsun?” Nefesim kesik kesikti. Gerçekten sinirliydim. Sinirimin tek sebebi o değildi. Sinirimin en büyük sebebi ise ilk başta gecenin gerginliğiydi. Bir diğeri ise yaptığımız bütün plan tıkır tıkır işlerken Alex’in bir anda ortaya çıkıp bunu bozmasıydı. “Benimle gelmeni.” Olduğum yerde durdum, yüz ifadesini dikkatle inceledim. İfadesini okumaya çalıştım. “Şaka yapıyorsun.” Dudaklarımın arasından dökülen bu cümleyi bende beklemiyordum. Sözler ağzımdan istemsizce dökülmüştü. Sanki dilim beynimden bağımsız çalışıyordu.
Dediğime karşın hafifçe omuz silkti. “Ben oldukça ciddiyim.” Bana doğru bir adım atması biraz beklenmedikti ama yine de geriye adımlamadım. Kaçmadım. Bakışlarımı inatla onun yüzünden çekmedim. Gözlerimi ondan ayırmadım. Galiba sinirim biraz da onaydı. En sonki durumlardan kaynaklı sebepsizce ona da sinirlenmiştim. Beni dinlememişti, ona yardım etmeme izin vermemişti. Beni öylece bırakıp gitmişti. Beni bir kenara itip kendi bildiğini yapmıştı. En azından dinleyebilirdi. Bana babam gibi davranmıştı. “Ben de sana hayır diyorum.” Sesim buz gibiydi. “ Seninle gelmeyeceğim. Şimdi bana çantamı ver bende kendi yoluma gideyim.” Elimi ona doğru uzatarak çantayı istedim. Bakışlarını bir an olsun yüzümden ayırmadan bakmaya devam etti.
“Hala bazı şeylerin farkına varamadın değil mi?” Sözleri bir yumruk gibi mideme oturdu. Bu ne demekti? Kaşlarım ne dediğini anlamadığımı belli etmek istercesine çatıldı. “Anlamadım?” Neden bir şeyleri hep gözden kaçırıyordum? Neden bir şey olduğunda en son benim haberim oluyordu? “Açık açık konuşsana!” Bir anda yükselmemi en az benim kadar o da beklemiyordu. Sesimdeki öfke ve çaresizlik seziliyordu. “Benimle gelmek zorundasın malyshka.” Sesi şimdi daha yumuşaktı. Hatta kırılgandı. Onda hiç duymadığım tarzda bir yumuşaklıktı.
Bana doğru bir adım daha atmasıyla hareket etmedim. Edemedim. Kafam karışmaya başlamıştı. Neden geri gelmişti? Neredeyse aramızda mesafe kalmamıştı. Bir eli hala arkasında çantamı tutuyordu. Boşta olan eliyle gözümün önüne düşen saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı. Aniden ürperdiğimi hissettim. Ama elimden geldiğince bunu ona yansıtmamaya çalıştım. “Bilmediğin çok şey var.”
Onun bu anını fırsat bilerek yana doğru kaydım ve arkasında tuttuğu çantamı parmaklarının arasından çekip aldım. Bu atağımı hiç beklemediği için çantayı alması kolay olmuştu. Hızlı adımlarla onura rakamda bırakarak kapıya yöneldim. Dışarıya çıkmak için kapı kolunu aşağıya doğru indirdim ama açılmadı. Anlık olarak durdum. Kapı zorlanmış falan olmalıydı. Açılması gerekiyordu. Tekrar denedim. Olmadı. Tekrar ve tekrar denedim ama olmadı. “Aradığın şey bende olabilir mi?” Ben balkondayken kapıyı kilitlemiş olmalı. Bunu nasıl düşünememiştim. Sinirle yumdum gözlerimi.
Birkaç saniye boyunca sessizce durdum. Nefes alış-verişlerim hızlanmıştı, beynim kaos içindeydi. Aynı anda kafamın içerisinde yüzlerce farklı düşünceler akıp gidiyordu. Sakinleşmeye çalışıyordum ama olmuyordu. Birazdan benim ortada olmadığımın farkına varacaklardı. Her şey durgunlaştığında ilk göze çarpan yokluğum olacaktı. Onlar benim olmadığımı fark etmeden önce bu evi terk etmem gerekiyordu ama Alex buna engel oluyordu. Tüm planlarımı alt üst ediyordu. “Ne istiyorsun benden? Derdin ne benimle? Ayrıca bilmediğim şeylerden sana ne!” Yeniden ona döndüğümde yüz ifadesi daha farklıydı.
Dudaklarında hiç görmediğim tarzda bir gülümseme vardı. Ama kesinlikle alaycıl bir tebessüm değildi. Buruktu. Sanki içinde bir kırgınlık vardı ve bunu tebessümüne yansıtıyordu. “Sana demiştim malyshka. Bilmediğin o kadar çok şey var ki…” topuklarımın üstünde dönerek tamamen ona odaklandım. Sesi acı çeker bir tondaydı. Onu daha önce karşımda hiç böyle görmemiştim. “Kaçtığın geceyi hatırlıyor musun?” Bu soruyla kaşlarım merakla havalandı. Sorusu anlık olarak kafamı karıştırdı. Tabi ki o geceyi her bir detayı ile hatırlıyordum. Benim için asla unutamayacağım bir geceydi. Özgürlüğüm için attığım ilk büyük adımdı. “Bunun ne alakası var?”dedim, şüpheyle kaşlarımı kaldırarak. Öyle bir baktı ki sanki, bak bilmediğin şey tam da bu, der gibiydi.
Dudaklarımı sertçe birbirine bastırarak sustum. “Sence o geceki karşılaşmamız tesadüf müydü?” Sorusu üzerine kıkırdadım ama içimde bir huzursuzluk vardı. “Tabi ki. Ben zor durumdaydım ve sen bana yardım ettin…” cümlemin sonlarına doğru bir şeyler aydınlanmaya başlamıştı. O günden sonra bu olayı hiç düşünememiştim. Çünkü düşünmek için bir sebebim yoktu. Zor durumdaydım ve yardıma ihtiyacım vardı. Alex de oradan geçen normal bir insandı ve halimi görünce yardım etmeden duramamıştı. Öyle değil mi? “Bir dakika? Ama nasıl? Anlamıyorum.”
Şimdi Alex’in gülüşü keyiflenmişti. “Kimsin sen? Neyin peşindesin?” Bu sefer ben ona doğru adımladım. Kapıdan uzaklaşarak ona yaklaştım. Bu tavrım hoşuna gitmişti ve bunu saklama gereği bile duymuyordu. Gözlerimin içine bakarak sustu Belki sorularım absürt kaçıyor olabilirdi ama bir yerden başlamak zorundaydım. Onun cevap vermesini beklerken evin içerisinde bağırışlar yankılanmaya başladı. Bir kapıya bir de ona baktım.
“Buradan çıktıktan sonra gidecek bir yerin var mı?” Bunu sormasını beklemiyordum. Sorularımı cevaplamak zorundaydı. “Olmasına gerek yok, bulurum.” Ellerini kot pantolonunun cebine soktu. Karşımda bilmiş bilmiş durması sinirimi bozuyordu. “Peki kendini korumasını biliyor musun?” Cidden bunları soracak zaman mıydı? “Öğrenirim.” Başını onaylamaz bir şekilde hafifçe iki yana salladı. “Hala çocuk gibisin. Biraz asileşmiş olsan bile hala bıraktığım gibisin.” En ters bakışlarımla ona bakmaya devam ettim. Bence benimle dalga geçiyordu. “Eee, daha dikilecek miyiz burada? Yoksa biz bulmalarını falan mı istiyorsun?”
Kaçacak bir yerim kalmamıştı. Ya Alex ile buradan kaçıp gidecektim ya da yeniden babam ile Hardin’e mahkum olacaktım. Alex karşımda oldukça sakin bir şekilde cevap vermemi bekliyordu. Zor da olsa karar vermiştim. Vermek zorundaydım. Daha fazla erteleyemezdim. Belki de çoktan yokluğumu fark etmişlerdir. Tam ona cevap vermek için dudaklarımı aralamıştım ki arkamdaki kapı büyük bir gürültüyle açıldı.
Bölüm etkileşimi
