5. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar5. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 5. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Araba tanıdık sokaklara giriş yaptığı an stres bedenimi ele geçirmeyi başarmıştı. "Burada ineceğim." araba hiç bilmediğim bir evin önünde durduğunda yanımda ki adam öne doğru eğilerek önünde durduğumuz eve baktı. Titreyen ellerimle emniyet kemerini açmaya çalışıyordum ama bir türlü başaramıyordum. "Evin burası mı?" sesinde ki şüphe ortadaydı. "E-evet." yalan söylemek bayağı zor işti. Hele de benim gibi birisi için. Sesimin titremesine ve kekelememe engel olamamıştım. Bunların beni ele vermemesini umut ederek kapıya uzandım. Ancak anında koluma dolanan güçlü elle durmak zorunda kaldım. "İyi bir yalancı değilsin malyshka."
Kolumu elinden kurtarmaya çalıştım ama maalesef ki o benden daha güçlü. Yine de bir umutla kapıya uzandım anında arabanın içerisinde yankılanan 'klik' sesiyle bununda olmayacağının farkına vararak pes ettim. Oturduğum yerden bedenimi yan çevirerek ona döndüm. "Bak, eve tek başıma gitmeliyim. O yüzden bırak da ineyim." çok sakin ve medeni bir açıklama olmuştu.
Tek kaşı şüpheyle havalandı. "Ne iş peşindesin malyshka?" sonda söylediği kelimenin anlamını biliyordum. Küçük kız diye hitap etmesiyle ona doğru eğildim, içten içe kendime cesaret verici şeyler sıralarken gözlerimi buz mavisi gözlerine çevirdim. "Bu seni alakadar etmez kotik." şimdi sinirlenme sırası ona geçti. Tuttuğu kolumdan beni kendine doğru çekti. Sinirli mavi gözlerini meydan okurcasına dikti. "Demek yavru kedi. Meydan okuman kabul edildi malyshka." kolumu bırakarak bir anda geri çekildi. "Evini düzgünce tarif et."
Sırtımı sertçe koltuğa yapıştırdım. "Etmeyeceğim, burada inmek istiyorum." bir eliyle sıkıca direksiyonu kavradı ve bana döndü. "Burada insen bile seni takip edebileceğim ihtimalini hiç düşündün mü peki malyshka?" bir hışımla ona döndüm. "Bana şu kelimeyi demeyi bırak!" kaşlarını çatarak anlamamazlıktan geldi. "Hangi kelimeden bahsediyorsun malyshka?"
Dişlerimi sertçe birbirine bastırdım. "Gayet iyi biliyorsun kotik." gözleri kısıldı ama üstüne bir şey demedi. Önüne dönerek yeniden arabayı çalıştırdı. İstemeye istemeye yanımda arabayı süren bu adama evi tarif etmek zorunda kalmak beni acayip deli etmişti. Bir-iki dakika geçmeden araba evin önünde durduğunda başımı kaldırıp baktım. Kapının önünde duran bütün korumalar karşılaştıkları bu yabancı araç ile hemen savunmaya geçmişlerdi. "Beni evime kadar getirdiğin için sağ ol." kapıya uzandım ve kolunu kendime doğru çekerek açmaya çalıştım. Hala kilitliydi. Açması için ona döndüğümde bana bakmadan kilidi açtı.
Arabadan inerek arka koltuktan çantamı aldım ancak yanımda beliren bedenle birlikte olduğum yerde çakılı kaldım. "Ne yaptığını sanıyorsun?"
Ellerini cebine yerleştirdi, başını kaldırıp rahat bir tavırla eve bakındı. "Tekrardan evden kaçıp başını belaya sokmayacağından emin olmaya çalışıyorum malyshka."
"Ben çocuk değilim." evin üzerinde dolaştırdığı gözlerini bana çevirdi. "Evet, tam olarak öylesin." yanımdan geçerek kapıya ilerledi. Korumalar beni görünce hiçbir şey demeden kapıyı açıp geçmesine izin verdiler. Önde o, arkada ben bahçeye giriş yaptığımızda tüm bakışlar anında bize çevrilmişti. Bahçe kapısında beliren Sofia önce önümde yürüyen adama ardından bana baktı. "Akasiya!" sesi sinirliydi. Aksi de beklenmezdi zaten.
Sofia sinirli gözlerini benden ayırarak önümdeki adama tekrardan çevirdiğinde sesli bir nefes verdim. "Akasya Hanım," Sofia'nın yanında beliren koruma ile korkuyla korumaya döndüm. Bu, beni kaçarken yakalamasına rağmen ispiyonlamayan korumaydı. O an kafamın içerisinde bir ışık patladı. Ya babama anlattıysa? Babamda bilerek kaçmama izin verdiyse? Sadece nereye gidip ne yapacağımı merak ettiği için peşime adam takmadıysa?
Sıcak havaya rağmen soğuk terler dökmeye başladım. Yanımda dikilen adını bilmediğim inatçı adama döndüm. "Artık emin olduysan gidebilirsin... Kotik." son kelimeyi kimsenin duymaması için dişlerimin arasından fısıldayarak söyledim. Tek kaşlı alay ve sinir karışımı bir duyguyla havalandı. "Victor Bey ikinizi birlikte istiyor." avuç içimi sertçe alnıma vurdum. İşte şimdi yanmıştım. "Baban mı?" elimi alnımdan indirerek korku dolu gözlerimi ona diktim. "Bak benden sana bir tavsiye Bay Kendini Bilmiş, sana soru sorulmadığı sürece ağzını açıp konuşma." bana doğru bir adım atarak yaklaştı. "Anlıyorum malyshka." dudaklarında beliren meydan okuma gülüşü ile o an orada bayılmak istedim.
"Çalışma odasında sizi bekliyor Akasya Hanım." korumanın uyarısıyla birlikte onu beklemeden hızlı adımlarla eve girdim. Babamdan deli gibi korksam da bundan kaçışım yoktu. Arkamdan gelen adım seslerini duymamazlıktan gelerek adımlarımı mümkün olduğunca daha da hızlandırdım. Babamın çalışma odasının önüne gelince durdum.
Parmaklarımı saçlarımın arasına daldırarak bir tarak misali hızlıca taradım. "Saçların düzgün olduğu zaman sana kızamıyor mu?" arkamdan gelen alaycıl sesle homurdandım. Ona cevap vermek yerine yumruk yaptığım elimle kapıyı tıklattım. İçeriden gelen komutla birlikte anlık olarak durdum, başımı omzumun üzerinden arkamda ki adama çevirdim. O, benim aksime oldukça rahattı. "Kapıyı açmalısın malyshka." utançla önüme döndüm ve kapıyı açtım.
İçeriye adımımı atar atmaz babamın sert bakışlarıyla karşılaşmam bir oldu. Anında üşüdüm. Ellerini masanın üzerinde birbirine kenetlemiş, oturduğu koltuğunda bir bana bir de yanımda dikilen adama bakıyordu. Sinirli olup olmadığını anlayamamak beni ürkütüyordu. Her zaman takılı olan duygusuz bakışları yerindeydi. Sertçe yutkundum.
Babam beni es geçerek yanımda dikilen adama döndü. "Adın ne ve neden kızımın yanındasın?"
"Adım Alex Nikolai Volvakov," durdu. Nefes aldı, eliyle bana bakmadan beni işaret etti. "Kızınızla tesadüfen karşılaştık. Kendisi akşam geç saatlerde taksi ararken saldırıya uğradı. Şanslı ki o saatte oradan geçiyordum." Babam duyduklarıyla birlikte bana döndü. Hala ifadesizdi. "Doğru mu Akasya?" başımı sallayarak sessizce onayladım. Henüz kendimde konuşabilecek gücü göremiyorum. Geri Alex'e döndü. Beyninden geçen her bir düşünceyi duymayı çok isterdim. "Mesleğin ne? Herhangi bir yerde çalışıyor musun?"
Alex'in sıkıntılı bir nefes verdiğini işittim ama başımı kaldırıp bakamadım. "Birkaç aya kadar CIA'deydim. Özel komando olarak çalışıyordum." gözlerim ardına kadar açıldığında başımı kaldırıp Alex'e şaşkınlıkla baktım. O, bana bakmak yerine bütün dikkatiyle babama bakıyordu. İlk defa babamın yüzünde bir ifade yakalayabildim. Şaşkınlıkla havalanmış kaşlarıyla yanımda duran Alex'e bakıyordu. "Atıldın mı?" Alex başını iki yana sallayarak reddetti. "Hayır, kendi isteğimle ayrıldım."
İşte bu daha da tuhaftı. "Neden?"
"Bazı özel sebepler Efendim, izninizle orası da bende kalsın." çenesi kasılmış, yüz hatları sertleşmişti. Neden sinirlenmişti bir anda? Babam sormaması gereken bir şey sormuş olmalı. Babam birkaç saniye daha Alex'i inceledikten sonra bana döndü. Anında eski sert ifadesine dönmüştü. Kalbimin sızladığını hissettim. "Sana gelince Akasya, bu yaptığının elbet bir karşılığı olacak."
Sertçe yutkundum. Neden beni cezalandırmak yerine neden kaçtığımı sormuyor? Neden beni anlamaya çalışmıyor?
Gözleri bir an yanımda duran Alex'e kaydı boğazını temizleyerek arkasına yaslandı. "Dün Kevin'dan bir telefon aldım. Hardin ile senin için önemli bir adım atacağız. Hem sizin geleceğiniz için hem de şirketimizin geleceği için." gözlerim dolmaya başladığında hafifçe burnumu çekerek engellemeye çalıştım, başarısız oldum. "Sen benim geleceğimi bu zamana kadar hiç düşünmedin. İstemiyorum. Bundan sonrasını düşünmene de gerek yok... Baba."
"Hala küçük bir çocuk gibi evden kaçıyorsun Akasya. Artık büyüdün." itici bir şekilde güldüm. "Hala mı? Daha önce evden kaçma girişimim bile olmadı baba. Evlenmek istemiyorum."
"Akasya!" bir anda bağırmasıyla irkildim. Bana bir başkasının yanında hele de bir yabancının yanında bu şekilde konuşup bağırması fazlasıyla canımı yakmaya yetmişti. "Artık dinleme sırası sende baba! Bugün ben konuşacağım sen dinleyeceksin!" gözümden akan bir damla yaşı elimin tersiyle sertçe sildim. "Bu zamana kadar beni sevmedin. Sebebi ne bilmiyorum. Her gün bekledim ben! Hem de her gün! Neden mi? Belki yüzüme bakarsın da gülümsersin diye! Bir umut bekledim baba! Yıllarca gözünün içine baka baka yaşadım! Ama sen beni görmedin. Belki de görmek istemedin." burukça gülümsedim.
"Evlenmek istemiyorum, hayatı yaşamak istiyorum. Bunca zaman kaçırdığım yıllarımı, gençliğimi, çocukluğumu belki geri getiremem ama telafi etmek istiyorum." ona doğru bir adım attım. O kadar söylediğim şeye rağmen yüzünden en ufak bir duygu kırıntısı dahi yoktu. Aynı sert bakışlar aynı sert ifade. "Beni neden sevmedin baba? Ne yapmış olabilirim sana?"
"Akasya-" bana kızmak için başladığı cümlesini çığlığımla kesildi. "Neden anlamıyorsun baba? Senin bu hallerinden de bu kurallarından da bıktım artık!" omuzlarım düştü, sesim kısıldı. "Ben hayatımı yaşamak istiyorum, özgür olmak istiyorum." Babam sinirle oturduğu koltuktan kalktı. "Derhal odana geçiyorsun Akasya! Ben diyesiye kadar da çıkmıyorsun!" yanımdan bir rüzgar gibi geçerek odadan çıktı.
Ağlamam gittikçe şiddetlenirken olduğum yerde dizlerimin üzerine düşekaldım. "Şşştt..." bedenime sarılan kollara teslim oldum. Küçük bir çocuk gibi bedenime sarılan o bir çift sıcak kolun arasına saklandım. "Malyshka..." tanımadığım bu adamın kollarının arasına sığınmam ne kadar doğruydu bilmiyorum. Ama şu an tek düşündüğüm, bir süre huzur veren bu kolların arasından çıkmak istememem. "Sana söz, özgürlüğünü kazanacaksın." işittiğim cümlelerin bir anlık hayal olup olmadığını kavrayamadım.
Burnumu çekerek başımı kaldırıp alttan yüzüne baktım. "Nasıl?" iri eliyle yüzüme düşen sarı tutamları geriye itekledi. "Orası da bana kalsa olur mu?" bu sefer mavi gözleri şefkatle parlıyordu. Belimdeki ellerini koluma çıkarttı. "Hadi, kalk bakalım." Onun yardımıyla yerden kalktım. Bana fırsat vermeden, elleriyle gözyaşlarımla ıslanan yanaklarımı sildi, saçlarımı düzeltti. Hepsini yaparken bende kıpırdamadan durdum.
"Akasiya!" bir anda kapıda beliren Sofia ile irkilerek gözlerimi Alex'ten çekmek zorunda kaldım. Sofia bir anlık şaşkınlıkla bir Alex'e bir de bana baktı. Beni yalnız sanıyor olmalıydı. Boğazını temizledi, gülümsemeye çalışarak Alex'e baktı. "Victor Bey'in size sormak istediği bir takım sorular varmış. Kendisi şu an salonda bulunmakta." bu kibarca, bizi yalnız bırak, demekti.
Alex derin bir nefes çekti. Sofia'yı başıyla onayladıktan hemen sonra bana döndü. "Daha iyi misin?" hafifçe başımı salladım. Tereddütle birkaç saniye bana baktıktan sonra Sofia'nın yanından geçtiği gibi odadan çıktı. Bir süre gözlerim çıktığı kapı da oyalandı.
Sofia'yla konuşmamak için odama gitmek üzere hareketlendiğim sırada Sofia buna izin vermedi. Parmaklarıyla sıkıca kolumu sararak sıktı. Acıyla inlememek için son anda dişlerimi birbirine bastırdım. "Victor Bey'i çok kızdırdın." acıyla güldüm.
"Tek umurunda olan babam değil mi? Aman babam ne der, aman Victor Bey nasıl hisseder?" sertçe kolumu kendime çekerek ondan kurtarmayı başardım. "Neden onu düşünmek yerine beni düşünmüyorsun Sofia? Sonuçta insan olan bir tek o değil. Hatırlatırım ama bende insanım, sizin yetiştirmeye çalıştığınız bir robot değilim."
"Derhal kendine gel Akasiya." dişlerimi sertçe alt dudağıma geçirdim. "Ben zaten kendimdeyim Sofia."
Ona sinirli bakışlarımla son bir kez daha baktıktan sonra omzuna çarparak yanından geçtim. Odama girer girmez direkt olarak ardımdan kapıyı kilitledim. Bugün daha fazla rahatsız edilmek istemiyorum. Cezalıydım zaten.
Üzerimdeki kıyafetleri dahi çıkartmadan kendimi yatağıma attım. Zor bir gündü. Hem de fazlasıyla zor.
Bölüm etkileşimi
