31. bölüm / 60
Beyaz Yalanlar31. Bölüm🕯️
Bölümler 60Şu an: 31. Bölüm🕯️
- 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
- 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
- 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
- 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
- 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
- 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
- 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
- 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
- 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
- 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
- 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
- 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
- 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
- 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
- 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
- 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
- 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
- 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
- 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
- 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
- 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
- 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
- 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
- 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
- 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
- 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
- 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
- 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
- 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
- 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
- 31 31. Bölüm🕯️820 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
- 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
- 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
- 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
- 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
- 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
- 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
- 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
- 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
- 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
- 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
- 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
- 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
- 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
- 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
- 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
- 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
- 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
- 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
- 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
- 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
- 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
- 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
- 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
- 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
- 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
- 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
- 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
- 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni yeni güneş doğmaya başlamış, yakıcı ışıkları pencereden sızan ışıkları sırtımı delip geçiyordu. Yüzüm duvara dönük olacak şekilde yatakta iki büklüm öylece duruyordum. Yatağa girdiğim andan itibaren tek bir an bile uyuyamamıştım. Ne zaman gözlerimi kapatsam gözümüN önünde farklı farklı sahneler beliriyordu. Ne zaman gözümü açsam kafamın içerisinde farklı sesler yankılanıyordu. Ne gözümde canlanan sahneler ne de kulaklarımda yankılanan o sesler uykuya dalmama izin veriyordu.
Ellerimi çenemin altında sıkıca kavuşturdum. Ev sıcak olmasına rağmen ellerim ve yüzüm buz gibiydi. Bu halimi son günlerimi yoğun geçirmiş olmama bağlıyordum. Yavaşça yattığım yerden İnci’ye doğru başımı çevirdim. Saçları dağınık bir şekilde yüzüne yayılmış, dudaklarını hafifçe büzmüş bir halde derin bir uykunun ortasındaydı. İstemsizce derin bir nefes aldım.
Tüm gece boyunca yaptığım gibi gözlerimi yumdum. Ama bu sefer beni ele geçiren bir başka an oldu. Evden kaçtığım o geceye aitti bu sefer gözümün önünde canlananlar. Evden kaçışım, sokaklarda dolanışım, saldırıya uğramam ardından Alex… Bir anda gözlerim açıldı. Acaba o gece evden kaçmak gibi bir girişimde bulunmasaydım bugün hayatım nasıl olurdu? Hala aynı döngünün içerisinde öylece yaşayıp gider miydim?
Yatakta sırt üstü döndüm, bir türlü ısıtamadığım ellerimi karnımın üzerine koydum. Gözlerimi tavana diktim, kafamın içerisinde dolanmaya başlayan seslere kulak verdim.
Benim için büyük bir adımdı o gece. Etrafıma dolanmış zincirleri kırdığım ilk andı. Yalnızca attığım bir adım hayatımın tüm seyrini değiştirmişti. Hayat gerçekten çok garipti.
Bir anda beliren kalın bir ses, saatlerdir süren sessizliği bir bıçak misali gibi kesti. Tavana bakmaya devam ederken kaşlarım çatıldı. Kimin sesi olduğunu tam olarak seçememiştim. Çok ani olmuştu. Kafamın içerisinde birkaç ihtimal dönerken tekrardan bir ses yükseldi. Bu sefer başka birisine ait kalın bir sesti. Bu seferki daha sakin gibi geliyordu kulağa.
Yavaşça yattığım yerden doğrularak oturur pozisyona geçtim. Az önceki seslerin tonu gittikçe düşmeye başlamıştı. Bileğimde bulunan siyah toka ile dağılan saçlarımı ensemde toparlarken ayaklarımı yataktan aşağıya sarkıttım.
İnci’yi uyandırmamaya dikkat ederek parmak uçlarımda kapıya vardım. Kapının kilidini de dikkatle çevirdikten sonra aralanan kapıdan başımı dışarıya doğru uzattım. Evin içine dolan güneş ışığı sayesinde evin içini daha net görebiliyordum. Uzun bir koridorun ortasındaydım. Sağımda ve solumda kapısı kapalı odalar bulunuyordu.
Etrafta kimsecikler yoktu ama kapıyı açtıktan sonra sesler daha da anlaşılır olmaya başlamıştı. Seslerin hangi taraftan geldiğini bilmiyordum. Tamamen odadan çıktıktan sonra olduğum yerde durarak birkaç saniye daha sesleri dinledim. Yavaş adımlarla sesin geldiği tarafa doğru adımlamaya başladım.
Attığım her bir adımda sesler daha da anlaşılır bir hal alıyordu. Doğru yolda olduğumu anladığım anda adımlarımı daha da hızlandırdım. Kapısı açık olan odanın yanına yaklaştığımda seslerin geldiği yeri bulmuş oldum.
İçeriye girmek yerine olduğum yerde kalmayı tercih ettim. Görünmeyecek bir şekilde birkaç adım geriledim ve tüm dikkatimi konuşulanlara verdim. “Saçmaladığının farkında mısın? Bizimle dalga mı geçiyorsun sen?” Bu ses benim yıllardır aşina olduğum bir sesti. Onun burada ne işi vardı? “Aksine, ben gayet ciddiyim. Ne yaptığımın da farkındayım.” Alex’in sesi onunkinin aksine oldukça sakindi. Ancak ses tonu yalnızca sakin değil, artık sabrının kalmadığını belli ediyordu.
“Çınar haklı olabilir.” Araya giren Marco ile ortamda kısa bir sessizlik oluştu. Çınar buradaydı… “Büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız…” Çınar başladığı cümlesini nasıl devam ettireceğini bilmiyormuş gibi durakladı. “Victor ile Hardin aynı saftalar. İşimiz artık daha da zor, sende artık bunun farkındasın.” Alex, Çınar’ın söyledikleri karşısında sessizliğini korurken Marco devreye girdi.
“İlk zamanlarda Victor, Hardin’in bir maşa olarak görüyordu. Akasya’yı aradan çıkartacak, işlerini kolaylaştıracak bir maşa.” Marco’nun bahsettiği şeyler beynimin içerisinde yankılanmaya başladı. Akasya’yı aradan çıkartacak…
“Ama artık işler Victor’un bile istediği gibi ilerlemiyor.” diyerek Marco’nun dediklerini devam ettirdi Çınar. Yeniden bir sessizlik oluştu ancak birkaç saniye sonra Alex sessizliği bozdu. “Hardin kontrolden çıkmak üzere, Victor kontrollerini kaybediyor ve bizim de elimizde üç büyük koz var.”
Üç büyük koz mu? Konuşulanlardan fazlasıyla uzaktım. Dediklerini tam olarak anlayamıyordum. İlla bir yerde kaçırdığım ya da hiç duymadığım şeyler geçiyordu. Ve ben bunları tam olarak kafamda yerine oturtamıyorum.
“Üç büyük koz mu?” Aklımdan geçen soruyu soran Çınar’a içten bir memnuniyet duydum. “Üç büyük koz,” diye yeniledi Alex ve cümlesine devam etti. “Birincisi Akasya, ikincisi sen ve üçüncüsü de… sürpriz.” Saydıklarından hangi birisine şaşıracağımı bilememiştim. Beni koz olarak kullanacaktı. Ben onun planının bir parçasıydım. Ben basit bir kozdum. Sırtımı arkamda bulunan duvara yasladım. Duvarın soğukluğu bluzumdan sızarak tenime işledi.
“Neyden bahsediyorsun tam olarak?” Çınar’ın sorusu üzerine yeniden odağımı onlara vermeye çabaladım. “Zamanı geldikçe her birisinin ne anlama geldiğini çok iyi anlayacaksın.” Yeniden oluşan sessizlik ile aralarındaki konuşmanın burada sona erdiğini net bir şekilde anlamıştım.
Yaslandığım duvardan uzaklaşarak parmak uçlarımda sessizce geldiğim yöne doğru ilerlemeye başladım. Yeniden odaya döndüğümde ardımdan kapıyı sessiz olmaya dikkat ederek kapattım. Yüzümü odaya döndüğümde ilk olarak İnci’yi kontrol etme ihtiyacı duydum. Odadan çıkmadan önce nasıl bıraktıysam hala öyleydi. Uykusuna kaldığı yerden devam ediyordu.
En azından birimiz rahat bir uyku çekerek dinlenebiliyordu. Boşta kalan yatağın ayak ucuna oturarak bacaklarımı da yatağa taşıdım.
Neyin içerisine düşmüştüm ben böyle? Ne amaç uğruna buralardaydım? Kimlerle beraberdim? Yaptığım şeyin doğruluğunu bile sorgulamaya başlamıştım artık. Özgürlüğünü elde etmek bu kadar mı zordu? İnsanın özgürlüğüne kavuşması için ödemesi gereken bedeller bu muydu? İnsan özgürlüğü pahasına bunlarla uğraşmak zorunda mıydı gerçekten?
Bölüm etkileşimi
