Beyaz Yalanlar kitap kapağı

23. bölüm / 60

Beyaz Yalanlar

23. Bölüm🕯️

Vaveyla Yazarı: Amaya Xxxx

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 60Şu an: 23. Bölüm🕯️
  1. 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
  2. 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
  3. 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
  4. 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
  5. 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
  6. 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
  7. 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
  8. 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
  9. 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
  10. 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
  11. 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
  12. 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
  13. 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
  14. 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
  15. 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
  16. 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
  17. 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
  18. 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
  19. 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
  20. 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
  21. 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
  22. 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
  23. 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
  25. 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
  26. 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
  27. 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
  28. 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
  29. 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
  30. 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
  31. 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
  32. 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
  33. 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
  34. 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
  35. 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime
  36. 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
  37. 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
  38. 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
  39. 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
  40. 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
  41. 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
  42. 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
  43. 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
  44. 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
  45. 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
  46. 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
  47. 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
  48. 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
  49. 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
  50. 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
  51. 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
  52. 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
  53. 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
  54. 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
  55. 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
  56. 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
  57. 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
  58. 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
  59. 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
  60. 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime

Zaman hızlı akıyordu. Aradan oldukça fazla zaman geçmişti. Ve beklenen o saat gelip çatmıştı. Odamda üzerimi giyinmiş hazır bit şekilde oturuyordum. Hiçbir şey düşünmemeye çalışıyordum. Bu konuda pek başarılı olduğum söylenemezdi. Odanın öbür ucunda bulunan sandalyede ise İnci bulunuyordu. Yine elindeki telefonuna gömülmüş mesaj yazmakla meşguldü. Kendi halimizdeydik. Dakikalardır ikimizinde ağzını bu.ak açmıyordu. Gergindik, bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk. Derin bir nefes alma ihtiyacı duydum.

Biraz oyalanmak adına telefonuma bakındım ancak etrafta onu da göremiyordum. Kendi etrafımda telefonumu aranırken odamı kapı tıklatıldı. Anından İnci ile göz göze geldik. İkimizde kimin geldiğini bilmiyorduk ama benim güçlü bir tahminim vardı. “Sofia’dır.” İnci bende aldığı yanıt üzerine yüzünü buruştursa da yeniden telefonuna döndü. Bende gelenin Sofia olduğunu düşünerek pek umursamadan yeniden telefonumu aramaya koyuldum.

O sırada odanın kapısı açıldı ve içeriye giren kişi varlığını belli etmek adına yalandan öksürdü. Kulaklarıma ince bir sesin dolmasını beklerken kalın bir ses duymamla hareket eden elim havada kaldı. “Aaa!” İnci’nin dudaklarının arasından dökülen şaşkınlık nidası beni uyarır cinstendi. Bende bu uyarıyı dikkate alarak yavaşça kapıdan tarafa döndüm. O an karşımda Sofia’yı bulmayı tercih ederdim. “Hardin?” Dudaklarımdan dökülen isimle eş zamanlı olarak İnci’nin bakışları benden tarafa döndü.

Elinde bulunan telefonun kenarındaki kapatma tuşuna bastığı gibi oturduğu yerden kalktı. Yalnızca ben değil, en az İnci de benim kadar Hardin’in gelişine karşılıksız yakalanmıştı. “Herkes gelmeye başladı. Ben önden seni görmek istedim.” Oturduğum yerde rahatsızca kıpırdandım. Ayağa kalkmalı mıydım? “Anladım.” Demekle yetindim yalnızca. Hardin’in bakışları yavaşça İnci’ye doğru döndü. Ardından kocaman gülümsedi. “Çok şık olmuşsunuz.” İnci gülümsemeye çalıştı. “Çok kibarsınız, teşekkür ederim.” Ortama bir sessizlik hakim olurken ne yapacağımı bilmiyordum.

“Ben aşağıda olacağım. Sofia saati geldiğinde sana eşlik etmek için kapıya gelecek.” Sessiz kalarak yüzüne bakmaya devam ettim. Ne beklediğimi ben de bilmiyordum. Ama o sanki biraz tuhaftı. Henüz çözememiştim. Hardin, çıkmadan önce İnci’ye sessiz bir baş selamı verip odadan ayrıldı. Odanın kapısı kapanır kapanmaz İnci’nin sesli bir nefes verdiğini işittim. Bende o an nefesimi tuttuğumu fark ettim. Hangi ara tutmaya başlamıştım ki? “Beklenen saat geldi.” İnci’nin konuşması üzerine başımı yavaşça ona doğru çevirdim.

Ellerini önünde birleştirmiş durduğu yerden öylece bana bakıyordu. Dudaklarıma yerleşen buruk tebessüm eşliğinde oturduğum yerden kalktım. “Sofia’nın gelmesi yakındır.” İkimizde sustuk. Bakışalarımız bile birbirimizi anlamamıza yetiyordu. “Eğer ters giden bir durum olursa işaret etmen yeterli. Seni kurtarmak için orada olacağım.”

“Teşekkür ederim.” Dedim burukça. Başını hafifçe omzuna doğru yatırdı. Birkaç büyük adımla bana yaklaştı. “Etme. Biz arkadaşız. Ve arkadaşlar bu günler için var, biliyorsun.” Boşta olan elini omzuma attı, teselli edercesine hafifçe sıktı. O sırada kapı çok yavaşça vuruldu. İkimizde Sofia’nın geldiğine emindik. Bu yüzden bakma ihtiyacı duymadık. “Akasiya, vakit geldi. Misafirler ve Hardin Bey nişan töreni için seni bekliyor.” Son kez İnci’ye gülümsedikten sonra Sofia’ya baktım. “Geliyorum.” İnci, geri geri giderek benden uzaklaştı. “Ben önden insem daha iyi olacak. Çınar’ı bulmalıyım. Aşağıda görüşürüz.” İnci koşar adımlarla Sofia’nın yanından geçerek odadan çıktı. Derin bir nefes aldıktan sonra Sofia’ya döndüm. “Gidelim o zaman.” Seri adımlarla odadan çıktıktan sonra Sofia arkamdan kapıyı kapattı. Önde ben arkada Sofia merdivenlerden inerken bana neyi yapıp neyi yapmayacağım ile ilgili bir ton şey sıralamaya başladı. Hızlı konuştuğu anlar nadir olurdu. Bu anda o anlardan birisiydi. Ve özellikle bu zamanlarda aksanı yüzünden ne dediğini pek anlayamıyordum. Genel olarak sürekli gülümsememi, kibar olmamı,dik durmamı, bir şeyler yemememi söylediğini anlayabilmiştim.

Merdivenlerden sonra yalnızca birkaç adım atmıştım ki bahçenin kapısı görüş alanıma girmeye başlamıştı. Artık güneş yavaş yavaş batıyordu. Gökyüzü maviden ziyade şu anda turuncu ve pembe renkleriyle bezeliydi. Sofia hızlı adımlarla yanımda geldi. “Girişte yalnız olacaksın. Yolun sonunda Hardin Bey seni karşılayacak.” Anlam veremeyerek kaşlarımı çattım. Sofia yanımdan geçip bahçeye çıktığında tamamen yalnız kalmıştım. Derin bir nefes aldım. Terlemeye başlayan avuç içlerimi elbiseme sürtmemek için birkaç saniye boyunca içgüdümle savaşmak zorunda kaldım. Duruşumu düzelttim, çenemi azıcık havaya diktim ve son olarak ellerimin titremesini saklamak adına önümde onları birbirine sıkıca kenetledim. “Yalnızca yürüyeceksin Akasya. Gülümse ve yürü. Sana hayran kalacaklar.”

Nefesimi tutarak bahçeye ilk adımı attım. Adımımı atmamla eş zamanlı olarak bahçede klasik müzik çalmaya ve misafirler hafif tempoda alkış tutmaya başladı. Alkış olayını da en az yalnız yürümem kadar beğenememiştim. Çok düşünmemeye çalıştım. Yüzümdeki gülümsemenin silinmemesi için sürekli kendimi kontrol ediyordum. Sağımda ve solumda oldukça fazla insan vardı. İlk önce yürürken Marco ile göz göze geldim. Bu gün görev yapan korumalar arasındaydı. Duruşu dik, bakışları sert ve kendinden emindi her zamanki gibi. Sertçe yutkundum. Alex’in yokluğunu yeniden hissettim. Burada olsaydı en azından bana sessizliği ile güç verebilirdi.

Hızla bakışlarımı Marco’dan kaçırdım. Ama bu sefer Çınar ve İnci ikilisine yakalandım. İkiside ayakta bana bakıyordu. Çınar’ın kaşları hafifçe çatık iken İnci onun tam tersiydi. Bana güç vermek istercesine kocaman gülümsüyordu. İlk defa onun için gerçekten gülümsedim. Yolun sonuna yaklaştığımda ise hazırlıksız yakalandım. En ön sırada bulunan babam ile gözlerimin kesişmesini hiç beklemiyordum. Kaşları çatık ve bakışları her zamanki gibi sertti. Hardin’in yanına varasıya kadar gözlerimi onun üzerinden ayıramadım. Defalarca kez içimden sanki o beni duyabilecekmiş gibi ‘neden’ dedim. Neden bunu benden istedin? Neden beni buna mecbur bıraktın?

Hardin’in yanına vardığımdan sağ elimden tuttu ve havaya kaldırarak dudaklarına götürdü. Onun dudaklarını tenimde hissetmek berbat hissettirmişti. Bunu yüzüme yansıtmamaya çalıştım. Sabırlı ve dirayetli olmak zorundaydım. İkimizde yan yana durduğumuzda Hardin sertçe boğazını temizledi. Bütün misafirler dikkatle bizi seyrediyorlardı. “Bugün burada bizim mutlu günümüzde eşlik eden sizlere çok minnettarım. Bizleri yalnız bırakmayı bugüne ortak olduğunuz için hepinize teker teker teşekkür etmek isterim. Bugün benim hayatımın en mükemmel günlerinden birisi. Bütün güzelliği ile biricik sevgilime, müstakbel eşim, yanımda bulunuyor. Bir erkek daha ne ister?”

Sadece gülümsemeye devam ettim. Yan tarafımda olduğu için sesi kulaklarıma dolu dolu geliyordu. Konuşması boyunca kafamı bir an oldun bile ondan tarafa çevirip bakmadım. Bunu ise en çok babam fark etmişti. Hala arada sırada ona elimde olmadan kaçamak bakışlar atıyordum. O ise yalnızca bana odaklanmıştı. Benim gibi bir kez dönüp de Hardin’e bakmamıştı. O an kafasının içerisinden neler geçtiğini çok merak ettim. Ne düşünüyordu? Acaba pişman olmuş muydu? Verdiği karardan vazgeçmemek gibi bir hata yaptığını mı fark etmişti yoksa verdiği bu kararın ne kadar gurur verici olduğunu mu düşünüyordu? Hiçbir şey yansıtmıyordu yüzüne. Keşke onu okuyabilseydim. Ne çok isterdim.

Bahçede yankılanan alkış sesleriyle olduğum yerde irkildim. Hardin konuşmasını bitirmişti. Onun konuşmasının bitmesiyle bahçede daha yüksek sesle klasik müzik çalmaya başladı. Böylece herkesin dikkatini bizden çekildi. İnsanlar kendi aralarından sohbet muhabbet etmeye başladığında ise kaçmak istedim. Herkes kendi eğlencesine bakıyordu. Bence kimse yokluğumu fark etmezdi. Tabi gecenin başrollerinden biri olmam dışında sorun yoktu. “Ben bi’… lavaboya kadar gidip geleceğim.” Hardin’in bakışları anlık olarak üzerimde gezindi.

Ondan izin almıyordum yalnızca haber veriyordum. Bir şey demesine gerek yoktu. “Akasya,” arkamdan seslenmesi ile durdum. “Üst kattaki lavabolar kilitli, haberin olsun.” Kaşlarım hafifçe çatılsa da ona bir şey demeden yeniden önüme döndüm. Bu bilgiyi nereden biliyordu? Neden biliyordu ve neden bana söyleme gereksinimi duymuştu? Burası kendi evimdi her şekilde hareket edebilirdim.

İlk önce üst kata çıktım ve kendi odama girmeyi denedim. Ancak Sofia ben çıktıktan sonra kimse girmesin diye kilitlemiş olmalıydı. En azından bana haber edebilirdi. Odamın kapısından önünden ayrıldıktan sonra büyük banyoya ilerledim. Kapının kolunu açmak için aşağıya doğru indirdiğimde burasısında kilitli olduğunu fark ettim. Oflayarak oradan da ayrılmak zorunda kaldım. Evet, Hardin haklı çıkmıştı. Aşağıya inmekten başka çarem yoktu. Alt kata indiğimde lavaboya doğru ilerledim. Arkamdan kapıyı kapattıktan sonra yeniden önüme döndüğümde anda simsiyah bir şey önümde belirdi. Bu şeyin bir insan olduğunu yalnızca birkaç adım geriye gittiğimde fark edebilmiştim.

Sırtım soğuk kapıya çarptığında korkuyla irkildim. Aklıma direkt Hardin’in şirketinin tuvaletinde başıma gelen olay geldi. “Hayır…” diye mırıldandım sessizce. Yeniden yalıyor olamazdım. Yine olmazdı. Önümdeki kişi oldukça yapılıydı. Ve kesinlikle erkekti. “Ya prines vam novosti.” Haber mi? Bana haber mi getirmişti? Aldığım hızlı nefesle yüzünden göğsüm hızla alçalıp yükseliyordu.

Adam bana doğru bir adım atarak yaklaştığında kaçmak istedim ancak kaçacak hiçbir yerim yoktu. “Yesli vy ne budete sledovat’ pravilam, vash den’ zakonchitsya plokho.” Şu an açık açık tehdit ediliyordum. Kimin adamıydı bilmiyorum ama işler çığrından çıkmaya başlamıştı. Bana eğer kurallara uymazsam günün sonunun benim için pek de güzel bitmeyeceğini söylüyordu. Beni tehdit ederek bir şeylere zorlamaya çalışıyorlardı. Kimdi bunlar? Benden ne istiyorlardı? Yeniden bana doğru bir adım atmasıyla arkamdaki kapının kolunu kavradığım gibi açtım. Kendimi dışarıya attığımda neredeyse bir bedene çarpmak üzereydim.

Başımı kalırdım bedenin sahibine baktığımda sertçe yutkundum. Bakışları hiç hoş değildi. Bir şeyler söylemek üzere dudaklarımı aralamıştım ki o benden önce davrandı. “Sürprizim nasıldı? Beğendin mi?” Dudaklarının arasından dökülen iki cümle ile şaşkınlıkla geriye doğru adımladım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

241okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.