Beyaz Yalanlar kitap kapağı

35. bölüm / 60

Beyaz Yalanlar

35. Bölüm🕯️

Vaveyla Yazarı: Amaya Xxxx

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 60Şu an: 35. Bölüm🕯️
  1. 1 1. Bölüm🕯️1.871 kelime
  2. 2 2. Bölüm🕯️2.023 kelime
  3. 3 3. Bölüm🕯️2.374 kelime
  4. 4 4. Bölüm🕯️1.879 kelime
  5. 5 5. Bölüm🕯️1.555 kelime
  6. 6 6. Bölüm🕯️2.034 kelime
  7. 7 7. Bölüm🕯️1.732 kelime
  8. 8 8. Bölüm🕯️2.089 kelime
  9. 9 9. Bölüm🕯️2.396 kelime
  10. 10 10. Bölüm🕯️1.408 kelime
  11. 11 11. Bölüm🕯️1.350 kelime
  12. 12 12. Bölüm🕯️1.886 kelime
  13. 13 13. Bölüm 🕯️1.910 kelime
  14. 14 14. Bölüm🕯️1.592 kelime
  15. 15 15. Bölüm🕯️1.803 kelime
  16. 16 16. Bölüm🕯️1.023 kelime
  17. 17 17. Bölüm🕯️1.795 kelime
  18. 18 18. Bölüm 🕯️1.132 kelime
  19. 19 19. Bölüm🕯️1.331 kelime
  20. 20 20. Bölüm🕯️1.156 kelime
  21. 21 21. Bölüm 🕯️1.301 kelime
  22. 22 22. Bölüm🕯️1.354 kelime
  23. 23 23. Bölüm🕯️1.366 kelime
  24. 24 24. Bölüm🕯️1.869 kelime
  25. 25 25. Bölüm🕯️1.206 kelime
  26. 26 26. Bölüm🕯️978 kelime
  27. 27 27. Bölüm🕯️1.144 kelime
  28. 28 28. Bölüm🕯️1.003 kelime
  29. 29 29. Bölüm🕯️990 kelime
  30. 30 30. Bölüm🕯️1.157 kelime
  31. 31 31. Bölüm🕯️820 kelime
  32. 32 32. Bölüm🕯️722 kelime
  33. 33 33. Bölüm🕯️826 kelime
  34. 34 34. Bölüm🕯️1.488 kelime
  35. 35 35. Bölüm🕯️1.207 kelime · Okuduğun bölüm
  36. 36 36. Bölüm🕯️1.200 kelime
  37. 37 37. Bölüm🕯️2.059 kelime
  38. 38 38. Bölüm🕯️1.401 kelime
  39. 39 39. Bölüm🕯️1.269 kelime
  40. 40 40. Bölüm🕯️1.807 kelime
  41. 41 41. Bölüm🕯️1.496 kelime
  42. 42 42. Bölüm🕯️1.735 kelime
  43. 43 43. Bölüm🕯️2.130 kelime
  44. 44 44. Bölüm🕯️1.619 kelime
  45. 45 45. Bölüm🕯️1.524 kelime
  46. 46 46. Bölüm🕯️2.238 kelime
  47. 47 47. Bölüm🕯️1.905 kelime
  48. 48 48. Bölüm🕯️1.405 kelime
  49. 49 49. Bölüm🕯️1.392 kelime
  50. 50 50. Bölüm🕯️1.440 kelime
  51. 51 51. Bölüm🕯️1.436 kelime
  52. 52 52. Bölüm🕯️2.180 kelime
  53. 53 53. Bölüm🕯️2.009 kelime
  54. 54 54. Bölüm🕯️2.328 kelime
  55. 55 55. Bölüm🕯️2.731 kelime
  56. 56 56. Bölüm🕯️1.696 kelime
  57. 57 57. Bölüm🕯️1.391 kelime
  58. 58 58. Bölüm🕯️2.640 kelime
  59. 59 59. Bölüm🕯️2.044 kelime
  60. 60 FİNAL 🕯️2.688 kelime

Artan silah sesi bahçenin sessizliğini cam kırıkları gibi tuzla buz etmişti. Zaman o an bizim için bir anlığına durdu. Kulağımda çınlayan o tiz ses, zihnimdeki tüm soruları silip süpürmüştü. Bir saniye içinde kendimi sert bir göğse çarparken buldum. "Yere yat!"

Alex’in sesi artık o alaycı veya sakin tonda değildi. Beni belimden kavradığı gibi mutfak kapısının eşiğine, betonun soğukluğuna fırlattı. Kendi bedeni bir kalkan gibi üzerime kapandığında, ikinci ve üçüncü silah sesi bahçedeki saksıları patlattı. O anın verdiği şok ve reflekse kollarımı kafamın etrafına doladım. Toprak ve seramik parçaları saçlarımın arasına savrulurken nefesimi tuttum. Göğsüm aldığım hızlı nefesler ile hızla yükselip iniyordu.

Çınar, elindeki telefonla bir yandan birilerine komutlar yağdırıyor, diğer yandan belindeki silahı çoktan çekmiş, bahçe duvarının arkasına siper alıyordu. "Arka kapıdan! Marco, aracı çalıştır! Hemen!" diye bağırdı. Marco ismini duyduğum anda kafamda yankılanan tek bir şey oldu: İnci.

Onu düşünmemle paniğin tüm bedenimi ele geçirmesi bir olmuştu.
Alex, üzerimden kalkmadan bir elini enseme koyup başımı yere bastırdığında düşüncelerimin arasından sıyrılmak zorunda kaldım. "Beni izle, sakın durma." diye fısıldadı kulağıma. Sesi buz gibiydi. "Koş dediğimde mutfağın sonundaki koridora kadar nefes almadan koşacaksın." Emin olmak istercesine gözlerime baktı. “Tamam mı?” Diye sorunca irkilmeden edemedim. Hızla başımı aşağı-yukarı sallayarak onu onayladım.

"Şimdi!" Beni kolumdan tutup ayağa kaldırdığı an, mutfak camının büyük bir gürültüyle aşağı indiğini gördüm. Alex beni önünde siper ederek koridora itti. Arkamızdan gelen birkaç el ateş sesini, bahçedeki korumaların karşılık veren silah sesleri takip etti. Çınar, mutfak kapısını tekmeleyerek kapattı ve kilidi çevirdi. "Gidiyoruz!”

Evin arkasındaki garaj yoluna nasıl ulaştığımızı hatırlamıyordum bile.her şey o kadar hızlı ve anlık olmuştu ki, yaşananlar kafamda silikti. İnci, bembeyaz bir suratla Marco’nun kullandığı siyah arabanın arka koltuğuna çoktan bindirilmişti.

Alex beni adeta koltuğa fırlattı ve yanıma yerleşti. Çınar ise ön koltuğa, Marco’nun yanına geçer geçmez kapıyı çarptı.
Araç, lastikleri yakarcasına bahçeden fırlarken arkamızda bıraktığımız o güvenli sığınağın artık bir savaş alanı olduğunu biliyordum.

Arabanın içindeki sessizlik, dışarıdaki mermilerden daha ağır geliyordu. Çınar, hırsla torpido gözüne vurdu. "Nasıl olur?” Alex, yanımda oturmasına rağmen sanki kilometrelerce uzaktaydı. Gözlerini dikmiş, dikiz aynasından arkamızdan gelen olup olmadığını kontrol ediyordu. "Bunu bana mı soruyorsun Çınar?" dedi Alex, sesi tehlikeli bir sakinlikteydi. Gözlerim bir Çınar’a bir de Alex’e kaydı. Ortam gerilmeye başlamıştı.

"İzlenmediğimizi söyleyen sendin."Çınar aniden arkasına döndü, gözleri ateş saçıyordu."İfşa olduk," dedi Alex, kelimelerin üzerine basarak. "İzleniyoruz Çınar. Sadece fiziksel olarak değil, her adımımız hesaplanmış. Karşı taraf bizi avucunun içine almış!" Son cümlesinde sesinin yükselmesi üzerine olduğum yerde sıçradım.

“İfşa falan olmadım ben!" diye bağırdı Çınar, ellerini direksiyona vuran Marco’ya aldırmadan. "Sadece... bir boşluk bulmuşlar. Bu sadece bir uyarıydı…"

“Uyarı mı?" dedim araya girerek. Sesim titremesine rağmen öfkeliydim. "Camlar patladı, her yer kurşun deliği oldu Çınar! Bu nasıl bir uyarı?" Çınar bana bakmadı bile. Sadece Alex’e dönüp, "Geçici eve gidiyoruz." dedi. Alex sadece başını sallamakla yetindi ama bakışlarındaki o şüphe tohumları çoktan ekilmişti.

Şehrin dışındaki, ormanlık alanın derinliklerinde saklanmış bir villaya ulaştığımızda hava kararmaya başlamıştı. Yol boyunca bir daha yaşananların konusu açılmamıştı. Hepimiz birer dut yemiş bülbüle dönmüştük. Arabadan inerken, İnci ile birlikte şok içindeydik.

Ev, soğuk ve ruhsuz görünüyordu. Sanki yıllardır burada yaşam yoktu. Boğucu bir havaya sahipti. İçeri girdiğimizde hepimiz geniş bir salona toplandık.

"Kimse dışarı çıkmayacak, telefonlar kapatılacak ve hatlar çıkarılacak," dedi Çınar, salonun ortasında volta atarken. "İnci, Akasya... Üzgünüm ama bir süre burada kalmak zorundayız. Marco kapıda olacak." Her ne kafası Çınar’ın ses tonu kulağa sakin gelse de kesinlikle sakin değildi. Biz İnci ile üzeri örtülü bir koltukta yan yana otururken, Alex omzunu kapıya yaslamış bir haldeydi. Hemen yanında da Marco dikiliyordu.

Salonun ortasında bir sağa bir sola gidip duran Çınar’dan gözlerimi ayıramıyordum.

İnci, koltuğun kenarına ilişmiş, elleriyle yüzünü kapatmıştı. Ben ise hala ellerimdeki siyah bandajlarla oynuyordum.
Çınar bir anda volta atmayı kesti. Eğik olan başını kaldırdı ve arkasında kalan Alex’e doğru döndü. Birkaç saniye boyunca sessizce birbirlerine baktıktan sonra aynı anda harekete geçtiler.

Alex ve Çınar, salonun köşesine çekildiler. Kendi aralarında fısıltıyla konuşmaya başladılar. Gözlerimi hiç çekinmeden üstlerine diktim. Onları izlediğimi fark ettiklerinde ise sustular.

Alex, Çınar’a kısa bir kafa selamı verip bana baktı. O mavi gözlerde ilk kez bir belirsizlik gördüm. Aralarında yaşanan bu minik durumdan anlam çıkartamamıştım.

"Gitmemiz lazım," dedi Çınar yüksek sesle. Kapının orada duran Marco’ya doğru döndü ve devam etti. "Birkaç saati bulur. Marco burada, güvendesiniz." Marco, Çınar’ın dediğine karşılık yalnızca baş sallamakla yetindi.

"Nereye gidiyorsunuz?" diye sordum, ayağa kalkarak. Sabrımın son demlerindeydim artık. Yalnızca kendi aralarında konuşup ona göre hareket ediyorlardı. Nasıl bir durumun ortasında olduğumuzdan dahi haberim yoktu. "Bizi burada böyle bırakıp gidemezsiniz. Neler olduğunu anlatmanız gerekiyor."

Alex bir adım öne çıktı. "Gidip bu pisliği temizlememiz lazım, Malyhska.” Bana başka bir şey daha söyleme fırsatı vermeden Alex sırtını dönüğü gibi çıktı. Onun hemen ardından da Çınar takip etti. Onlar kapıdan çıktığında arkalarından bakakaldım.

Marco, devasa gövdesiyle kapının önünde bir heykel gibi duruyordu. Ona yaklaştım. "Marco, neler oluyor? Babamdı di mi? Marco, ifadesiz suratıyla bana baktı. "Üzgünüm Akasya Hanım."

“Bizi bir kafese kapattınız!" diye çıkıştım ama nafileydi. Marco bir duvar gibi sessizliğe gömüldü. Sinirle geri döndüm ve hantal bedenimi koltukta oturan İnci’nin yanına attım.
Saatler ilerledikçe evin içindeki sessizlik beni boğmaya başladı. İnci çoktan odalardan birine çekilip uyumaya gitmişti.

Ben ise oturamıyordum. Evin içinde, koridorlarda amaçsızca yürümeye başladım. Modern ama boş bir evdi burası. Aynı zamanda oldukça da soğuktu. Attığım adımlarıma dikkat ediyordum. Koridorda bulunan çoğu kapılar kapalıydı. Sağımda bulunan kapıya ilerledim ve kolu aşağıya indirdim. Kapıyı açtığım anda yüzüme vuran rutubet kokusu ile istemsizce yüzümü buruşturdum.

Kapının arkasında beni tozlu mobilyalar karşılamıştı. Bu açtığım oda büyük ihtimalle misafir odasıydı. Bir yatak, üç kapaklı giysi dolabı ve bir komidin bulunuyordu. Oldukça sade bir dekorasyonu vardı. Kokuya daha fazla dayanamayarak kapıyı kapadım.

Bu katta bulunan odaların hepsi yatak odası olarak döşenmişti. Ve yine hepsi rutubet ve tozluydu. En sonunda merdivenlere yöneldim.

Alt kata inen merdivenlerin sonunda, hafiften merdiven altına kalan bir kapı vardı. Diğerlerinden biraz daha uzaktı. Bu dikkatimi çekmeye yetmişti.

Birkaç adımda yanına vardım. Elimi kapı koluna attığımda hafifçe aralık olduğunu fark ettim. Merakım iyice kabarmıştı. . İçeriden loş, mavimsi bir ışık sızıyordu. Merakım korkumun önüne geçtiğinde kapıyı usulca ittim.

Burası bir yatak odası değildi. Bir çalışma odası da değildi.
Odanın tam ortasında, deri bir dövme koltuğu duruyordu. Yanındaki paslanmaz çelik masanın üzerinde profesyonel dövme makineleri, farklı boyutlarda iğne uçları ve onlarca çeşit mürekkep şişesi düzenli bir sırayla dizilmişti. Duvarlarda çizimler vardı; geometrik desenler, karanlık figürler ve eski dillerde yazılmışa benzeyen semboller...

Masadaki deri kaplı bir defter gözüme çarptı. Yaklaşıp titreyen ellerimle kapağını açtım. İçerisinde inanılmaz detaylı çizimler vardı. Sayfaları çevirdikçe bir çizim durmama neden oldu. Bu, bana dejavu yaşatmıştı.

Aklımda da direkt olarak evden kaçtığım gece, Alex’in evindeki o dövme odasını hatırlatmıştı. "Başkalarının özel mülkiyetini karıştırmaman gerektiğini öğrenemedin mi?"

Arkamdan gelen o tanıdık ve boğuk sesle irkildim. Defter elimden kayıp masaya düştü. Hızla arkama döndüğümde Alex’in kapı eşliğine yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmiş beni izlediğini gördüm.

Yüzünde ise yorgun ama bir o kadar da keskin bir ifade vardı. Dövme odasının o loş ışığı, yüzündeki hatları her zamankinden daha sert gösteriyordu. "Burası..." diye kekeledim, kendimi açıklama gereği hissederek. "Sadece... evin geri kalanına bakıyordum."

Alex ağır adımlarla odaya girdi. Tam önümde durdu, elini uzatıp masadaki defteri kapattı. Gözleri doğrudan benimkilerin içine, ruhumu okumak ister gibi bakıyordu. "Ve bazen, gördüklerin... bilmen gerekenlerden çok daha fazlasıdır, Akasya."
Elimi hala masanın üzerinde tutuyordum. Alex’in eli, elimin hemen yanında, masanın kenarını kavradı. Aramızda sadece birkaç santim kalmıştı ve kaçacak hiçbir yerim yoktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

219okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.