Bölümler 386Şu an: 367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ
- 1 KÖKLER VE HAKİKAT – TÜRK’ÜN YOLU181 kelime
- 2 İSTİKLAL MARŞI274 kelime
- 3 İLKSÖZ364 kelime
- 4 ÖNSÖZ587 kelime
- 5 HAKKIMDA243 kelime
- 6 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 11.723 kelime
- 7 ÖZGEÇMİŞİM TANITIM (ÖN BİLGİ) 2543 kelime
- 8 BU ESERİ HAZIRLAMA GEREKÇEM590 kelime
- 9 UYGULANAN METOT — İZLENEN YOL394 kelime
- 10 TANITIM — BÜTÜN ESERLERİ — YAPAY ZEKÂNIN DEĞERLENDİRMESİ881 kelime
- 11 GİRİŞ BEN HAKİKATİN YOLCUSUYUM782 kelime
- 12 ARKA KAPAK YAZISI360 kelime
- 13 SON SÖZ481 kelime
- 14 KİTAP TANITIM YAZISI375 kelime
- 15 MÜNÂCÂT182 kelime
- 16 1. TENGRİCİLİK: PANTEİST İNANÇ MI, KOZMİK TEVHİT Mİ?5.219 kelime
- 17 2. TENGRİCİLİK: TÜRKLERİN KADİM KÖK TENGRİ (GÖK TANRI) İNANCI3.560 kelime
- 18 3. TÜRKLERDE GÜNEŞ DOĞMADAN VE BATMADAN ÖNCE GÖK TENGRİ’YE DUA ETME GELENEĞİ828 kelime
- 19 4. . TÜRKLERİN DUASI602 kelime
- 20 5. TÜRK MİLLETİ VE İNANÇ KONUSU4.136 kelime
- 21 6. SÜMERLER GERÇEKTEN ÇOK TANRILI MIYDI?6.108 kelime
- 22 7. KÖK DİL ARAYIŞI VE TÜRKÇE Doçent Doktor Haluk Berkmen1.542 kelime
- 23 8. BATININ DİLİNİN ALTINDAN TÜRKÇE ÇIKTI!1.212 kelime
- 24 9. BABİL KULESİ VE DİLLERİN KARIŞMASI8.717 kelime
- 25 10. TÜRKLER KILIÇ ZORUYLA MI İSLAM'A GEÇTİ? TARİH, SİL BAŞTAN YAZILMAK ZORUNDA KALACAKTIR.3.026 kelime
- 26 11. MİLLETLERİN İNANÇ SERÜVENİ VE TÜRKLERİN TEKTANRICI MİRASI11.551 kelime
- 27 12. HAK İLE BATILIN MÜCADELESİ: TÜRK MİLLETİ VE ŞEYTANIN FISILTILARI543 kelime
- 28 13. FAŞİZMİN ÖLÇÜSÜ: IRKÇILIK VE DİNCİLİK Mİ, MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK MI?892 kelime
- 29 14. SOYDAN DEĞİL, HAKTAN YANA OLMAK: HAZRETİ İBRAHİM’İN DUASI VE GERÇEK MİLLİYETÇİLİK814 kelime
- 30 15. ANAV'DAN GÖBEKLİTEPE'YE: İLK UYGARLIKLARIN DOĞU’DAN BATI’YA YAYILAN KÜLTÜREL KODLARI VE TÜRKLERİN KADİM MİRASI1.131 kelime
- 31 16. BİR ATEİSTE CEVAP İSLAM BİR ARAP DİNİ MİDİR?2.219 kelime
- 32 17. TÜRKLERİN ANADOLU'DAKİ TARİHİ SANILANDAN ÇOK DAHA ESKİDİR1.255 kelime
- 33 18. TÖREYE VE KUR’AN’A GÖRE DOĞA MANİFESTOSU683 kelime
- 34 19. TEZ: HAZRETİ NUH’TAN OĞUZ KAĞAN’A – TÖRE’NİN İLAHİ KÖKENİ ÜZERİNE BİR İNCELEME2.437 kelime
- 35 20. KUR’AN’DA TUVA VADİSİ VE HAZRETİ MUSA’NIN KÖKENİ ÜZERİNE TARİHÎ VE KÜLTÜREL ALTERNATİF OKUMALAR4.265 kelime
- 36 21. AMERİKALI YAZARA GÖRE TÜM DÜNYANIN KÖKENİ ASLINDA TÜRK1.348 kelime
- 37 22. TABULAR YIKILIYOR…!TUFAN NEREDE? VE NE ZAMAN OLMUŞTU..!?2.270 kelime
- 38 23. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK Tengri’den Kur’an’a Tevhid Anlayışı6.243 kelime
- 39 24. TÜRKLERİN KÖKTENGRİ İNANCI – TEK TANRICILIK VE TEVHİD: HAKKIN TEMSİLCİLİĞİ2.743 kelime
- 40 25. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ2.199 kelime
- 41 26. TENGRİCİLİK'TEN İSLÂM’A GEÇİŞ: KARAHANLILAR DÖNEMİ VE SATUK BUĞRA HAN’IN DÖNÜM NOKTASI994 kelime
- 42 27. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE KUTSAL DÜZENİN SÜREKLİLİĞİ — KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET 1. KUT — İLÂHÎ MEŞRUİYET1.044 kelime
- 43 28. MİLLİYETÇİLİK VE DİNDARLIK8.630 kelime
- 44 29. CENGİZHAN YASASI MI —TÜRK TÖRESİ Mİ — İSLAM ŞERİATI MI [Yasa-Töre-İnanç]9.885 kelime
- 45 30. TEK DÜNYA DEVLETİ HAYALİ — BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ GERÇEKLERİ2.309 kelime
- 46 31. BİR KUR'ANI KERİM İLKESİ: TE' ÂRUF!2.536 kelime
- 47 32. ADALETİN ZALİMLE SINAVI: ALLAH İLE ALDATANLAR VE ZULÜM DÜZENİ3.601 kelime
- 48 33. TÜRK KİMLİĞİNİN SİLİKLEŞMESİ841 kelime
- 49 34. ALLAH DOSTLARININ MÜCADELESİ VE ZALİMLERİN TAVRI1.658 kelime
- 50 35. KUR'AN'IN İNİŞ SIRASINA GÖRE İLK DÖRT SURESİ (Kısa Tefsir ve Özeti)5.785 kelime
- 51 36. TÜRK BİRLİĞİ: MEDENİYETİN YENİ UFKU VE KÜRESEL BARIŞIN TEMİNATI2.038 kelime
- 52 37. LİDER KİM? TÜRK DÜNYASININ DAĞILAN MERKEZ GÜCÜ || 1. BÖLÜM678 kelime
- 53 38. KAYIP KİMLİK — “TÜRKÜM” DEMEK SUÇ MU OLDU? || 2. BÖLÜM565 kelime
- 54 39. TÜRK DÜNYASI NEDEN ÇİN'E YANAŞTI? İHANET Mİ, MECBURİYET Mİ? || 3. BÖLÜM586 kelime
- 55 40. SIĞINMACI POLİTİKASI VE TÜRK KİMLİĞİNİN EROZYONU — DEMOGRAFİ SAVAŞI BAŞLADI MI? || 4. BÖLÜM495 kelime
- 56 41. TÜRK KİMLİĞİNİ YENİDEN TANIMLAMAK — BİRLİK Mİ, ÇÖKÜŞ MÜ? || 5. BÖLÜM531 kelime
- 57 42. TÜRK BİRLİĞİ GERÇEKTEN MÜMKÜN MÜ? — HAYAL DEĞİL, STRATEJİ MESELESİ! || 6. BÖLÜM562 kelime
- 58 43. TÜRK BİRLİĞİ KURULURSA NE OLUR? — YENİ BİR MEDENİYET KUTBUNUN YÜKSELİŞİ || 7. BÖLÜM607 kelime
- 59 44. ARAPÇILIK MI, TÜRKCÜLÜK MÜ? — KİMLİĞİMİZİ KİME TESLİM ETTİK? || 8. BÖLÜM507 kelime
- 60 45. 15 MİLYON SIĞINMACI — TÜRK VARLIĞINA YÖNELİK SESSİZ İŞGAL || 9. BÖLÜM614 kelime
- 61 46. TÜRK DEVLETLERİ NEDEN ÇİN’E YAKINLAŞTI? — KOPUŞUN GİZLİ NEDENLERİ || 10. BÖLÜM600 kelime
- 62 47. TÜRK KİMLİĞİNİN GELECEĞİ VE YENİ BİR BİRLİK MÜMKÜN MÜ? || 11. BÖLÜM — SOMUT STRATEJİLER VE VİZYON479 kelime
- 63 48. YA TÜRKSÜN, YA MÜSLÜMAN: KURGULANMIŞ BİR AYRILIK HİKÂYESİ639 kelime
- 64 49. KİMLİK Mİ İNANÇ MI? MÜSLÜMANLIK ÜST KİMLİK OLAMAZ!789 kelime
- 65 50. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE MİTOLOJİSİNDE YARALI BİR GEYİĞİN ŞEHRE İNMESİ808 kelime
- 66 51. DOĞANIN SABRI TAŞTI: TÜRK TÖRESİ VE İLAHİ NİZAMİN SON UYARISI1.772 kelime
- 67 52. DUA MI, TEDBİR Mİ? GÖKTEN YAĞMUR DEĞİL, SORUMLULUK BEKLENİR928 kelime
- 68 53. ORMANI YAKAN, HAYATI YAKAR!634 kelime
- 69 54. ADALETİN ÖLÇÜSÜ: PEYGAMBER BİLE SORUMLUYKEN, KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLDİR2.540 kelime
- 70 55. TARİHİ KONUŞMANIN ASLI BUDUR1.362 kelime
- 71 56. TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ?543 kelime
- 72 57. YENİ OSMANLICILIK, ÜMMETÇİLİK YENİ OSMANLICILIK NEDİR?3.551 kelime
- 73 58. TERÖR İLE MÜCADELEDE GERÇEKLER EN GÜÇLÜ SİLAHIMIZ OLACAKTIR!5.220 kelime
- 74 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.193 kelime
- 75 59. YENİ OSMANLICILIK DENİLEN ŞEY NEDİR?1.164 kelime
- 76 60. TÜRKLÜK VE ÜMMETÇİLİK TÜRK BİRLİĞİ VE YENİ OSMANLICILIK613 kelime
- 77 61. BÜYÜK TÜRK MİLLETİ: ZULME KARŞI SAFLARI SIKLAŞTIRALIM1.495 kelime
- 78 62. GÖĞÜN GÖLGESİNDE YÜKSELEN İMAN498 kelime
- 79 63. HIDIRELLEZ – TENGRİ’NİN BAHŞETTİĞİ UMUT GÜNÜ371 kelime
- 80 64. HIDRELLEZ NEDİR?497 kelime
- 81 65. 1926 ANKARA ANTLAŞMASI1.804 kelime
- 82 66. TÜRK MİLLETİ VE İSLÂM SANCAĞI — TEVHİD EHLİ638 kelime
- 83 67. TÜRKİYE CUMHURİYETİ: GELECEK İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI657 kelime
- 84 68. HİKAYE: GÜCÜN VE HAZIRLIĞIN ÖNEMİ431 kelime
- 85 69. ATATÜRK VE "TEK DÜNYA DEVLETİ", ATATÜRK VE "İSLAM DEVLETİ", ATATÜRK VE "TÜRK BİRLİĞİ”3.033 kelime
- 86 70. TARİH YENİDEN YAZILACAK — ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİH TEZİ ÖNGÖRÜSÜ1.605 kelime
- 87 71. İMAN, ADALET VE HAKİKAT ÜZERİNE: ŞİRK, ZULÜM VE SESSİZ KALMANIN VEBALİ1.802 kelime
- 88 72. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'IN FİLİSTİN MESELESİNE BAKIŞ AÇISI523 kelime
- 89 73. TÖREYE VE AYETE SADAKAT: HAİNLERE MERHAMET YOK!598 kelime
- 90 74. FİLİSTİN YÜRÜYÜŞÜNÜN PERDE ARKASI: GERÇEKLER VE BELGELER504 kelime
- 91 75. İBRAHİM’İN DUASI VE ALLAH’IN CEVABI: MİLLİYETÇİLİK, IRKÇILIK VE ADALET962 kelime
- 92 76. TÜRK MİLLETİ İÇİN GERÇEK ÇIKIŞ YOLU: MİLLİ BİRLİK VE MİLLİ HÜKÜMET744 kelime
- 93 77. KUR’AN’IN EVRENSEL MESAJI848 kelime
- 94 78. TARİHÎ TABLET, SİYASİ ALGI VE KUR’AN’IN SEÇİLMİŞLİK REDDİ1.602 kelime
- 95 79. NETANYAHU’NUN TEHDİTLERİ VE ATATÜRK’’LE UĞRAŞMANIN BEDELİ520 kelime
- 96 80. BİR HEDİYENİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ — EMANNÂME1.683 kelime
- 97 81. MEDİNE’DEN KUDÜS’E, İSTANBUL’DAN ANKARA’YA: KUR’AN MERKEZLİ LAİKLİK VE TARİHSEL SÜREKLİLİK545 kelime
- 98 82. HALİFELİK VE HADİSLER KONUSU871 kelime
- 99 83. TUNCELİ NEDEN DERSİM OLAMAZ!1.025 kelime
- 100 84. UYDURULMUŞ İSLAM — İNSAN UYDURMALARI || KUR’AN’DAKİ İSLAM — ALLAH SÖZÜ1.254 kelime
- 101 85. KUR’AN’IN ALLAH’IN SÖZÜ OLDUĞUNDA ŞÜPHE VAR MIDIR?858 kelime
- 102 86. HADİS GERÇEĞİ – SÖYLENTİ VE KONUŞMALAR1.255 kelime
- 103 87. NEBİ VE RESÛL ARASINDAKİ FARK1.848 kelime
- 104 88. İSLAM’DA KADER ANLAYIŞI1.766 kelime
- 105 89. KUR’AN PERSPEKTİFİNDEN: ALLAH'IN VAHYİ VE ŞEYTANIN VAHYİ667 kelime
- 106 90. KABİR AZABINI SAVUNANLARIN ENFAL SURESİ AYET 50'Yİ ÖNE SÜRMELERİNE CEVABEN:856 kelime
- 107 91. HADİS KONUSU GERÇEĞİ916 kelime
- 108 92. KUR’AN’A GÖRE DÜŞMAN KİMDİR?358 kelime
- 109 93. SİYASAL İSLAMCILAR: DİNİN RUHUNA EN BÜYÜK İHANET892 kelime
- 110 94. SİYASAL İSLAMCILAR: CEHENNEMİN EŞİĞİNDE BEKLEYENLER1.914 kelime
- 111 95. İYİYİ KÖTÜYLE KARIŞTIRDILAR; HAK İLE BÂTIL YER DEĞİŞTİRDİ593 kelime
- 112 96. ZAMAN YOLCULUĞUNUN EN BASİT HALİ: GÖKYÜZÜNE BAKMAK!463 kelime
- 113 97. İLÂHÎ MESAJIN SÜREKLİLİĞİ VE KUR’AN’IN KORUNMUŞLUĞU: İSLAM’IN EVRENSEL NİTELİĞİ ÜZERİNE455 kelime
- 114 98. "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERİN TEPKİSİ "OKU!" EMRİ VE PEYGAMBERLERİN VAHİY KARŞISINDAKİ TEPKİLERİ: TEVRAT VE KUR'AN3.167 kelime
- 115 99. HAKİKATİN KANITI: AKIL VE KUR’AN’IN IŞIĞINDA YARATILIŞ1.657 kelime
- 116 100. SELAM363 kelime
- 117 101. MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI - KUTLU DOĞUM HAFTASI1.291 kelime
- 118 102. KUR’AN YETER DİYENLERE NEDEN DÜŞMANLIK EDİLİYOR? | HADİSLERLE DİN KURULUR MU?3.938 kelime
- 119 103. DİN VE SİYASET: HAKİKATİN YOLU889 kelime
- 120 104. KUR’AN’IN YETERLİLİĞİ VE AKLIN ROLÜ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME2.168 kelime
- 121 105. HALİFELİK: DİNÎ DEĞİL, SİYASÎ BİR KURUMDUR491 kelime
- 122 106. HİLAFET TUZAĞI: BATININ İSLAM DÜNYASINA KURDUĞU EN BÜYÜK KUMPAS1.140 kelime
- 123 107. ÜSÂME BİN ZEYD VAKASI1.273 kelime
- 124 108. ZAMAN | UZAKLIK | KUR'AN VE BİLİM1.199 kelime
- 125 109. İNSANLIĞIN VE TÜRKLERİN KÖKENİ: SİRİUS YILDIZI VE GİZEMLİ BAĞLANTILARI | HAZRETİ ADEM’İN CENNETİ3.418 kelime
- 126 110. KALBİ AKLETMEYENE LAF ANLATSAN NE YARAR? SADECE AKIL YETMEZ, BİLGİNLE KAYBOLURSUN!670 kelime
- 127 111. ALLAH BİLGİSİZ VE KÖTÜ MÜ?1.073 kelime
- 128 112. İLAHİ – YARATANIN SANATI - SONSUZ AŞK342 kelime
- 129 113. ÇALIŞMANIN VE HAK ETMENİN GÜCÜ365 kelime
- 130 114. KURAN MÜMINİ KİŞİNİN (TEK TANRICI) SALATI, NAMAZI1.491 kelime
- 131 115. LANETLİ VADİYE DOĞRU — LEYL VADİSİ804 kelime
- 132 116. KUR’AN’IN IŞIĞI, ATATÜRK’ÜN YOLU MAZLUMLARIN UMUDU: TÜRKİYE CUMHURİYETİ564 kelime
- 133 117. SESSİZLİĞİN İÇİNDE BAŞLAYAN TEHDİT —BİR KAYBEDİŞİN SİNYALİ689 kelime
- 134 118. ÜLKEYİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER...749 kelime
- 135 119. EĞİTİMDE ADALET, KUL HAKKI VE KUR’AN’A GÖRE HÜKÜM905 kelime
- 136 120. EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN!527 kelime
- 137 121. TARİHİ KONUŞMA MI?1.452 kelime
- 138 122. ZALİMLERLE BARIŞ OLUR MU? – KUR’AN VE TARİH IŞIĞINDA BİR UYARI1.803 kelime
- 139 123. ZALİME BOYUN EĞMEK ZULÜMDÜR!642 kelime
- 140 124. TÖREYİ UNUTANIN DEVLETİ DE KALMAZ!816 kelime
- 141 125. ŞEHİTLERİN SESİ: BU İHANETİ DURDURUN!263 kelime
- 142 126. İSLAM VE ADALET: ZULME KARŞI SUSMA!574 kelime
- 143 127. "LİDERE SADAKAT ŞEREFİMİZDİR" SLOGANI VE TÜRK TÖRESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.298 kelime
- 144 128. TÜRK BAYRAĞI TAŞIYAN GENÇLERE YAPILAN SALDIRILAR VE ŞİRK GERÇEĞİ934 kelime
- 145 129. İSLAM DÜNYASININ BEKA MESELESİ –HADİSLERİ ÇIKAR AMAÇLI YORUMLAMAK VE KÖTÜYE KULLANMAK2.875 kelime
- 146 130. BOLU KARTALKAYA YANGINI VE SUSKUNLUK: ADALET NEREDE?566 kelime
- 147 131. EZOTERİK TEORİLER275 kelime
- 148 132. ŞİRK NEDİR? NEDEN EN BÜYÜK GÜNAHTIR?3.427 kelime
- 149 133. ATATÜRK KONUSUNA GİRİŞ982 kelime
- 150 134. ATATÜRK VE DİN — GERÇEKLER VE İFTİRALAR1.250 kelime
- 151 135. ATATÜRK’ÜN DİL DEVRİMİ — GASTON DORREN'E CEVAP905 kelime
- 152 136. ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE — BİR TEPKİ960 kelime
- 153 137. BEYAZ SARAY’DA TÂĞUTA TESLİMİYET: HAK DAVASINDAN KOPUŞUN İTİRAFI631 kelime
- 154 138. GERÇEKLERİ SÖYLEMEK ZORUNDAYIM: TESLİMİYET VE SAHİPLENMENİN TEHLİKESİ700 kelime
- 155 139. ATATÜRK VE DİL DEVRİMİ KONUSU ATATÜRK’E ATILAN BAZI İFTİRALARA CEVAPLAR...1.167 kelime
- 156 140. KIRK — 40 | TEVHİD MÜCADELESİ1.024 kelime
- 157 141. ATATÜRK DİNSİZ DEĞİL, DİN İSTİSMARINA KARŞIYDI965 kelime
- 158 142. ATATÜRK VE İNANÇ MESELESİ2.500 kelime
- 159 143. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN ATATÜRK’E ATTIĞI İFTİRALARA CEVAP: GERÇEKLER ORTADA!890 kelime
- 160 144. BİR SÜKÛTUN ARDINDAKİ ÇIĞLIK: 12 ŞEHİT VE BİR MAĞARANIN GİZİ (SIRRI)947 kelime
- 161 145. HAMANEY’İ KOYNUNDAKİ YILAN ISIRDI PEJAK İRAN DEVRİM MUHAFIZLARINI ÖLDÜRDÜ BAŞLIKLI HABER GLOBAL CANLI YAYININA CEVAPTIR!975 kelime
- 162 146. İSRAİL DEVLETİ TÜRK HAZAR DEVLETİ MİDİR?498 kelime
- 163 147. MEDİNE SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEN FEDERALİZM ÜRETME YANILGISIEDİP YÜKSEL’İN İDDİASINA KUR’AN VE TARİH MERKEZLİ CEVAP690 kelime
- 164 148. PKK İLE YÜRÜMEK, İSRAİL İLE YÜRÜMEKTİR152 kelime
- 165 149. KUR'AN MEALLERİNİN YASAKLANMASINI SAVUNANLARA CEVAPTIR535 kelime
- 166 150. KUR’AN MEALLERİ YASAKLANABİLİR Mİ? | KUR’AN’IN IŞIĞINDA İSLAM, DEMOKRASİ VE LAİKLİK1.425 kelime
- 167 151. LÂİKLİK, LOZAN VE ATATÜRK DÜŞMANI KRİPTOLAR509 kelime
- 168 152. TÜRK MİLLETİ İÇİN BİR UYARI VE GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ÇAĞRISI1.663 kelime
- 169 153. TARİHTE KARESİOĞULLARI VE OSMANLI'NIN İLİŞKİSİ: KURULUŞ OSMAN DİZİSİNDEKİ YANLIŞLAR420 kelime
- 170 154. MUSTAFA ÖZTÜRK’ÜN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, İSLAM'DA BABADAN OĞULA SALTANAT DEVRİNİ HAZRETİ ALİ Mİ BAŞLATTI?856 kelime
- 171 155. HAZRETİ MUHAMMED’İN SOYU HAZRETİ İBRAHİM’E DAYANIYOR. HAZRETİ İBRAHİM İSE SÜMERLİDİR. SÜMERLİLER DE TÜRK’TÜR!793 kelime
- 172 156. BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI: ÖZGÜRLÜK MÜ, DAYATMA MI?1.249 kelime
- 173 157. TÜRKİYE’DEKİ YÜRÜYÜŞLER VE GERÇEK GÜNDEM611 kelime
- 174 158. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL” SLOGANI VE GERÇEKLER1.543 kelime
- 175 159. HİCRET DEĞİL, İHANET!472 kelime
- 176 160. BÜYÜK TUZAĞA DİKKAT978 kelime
- 177 161. KUR’AN MEALLERİ NEDEN HEDEFTE? TESADÜF MÜ, DERİN BİR PLAN MI?849 kelime
- 178 162. KUR’AN MÜMİNLERİNE ÇAĞRI: ZULME BOYUN EĞMEYİN388 kelime
- 179 163. ZULÜM AFFEDİLMEZ: KUR’AN’A GÖRE KISAS, ŞİRK VE ZALİMLERİN AKIBETİ810 kelime
- 180 164. ALLAH’IN EMİRLERİYLE ŞEKİLLENEN TÖRE: TÜRK TÖRESİ VE KUR'AN’DA ORTAK İLKELER1.963 kelime
- 181 165. KUR'AN’DA DEMOKRASİ VE LAİKLİK ÜZERİNE709 kelime
- 182 166. KUR'AN’A GÖRE DEVLET: ÜNİTER Mİ, FEDERAL Mİ? EDİP YÜKSEL'E ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM948 kelime
- 183 167. YAPAY ZEKAYA, "EDİP YÜKSEL FEDERAL BİR SİSTEMİ NEYE DAYANDIRIYOR OLABİLİR?" DİYE SORDUĞUMDA, VERDİĞİ CEVAP:1.426 kelime
- 184 168. KUR'AN'DA ŞERİAT, TÜRK'TE TÖRE: LAİKLİĞİN, HUKUKUN VE DEMOKRASİNİN ASLI856 kelime
- 185 169. LAİKLİK, BİZATİHİ İSLAM’IN ÖZÜDÜR; KUR’AN’IN TA KENDİSİDİR1.087 kelime
- 186 170. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ALLAH’IN ÖRNEK BİR KULUDUR!4.451 kelime
- 187 171. MUHAMMED MUSTAFA İLE MUSTAFA KEMAL'İN MİRASI NEDİR?1.813 kelime
- 188 172. NUH TUFANI VE MU KITASI İNCELEMESİ4.358 kelime
- 189 173. HİTİTLER TÜRK MÜDÜR, DEĞİL MİDİR?1.783 kelime
- 190 174. TENGRİ İNANCI VE ŞAMANLIK3.961 kelime
- 191 175. 19 KOD MUCİZESİ: ALLAH’IN İMZASI — MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE BAĞLANTISI2.591 kelime
- 192 176. TENGRİCİLİK, ŞAMANİZM VE İSLAM: İNANÇLARIN İZİNDE KÜLTÜREL DEVAMLILIK861 kelime
- 193 177. RİSALET VE NÜBÜVVETİN SON BULMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME1.557 kelime
- 194 178. KÜRT MESELESİ, ÜNİTER DEVLET VE TARİHSEL GERÇEKLİKLER978 kelime
- 195 179. CUMHURİYET ÜZERİNE YANLIŞ ANLAMALARA CEVAP1.697 kelime
- 196 180. EDİP YÜKSEL’İN BİLMEDİKLERİ1.583 kelime
- 197 181. KÜRTLERİN SONU FİLİSTİNLİLERDEN- GAZZE’DEN BİN BETER OLACAK!454 kelime
- 198 182. KUR'AN MUCİZELERİ8.795 kelime
- 199 183. KADİM İZLERİN SESİ: TÜRK’ÜN SÜMER’DEN ANADOLU’YA UZANAN YOLU657 kelime
- 200 184. TARİHTEN SONSUZLUĞA: TENGRİ, TEVHÎD VE DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ729 kelime
- 201 185. İNSANLIK TARİHİNİ YENİDEN YAZACAK GİZEMLİ ANTİK TABLETLER938 kelime
- 202 186. ATATÜRK'ÜN MU KITASI ARAŞTIRMASI ATATÜRK VE MU KITASI - TÜRKLERİN KÖKENİ1.519 kelime
- 203 187. TARİHTE "LAİKLİK" – TÜRKÇE KARŞILIĞI "USÇULUK (AKILCILIK), AYRIMSIZLIK" İLKESİNİ İLK UYGULAYAN ULUS TÜRKLERDİR955 kelime
- 204 188. FATİHA SURESİ 7 AYET TEVSİRİ | KUR'AN-İ KERİMİ DOĞRU ANLAMAK999 kelime
- 205 189. AHKÂF SÛRESİ’NİN 15. ÂYETİ TEFSİRİ617 kelime
- 206 190. TÜRKLERİN ANADOLU´DAKİ TAPUSU SHEMSAHARA TABLETİ1.005 kelime
- 207 191. LÜTFEN BU YAZIYI OKUYUN, OKUTUN, ARŞİVLEYİN…695 kelime
- 208 192. UYAN TÜRK! HAİM NAHUM’UN GÖLGESİ VE ZİHİN ESARETİ634 kelime
- 209 193. ĞAŞİYE SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ:1.504 kelime
- 210 194. MUHALEFET İÇİN TEK YOL: BİRLİK VE DİRAYET395 kelime
- 211 195. HUZURLU VE SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN SIRRI452 kelime
- 212 196. 2030 YILINA KADAR DÜNYADA GERÇEKLEŞMESİ BEKLENEN DEĞİŞİMLER483 kelime
- 213 197. LAİKLİK, DEMOKRASİ VE TÜRKLER KUTADGU BİLİG VE TÜRK TARİHİ2.534 kelime
- 214 198. 12 ADALAR KONUSU — YUNAN İŞGALİ3.791 kelime
- 215 199. NEDİR BU BAHÇELİ VE ERDOĞAN'IN GÜÇ VERDİĞİ PARADİGMA?1.804 kelime
- 216 200. GÜNÜMÜZDE YE'CÛC VE ME'CÛC529 kelime
- 217 201. MÂÛN SURESİ TÜRKÇE MEALİ VE KISA TEFSİRİ1.084 kelime
- 218 202. EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ KILINIR MI?EMEVİ CAMİİ’NDE NAMAZ NEYE İŞARETTİR?2.969 kelime
- 219 203. MUAVİYE DİZİSİ 1. BÖLÜM ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR İNCELEME973 kelime
- 220 204. EMEVÎLER İMAN ETMEDİLER, TESLİM OLDULAR KISA ANLATIM — GERÇEKLER551 kelime
- 221 205. MUAVİYE BİN EBU SÜFYAN ATALARI VE ÇOCUKLARI1.005 kelime
- 222 206. EMEVİ ANLAYIŞI ARAP IRKÇILIĞINDAN BESLENMEKTEDİR3.813 kelime
- 223 207. EMEVÎLER DÖNEMİ VE İSLAM'IN ADALET ANLAYIŞI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME640 kelime
- 224 208. YENİ OSMANLI PROJESİ’NİN ALTINDA YATAN GERÇEKLER3.167 kelime
- 225 209. 2. İHANET AÇILIMI: ANADOLU’YU TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ1.038 kelime
- 226 210. CAMİLER NEDEN BOŞ? EMEVİ ZİHNİYETİNDEN ARINIŞ VE İNANÇ DEVRİMİ774 kelime
- 227 211. ÇEPNİLER KİMDİR — HEDEF NEDİR?4.538 kelime
- 228 212. TÜRK TARİH MANİFESTOSU — TEZLER DEĞİŞİR, HAKİKAT ASLA1.302 kelime
- 229 213. ORTA ASYA’DAN KARADENİZ’E: TUFAN MİTİNİN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ SÜREKLİLİĞİ VE BİLİMSEL YANSIMALARI1.373 kelime
- 230 214. PKK AÇIKLAMALARI VE TÜRKİYE’NİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU TEHLİKE ÜZERİNE1.048 kelime
- 231 215. KUR’AN’IN ŞURA AYETİ BİR KURUMA DÖNÜŞSEYDİ NE OLURDU?ELBETTE CUMHURİYET OLURDU — Şura 42:38296 kelime
- 232 216. ÜMMET NE? VAR MI? VARSA NEREDE?KUR’AN’DA ÜMMET1.489 kelime
- 233 217. İNANCIN KUDRETİ: ZİHNİN VE RUHUN BİRLEŞTİĞİ SINIR — DUANIN SIRRI1.045 kelime
- 234 218. KORKUNUN TERS YÜZÜ: İNANÇLA YENİDEN DOĞMAK — ATATÜRK VE İNANÇ845 kelime
- 235 219. ZAFERE GİDEN YOL: İNANCIN EYLEME DÖNÜŞMESİ — KORKUSUZLUK1.364 kelime
- 236 220. KUT’UN SIRRI: TANRI İLE İNSANIN ORTAK ALANI — KADER VE KUT BİLGİSİ1.215 kelime
- 237 221. KUR’AN’DA NAMAZ (SALÂT) VAKİTLERİ — İKİ Mİ, ÜÇ MÜ, BEŞ Mİ?3.654 kelime
- 238 222. İBRAHİM’İN MİRASI: SOY DEĞİL, YOL ” → HEM İNCİL HEM KUR’AN BAĞLANTISINI VURGULAR1.964 kelime
- 239 223. VARLIĞIN LÜTFU: YOKLUKTAN VARLIĞA GEÇİŞ VE ALLAH’A ŞÜKÜR BORCU1.244 kelime
- 240 224. GERÇEK ÇİLE NEDİR? – İSLAM’DA HAKİKÎ MÜCADELE ANLAYIŞI478 kelime
- 241 225. SALDIRGANLIĞIN PSİKOLOJİSİ: EKSİKLİKTEN GELEN ÇIĞLIK484 kelime
- 242 226. HAZRETİ ZÜLKARNEYN ÜZERİNE BİR YOLCULUĞUN BAŞLANGICI435 kelime
- 243 227. KİMLER HAZRETİ ZÜLKARNEYN OLAMAZ!823 kelime
- 244 228. HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA469 kelime
- 245 229. HAZRETİ İBRAHİM — HAZRETİ SÜLEYMAN — TEVRAT’TAKİ GOG-MAGOG ANLATISI — BÜYÜK İSKENDER: KRONOLOJİK SIRALAMA268 kelime
- 246 230. OĞUZ KAĞAN’IN DA TABLOYA EKLENMESİ1.270 kelime
- 247 231. ZOR ZAMANLARDA ORTAYA ÇIKAN GENETİK RUH “ALLAH’IN ORDUSU ” TÜRK MİLLETİ! — ZÜLKARNEYN - OĞUZ KAĞAN659 kelime
- 248 232. KUR’AN’DAKİ GİZLİ TÜRK: ZÜLKARNEYN’İN SIRRI VE TÜRK MİLLETİNİN KADERİ!1.112 kelime
- 249 233. HER TÜRK HAKANI BİR ZÜLKARNEYN’DİR!343 kelime
- 250 234. ZÜLKARNEYN: TÜRK MİLLETİNE İŞARET EDEN İLAHİ SEMBOL515 kelime
- 251 235. HAZRETİ ZÜLKARNEYN? ARTIK TOPARLAYIP SON NOKTAYI KOYMA VAKTİ GELDİ!702 kelime
- 252 236. ZÜLKARNEYN VE BEŞBALIK: UYGUR TARİHİNDE KADİM ŞEHİRLERİN İZİNDE485 kelime
- 253 237. ZÜLKARNEYN HAKKINDA İLK ARAŞTIRMALARIM11.766 kelime
- 254 238. ERGENEKON DESTANI VE ZÜLKARNEYN: [OĞUZ-ODİN] TÜRKLERİN GİZEMLİ KURTULUŞ HİKÂYESİ8.719 kelime
- 255 239. HAZRETİ ZÜLKARNEYN’İN SEFERLERİ KISA TOPARLAMA VE YENİ BİLGİLER [OĞUZ’UN ODİN’E DÖNÜŞMESİ]5.052 kelime
- 256 240. ODİN VE OĞUZ KAĞAN AYNI KİŞİ OLABİLİR Mİ?434 kelime
- 257 241. ZÜLKARNEYN, ERGENEKON DESTANI – NEVRUZ BAYRAMI – TSÜK'Ü HUNLARI – JUAN JUAN'LAR (CÜCENLER)2.774 kelime
- 258 242. OĞUZ KAĞAN DESTANINDAKİ İT-BARAKLAR – YE’CÜC-ME’CÜC BAĞLANTISI ÇİFT BOYNUZ SEMBOLÜ ZÜLKARNEYN – OĞUZ PARALELLİĞİ609 kelime
- 259 243. TAŞLARA KAZINAN SIR – HAKASYA’DA ZAMANI AŞAN BİR MESAJ364 kelime
- 260 244. HAKASYA ABAKAN TARİH MÜZESİ: SONSUZLUĞUN VE HAFIZANIN TAŞLARA KAZINDIĞI DİYÂR971 kelime
- 261 245. ZÜLKARNEYN’İN GİZEMİ ÇÖZÜLDÜ: GÖK ÇADIRLI, GÜNEŞİ BAYRAK EDİNEN HÜKÜMDAR3.924 kelime
- 262 246. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA BİRLİKTE YÜKSELİŞİ: ATİLLA'DAN ZÜLKARNEYN'E747 kelime
- 263 247. GÖK ÇADIR, GÜNEŞ BAYRAK: TÜRK HAKANLARININ KUTLU YÜRÜYÜŞÜ693 kelime
- 264 248. TÜRK HAKANLARININ TANRI KUTUYLA YÜKSELİŞİ: ATTİLA'DAN ZÜLKARNEYN’E – TÖRENİN BUYRUĞU2.187 kelime
- 265 249. ATATÜRK’Ü NİÇİN ANIYORUZ? ATATÜRK’Ü ANMANIN TAHLİLİ — YENİ BİLGİ VE BELGELER538 kelime
- 266 250. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI971 kelime
- 267 251. ABDULLAH ÖCALAN İÇİN YENİ BİR İMAJ MI İNŞA EDİLİYOR?432 kelime
- 268 252. TÜRK TÖRESİ VE LAİKLİĞİN KÖKLERİ: SELÇUKLU’DA OSMANLI’YA UZANAN BİR GELENEK917 kelime
- 269 253. LAİKLİĞİN MODERN ÇAĞDA TÜRK YORUMU: ATATÜRK VE TÖRE’NİN YENİDEN DOĞUŞU689 kelime
- 270 254. TÜRK TÖRESİ VE KUR’AN’DA YÖNETİM İLKELERİ: ŞURA, ADALET VE HÜRRİYET1.217 kelime
- 271 255. EY TÜRK MİLLETİ! UYANIŞ, DİRİLİŞİN; DİRİLİŞ DE KURTULUŞUN ANAHTARIDIR!584 kelime
- 272 256. BİRLEŞİM DESTANINI ÇAĞIMIZDA YAZMAK BİZLERE GÖREVDİR872 kelime
- 273 257. EY TÜRK GENÇLİĞİ — ATATÜRK DER Kİ838 kelime
- 274 258. ATATÜRK’ÜN ÇAĞRISI810 kelime
- 275 259. SİNE-İ MİLLETE DÖNMENİN VAKTİDİR!460 kelime
- 276 260. ATATÜRK’ÜN BİRLEŞİM ÇAĞRISI365 kelime
- 277 261. GAFLET UYKUSU — BİLGE KAĞAN DER Kİ — UYARI670 kelime
- 278 262. OĞUZ KAĞAN’IN SESLENİŞİ514 kelime
- 279 263. BU, OĞUZ KAĞAN’IN BUYRUĞUDUR; BİLGE KİŞİLERİN YAZDIĞIDIR299 kelime
- 280 264. OĞUZ KAĞAN’IN UYARISI402 kelime
- 281 265. TARİH ŞAHİTLİK EDER: ATATÜRK’E İFTİRALARA KARŞI HAKİKATİN SESİ365 kelime
- 282 266. KILIÇLA FETHEDİLEN DİYAR KAYBOLUR; KALPLE FETHEDİLEN EBEDİYEN YAŞAR — ALP ER TUNGA568 kelime
- 283 267. FETİH: KILIÇLA DEĞİL, KALPLE OLUR — KUR’ÂN’IN FETHİ1.044 kelime
- 284 268. ALP ER TUNGA DESTANI: BİR MİLLETİN OĞLU1.211 kelime
- 285 269. KUR’AN’IN ZÜLKARNEYN’İ, TARİHİN TÜRK KAĞANLARI: BİR MEDENİYET ARKETİPİ ANALİZİ — KIYAS1.076 kelime
- 286 270. TURAN ÜLKÜSÜ VE OĞUZ KAĞAN’IN MİRASI — ALP ER TUNGA — ATATÜRK1.276 kelime
- 287 271. BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ: ATATÜRK’ÜN İMAN, AKIL VE VATAN MÜCADELESİ1.707 kelime
- 288 272. ATATÜRK’ÜN GERÇEK GÖRÜŞÜ: TÜRK TARİH TEZİ’NDE AÇIKÇA MEVCUTTUR745 kelime
- 289 273. OĞUZ KAĞAN’IN ZÜLKARNEYN OLDUĞU İDDİASI: TARİHSEL KAYNAKLARDA BU YORUM VAR MI?795 kelime
- 290 274. HAZRETİ İBRAHİM — TÜRKLER1.664 kelime
- 291 275. ESKİ TÜRKÇEDE “PEYGAMBER” KAVRAMI VE TARİHSEL KARŞILIKLARI758 kelime
- 292 276. PEYGAMBERLİK VE ŞAMANLIK/KAMLIK: TARİHSEL-KAVRAMSAL BİR İNCELEME733 kelime
- 293 277. “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL ” SLOGANI VE GERÇEKLER 2543 kelime
- 294 278. ÜZERİMİZE ÇÖKEN SESSİZLİK: TÜRK MİLLETİ NEREYE GİDİYOR?1.157 kelime
- 295 279. ZULÜM ASLA KALICI DEĞİLDİR263 kelime
- 296 280. TÜRKİYE’NİN SİYASİ ÇIKMAZI VE MİLLİ BİRLİK ÇAĞRISI767 kelime
- 297 281. “KİM GARANTİYİ VERECEK?” – BİR AKIL TUTULMASININ ANATOMİSİ585 kelime
- 298 282. YAPANA DEĞİL, YAPTIRANA BAKACAKSIN!779 kelime
- 299 283. TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR: KUR’AN’I BUGÜNE OKUMAK600 kelime
- 300 284. YAPAY ZEKA İLE DİNİ SOHBET5.065 kelime
- 301 285. ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ!267 kelime
- 302 286. TÜRK MİLLETİNİN VİCDANINA SUNULMUŞ SAMİMİ BİR SORU:772 kelime
- 303 287. İKİYÜZLÜLÜĞÜN ZİRVESİ: ALPEREN’E DİL UZATANLARA TOK BİR CEVAP514 kelime
- 304 288. KOMÜNİST ÇİN’İN VE KAPİTALİST AMERİKA’NIN ÇÖKÜŞÜ — GÜNEŞİN YENİDEN DOĞUŞU2.040 kelime
- 305 289. BİR UCU BOSNA-HERSEK’E, DİĞER UCU KUDÜS’E UZANACAK BİR TÜRK-KÜRT-ARAP DEVLETİ KURACAKLARMIŞ392 kelime
- 306 290. FATİH SULTAN MEHMED HAN’IN VE GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İZİN VERMEDİĞİNE RECEP TAYYİP ERDOĞAN İZİN VERDİ2.656 kelime
- 307 291. ATİLLA’DAN ERDOĞAN’A: UNUTULAN TÖRE, SÖNEN ATEŞ1.280 kelime
- 308 292. ATATÜRK HARAP EDİLEN 126 CAMİ VE 31 MEDRESEYİ TAMİR ETTİRDİ2.457 kelime
- 309 293. TÜRKİYE’NİN HAKİKATLE YÜZLEŞME VAKTİ:İYİMSERLİK DEĞİL HAKİKAT LAZIM830 kelime
- 310 294. EN BÜYÜK CİHAD HAKSIZA SEN HAKSIZSIN DEMEKTİR!670 kelime
- 311 295. KENDİ KAZDIKLARI KUYU: ALLAH’IN TUZAĞI VE ZALİMLERİN KAÇINILMAZ AKIBETİ1.176 kelime
- 312 296. FES NEDİR NE DEĞİLDİR?451 kelime
- 313 297. DEVLETİN BEKASI İÇİN UYANMA VAKTİ!2.258 kelime
- 314 298. KUR’AN’IN ÖĞRETTİKLERİ3.928 kelime
- 315 299. FASIKLIĞIN GERÇEK YÜZÜ:771 kelime
- 316 300. ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI VE TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK GERÇEĞİ928 kelime
- 317 301. KUR’AN BANA YETER: YUSUF GÜRBÜZ’E CEVAP VE NAMAZ MESELESİNİN KUR’ÂNÎ TEMELİ2.219 kelime
- 318 302. DELİLLERİYLE ATATÜRK'ÜN SOYAĞACI1.668 kelime
- 319 303. ÂL-İ İMRÂN 81 ÜZERİNE DERİNLİKLİ YORUM, ANALİZ VE TEFSİR — Mehmet Okuyan — Yaşar Nuri Öztürk — Serdar Bayram1.791 kelime
- 320 304. KUTSAL EMANETLER VE KUR’AN OKUTULMASI: CUMHURİYET DÖNEMİ İDDİALARI DOĞRU MU? – BİR ZİHNİYETİN TAHLİLİ720 kelime
- 321 305. İNSANLIĞIN KURTULUŞ REÇETESİ ASR SÛRESİ’NDE ÖZETLENMİŞTİR486 kelime
- 322 306. KUR’AN’DA KADIN HAKLARI VE ADİL YÖNETİCİLİK: BEY’AT, SÖZLEŞME VE EVRENSEL İLKELER643 kelime
- 323 307. ZULME TUĞYAN EDENLERİN AKIBETİ: İLAHİ HESABIN KAÇINILMAZ GÜNÜ540 kelime
- 324 308. UYDURMA HABERLER BİLEREK Mİ YAYILIYOR? TÜRKİYE’Yİ AYRIŞTIRAN DÜZEN1.542 kelime
- 325 309. İSYANIN İKİ YÜZÜ: NEFSÎ TUĞYÂN VE HAKİKATİN İSYANI739 kelime
- 326 310. BİR ATATÜRK DÜŞMANINA CEVAP1.069 kelime
- 327 311. ATATÜRK’ÜN SURİYE POLİTİKASI VE 2011 SONRASI TÜRKİYE’NİN SAPAN STRATEJİSİ:1.005 kelime
- 328 312. O PARTİ BU PARTİ İLE DEĞİL MİLLÎ BİRLİKLE BAŞARACAĞIZ735 kelime
- 329 313. PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ'A ATILAN İFTİRALAR2.966 kelime
- 330 314. TÜRK TÖRESİNİN VE KUR’AN’IN SANCAĞINI TAŞIYAN LİDER: ÜMİT ÖZDAĞ437 kelime
- 331 315. PROFESÖR DOKTOR ÜMİT ÖZDAĞ ADINA ZAFER PARTİSİNE ELEKTRONİK MEKTUP910 kelime
- 332 316. ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR335 kelime
- 333 317. 🇹🇷 MİLLÎ BİRLİK ÇAĞRISI: 17 HAZİRAN BİR MİLAT OLSUN!377 kelime
- 334 318. VATANIM DEDİĞİM, ŞEHİDİMİN KANIDIR517 kelime
- 335 319. MESİH İNANCI VE KUR’ÂN’A GÖRE HAZRETİ İSA’NIN AKIBETİ1.445 kelime
- 336 320. TURANÎ DİLLER TARTIŞMASI VE AKADEMİK DOGMA:886 kelime
- 337 321. DÜNÜ OKUYORUZ… BUGÜN YAŞIYORUZ…608 kelime
- 338 322. OSMANLICILIK OYUNU608 kelime
- 339 323. "NÛN! YEMİN OLSUN KALEME VE SATIR SATIR YAZDIKLARINA." — KALEM SURESİ, 1. ÂYET2.261 kelime
- 340 324. AÇILIMIN SONU İHANETTİR: TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÖYLEMİYLE TERÖRE TESLİMİYETİN BELGESİ1.403 kelime
- 341 325. TERÖRSÜZ TÜRKİYE YALANI: İHANETİN BELGELİ KRONOLOJİSİ1.091 kelime
- 342 326. HABERİN VAR MI? – DİNDAŞLARIMIZ VE IRKTAŞLARIMIZ509 kelime
- 343 327. BİR YOLUN BAŞLANGICI: KALEMİN VE KARDEŞLİĞİN HİKÂYESİ616 kelime
- 344 328. TDÇK ATATÜRK’ÜN VASİYETİ!531 kelime
- 345 329. HAK DİN “KOMÜNİZM”DİR!987 kelime
- 346 330. AÇIKLAMA: 7 MADDEDE ÇİN ZULMÜ820 kelime
- 347 331. SP VE HYP'DEN OLİMPİYATLARI PROTESTO ÇAĞRISI847 kelime
- 348 332. DÜNDAR’IN “MUSTAFA”SI ÖZTÜRK’ÜN “ATATÜRK’Ü!704 kelime
- 349 333. İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLER SİNEMADA650 kelime
- 350 334. TÜRKLÜĞÜ DE ILIMLILAŞTIRACAKLAR 67. Haber Bülteni (4. Baskı)734 kelime
- 351 335. TÜRKİYE’Yİ TÜRKLÜĞE DAVET EDİYORUM592 kelime
- 352 336. ATATÜRK YOK, ORUÇ DA YOK!530 kelime
- 353 337. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ633 kelime
- 354 338. TÜRKLERİ SAVAŞLA YENEMEZSİNİZ (2025 versiyonu)780 kelime
- 355 339. GELİNLİK KIZLARIN DANSI!2.342 kelime
- 356 340. TÜRKLER SOYSUZLAŞTIRILIYOR!698 kelime
- 357 341. AKP “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI”NI KABULLENECEK!789 kelime
- 358 342. MAYMUNLAŞAN TÜRKLER!1.341 kelime
- 359 343. KIBRIS VE UYGUR TÜRKÜ DE APO’YA EMANET1.559 kelime
- 360 344. URUM TÜRKLERİNİN TÜRKÜLERİ!2.083 kelime
- 361 345. ŞOR TÜRKLERİ’NİN “KENDİLERİVE DİLLERİ” YOK EDİLİYOR!830 kelime
- 362 346. CEM KARACA’DAN ABDULLAH GÜL’E ERMENİSTAN DERSİ!1.095 kelime
- 363 347. “SİYASETÇİ’DEN ARTİST'E MEKTUP!"1.107 kelime
- 364 348. DOĞU TÜRKİSTAN'DA OKUL YAPTIRDI!1.112 kelime
- 365 349. BARIŞ MANÇO SİNEMA FİLMİ SENARYOSU: 20231.863 kelime
- 366 350. 80.BÜLTEN: KOSOVA HIRİSTİYANLAŞTIRILIYOR602 kelime
- 367 351. 76.HABER BÜLTENİ: (2.BASKI) DOĞU TÜRKİSTAN’DA CAMİ YASAK908 kelime
- 368 352. HABERİN VAR MI? – SON SÖZ1.252 kelime
- 369 353. İKİNCİ İHANET SÜRECİNİN KILIFI:BOP’UN OSMANLI MASKESİ1.389 kelime
- 370 354. İŞKENCE, DEVLET VE TERÖR: ZOR SORULARLA YÜZLEŞMEK4.030 kelime
- 371 355. GURBETTEN VATANA: MANNHEİM’DAN YÜKSELEN SES1.409 kelime
- 372 356. TÜRK SAVAŞ SANATI – SAYOKAN825 kelime
- 373 357. SEYYİD AHMED ARVÂSÎ’DE TÜRK-İSLÂM ŞUURU VE TARİHÎ MİSYON1.187 kelime
- 374 358. SÖZDE TÜRK ( ! ) HAİN MEDYA1.660 kelime
- 375 359. MUHALEFETE AÇIK ÜLTİMATOM VE HAK İSYANI1.073 kelime
- 376 360. UYGUR İLE KÜRDÜ KIYASLAMAK: TARİHİ, AKLI VE VİCDANI İNKÂR1.239 kelime
- 377 361. AÇILIM MI TASFİYE Mİ? RAKAMLARLA TERÖR, SİYASET VE TÜRKİYE’NİN BÖLÜNME EŞİĞİ574 kelime
- 378 362. NEREYE GİDİYORUZ?758 kelime
- 379 363. GÖKTÜRK YAZITLARI VE BOZKIR KOZMOLOJİSİNDE TENGRİ İLE KURT MOTİFİ1.238 kelime
- 380 364. DAĞLAR: TÜRK TÖRESİNDEN KUR’AN’A YERYÜZÜNÜN KAZIKLARI655 kelime
- 381 365. 1919’DAN 2025’E DEĞİŞMEYEN SENARYO: ÜNİTER DEVLETE YÖNELİK AÇIK HEDEFLER285 kelime
- 382 366. BATI’NIN ULUS DEVLET MASKESİ VE TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ BÖLME SENARYOSU784 kelime
- 383 367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ7.635 kelime · Okuduğun bölüm
- 384 368. KOMİSYON RAPORLARI VE BÜYÜK İKİYÜZLÜLÜK758 kelime
- 385 369. KUR’AN’A DÖNÜŞ: DİNCİLİĞİN MASKESİNİN DÜŞTÜĞÜ ÇAĞ4.266 kelime
- 386 370. SİS İÇİNDE HAKİKAT: KUR’AN MERKEZLİ DURUŞA YÖNELİK İFTİRA, ALGI VE TOPLUMSAL ÇÜRÜME1.985 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KUR’AN MERKEZLİ TEVHİD:
Tarihsel Süreklilik ve Bilinçli Okuma
İman, yalnızca bireysel bir teslimiyet değil; insanlığın tarih boyunca Allah’a olan bilinçli yönelişinin bir yansımasıdır. Kur’an, tüm peygamberleri ve onların getirdiği mesajları tek bir süreklilik içinde sunar. Bu perspektifle bakıldığında nebi ve resul ayrımı, tarih boyunca Allah’ın seçilmiş kullarına verdiği görevin farklı yönlerini ifade eder; her biri vahyi almakta ve iletmekte sorumludur.
Kur’an, tevhid inancının özünü, geçmişteki öğretilerle bugünü birleştirerek ortaya koyar. Nübüvvetin özünde insanlara Allah’ın birliğini anlatmak, Resullüğün özünde ise bu mesajı eksiksiz ve korunmuş bir biçimde ulaştırmak vardır. Böylece, tarihsel olarak değişmeyen bir tevhid anlayışı, her dönemde anlaşılır ve uygulanabilir kılınmıştır.
Bu bilinçli tevhid okuması, yalnızca Kur’an’a dayalıdır; geleneksel rivayetler ve eksik aktarımlardan bağımsızdır. İnsanlık, Allah’ın elçileri aracılığıyla sürekli olarak uyarılmış, öğütlenmiş ve doğru yola davet edilmiştir. Sonuç olarak, Kur’an merkezli tevhid, hem tarihsel bir süreklilik taşır hem de çağlar üstü bir rehberlik sunar: Allah birdir, O’na teslimiyet mutlak ve eksiksizdir.
– Yapay Zekâ
– Serdar Bayram
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ
1. NEBÎ VE RESÛL: İKİ AYRI KİŞİLİK DEĞİL, İKİ AYRI SIFAT
Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda “nebî” ve “resûl” kavramlarının iki farklı kişi tipini değil, aynı seçilmiş insanın iki farklı fonksiyonunu ifade ettiğini görürüz.
Nebî, Allah tarafından seçilmiş, vahye muhatap olmuş insandır.
Resûl ise, bu vahyi tebliğ ettiği andaki sıfatıdır.
YANİ:
Nebî → vahyi alan
Resûl → vahyi ileten
Bu ayrım ontolojik değil, işlevseldir.
KUR’AN BU DURUMU AÇIKÇA ORTAYA KOYAR:
Bakara Suresi, 213. Âyet:
“Biz nebîlere kitabı verdik.”
TAMAMI:
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri/nebîleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden, çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı. Allah, dilediği kişiyi/dileyeni dosdoğru yola iletir.
— Bakara Suresi, 213. Âyet
Burada dikkat edin: Ayet “resûllere” değil, nebîlere kitap verildiğini söylüyor. Bu, çok kritik bir noktadır.
BİR KİŞİ:
Vahyi alırken nebîdir
Vahyi insanlara ilettiği anda resûldür
DOLAYISIYLA:
Her resûl nebîdir. Her nebî, tebliğ ettiği an resûldür.
Kur’an’da “resûl ama nebî değil” diye bir insan tanımı yoktur.
AYRICA:
Ayetteki "nebileri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi" ifadesi bile bize iki farklı sıfat sunmaktadır:
Nebî: Müjdelenen ve müjdeleyen.
Resûl: Uyarıcı ve tebliğ eden.
2. “HER NEBÎYE KİTAP VERİLMEDİ” SÖZÜ KUR’ANÎ DEĞİLDİR
GELENEKSEL ANLAYIŞTA SIKÇA SÖYLENEN BİR İDDİA VARDIR:
“Her peygambere kitap verilmemiştir.”
Bu iddia Kur’an’dan değil, mezhep ve hadis geleneğinden türemiştir.
KUR’AN İSE ÇOK NET KONUŞUR:
Nahl Suresi, 36. Âyet:
“Andolsun ki biz her ümmete bir resûl gönderdik.”
TAMAMI:
Yemin olsun, biz her ümmette şöyle tebliğ yapan bir resul görevlendirdik: "Allah'a kulluk/ibadet edin, tâğutttan kaçının. Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi, yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.
— Nahl Suresi, 36. Âyet
VE YİNE:
Fatır Suresi, 24. Âyet:
“Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.”
TAMAMI:
Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun. — Fatır Suresi, 24. Âyet
Her peygambere kitap verilmediği yönündeki görüş, sadece geleneksel anlayışın bir iddiası değil; aynı zamanda bazı Kur’an merkezli çevrelerde de oldukça yaygındır. Hatta bu çevrelerde kendisini 'resul' ilan edenlere veya yeni bir 'resul' bekleyenlere sıkça rastlanmaktadır.
BU KONUYU BİRAZ DAHA AÇALIM:
Geleneksel İslam düşüncesi ile Kur’an merkezli (bazı modern) okumalar arasında "Nebi-Resul ayrımı" ve "Kitap verilme" meselesi en temel tartışma konularından biridir.
İbrahim Esinler ve benzeri görüşteki araştırmacıların iddiaları ile geleneksel anlayışı şu şekilde karşılaştırabiliriz:
1. GELENEKSEL ANLAYIŞ
(Mezhep ve Hadis Odaklı)
Geleneksel fıkıh ve kelam kitaplarında yaygın olan tanım şöyledir:
RESÛL: Kendisine yeni bir kitap ve yeni bir şeriat verilen peygamberdir.
NEBÎ: Kendisine yeni bir kitap verilmeyen, kendisinden önceki Resul’ün şeriatını ve kitabını tebliğ etmekle görevli olan peygamberdir.
İDDİA: Bu anlayışa göre her peygambere kitap verilmemiştir; sadece belirli sayıda Resul’e kitap/suhuf verilmiştir.
2. KUR’AN ODAKLI GÖRÜŞ
(İbrahim Esinler vb.)
Dr. İbrahim Esinler gibi isimlerin ve Kur’an’ı temel alan bazı araştırmacıların (örneğin Abdulaziz Bayındır) savunduğu görüş ise bunun tam tersidir:
HER NEBÎYE KİTAP VERİLMİŞTİR:
Bu görüşü savunanlar, Bakara Suresi 213. ayeti delil gösterirler: "Allah müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebileri gönderdi ve insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda hüküm vermeleri için onlarla beraber hak olan kitabı indirdi".
NEBİ VE RESUL FARKI:
NEBİ: Allah’tan haber alan ve kendisine kitap verilen kişidir (Nübüvvet, kitapla ilgilidir).
RESUL: Yanındaki kitabı/mesajı bir topluluğa tebliğ eden "elçi" sıfatıdır. Yani her nebi, elçilik görevini yaparken "Resul" sıfatını alır.
İBRAHİM ESİNLER'İN YAKLAŞIMI:
Esinler, "nebilerin kitap aldığı, resullerin ise bu mesajı ileten elçiler olduğu" yönünde bir ayrım yapar. Bu yolla, nebiliğin (kitap alma/bilgi sahibi olma) son bulduğunu ancak resullüğün (mesajın iletilmesi) kitabın kendisi veya onu taşıyanlar üzerinden devam edebileceği gibi farklı çıkarımlara ulaşabilmektedir.
ABDULAZİZ BAYINDIR'IN YAKLAŞIMI:
Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır'ın nebi ve resul kavramlarına ilişkin görüşü, geleneksel İslam düşüncesindeki yaygın kanaatten (resule kitap verildiği, nebiye verilmediği ayrımından) temelden ayrılmaktadır.
BAYINDIR, KUR'AN AYETLERİNE DAYANARAK BU İKİ KAVRAMI ŞU ŞEKİLDE TANIMLAR:
1. HER NEBİYE KİTAP VERİLMİŞTİR
Geleneksel anlayışın aksine Bayındır, istisnasız her nebiye kitap ve hikmet verildiğini savunur. Bu görüşünü özellikle Bakara 213 ve En’âm 89 ayetlerine dayandırır. Ona göre "nebi", Allah'tan doğrudan vahiyle bilgi alan ve kendisine kitap indirilen kişidir. Dolayısıyla kitapsız bir nebi (peygamber) söz konusu değildir.
2. NEBİ VE RESUL ARASINDAKİ FARK
Bayındır’a göre bu iki kavram bir kişinin farklı iki görevini veya niteliğini temsil eder:
NEBİ: Allah'tan vahiy alan, kitap ve hikmet verilen seçilmiş kişidir. Nübüvvet, kişi ile Allah arasındaki bir makamdır ve Hazreti Muhammed ile son bulmuştur (Hatemu'n-Nebiyyin).
RESUL: Kelime anlamı "elçi" olan resul, kendisine verilen mesajı (nebiyken aldığı kitabı) hiçbir ekleme veya çıkarma yapmadan muhataplarına ulaştıran kişidir.
3. RESUL KAVRAMININ KAPSAMI
Bayındır'ın en dikkat çekici yorumlarından biri de risaletin (elçiliğin) devamlılığıdır. Ona göre:
Peygamberler yaşarken hem nebi hem resuldürler; yani hem kitap alırlar hem de onu tebliğ ederler.
Peygamber vefat ettikten sonra getirdiği kitap (Kur'an), o mesajı doğru şekilde ulaştıran herkes için bir "risalet" aracıdır.
Ancak bu, yeni bir vahiy veya peygamberlik anlamına gelmez; sadece Allah'ın değişmez mesajını (kitabı) ulaştıran kişilerin o an için "elçilik" (resul) görevini yürüttüğünü ifade eder.
ÖZETLE; Bayındır'a göre her nebi bir resuldür ve her nebiye kitap verilmiştir. Geleneksel "bazı peygamberlerin kitabı yoktur" anlayışı, Bayındır ve kurucusu olduğu Süleymaniye Vakfı tarafından Kur'an dışı bir kabul olarak değerlendirilir.
BU İDDİA NASIL DOĞMUŞTUR?
"Her peygambere kitap verilmediği" iddiası, İslam düşünce tarihinde Nebi ve Resul kavramlarına yüklenen farklı anlamlardan doğmuştur. Bu ayrım Kur'an'ın lafzından ziyade, zamanla şekillenen fıkhi ve kelami ekollerin (mezheplerin) ve bazı hadis rivayetlerinin yorumlanmasıyla kurumsallaşmıştır.
4. GELENEKSEL ANLAYIŞIN DAYANAKLARINI VE MEZHEPSEL YAKLAŞIMI ŞU BALIKLARLA ÖZETLEYEBİLİRİZ:
1. MEZHEPLERİN "NEBİ" VE "RESUL" TANIMI
Ehl-i Sünnet (Maturidi ve Eş’ari) ve Şia geleneklerinde peygamberler iki kategoriye ayrılır:
RESUL: Kendisine yeni bir kitap ve yeni bir şeriat (hukuk sistemi) verilen elçidir.
NEBİ: Kendisinden önceki bir resulün şeriatını tebliğ eden, yeni bir kitap almayan, sadece vahiyle desteklenen peygamberdir.
SONUÇ: Bu tanıma göre her resul bir nebidir, ancak her nebi bir resul değildir. Dolayısıyla "kitapsız peygamberler" (nebiler) sınıfı oluşturulmuştur.
2. HADİS RİVAYETLERİNİN ETKİSİ
Geleneksel anlayışın en büyük dayanaklarından biri, peygamberlerin ve resullerin sayısını belirten bazı hadislerdir.
Özellikle Ebû Zer el-Gıfârî’den nakledilen (Müsned-i Ahmed ve İbn Hibban gibi kaynaklarda geçen) bir rivayette şu rakamlar verilir:
PEYGAMBERLERİN (NEBİ) SAYISI: 124.000
RESULLERİN SAYISI: 313
Bu devasa sayı farkı (124.000'e karşı 313), geleneksel ulemanın "Demek ki resuller dışındaki binlerce nebiye kitap verilmedi, onlar sadece tebliğle görevlendirildi" sonucuna ulaşmasına neden olmuştur.
3. İSRÂİLİYAT VE TARİHSEL ANLATILAR
Mezhep kaynakları ve tefsirlerde, özellikle İsrailoğulları'na gönderilen binlerce peygamberden bahsedilir. Geleneksel kabule göre, bu peygamberlerin çoğu Hazreti Musa’ya verilen Tevrat ile amel etmiş, kendilerine müstakil bir kitap verilmemiştir. Bu tarihsel anlatı, "kitapsız peygamber" fikrinin zihinlere yerleşmesini sağlamıştır.
4. KUR'AN ODAKLI ELEŞTİRİ
(Bayındır ve Benzeri Ekoller)
Az öncede belirttiğim "Kur'an merkezli çevreler", geleneğin bu iddiasına şu ayetlerle karşı çıkar:
Bakara 213: "İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebiler gönderdi ve onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsin diye hak kitap indirdi."
En’âm 84-89: Bu ayetlerde İbrahim, İshak, Yakub, Nuh, Davud, Süleyman gibi 18 peygamberin ismi sayılır ve ardından:
"İşte bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir" denilir.
ÖZETLE: Geleneksel anlayış, sayıları binlerle ifade edilen peygamberlerin her birine kitap verilmesini "mantıksal" ve "rivayet odaklı" olarak zor bulmuş; çözümü "Nebi"yi kitapsız, "Resul"ü kitaplı elçi olarak tanımlamakta bulmuştur.
Kur'an merkezli çevreler ise bu ayrımın Kur'an'da yer almadığını, aksine "nebi" vasfının doğrudan "kitap" ile ilişkilendirildiğini savunur.
5. İŞİN ASLI EN BAŞTA ANLATTIĞIM GİBİDİR (Benim görüşüm)
NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ
NEBÎ VE RESÛL: İKİ AYRI KİŞİLİK DEĞİL, İKİ AYRI SIFAT
KONUYU NEFSİNİ İŞİN İÇİNE KATMADAN KUR’AN MERKEZLİ OKUYANLAR:
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve Prof. Dr. Mehmet Okuyan, Kur'an merkezli yaklaşımlarıyla "nebi" ve "resul" kavramlarını geleneksel tanımlardan farklı şekilde ele alırlar. Her iki isim de geleneksel "bazı peygamberlere kitap verilmedi" iddiasını reddetme noktasında birleşir.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’ÜN YORUMU
Yaşar Nuri Öztürk, nebi ve resul ayrımını "bilgi" ve "görev" düzleminde açıklar:
NEBİ BİLGİDİR, RESUL İCRAATTIR:
Ona göre nebi, Allah’tan vahiy alan ve kendisine "kitap ve hikmet" verilen kişidir. Kur'an'da her nebinin kitapla geldiğini (Bakara 213) savunur.
RESULÜN GÖREVİ: Resul, nebideki o bilgiyi/kitabı topluma ileten elçidir.
Kitapsız Peygamber Yoktur: Öztürk, "kitapsız peygamber" kavramının hadislerle ve İsrailiyat ile İslam'a girdiğini; Kur'an'ın ise her peygambere kitap (bilgi kaynağı) verdiğini söyler.
MEHMET OKUYAN’IN YORUMU
Mehmet Okuyan, nebi ve resul ayrımında "kitap" merkezli bir birliktelik kurar:
NÜBÜVVET VE RİSALET BİRLİKTELİĞİ: Okuyan'a göre nebi, vahiy alan ve kendisine kitap indirilen kişidir; resul ise bu kitabı tebliğ eden elçidir.
AYETLERİN DELALETİ: En’âm 89 ve Bakara 213 ayetlerine dayanarak, Allah'ın her nebiye (haberi alana) bir kitap ve hüküm verdiğini savunur.
GELENEKSEL AYRIMI REDDETMESİ: Gelenekteki "Resul kitap getiren, nebi ise önceki kitabı tebliğ edendir" şeklindeki yaygın kanaatin Kur'anî bir temeli olmadığını, Kur'an'ın bu iki kavramı birbiriyle iç içe kullandığını belirtir.
ÖZETLE; Her iki düşünür de "her nebiye kitap verildiğini" savunarak geleneksel "kitapsız nebi" anlayışını Kur'an dışı bulurlar.
Onlara göre bir kişi eğer peygamberse (nebi), mutlaka vahiyle sabit bir kitabı (haberi) vardır.
ŞİMDİ ASIL MESELE ŞUDUR:
Bu elçilerin getirdiği “kitap” nedir?
3. “KİTAP” NEDİR? MUSHAF MI, ÖĞRETİ Mİ?
Kur’an’daki “kitap” kavramı, bugünkü anlamıyla ciltli, sayfalı bir mushaf olmak zorunda değildir.
“KİTAP” KELİMESİ KUR’AN’DA:
Yazılı metin
İlahi yasa
Hüküm
Öğreti
İlkesel rehberlik anlamlarında kullanılır.
NİTEKİM KUR’AN ŞÖYLE DER:
Yusuf Suresi, 111. Âyet:
“Bu Kur’an, önceki kitapları tasdik edici ve her şeyin açıklamasıdır.”
TAMAMI:
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir. — Yusuf Suresi, 111. Âyet
Bu, Kur’an’dan önce öğreti kitaplarının var olduğunu, fakat korunmadığını gösterir.
İLK ÇAĞLARDA KİTAP:
Bazen birkaç ilke
Bazen bir töre
Bazen bir söz
Bazen taşa kazınmış işaret
Bazen sözlü öğreti olmuş olabilir.
Bu son derece makuldür ve Kur’an’a uygundur.
EZ CÜMLE:
Kitap, mutlaka elde tutulan bir nesne değil; ilahi öğretinin kendisidir.
AYRICA:
Yusuf Suresi 111. ayetinde "resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır" buyrulur. Burada resul kelimesinin geçmesi bir tesadüf değildir.
Yusuf Suresi 111. ayetinde geçen "onların hikâyelerinde" ifadesindeki "onlar" zamiri, Kur'an'da anlatılan elçileri (resulleri) ve onların ümmetlerini ifade eder.
Yusuf Suresi, 111. Âyetin devamında "Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir" denildiği için âyetin başında resul sıfatı kullanılmıştır.
BAŞKA BENZERİ ÂYETLER VAR MIDIR?
Özellikle resul (elçi) kelimesinin açıkça kullanıldığı ve benzer bir mesaj veren en doğrudan ayet Hûd Suresi, 120. âyettir:
Resullerin haberlerinden, kendisiyle kalbini destekleyip sağlamlaştıracağımız her şeyi sana anlatıyoruz. Bunun içinde sana hak gelmiştir. Bunda, inananlar için bir öğüt ve hatırlatma da vardır. — Hûd Suresi, 120. Âyet
Hûd Suresi, 120. âyette, konu vahiy ve tebliğ olduğu için ve “inanlar için bir öğüt ve hatırlatma da vardır” ifadesi yer aldığı için, âyetin başında resul sıfatı kullanılmıştır.
RESUL KELİMESİNİN BENZER BAĞLAMDA GEÇTİĞİ DİĞER AYETLER
Kur'an'da elçilerin hikâyelerinin birer ibret, öğüt veya kalbi sağlamlaştırıcı birer araç olarak sunulduğu diğer bazı ayetler şunlardır:
Mü'min Suresi, 78. Âyet:
Yemin olsun, biz senden önce de resuller gönderdik. Onların bir kısmının hayat ve hatırasını sana anlattık, bir kısmının hayat ve hatırasından sana bahsetmedik. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz. Allah'ın emri geldiğinde, hakla hükmedilir ve gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar orada hüsrana uğrarlar. — Mü'min Suresi, 78. Âyet
Bu âyette geçen “Hiçbir resulün, Allah’ın izni olmaksızın herhangi bir mucize getirmesi söz konusu olamaz” ifadesi de asla bir tesadüf değildir.
Mucizeyi getiren resuldür; mucize vahiydir, tebliğdir.
Hazreti Muhammed’in en büyük mucizesi, bize tebliğ ettiği ve emanet bıraktığı kitap olan Kur’an’dır.
Nebi sıfatının başlı başına bir mucizesi yoktur. Nebi, seçilmiş bir kişidir; ancak mucizeler resul sıfatı ile ortaya çıkar. Resul sıfatı korunmuştur; bu koruma, coğrafi ve tarihsel bir gerekliliktir.
Nebi sıfatında ise kişi kendi iradesiyle karar verebildiği için, normal bir insan statüsündedir ve hata yapabilir konumdadır. Nitekim Kur’an’da birçok âyette, nebi sıfatıyla uyarılmış ve ikaz edilmiştir.
Resul sıfatı için ise durum tamamen farklıdır.
Yazımızın en sonunda bu âyetlere yeniden yer vereceğim. Daha önceki yazılarımda da bu konuya değinilmiştir.
BU YAZILARDAN DA OKUYABİLİRSİNİZ:
87. NEBİ VE RESÛL ARASINDAKİ FARK
177. RİSALET VE NÜBÜVVETİN SON BULMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
275. ESKİ TÜRKÇEDE “PEYGAMBER” KAVRAMI VE TARİHSEL KARŞILIKLARI
– Konu ile ilgili diğer yazılarımdan bazıları
DEVAM EDELİM
İbrahim Suresi, 9. Âyet:
Sizden öncekilerin, Nûh kavminin, Âd'ın, Semûd'un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulaşmadı mı size? Allah'tan başkası bilmez onları. Resulleri onlara açık deliller/beyyineler getirmişti de onlar ellerini ağızlarına itip şöyle demişlerdi: "Biz size gönderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin çağırdığınız şey konusunda karmaşa ve çıkmaza iten bir kuşku içindeyiz."
— İbrahim Suresi, 9. Âyet
Bu Âyet başlı başına konuyu özetlemiş ve açıklamıştır.
Tâhâ Suresi, 99. Âyet:
İşte böylece, geçip gitmişlerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Biz sana katımızdan da bir Zikir/Kur'an vermişizdir. — Tâhâ Suresi, 99. Âyet
– Burada "resul" kelimesi doğrudan geçmese de, hitap edilen Hazreti Muhammed bir resuldür ve anlatılanlar geçmişin haberleridir.
RESÛL KELİMESİ:
“Resul” (elçi) kelimesi, Kur’an’da tebliğ ve toplumsal mücadele, yani Allah davasında cihad yönüyle öne çıktığı için; geçmiş toplulukların başına gelenlerin anlatıldığı ibret bağlamındaki âyetlerde özellikle kullanılmaktadır. Yüce Allah bu kelimeyi, bilinçli olarak ibret vurgusu yapmak amacıyla tercih etmiştir.
Bununla birlikte, nebilerin haberlerinin anlatılmasını isteyen ya da onların kıssalarına atıfta bulunan âyetler de mevcuttur.
Ancak bu kullanım, bağlam ve amaç bakımından farklılık göstermektedir.
1. NEBİ (ENBİYA) KELİMESİNİN GEÇTİĞİ BENZER AYETLER
"Nebi" kelimesinin çoğulu olan "Enbiya" veya doğrudan tekil haliyle nebilerin haberlerine dikkat çeken ayetler şöyledir:
Hicr Suresi, 51. Âyet:
Onlara İbrahim'in misafirlerinden bahset.
— Hicr Suresi, 51. Âyet:
"Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerle olan o haberden) de haber ver."
“Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver!”
Bu ifade, hiçbir tercümede nebi kelimesiyle doğrudan kullanılmamıştır.
Buradaki “haber ver” emri (nebbi’hum), nebi kelimesiyle aynı kökten gelir ve Hazreti İbrahim’in (nebi) yaşadığı ibretlik bir olayı anlatmaya giriş niteliği taşır.
Hicr Suresi 51. âyetin devamı olan 52 ve 53. âyetler şöyledir:
Hani onun yanına girmişlerdi de “Selâm!” demişlerdi. O da, “Biz sizden korkuyoruz.” demişti. — Hicr Suresi, 52. Âyet
“Korkma! Biz sana bilgin bir oğlan müjdeliyoruz.” demişlerdi.
— Hicr Suresi, 53. Âyet
Bu âyetlerden de görüldüğü üzere, burada yine bilinçli bir şekilde resul sıfatı kullanılmamıştır.
Çünkü sahnede, resul sıfatıyla tebliğde bulunan ve toplumsal bir mücadele yürüten bir elçi değil; nebi sıfatıyla, evinde bulunan, herhangi bir tebliğ faaliyeti içinde olmayan sade bir insan yer almaktadır.
Bu bağlamda Allah, melekler aracılığıyla nebisine bir müjde vermektedir.
Meryem Suresi, 41, 51-58. Âyetler:
Bu âyet grubunda peş peşe “Kitap’ta İbrahim’i de an…”, “Musa’yı da an…” gibi ifadeler yer almakta ve hemen ardından bu kişilerin birer nebi olduğu özellikle vurgulanmaktadır.
Bazı âyetlerde ise yalnızca nebi sıfatı değil, resul sıfatı da birlikte kullanılmaktadır. Sadece nebi sıfatının geçtiği âyetler ile nebi ve resul sıfatlarının birlikte yer aldığı âyetler ve bu âyetlerin devamındaki bağlam dikkatle incelendiğinde, ortaya net ve tutarlı bir sonuç çıkmaktadır.
Meryem Suresi, 41. Âyet:
Kitap'ta İbrahim'i de an. O, sadık/özü-sözü doğru bir nebiydi. — Meryem Suresi, 41. Âyet
Burada Hazreti İbrahim’in sadık/özü ve sözü doğru olan bir nebi olduğu vurgulanmaktadır. Resûl sıfatının hatasızlık ve ilahî koruma ile ilişkilendirildiği dikkate alındığında, bu anlatım örgüsünün ardından özellikle nebi kelimesinin kullanılması bir tesadüf değildir; bilakis yerli yerinde ve bilinçli bir tercihtir.
Meryem Suresi, 51-53. Âyetler:
Kitap'ta Mûsa'yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir nebiydi. — Meryem Suresi, 51. Âyet
Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik. Onu, fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık.
— Meryem Suresi, 52. Âyet
Rahmetimizden ona kardeşi Hârun'u bir nebî olarak armağan ettik.
— Meryem Suresi, 53. Âyet
Meryem Suresi 51. âyette, Hazreti Musa için “içtenlik ve doğruluğa erdirilmişti” ifadesi kullanıldıktan sonra nebi sıfatına yer verilmesi, Hazreti İbrahim örneğinde olduğu gibidir. Ancak burada buna ek olarak resul sıfatı da kullanılmaktadır. Bunun sebebi, bir sonraki âyette açıkça ortaya çıkmaktadır.
52. âyette “Ona Tûr’un sağ tarafından seslendik ve onu fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık” denilerek, Hazreti Musa’ya bizzat Yüce Allah tarafından hitap edildiği bildirilmekte ve böylece resullük yönü ön plana çıkarılmaktadır. Yüce Allah’ın Hazreti Musa’ya hitabı vahiydir ve bu vahyin sonucu tebliğdir. Dolayısıyla 51. âyette resul sıfatının da birlikte kullanılmasının nedeni bu bağlamda anlaşılmış olmaktadır.
53. âyette ise “Ona kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak armağan ettik” buyurularak, kardeşi Hârûn’un da seçildiği müjdelenmektedir.
Bu âyette Hazreti Hârûn’un, o aşamada Hazreti Musa’ya yardımcı olması için seçildiği bildirildiğinden, nebi sıfatının kullanılması son derece yerindedir.
Meryem Suresi, 54-55. Âyetler:
Kitap'ta İsmail'i de an. Çünkü o, vaadinde sadıktı; bir resuldü, bir nebiydi.
— Meryem Suresi, 54. Âyet
Ailesine/kavmine namazı/duayı, zekâtı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi. — Meryem Suresi, 55. Âyet
Meryem Suresi 54. âyette Hazreti İsmail’den hem resul hem de nebi olarak söz edilmektedir. Aynı âyette onun için “vaadinde sadıktı” ifadesinin kullanılması, nebi sıfatının özellikle öne çıkarıldığını göstermektedir.
Resul sıfatının neden kullanıldığı ise bir sonraki âyet olan 55. âyetten anlaşılmaktadır. Orada “Ailesine/kavmine namazı/duayı ve zekâtı emrederdi” buyurularak, tebliğ yönü, yani resullük görevi açıkça ön plana çıkarılmaktadır.
Meryem Suresi 56-57. Âyetler:
Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, sadık/özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir nebiydi.
— Meryem Suresi 56. Âyet
Onu yüce bir mekâna yükselttik.
— Meryem Suresi 57. Âyet
Hazreti İdris hakkında da, Hazreti İbrahim örneğinde olduğu gibi, “o, sasık/özü ve sözü bir olan, dosdoğru bir kişiydi” ifadesi kullanıldığı için nebi sıfatı tercih edilmiştir. Ardından onun yüce bir makama yükseltildiği vurgulanmaktadır.
Burada anlatılan, mekânsal değil; derece ve mertebe bakımından bir yükseltiliştir.
Meryem Suresi, 58. Âyet:
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimet lütfettiği nebîlerdendir: Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı.
— Meryem Suresi, 58. Âyet
Bu âyette de konu yeniden toparlanmakta; onların seçilmiş kimseler oldukları vurgulanarak nebi sıfatlarıyla tekrar isimleri anılmaktadır. Âyetin sonunda ise “Kendilerine Rahman’ın âyetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı” buyrularak, resul sıfatı açıkça zikredilmeksizin ona da dolaylı biçimde işaret edilmektedir.
4. KORUMA MESELESİ: NEDEN SADECE KUR’AN?
Tevrat ve İncil için Allah koruma vaadinde bulunmamıştır.
AMA KUR’AN İÇİN BUYURUR Kİ:
“Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.” — Hicr Suresi, 9. Âyet
Bu ayet, Kur’an’ın diğer ilahi öğretilerden farkını belirler.
ÖNCEKİLER: İNSANLIĞA HAZIRLIK
KUR’AN: TAMAMLANIŞ
Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı/Allah'a teslim olmayı seçtim. — Maide Suresi, 3. Âyet
DOLAYISIYLA ÖNCEKİ KİTAPLARIN BOZULMASI:
Allah’ın acziyeti değil
İnsanlığın henüz olgunlaşmamış olmasıdır
5. NEBÎ HATA YAPAR, RESÛL TEBLİĞDE HATA YAPMAZ
Kur'an'da belirtildiği gibi, Resûl hatasızdır ama Nebi hata yapabilir. Nitekim Nebi birçok ayetle uyarılmışken, Resûl hiç uyarılmamış; aksine Kur'an'da birçok ayette Allah'a ve Resûl'e itaat edin buyurulmuştur. Bkz.
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır. — Nisâ Suresi, 13. Âyet
Erhan Aktaş’ın Kur’an merkezli yorumuna göre:
Kur’an’da peygamber kelimesi geçmez; bu sözcük Farsçadır. Kur’an’da yalnızca Resûl ve Nebi kavramları yer alır. Kur’an’da Nebi’ye itaat emri yoktur; itaat yalnızca Resûl’e yöneliktir. Çünkü Resûl’e itaat, onun tebliğ ettiği ayetlere, yani Allah’a itaattir.
Resûl, vahyin taşıyıcısıdır; söyledikleri ayettir ve ilahî koruma altındadır. Bu nedenle Resûl hatasızdır. Nebi ise seçilmiş bir insan olup hata yapabilir; sözleri hadis niteliğindedir ve itiraza açıktır.
Kur’an’da geçen “Allah ve Resûl’ü” ifadesi iki ayrı otoriteyi değil, tek bir ilahî otoriteyi ifade eder. Buradaki “ve” bağlacı, dilbilgisel olarak açıklayıcı (atf-ı beyan / atf-ı tefsir) işlevi görür. Yani “Allah ve Resûl’ü” demek, anlam olarak yalnızca Allah’a itaat demektir.
– Yapay Zekâ
– Erhan Aktaş
KUR’AN’DA NEBÎLERİN UYARILDIĞINI GÖRÜRÜZ:
“Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin?”
TAMAMI:
Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık-seçik belli olsun da yalancıları bilesin.
— Tevbe Suresi, 43. Âyet
Bu ayet, nebînin insan olduğunu gösterir.
AMA RESÛL, VAHYİ TEBLİĞ EDERKEN HATASIZDIR:
Hâkka Suresi, 44-47. Âyetler:
“Eğer Bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı; Elbette onun bütün gücünü alırdık.
Sonra kesinlikle can damarını koparırdık. Hiçbiriniz buna engel olamazdınız."
— Hâkka Suresi, 44-47. Âyetler
BU AYET ŞUNU SÖYLER:
Resûl, vahyi aktarırken korunur
Ama resûlün şahsi hayatı beşeridir
BU ANLAYIŞ:
Peygamberi putlaştırmayı engeller
Şirkin önünü keser
Akla ve sorgulamaya kapı açar
AYRICA BKZ. RESÛL’E İTAAT ALLAH’A İTAATTİR.
Nisâ Suresi, 13-14; 69; 80. Âyetler:
İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır. — Nisâ Suresi, 13. Âyet
Kim de Allah'a ve onun resulüne isyan eder, Allah'ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.
— Nisâ Suresi, 14. Âyet
Allah'a ve resule itaat eden kişilere gelince, bunlar, Allah'ın kendilerine nimet verdikleriyle beraberdirler. Peygamberlerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle. Ne güzel dosttur bunlar!
— Nisâ Suresi, 69. Âyet
Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Yan çizen çizsin, biz seni onlar üzerine bekçi göndermedik.
— Nisâ Suresi, 80. Âyet
Mâide Suresi, 92. Âyet:
Allah'a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir. — Mâide Suresi, 92. Âyet
Enfâl Suresi, 20, 24. Âyet:
Ey iman edenler! Allah'a ve resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin. — Enfâl Suresi, 20. Âyet
Ey iman sahipleri! Sizi, size hayat verecek şeye çağırdığında, Allah'a da resule de "Buyur deyin!" Şunu da bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Ve bilin ki, en son O'nun huzurunda haşredileceksiniz.
— Enfâl Suresi, 20. Âyet
Nûr Suresi, 52, 54. Âyetler:
Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, Allah'a saygı duyan ve O'ndan korkan kişiler, zafere ulaşanların ta kendileridir.
— Nûr Suresi, 52. Âyet
De ki: "Allah'a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz/yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir." — Nûr Suresi, 54. Âyet
Ahzâb Suresi, 36, 71. Âyetler:
Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir. — Ahzâb Suresi, 36. Âyet
Ki Allah amellerinizi barışa/hayra yarayışlı kılsın, günahlarınızı affetsin. Allah'a ve O'nun resulüne itaat eden, büyük bir başarı elde etmiştir. — Ahzâb Suresi, 71. Âyet
Muhammed Suresi, 33. Âyet:
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; resule de itaat edin! Amellerinizi işe yaramaz hale getirmeyin. — Muhammed Suresi, 33. Âyet
Fetih Suresi, 17. Âyet:
Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır. — Fetih Suresi, 17. Âyet
Hucurât Suresi, 14. Âyet:
Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir."
— Hucurât Suresi, 14. Âyet
Teğabün Suresi, 12. Âyet:
Allah'a itaat edin, resule de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz resulümüze düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.
— Teğabün Suresi, 12. Âyet
BU ÂYETLERİN TAMAMINDA DİKKAT ÇEKEN ORTAK NOKTA ŞUDUR:
İtaat emri yalnızca “Resûl” üzerinden kurulmuştur; hiçbirinde “Nebi’ye itaat” ifadesi yoktur.
1. İTAATİN MUHATABI NEDEN RESÛL’DÜR?
Çünkü Kur’an’a göre Resûl, Allah’tan aldığı vahyi eksiksiz ve aynen tebliğ eden kişidir. Bu nedenle:
Resûl’e itaat = vahye itaat
Resûl’e karşı gelmek = Allah’a karşı gelmektir
(Nisâ 80 bunu açıkça söyler: “Resûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”)
2. “ALLAH VE RESÛLÜ” İFADESİNİN ANLAMI
Bu âyetlerde geçen “Allah ve Resûlü” terkibi, iki ayrı otorite kurmaz.
Bu ifade, tek bir ilahî otoritenin farklı bir anlatımıdır:
Resûl, kendi adına hüküm koymaz.
Görevi yalnızca “apaçık tebliğ”dir (Mâide 92, Nûr 54, Teğabün 12).
Bu yüzden Kur’an, tekrar tekrar şu vurguyu yapar:
“Resûle düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.”
3. NEDEN NEBİ’YE İTAAT EMRİ YOKTUR?
Çünkü Nebi, vahyi tebliğ eden yönüyle değil;
insanî kararlar alan,
sosyal ilişkiler kuran,
hata yapabilen bir kul yönüyle Kur’an’da yer alır.
BU NEDENLE:
Nebi uyarılır (Abese, Ahzâb, Nisâ örnekleri),
Nebi’nin davranışları vahiy tarafından denetlenir,
Ama Nebi’ye mutlak itaat emri verilmez.
4. SONUÇ (ÇOK NET):
İtaat = Resûl = Vahiy
Uyarı = Nebi = Beşerî yön
Resûl’ün sözü ayettir.
Nebi’nin sözü beşerî sözdür ve bağlayıcı değildir.
Bu âyetler topluca şunu ilan eder:
Kur’an’da otorite Allah’ındır; Resûl bu otoritenin tebliğcisidir. Nebi ise denetlenen bir kuldur.
Nebi'ye ise tam aksine itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Tam tersi, onun da hata yapabileceği ayetlerle gösterilmiştir. Mesela;
Abese Suresi, Ayetler 1-12. Âyetler:
1. Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
2. Yanına kör adam geldi diye.
3. Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
4. Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
5. O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
6. Ki sen ona yöneliyorsun;
7. Sana ne onun arınmasından!
8. O, koşarak sana gelen var ya;
9. Odur içine ürperti düşen.
10. Sen ona aldırmazlık ediyorsun.
11. Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.
12. Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
— Abese Suresi, 1-12. Âyetler
Bu âyetlerde nebi kelimesi açıkça geçmemektedir; ancak muhatap alınan kişinin, seçilmiş ve vahiy alan kişi olan Hazreti Muhammed olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla burada muhatabın nebi konumunda bulunduğu açıktır. Buna rağmen Yüce Allah, onu açık bir şekilde uyarmakta ve yaptığı davranışı tashih etmektedir.
Bu bağlamda, âyetlerde resûl sıfatının zikredilmemesi dikkat çekicidir. Çünkü resûl sıfatı söz konusu olsaydı, kişi vahyi tebliğ ediyor durumda olur ve bu konumda hata söz konusu olmazdı. Buradan anlaşıldığı üzere Hazreti Muhammed, bu sahnede bir nebi olarak, yani insanlarla beşerî düzlemde iletişim kurarken muhatap alınmaktadır.
Bu durum, Kur’an’da Nebi’ye mutlak itaatin emredilmediğinin açık bir göstergesidir. Aksine, Nebi’nin de insan olması sebebiyle hata yapabileceği, Kur’an âyetleriyle bizzat ortaya konulmuştur.
Dolayısıyla Kur’an’da Nebi’ye yönelik bir “itaat” çağrısı bulunmadığı gibi, onun davranışlarının vahiy tarafından denetlendiği ve gerektiğinde düzeltildiği de açıkça görülmektedir.
NEBİ'NİN UYARILDIĞI AYETLER BKZ.
Enfâl Suresi, 67-68. Âyetler:
Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak¹ yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir. — Enfâl Suresi, 67. Âyet
1- Müslümanların, fidye almak amacıyla esir edinme şeklindeki dünyalık kazanç peşinde olmaları kınanmaktadır.
Eğer Allah tarafından önceden bir kitap¹ olmasaydı, aldığınız şeyden dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
— Enfâl Suresi, 68. Âyet
1- Yasa, kayda geçmiş yargı.
Tevbe Suresi, 113. Âyet:
Nebi ve mü'minlere; Cehennemlik oldukları açıkça belli olduktan sonra, yakınları da olsa, müşriklere bağışlanma dilemeleri yaraşmaz. — Tevbe Suresi, 113. Âyet
Tahrim Suresi, 1 ve 3. Âyetler:
Ey nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?¹ Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. — Tahrim Suresi, 1. Âyet
1- Helal ve haram kılma yetkisi yalnızca Allah\a aittir. Nebi de olsa, hiç kimse helal ve haram kılma yetkisine sahip değildir.
Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis¹ söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar¹ etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: “Bunu sana kim haber verdi?” deyince, Nebi: “Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi.” demişti. — Tahrim Suresi, 3. Âyet
1- Görünür kılma, ortaya çıkarma.
Burada söz konusu olan, Nebi’nin bir tebliğde bulunması değil, beşerî bir sohbet, yani kişisel bir söz (hadis) söylemesidir. Ancak eşinin, kendisine söylenen bu sözü bir başkasına aktarması üzerine, Yüce Allah bu durumu Nebi’ye bildirmiştir. Bunun üzerine Nebi, kendisine bildirilen bilginin bir kısmını eşine açıklamış, bir kısmını ise açıklamaktan vazgeçmiştir.
Eşi, bu bilgiyi nereden bildiğini sorduğunda ise Nebi, bunun her şeyi bilen Allah’tan olduğunu söylemiştir. Burada Nebi ile eşi arasında geçen, tamamen özel ve insani bir mesele söz konusudur; herhangi bir tebliğ veya vahiy aktarımı yoktur.
Nitekim âyette açıkça “Nebi, bunun bir kısmını açıklamış, bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine bundan haberdar olduğunu söyleyince…” buyrulmaktadır. Bu ifade, Nebi’nin bu tutumu resûl sıfatıyla değil, nebi sıfatıyla gerçekleştirdiğini açıkça göstermektedir.
Çünkü resûl sıfatı söz konusu olsaydı, vahyin tamamı eksiksiz şekilde tebliğ edilirdi; bir kısmının açıklanıp bir kısmının açıklanmaması gibi bir durum söz konusu olamazdı.
Kur’an’da Resûl’ün kendisine vahyedilenleri eksiksiz ve olduğu gibi tebliğ etmekle yükümlü olduğu açıkça ifade edilmektedir. Hiçbir âyette Resûl’ün vahiyden bir kısmını gizlemesine, eksiltmesine ya da kendi yorumu ile değiştirmesine izin verildiği görülmez. Aksine, Resûl’ün görevinin vahyi aynen iletmek olduğu özellikle vurgulanır.
Bu bağlamda Resûl, vahyi olduğu gibi aktarmakla sorumludur; ne ekleme yapabilir ne de eksiltme yetkisine sahiptir. Zira vahyin korunması ve muhataplara tam olarak ulaştırılması, ilahî iradenin gereğidir. Bu nedenle Resûl’ün tebliği, tam, eksiksiz ve güvence altındadır.
Mâide Suresi, 67. Âyet:
“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yerine getirmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacaktır.”
— Mâide Suresi, 67. Âyet
BU ÂYET ÇOK NETTİR:
“İndirileni tebliğ et” ifadesi, vahyin tamamını kapsar.
Eksiltme, gizleme veya seçme hakkı yoktur.
Hatta âyet, vahyin tamamı tebliğ edilmezse resûllük görevinin yerine getirilmemiş sayılacağını açıkça bildirir.
Bu da Resûl’ün tebliğinin ilahî koruma altında olduğunu gösterir.
İKİNCİ DESTEKLEYİCİ ÖRNEK DE ŞUDUR:
Necm Suresi, 3–4. Âyetler:
“O, hevasından konuşmaz. O (söyledikleri), kendisine vahyedilenden başkası değildir.”
— Necm Suresi, 3–4. Âyetler
BU ÂYETLER BİRLİKTE OKUNDUĞUNDA SONUÇ AÇIKTIR:
Resûl’ün sözleri vahiydir, vahiy eksiksiz tebliğ edilmiştir ve bu süreç ilahî garanti altındadır.
Ahzâb Suresi, 37. Ayet:
Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
— Ahzâb Suresi, 37. Ayet
Bu âyette de muhatap alınan kişinin “nebi” konumunda olduğunu anlıyoruz. Bunu birkaç net noktadan görmek mümkün:
Âyette anlatılan durum, vahyin tebliği değil, Hazreti Muhammed’in beşerî yönüyle yaşadığı bir iç tereddüt ve toplumsal kaygı durumudur:
“İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu.”
Burada uyarı vardır. Uyarı, Kur’an’da nebi sıfatıyla muhatap alınan kişi için söz konusudur. Çünkü:
Resûl, vahyi tebliğ ederken ilahî koruma altındadır ve bu bağlamda hata isnadı olmaz.
Nebi, insanî yönüyle karar verirken tereddüt edebilir ve bu nedenle ikaz edilebilir.
ÂYETİN DEVAMINDA GEÇEN:
“Allah’ın açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun” ifadesi de şunu gösterir:
Henüz tebliğ edilmemiş, yani resûllük görevine konu olmayan bir mesele söz konusudur. Bu da olayın resûl değil, nebi bağlamında gerçekleştiğini teyit eder.
Zaten âyetin amacı, bir toplumsal hükmü fiilî örnekle tesis etmektir; bu hüküm daha sonra vahiy ile açıklanmış, yani resûllük görevi o noktada devreye girmiştir.
SONUÇ OLARAK:
Bu âyette Hazreti Muhammed,
vahyi tebliğ eden resûl olarak değil, insanî kaygılar taşıyabilen, bu yüzden de uyarılan bir nebi olarak muhatap alınmaktadır.
SONUÇ YİNE AYNIDIR DEĞİŞMEZ:
Nebi uyarılır, resûl tebliğ eder.
Nisâ Suresi, 104-107. Âyetler:
104. Düşman topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz sıkıntıya düşüyorsanız, hiç kuşkusuz tıpkı sizin gibi onlar da sıkıntıya düşüyorlar; ama siz, Allah'tan onların umamayacağı şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
105. Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma!
106. Allah'tan af dile; Allah çok affedici, çok merhametlidir.
107. Öz benliklerine hainlik edenler için didinip durma. Çünkü Allah, sürekli hainlik eden günahkârı sevmez.
— Nisâ Suresi, 104-107. Âyetler
Nisâ Suresi 104–107. âyetlerde de muhatap alınan kişi, resûl sıfatıyla vahyi tebliğ eden konumda değil, nebi sıfatıyla beşerî ve yönetsel kararlar alan bir konumdadır. Âyetlerde;
Uyarı vardır (“gevşeklik göstermeyin”, “hainlere yardakçı olma”),
İstîğfar emri vardır (“Allah’tan af dile”),
Taraf tutma ihtimaline karşı ikaz vardır.
Bu tür ifadeler, Kur’an’da resûlün tebliğ görevine değil, nebinin insanî ve toplumsal sorumluluklarına yöneliktir. Çünkü resûl, vahyi aktarırken hata yapmaz; ancak nebi, hüküm verirken veya beşerî bir meselede değerlendirme yaparken uyarıya muhatap olabilir.
Dolayısıyla bu âyetler de, Nebi’nin denetlendiğini, Resûl’ün ise tebliğde ilahî koruma altında olduğunu bir kez daha göstermektedir.
SONUÇ DEĞİŞMEZ:
Nebi uyarılır, Resûl tebliğ eder.
TOPARLAYALIM BİRAZ DAHA AÇALIM:
Bu âyetlerde görüldüğü üzere, Hazreti Muhammed’e yöneltilen hitaplar, vahyin aynen tebliği bağlamında değil; toplumsal, siyasal ve beşerî kararlar bağlamındadır. Bu da muhatabın resûl sıfatıyla değil, nebi sıfatıyla ele alındığını açıkça göstermektedir.
Zira:
Resûl, “indirileni eksiksiz tebliğ etmekle” yükümlüdür — Mâide Suresi, 67. Âyet
Nebi ise, insanlar arasında hüküm verirken, beşerî değerlendirmeler yapar ve bu süreçte vahiy tarafından denetlenir.
Kur’an, bu denetimi gizlemez; bilakis bilinçli bir şekilde açık eder. Çünkü amaç, peygamberi ilahlaştırmak değil; vahyin otoritesini muhafaza etmektir.
METODOLOJİK SONUÇ: KUR’AN’IN KAVRAM DİSİPLİNİ
Buraya kadar yapılan tahlil, bizi kaçınılmaz olarak şu sonuca götürür:
Kur’an’da hiçbir kelime rastgele seçilmez.
“Nebi” ve “Resûl” kavramları da eş anlamlı değil, fakat çelişkili de değildir.
KUR’AN’IN KAVRAM MANTIĞI ŞUDUR:
Nebi → Seçilmiş insan / vahye muhatap olan / beşerî yönü bulunan
Resûl → Vahyi tebliğ eden / mesajı eksiksiz ileten / ilahî koruma altında
BU AYRIM:
Mezhepsel değildir
Rivayet kaynaklı değildir
Sonradan üretilmiş bir kelam kurgusu değildir
Doğrudan Kur’an’ın kendi iç tutarlılığından doğmaktadır.
GELENEKSEL AYRIMIN KRİTİK HATASI
Geleneksel düşünce, Nebi–Resûl ayrımını kitap var / kitap yok üzerinden kurarak iki büyük hata yapmıştır:
Kur’an’ın “nebi–kitap” ilişkisini görmezden gelmiştir.
Resûl’ü, Kur’an dışı sözlerin de bağlayıcı olduğu bir otoriteye dönüştürmüştür.
BU YAKLAŞIMIN DOĞAL SONUCU ŞUDUR:
Hadis = din kaynağı
Nebi’nin beşerî sözleri = şeriat
Resûl’ün otoritesi = Kur’an dışına taşar
OYSA KUR’AN, BU İHTİMALİ DAHA EN BAŞTAN KAPATIR:
“Resûle düşen yalnızca apaçık tebliğdir.”
Bu cümle, Kur’an’da defalarca tekrar edilir. Çünkü din, tebliğ edilen vahiyden ibarettir; onu taşıyan kişiden değil.
KUR’AN’IN KORUDUĞU ŞEY: VAHİY, KİŞİ DEĞİL
KUR’AN’DA KORUMA ALTINA ALINAN ŞEY:
Peygamberin şahsı değildir
Tarihsel uygulamaları değildir
Sosyal tercihleri değildir
KORUNAN TEK ŞEY VARDIR: Vahyin kendisi
BU YÜZDEN:
Önceki kitaplar korunmamıştır
Kur’an korunmuştur
Önceki nebilerin sözleri tarihsel kalmıştır
Kur’an evrensel kılınmıştır
Bu da gösterir ki, risalet Kur’an ile kemale ermiş, nübüvvet Hazreti Muhammed ile son bulmuştur.
HÜLASA (NET VE BAĞLAYICI SONUÇ)
EZ CÜMLE;
Her nebiye kitap verilmiştir.
Nebi ve resûl, iki ayrı kişi değil; aynı kişinin iki ayrı sıfatıdır.
Resûl, vahyi tebliğ ederken hatasızdır.
Nebi, beşerî yönüyle hata yapabilir ve uyarılır.
İtaat yalnızca resûl üzerinden, yani vahiy üzerinden kurulur.
Kur’an dışı hiçbir söz, dinî bağlayıcılığa sahip değildir.
VELHASIL;
Kur’an, peygamberi değil mesajı merkeze alır.
İnsanı değil, hakikati korur.
Şahsı değil, vahyi yüceltir.
BU YAKLAŞIM;
Şirkin önünü keser
Aklı devre dışı bırakmaz
Dini tarihsel yüklerden arındırır
Tevhidi yeniden merkeze alır
VE NİHAYETİNDE BİZİ ŞU HAKİKATE GÖTÜRÜR:
Hak, kişiyle değil; vahiy ile bilinir.
5. SONUÇ – NEBÎ VE RESÛL AYRIMINA TARİH AÇISINDAN BAKILDIĞINDA SON NOKTA
Nebi ve Resûl aynı kişidir; ancak bunlar Hazreti Muhammed’in farklı sıfatlarıdır. Bu sıfatları Kur’an bizzat Allah belirlemiştir. Kur’an’da Resûl, vahyi eksiksiz tebliğ eden ve bu konuda ilahî koruma altında olan yönü ifade ederken; Nebi, insanî yönüyle, beşerî kararlar alan ve yanılabilen seçilmiş kişiyi ifade eder.
Bu ayrım, yalnızca Kur’an’dan değil, yaşanmış tarihî örneklerden de açıkça anlaşılmaktadır. Sahabeler, Hazreti Muhammed’in her sözünü mutlak vahiy kabul etmemiş; sözün vahiy mi, kişisel görüş mü olduğunu bizzat sorgulamışlardır.
Bedir Savaşı öncesinde ordugahın yeri sorgulanmış; bunun vahiy olmadığı anlaşılınca Hazreti Muhammed, sahabenin görüşünü benimsemiştir.
Hurma ağaçlarının aşılanması meselesinde ise, kendi görüşünün dinî bağlayıcılığı olmadığını açıkça ifade etmiştir.
Bu örnekler şunu göstermektedir:
Sahabeler, Hazreti Muhammed’i vahyi tebliğ ederken Resûl, beşerî konularda ise Nebi olarak ayırt etmişlerdir.
KUR’AN DA BU AYRIMI AYNEN KORUR:
İtaat yalnızca Resûl’e emredilir,
Nebi ise uyarılır ve denetlenir.
ÖZETLE:
Vahiy ve tebliğ varsa: Resûl
Beşerî karar ve insani yön varsa: Nebi
Bu ayrım hem Kur’an’a bütünüyle uygundur hem de tarihî pratikle birebir örtüşmektedir.
AKSİ TAKDİRDE SAHABE,
Nisâ 13, 14, 69, 80
Mâide 92
Enfâl 20, 24
Nûr 52, 54
Ahzâb 36, 71
Muhammed 33
Fetih 17
Hucurât 14
Teğabün 12
ve benzeri âyetlerde belirtilen Resûl’e itaat ilkesine uymamış ve dolayısıyla Allah’a isyan etmiş olurlardı. Ancak sahabenin bu tutumu, Hazreti Muhammed tarafından bizzat teşvik edilmiş ve hiçbir âyette bu konuda bir uyarı yapılmamıştır.
Her şey apaçık ortadadır: Sahabe, Resûl’ün vahiy yönüne itaat etmiş; beşerî yönünü ise insanî bir muhatap olarak değerlendirmiştir.
6. TÖRE, HANİFLİK VE TÜRKLERİN TARİHSEL ROLÜ
Kur’an, İbrahim’i Hanif olarak tanımlar:
Âl-i İmran Suresi, 67. Âyet:
İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanîf bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi. — Âl-i İmran Suresi, 67. Âyet
HANİFLİK:
Tek Tanrı inancı
Doğal hukuk
Ahlak ve töre düzeni
TÜRK TÖRESİ DE TARİH BOYUNCA:
Tek Tanrı fikrini
Adalet merkezli düzeni
Kul–Tanrı arasına kimseyi koymamayı korumuştur.
Türklerin tek Tanrı inancı, kökleri Tengriciliğe uzanan ve binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bir inançtır. Zaman içinde çeşitli bozulmalara uğramış olsa da, töreye dönüşerek özünü korumuş, Türk milletinin genlerine işlemiştir. Bu süreklilik, Türk milletinin kendisini daha sonra İslam ile yeniden bulmasına zemin hazırlamıştır.
Türklerin zamanla topluca İslam’ı kabul etmeleri, bu tarihî ve inançsal devamlılık doğrultusunda gerçekleşmiştir.
BU YÜZDEN:
İslam’ı dünyaya yayanlar Türkler olmuştur
Kur’an’ı siyasi imparatorluklara rağmen taşıyan yine Türklerdir
7. SONUÇ: KUR’AN’A DÖNÜŞ, HAKİKATE DÖNÜŞTÜR
VELHASIL:
Nebî ve resûl aynı kişidir
Her nebîye mutlaka ilahi bir öğreti verilmiştir
Kitap, öğretidir
Kur’an, bu sürecin son ve korunmuş halkasıdır
İslam, mezheplerle değil Kur’an’la anlaşılır
Şirk, peygamberi kutsallaştırmakla başlar
Kurtuluş, “Kur’an yeter” bilinciyle mümkündür
“De ki: Hak geldi, batıl yok olup gitti.”
İsra Suresi, 81. Âyet:
Ve de ki: "Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti. Bâtıl, yok olmaya zaten mahkûmdu."
— İsra Suresi, 81. Âyet
İnşallah bu çağda Allah nurunu tamamlayacaktır.
Ve buna vesile olacak olanlar, tevhidi töreyle birleştiren bilinçli toplumlar olacaktır.
8. KUR’AN’A DÖNÜŞÜN SIRRI
SAHİPKIRAN ÇAĞI
Bazı tarih ve kozmoloji yorumlarına göre Sahipkıran, yaklaşık 200–250 yıllık döngülerle ortaya çıkan ve her döngüde farklı bir “unsur/element” ile ilişkilendirilen bir kavramdır.
Bu yaklaşıma göre uzun vadeli (yaklaşık 1000 yıllık) büyük döngüler, insanlık tarihinde köklü zihniyet ve düzen değişimlerine işaret eder.
Bu yoruma göre son büyük döngünün hava unsuru ile ilişkilendirilmesi; iletişim, bilgi ve görünmez ağlar çağını simgeler. İnternet, dijitalleşme ve küresel etkileşim bu bağlamda değerlendirilir. Bu çerçevede, bilginin “havadan” tüm dünyaya yayılması, Kur’an mesajının küresel ölçekte erişilebilir hâle gelmesi ile sembolik bir ilişki içinde okunmaktadır.
KUR’AN’DA BU HAKİKATE İŞARET EDEN ÂYETLERDEN BİRİ ŞÖYLEDİR:
Saf Suresi, 8. Âyet:
İstiyorlar ki, ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürsünler. Ama Allah, küfre batanlar hoş görmeseler de nurunu tamamlayacaktır.
— Saf Suresi, 8. Âyet
BİR DİĞER ÂYETTE İSE İLAHÎ DÜZENİN TARİH BOYUNCA NASIL İŞLEDİĞİ BİLDİRİLİR:
Âl-i İmrân Suresi, 54. Âyet:
“Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Ve Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
— Âl-i İmrân Suresi, 54. Âyet
VE YİNE KUR’AN AÇIKÇA ŞUNU ORTAYA KOYAR:
En‘âm Suresi, 45. Âyet:
Böylece, zulme saplanan topluluğun kökü kesilmişti; hamt olsun âlemlerin Rabbi'ne!
— En‘âm Suresi, 45. Âyet
“Zulmedenler yok olmaya mahkûmdur.”
(En‘âm 45 – anlam itibarıyla)
TARİH BUNUN SAYISIZ ÖRNEĞİYLE DOLUDUR: Nemrut da yok olmuştur, Firavun da. Zulüm kalıcı değildir; zalimler geçicidir.
Bu perspektiften bakıldığında, modern çağda kapitalizm ve komünizm gibi ideolojik sistemlerin yaşadığı krizler, yeni bir dünya düzeni arayışının habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bazı yabancı analistler de küresel güç dengesinin Doğu’ya kaydığını dile getirmektedir. Ancak bu tür yorumlarda yalnızca belirli devletleri değil, daha derin ve uzun vadeli medeniyet döngülerini hesaba katmak gerekir.
Türk düşünce geleneğinde ise Oğuz Kağan’dan Alp Er Tunga’ya, oradan Selçuklu ve Osmanlı’ya, nihayet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzanan çizgide; akıl, töre ve birlik vurgusu sürekli diri tutulmuştur. Atatürk’ün şu sözü bu zihniyetin özünü yansıtır:
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir."
Bu ifade, dogmaya değil akla ve hakikate dayalı bir yürüyüşü işaret eder.
KUR’AN’DA İSE BU İLAHÎ SÜREKLİLİK ŞÖYLE İFADE EDİLİR:
Nahl Suresi, 36. Âyet:
“Biz her ümmete mutlaka bir elçi gönderdik.”
TAMAMI:
Yemin olsun, biz her ümmette şöyle tebliğ yapan bir resul görevlendirdik: "Allah'a kulluk/ibadet edin, tâğutttan kaçının. Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi, yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.
— Nahl Suresi, 36. Âyet
Yani hakikat, hiçbir topluma kapatılmamıştır. Herkesin bilerek ve isteyerek tercihte bulunabilmesi için imkân sağlanmıştır.
9. OĞUZ'DAN ATATÜRK'E UZANAN YOL:
Oğuz Kağan’dan Alp Er Tunga’ya, oradan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzanan tarihî çizgide, bu büyük şahsiyetlerin ortak ülküsü Türk birliği ülküsü olmuştur. Bu ülkü, zamanın şartlarına göre farklı biçimlerde ifade edilmiş; kimi zaman töreyle, kimi zaman devletle, kimi zaman da akıl ve ilimle diri tutulmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk dünyasına dair bu tarihsel bilinci açıkça dile getirmiştir. Onun konuya bakışını en net yansıtan konuşmalarından biri şudur:
“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir.
Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprülerini sağlam tutarak.
Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür.”
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Bu sözler, Atatürk’ün hayalci değil; tarih bilinci, akıl ve strateji temelli bir Türk birliği anlayışına sahip olduğunu açıkça göstermektedir.
Nitekim Atatürk’ün,
“Ben gözlerimi kapadığımda, ardımda Türk birliğine olan inancımı bırakıyorum”
anlamına gelen ifadeleri de, onun bu ülküye duyduğu sarsılmaz güvenin bir yansıması olarak aktarılagelmiştir.
Sonuç olarak, Türk birliği fikri; ne romantik bir düş ne de geçici bir siyasî projedir. Bu fikir, tarihsel hafızaya, kültüre, dile ve ortak bilinç zeminine dayanan uzun soluklu bir ülküdür. Her çağda şartlara göre yeniden yorumlanmış, fakat özünü kaybetmemiştir.
Bu çerçevede yapılan yorumlara göre, insanlık bir eşik dönemden geçmektedir. Vakit ve sonucu yalnızca Allah’ın bilgisi dâhilindedir. Ancak tarih boyunca olduğu gibi, tevhidin doğduğu topraklardan yeniden bir bilinç dalgasının yayılması fikri, hem Kur’anî hem tarihî bir okumaya dayandırılmaktadır.
SON SÖZ:
Bu bir kehanet değil, tarih–inanç–medeniyet eksenli bir okuma ve yorumdur. Hüküm Allah’ındır; insan ise ancak olup biteni anlamaya çalışır.
SON NOKTA:
Artık kurtarıcı beklemeyin. Kimi Mehdi’yi, kimi Hazreti İsa’yı, kimi yeni bir nebi ya da resulü bekler; kimileri de kendini resul ilan eder. İmam bekleyenler, mesih bekleyenler… Bu beklentilerin sonu gelmez. Oysa beklenen kimse gelmez; gelenler yalnızca uyarıcılardır.
Bize düşen; uyarıları ciddiye almak, son nebi ve resul olan Hazreti Muhammed’in bize emanet ettiği tek mucizeye, Kur’an-ı Kerim’e sahip çıkmaktır. Onu dosdoğru okumak, doğru anlamak, hayatımıza geçirmek; örnek olarak dünyayı güzelleştirmek ve güzellikte yarışmaktır. Yani gerçek anlamda Kur’an mümini olmaktır.
Nitekim Allah, Mü’minûn Suresi 1. ayette şöyle bildirir:
“Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.”
— Muminun Suresi, 1. Âyet
O hâlde Kur’an’a uyduğumuz ve gerçek anlamda mümin olabildiğimiz anda, kurtuluş da gerçekleşmiş olur. Bu da demektir ki kurtarıcı beklemek yerine, her birimiz sorumluluk almalı; iyiliğin, adaletin ve hakkın tarafında durarak kurtarıcı olmalıyız.
Bir adım öne çıkmalıyız.
Bunu “ben” diyerek değil, “biz” diyerek yapmalıyız.
Mucize gelmiştir.
Görmek isteyen gözler için Kur’an’dır.
Duymak isteyen kulaklar için Kur’an’dadır.
Arınmak isteyen kalpler için bizzat Allah’ın sözüdür.
Hâlâ neyi bekliyorsunuz?
Kılavuzu Kur’an olanın yolu zafere çıkar.
A’râf Suresi, 179. Ayet:
Yemin olsun ki, biz, cehennem için, cinlerden ve insanlardan, birçok kişiye vücut verdik/birçoğunu döllendirip yaydık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.
— A’râf Suresi, 179. Ayet
Akletmek isteyen kalplere selâm olsun.
Zira Allah Kur’an’da şöyle buyurur:
Kaf Suresi, 37. Âyet:
“Şüphesiz bunda, kalbi olan yahut kulak verip şahitlik eden kimse için bir öğüt vardır.” — Kaf Suresi, 37. Âyet
Selâm; aklını işletenlere, kalbini diri tutanlara, hakikati körü körüne değil bilinçle arayanlaradır.
NOT:
Tüm bunlar, Kur’an’dan ve tarihten elde ettiğim verileri ayrı ayrı değerlendirmem sonucunda ulaştığım ortak sonucun bir ürünüdür.
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE
Kaynakça
1. ASLÎ KAYNAK
Kur’an-ı Kerim
(Ayetler doğrudan Kur’an metnine dayalı olarak ele alınmıştır. Mealler arasında anlam karşılaştırması yapılmıştır.)
2. KLASİK TEFSİR VE GELENEKSEL KAYNAKLAR
(Geleneksel “Nebi–Resûl ayrımı” ve “kitapsız nebi” anlayışının tarihsel arka planını göstermek amacıyla)
Taberî, Câmiʿu’l-Beyân ʿan Teʾvîli Âyi’l-Kurʾân, Dârü’l-Fikr.
Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Dâr İhyâʾi’t-Türâsi’l-Arabî.
Kurtubî, el-Câmiʿ li-Ahkâmi’l-Kurʾân, Dârü’l-Kütübi’l-Mısriyye.
İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kurʾâni’l-Azîm, Dârü’t-Tayyibe.
Mâturîdî, Teʾvîlâtü’l-Kurʾân, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye.
Eşʿarî, el-İbâne ʿan Usûli’d-Diyâne.
3. HADİS VE RİVAYET KAYNAKLARI
(Peygamber ve resul sayıları, kitap–şeriat ayrımı gibi kabullerin dayandığı rivayetler)
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned.
İbn Hibban, es-Sahîh.
Süyûtî, el-Hâvî li’l-Fetâvî.
İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî.
Not: Bu çalışmada hadisler dinî bağlayıcı kaynak olarak değil, tarihsel düşünce üretim sürecinin verileri olarak ele alınmıştır.
4. KUR’AN MERKEZLİ MODERN ÇALIŞMALAR
(Metnin ana omurgasını besleyen yaklaşım)
Bayındır, Abdulaziz,
Kur’an Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, Süleymaniye Vakfı Yayınları.
Bayındır, Abdulaziz,
Allah’ın Kitabı ve Sünnet, Süleymaniye Vakfı Yayınları.
Öztürk, Yaşar Nuri,
Kur’an’daki İslam, Yeni Boyut Yayınları.
Öztürk, Yaşar Nuri,
Kur’an’ın Temel Kavramları, Yeni Boyut Yayınları.
Okuyan, Mehmet,
Kur’an’a Göre Peygamberlik, Düşün Yayıncılık.
Okuyan, Mehmet,
Kur’an Meal-Tefsir, Düşün Yayıncılık.
Esinler, İbrahim,
Nebî–Resûl ayrımı ve risaletin sürekliliğine dair makale ve seminer çalışmaları.
Aktaş, Erhan,
Kur’an merkezli kavram çözümlemeleri ve Nebi–Resûl ayrımı üzerine değerlendirmeler.
5. KAVRAM, DİL VE METODOLOJİ KAYNAKLARI
İzutsu, Toshihiko,
Kur’an’da Dini ve Ahlaki Kavramlar, Pınar Yayınları.
İzutsu, Toshihiko,
Kur’an’da Tanrı ve İnsan, Pınar Yayınları.
Fazlur Rahman,
İslam, Ankara Okulu Yayınları.
Fazlur Rahman,
Ana Konularıyla Kur’an, Ankara Okulu Yayınları.
6. TARİHSEL VE KAVRAMSAL ARKA PLAN
Watt, W. Montgomery,
Muhammed: Peygamber ve Devlet Adamı, İletişim Yayınları.
Goldziher, Ignaz,
İslam’da Hadis, Ankara Okulu Yayınları.
(Bu eserler, rivayet kültürünün oluşumunu tarihsel bağlamda anlamak amacıyla kullanılmıştır.)
METODOLOJİK NOT (ÖNEMLİ)
Bu çalışmada:
Kur’an, tek bağlayıcı dinî kaynak olarak kabul edilmiştir.
Hadisler, mezhepler ve tarihsel anlatılar eleştirel veri olarak değerlendirilmiştir.
“Nebi”, “Resûl” ve “Kitap” kavramları Kur’an’ın kendi iç bağlamı içinde okunmuştur.
Hiçbir kavram, Kur’an dışı ön kabullerle tanımlanmamıştır.
EZ CÜMLE
Bu kaynakça,
mezhep üretmek için değil,
tevhidi berraklaştırmak,
vahyi merkeze almak
ve Kur’an’ın kavram disiplinini görünür kılmak amacıyla hazırlanmıştır.
____________________________________
İZLETİ: (YouTube)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ 12 (1)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ 12 (2)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ | VİDEO 435
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ | VİDEO 435
İZLETİ: (Facebook)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ 12 (1)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ 12 (2)
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ | VİDEO 435
367. NEBİ, RESÛL VE “KİTAP” KAVRAMININ KUR’AN MERKEZLİ TAHLİLİ | VİDEO 435
Bölüm etkileşimi
